
İran’ın önemli güvenlik bürokratlarından Muhammed Bagher Zolghadr’ın, savaşın giderek yoğunlaştığı bir dönemde Yargı Erki Başkan Yardımcılığı görevine atanmasının stratejik bir adım olduğunu ifade eden Yel, bu görevin güvenlik ve stratejik dosyalar üzerinde söz sahibi olabilecek kritik bir pozisyon olduğuna dikkat çekti.
İran tarihi üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Tufan Gündüz’ün değerlendirmelerine de atıfta bulunan Yel, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ülkenin dini lideri Ali Hamaney’den sonra güvenlik stratejisinin de Türk kökenli bir isme emanet edildiğini söyledi. Yel’e göre Muhammed Bakır Zülkadir’in kökeni, Oğuz Türklerinin Bozok koluna bağlı Bayat boyuna mensup olan Dulkadiroğulları’na dayanıyor.
Selma Yel, Dulkadiroğulları’nın tarih boyunca Anadolu, Suriye ve İran hattında etkili olmuş Türkmen beyliklerinden biri olduğunu hatırlatarak, İran’daki bazı kritik görevlerin Türk kökenli isimlere verilmesinin tarihsel bir sürekliliğin sonucu olduğunu vurguladı.
İran’ın sanıldığı gibi yalnızca bir “Fars devleti” olmadığını belirten Yel, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün Türklerden oluştuğunu ifade etti. İran coğrafyasında Büyük Selçuklular, Safevîler, Afşarlar ve Kaçarlar gibi Türk hanedanlarının uzun yıllar boyunca devlet kurarak yönetimde bulunduğunu hatırlatan Yel, bu tarihsel arka planın günümüzdeki yönetim kadrolarında da etkisini gösterdiğini söyledi.
Yel açıklamasında, “Bu durum bir tesadüften ziyade tarih, demografi ve devlet aklının kesiştiği bir sürekliliktir. İran’ı anlamak için sadece bugüne değil, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan derin tarihî damarı görmek gerekir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Yel, bu tarihsel gerçekliğin Türkiye’de eğitim müfredatında yeterince yer bulmadığını da dile getirerek, İran ve Türk dünyası tarihinin daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini kaydetti.