Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet

Haberia - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj! Haber

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj!

Prof. Dr. Yel, Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türklerine tanınan dinî liderlerini seçme hakkının Yunanistan tarafından yok sayıldığını belirtti. “Batı Trakya’da 41 yıllık açık ihlal” 1991 yılında çıkarılan yasa ile müftülerin devlet kontrolünde atanmaya başlandığını hatırlatan Yel, seçilmiş müftülerin tanınmamasının 41 yıldır süren açık bir hukuk ihlali olduğunu vurguladı. Nisan 2026’da yeniden gündeme gelen gelişmelerin, Yunanistan’ın bu politikayı sürdürdüğünü gösterdiğini ifade eden Yel, Avrupa Birliği’nin ise bu konuda sessiz kaldığını belirterek çifte standart eleştirisinde bulundu. “Ekümenik sıfatı tartışması dikkat çekiyor” Türkiye’nin Lozan çerçevesinde Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığını tanımaya devam ettiğini belirten Yel, patrik tarafından kullanılan “ekümenik” sıfatına uzun süredir seyirci kalınmasının da bir çelişki oluşturduğunu ifade etti. YUNANİSTAN BATI TRAKYA’DA LOZAN’I 41 YILDIR İHLAL EDEREK TÜRKLERİN HAKKINI GASP EDERKEN TÜRKİYE’DE EKÜMENİK SIFATININ KULLANIMINA SEYİRCİ KALINIYOR Batı Trakya Türklerinin Lozan’la güvence altına alınan kendi dinî liderini seçme hakkı, Yunanistan tarafından uzun süredir yok… — Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026 Kerkük’te 100 yıl sonra tarihi gelişme Yel, Kerkük’te Türkmen siyasetçi Muhammed Seman Ağa’nın 16 Nisan 2026’da vali seçilmesini ise “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Kerkük’ün yaklaşık 900 yıl Türk hâkimiyetinde kaldığını hatırlatan Yel, Mondros Mütarekesi ve ardından imzalanan Ankara Antlaşması ile bölgenin Türkiye dışında bırakıldığını dile getirdi. Bu gelişmenin yalnızca idari bir değişiklik olmadığını vurgulayan Yel, “100 yıl sonra tarihsel hafızanın, kimliğin ve adaletin yeniden tecellisi anlamına gelmektedir” dedi. “Türkmenlerin yanındayız, mücadele sürecek” Anahtar Parti olarak Kerkük’teki gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirten Yel, Türkmenlere destek mesajı vererek, Türk dünyasının her köşesinde adalet, eşitlik ve kardeşlik için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. “Küresel dengelere dikkat” Açıklamasında bölgesel güçlere de değinen Yel, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’nin bölgedeki hedeflerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek sürecin sağduyulu şekilde takip edilmesi çağrısında bulundu. Yel’in açıklamaları, Batı Trakya’dan Kerkük’e uzanan geniş bir coğrafyada Türklerin hakları ve Türkiye’nin uluslararası duruşuna ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Kerkük’te Tarihi Dönüm NoktasıKerkük, yaklaşık 900 yıl boyunca Türk hâkimiyetinde bulunmuştur. Mondros Mütarekesi ile haksız bir şekilde İngiliz işgaline uğramış ve müteakiben Misak-ı Millî sınırları içinde yer almasına rağmen 1926’da Ankara Antlaşması ile İngiliz mandası…— Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026

Yavuz  Ağıralioğlu: 'Kamuda Lale, Yönetimde Sülale' dönemi bitecek Haber

Yavuz Ağıralioğlu: 'Kamuda Lale, Yönetimde Sülale' dönemi bitecek

Kamu yönetimindeki aksaklıklara dikkat çeken Ağıralioğlu, “Memlekette her iş için adam bulmak zorunda kalınıyor. Biz, kimlik kartını gösteren her vatandaşın işini çözebilen bir devlet kuracağız” dedi. “Kamuda lale dönemi, yönetimde sülale dönemi” sözleriyle mevcut sistemi eleştiren Ağıralioğlu, bu anlayışı kanun ve kurallarla sona erdireceklerini vurguladı. “Siyaset Nezaketini Kaybetti” Siyasi dilin bozulduğunu ifade eden Ağıralioğlu, Anahtar Parti’nin rekabetten çok mücadele için kurulduğunu belirtti. “Doğruluk, nezaket ve alicenaplıkla siyaset yapacağız” diyerek mevcut siyasi üsluba karşı duruşlarını ortaya koydu. Sistem Değişikliği ve Kurumsal Reform Vaatleri Ağıralioğlu, partili cumhurbaşkanlığı sistemini değiştireceklerini, bakanları hesap verebilir hale getireceklerini ve Meclis’in bütçe hakkını güçlendireceklerini söyledi. Ayrıca Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kuracaklarını, adaleti siyasetin gölgesinden çıkaracaklarını ve mülakat sistemindeki adaletsizliği kaldıracaklarını ifade etti. Eğitim, Sosyal Politikalar ve Güvenlik Eğitim alanında somut adımlar vadeden Ağıralioğlu, okullarda ücretsiz yemek, uygun fiyatlı kreşler ve daha kaliteli eğitim sözü verdi. Uyuşturucuyla mücadelede kararlı olacaklarını belirten Ağıralioğlu, engelliler için destek programları ve rehabilitasyon merkezleri kurulacağını da açıkladı. Ekonomi ve Sanayi Mesajları Sanayiyi destekleyeceklerini, vergide adalet sağlayacaklarını ve enflasyonla mücadelede ciddi bir program uygulayacaklarını dile getiren Ağıralioğlu, çiftçiyi ticaretin merkezine yerleştireceklerini söyledi. “Kararsız Seçmen Bizim Kararımızdır” Kararsız seçmenin artışına dikkat çeken Ağıralioğlu, bunun mevcut iktidarın yönetim zafiyetinden kaynaklandığını savundu. “Kararsız seçmen Anahtar Parti’nin kararıdır” ifadelerini kullandı. “Sandıkta Hesaplaşacağız” 24 yıllık iktidarın sorunları çözemediğini öne süren Ağıralioğlu, emeklilerden gençlere kadar geniş kesimlerle sandıkta hesaplaşacaklarını söyledi. Terörsüz bir Türkiye hedefi vurgulanırken, Kürt-Türkmen kardeşliği mesajı verildi. “Bu Parti Herkesin Partisi” Ağıralioğlu, etnik ya da mezhepsel ayrım gözetmeksizin herkesin devletin en üst makamlarına gelebileceğini belirterek, “Bu ülkenin evladı olan herkes cumhurbaşkanı olabilir” dedi. Tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak, hakları yenilen herkesi partilerine davet etti. Konuşmasının sonunda uluslararası gelişmelere de değinen Ağıralioğlu, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarına karşı birlik mesajı verdi.

Bozbey cezaevinden mektup yazdı! Mahmut Tanal Bursa'da Haber

Bozbey cezaevinden mektup yazdı! Mahmut Tanal Bursa'da

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Büyükşehir Belediyesi'nin önünde düzenlenen protestolar bu akşam da devam etti. Yarın gerçekleştirilecek Başkan Vekili seçimi öncesinde yurttaşlar iradelerine sahip çıkmak için bir araya geldi. Eylemde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: ‘‘ 31 Mart’ta bu kent bir karar verdi. Bu kent, yıllar sonra değişim dedi… Bu kent, hizmet dedi… Bu kent, adalet dedi… Ve bu kent, Mustafa Bozbey dedi! Bursalılar iradesini ortaya koydu yaklaşık 200 bin oy farkıyla, neredeyse %10’luk bir oy oranı farkıyla Sayın Mustafa Bozbey’i kentin Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, sıradan bir seçim sonucu değildir! Bu, Bursa’nın çok net, çok güçlü bir irade beyanıdır! Bu, her iki Bursalıdan birinin “Benim başkanım Mustafa Bozbey’dir” demesidir! Peki şimdi soruyorum size…Başkanımız yaptığı hizmetler için mi cezalandırılıyor? Bozbey’in suçu ; Çocuklarımız için kreşler açmak mı, Bozbey’in suçu, yarattığınız yoksulluğa kent lokantaları ile merhem olmak mı? Bozbey’in suçu zehir saçan asbestli boruları değiştirip, halkın sağlığını düşünmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu yaptığı indirimlerle Türkiye’nin en ucuz öğrenci taşımacılığını gerçekleştirmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu ağır enflasyon altında yaşam mücadelesi veren gençlerimiz için açtığı Burfaş kafelerle nefes olmak mı? Yoksa Bozbey’in suçu tamamlayamadığınız Çınarcık barajını devreye sokup Bursa’nın su sorununu kökten çözmek mi? Yoksa ; Bozbey’in suçu çiftçiye emekliye destek olacak sayısız projeyi hayata geçirmek mi? Biz biliyoruz ki; buradaki mesele bir kişi meselesi değildir. Buradaki mesele, halkın iradesinin yok sayılmasıdır! 200 bin oy farkını yok saymak demektir bu! Yüz binlerce Bursalının iradesini yok saymak demektir! Bu kentin geleceğine vurulmak istenen bir darbedir! Ama buradan açıkça söylüyoruz: Bursa susmaz! Bursa boyun eğmez! Bursa iradesine sahip çıkar! Bu meydanda toplanan herkes, şunu haykırıyor: “Biz seçtik, biz karar verdik, irademizi kimseye teslim etmeyiz!” Değerli hemşerilerim, Mustafa Bozbey bu kentin sadece belediye başkanı değildir. O, bu kentin değişim umududur. O, bu kentin adalet arayışıdır. O, bu kentin geleceğe olan inancıdır! Ve biz bu umudu, bu inancı kimseye teslim etmeyeceğiz! Bugün burada verdiğimiz mesaj çok nettir:Sandık varsa demokrasi vardır! Sandık varsa irade vardır! Sandık varsa sonuçlara saygı vardır! Eğer sandığı tanımıyorsanız, demokrasiden söz edemezsiniz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bursa’nın iradesine dokunmayın! 200 bin oy farkını yok sayamazsınız! Halkın seçtiğini halktan alamazsınız! Ve biz… Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz! Çünkü biz inanıyoruz ki; En büyük güç, halkın kendisidir! En büyük meşruiyet, sandıktan çıkan iradedir! Ve o irade burada! Bu meydandadır’’ BOZBEY’DEN BURSALILARA MEKTUP Yeşiltaş konuşmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in mektubunu okudu: Bozbey’in mektubu şu şekilde: Değerli Bursalılar, Değerli Örgütüm, Yol Arkadaşlarım, Güzel Hemşehrilerim; Bugün fiziken yanınızda olamasam da kalbimle, ruhumla ve tüm inancımla sizlerin arasındayım! Bursa halkı 31 Mart 2024’te tertemiz iradesini sandığa yansıttı; her iki kişiden biri oyunu bize vererek, en yakın rakibimize 170 bin oy fark atarak bizi göreve getirdi. Bursa, değişim istediğini 2 yıl önce güçlü bir şekilde ilan etti. Değişimi hazmedemeyenler, kendi küçük hesaplarının peşinde, Bursa’ya ve Bursa halkının iradesine haksızlık yaptı. Osmanlı’nın ilk başkenti, Cumhuriyetimizin en önemli atılım şehri, Bursamız, fethin 700’üncü yılında, tarihine ve kültürüne aykırı bir muameleye maruz bırakıldı. İnanıyorum ki, Bursa halkı bu yapılanı asla unutmayacak. Yarın belediye meclisindeki çoğunluğa dayanarak, sizlerin iradesine ipotek koymaya kalkacaklarını biliyorsunuz. Oysa; adaletin ve demokrasinin gereği; başkan vekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir meclis üyemizin görevlendirilmesidir. Sandıktan çıkan sese kulak tıkamak, sadece bana değil, Bursa’nın tamamına yapılmış bir haksızlıktır. Ancak şunu unutmasınlar: Bizim gücümüz koltuklardan değil, halkın helal oylarından geliyor. Bizim hesap veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Bursalı’nın yüzünü öne eğdirecek tek bir işin içinde olmadık. Buradan, dört duvar arasından sesleniyorum: Sakın kimse umutsuzluğa kapılmasın, sakın kimse başını yere eğmesin. Bizler, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine bağlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Onun çizdiği o aydınlık yoldan asla dönmeyeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, ülkemizi hak ettiği yere taşıyacak, adaleti ve demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Bu haksızlığa karşı dimdik duran sivil toplum kuruluşlarımıza, meslek odalarımıza, siyasi partilere ve bana en büyük gücü veren siz değerli hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yine buluşacağız, yine kucaklaşacağız. Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız. Sözümüz söz: Bursa hakkını alacak! Bursa kazanacak! Bursasporumuz şampiyon olacak! Hepinizi saygı, sevgi ve özlemle selamlıyorum. Mustafa Bozbey Seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bursa H Tipi Cezaevi’’ MAHMUT TANAL: BOZBEY'İN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR? CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eyleme katılarak destek verdi. Tanal'ın konuşmasından önce çıkanlar şu şekilde: ‘’Bu ülkede bir suçlu varsa o da anayasayı uygulamayanlardır, suçludur. Eğer bu ülkede bir suçlu varsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını uygulamayanlardır. Aslında bu olay bir suç meselesi değil. Bu mesele bir Mustafa Bozbey meselesi değil, bu bir demokrasi meselesidir. Mesele Bozbey olsaydı, Bozbey belediye başkanı seçilmediği zaman bu soruşturmalar neredeydi? Sebep bu: CHP Türkiye'nin 1. partisi. CHP'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu'nun 32 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hepimiz diplomamızı çıkarıyoruz, paylaşıyoruz. Sayın Erdoğan, cesaretin varsa diplomanı paylaş bu milletle. Machiavelli diyor ki amaca ulaşmak için her yol mübahtır. Bozbey bugün bu hizmetleri vermemiş olsaydı içeri atılır mıydı? Amaç bu. AKP eriyor, AKP güç kaybediyor. Bunu durdurmanın yolu nedir? Bozbey'in cezaevinde ne işi var? Buradan tüm belediye meclis üyelerine sesleniyorum: Zerre kadar vicdan varsa, 170 bin oy fark atan CHP adayına destek olması gerekiyor. Bu bir onur meselesidir. Burada sadece çökme yok; şu anda İzmir Belediyesi'nde de var, yerel yönetimlerde de var. Belediye meclis üyeleri için bu bir sınav, bu bir fırsat. Yarın bu 170 bin oyun üzerine yatıp eğer AKP'nin adayı başkan seçilirse bu bir hırsızlıktır, bu bir yağmadır, bu bir suçtur. Değerli kardeşlerim, sayı çoğunluğu sizi meşru kılmaz; sizi meşru kılan haktır, adalettir. Bunun hukukta yeri yoktur. Batsın sizin adalet anlayışınız. Sizden isteğimiz şu: Moralinizi bozmayın. Bu rejimin adı faşizmdir. 12 Eylül faşizmi bile diploma iptal etmedi. Kimse bunu adaletle anlatamaz. Moralinizi bozmayın. Şair diyor ki çiçekleri koparabilirler ama baharın gelişini engelleyemezler. Bunların ne baskıları ne cezaevleri bu iktidar yürüyüşümüzü durdurmayacak. Hiçbirinin yanına bırakmayacağız. Bu bir darbedir, darbe. Adalet yürekte, kalpten olur; parmak sayınızla olmaz. 5 bin değil, 10 bin değil, 170 bin kardeşlerim. Halk oyunu verdi. Bu saatten sonra yapılacak her türlü hile oyunuyla... Burada anayasa var, anayasa burada. Ya Bozbey ve arkadaşlarına destek verecekler ya da her türlü ahlaksızlığı yapanları destekleyecekler. Bu yarışma ahlaklı olanlarla ahlaksız olanların yarışıdır. Biz neyi istiyoruz? Biz CHP'liler ne istiyoruz? İktidarın anayasaya uygun hareket etmesini istiyoruz. Suçta ve cezada eşitlik istiyoruz. Biz şantaj istemiyoruz. Bu şantajların karşısında boyun eğmeyen insan Mustafa Bozbey. "Gel AKP'ye geç" dediler, yapmadı. Bu teklifleri yapan bir iktidar meşru olamaz. Oyla alamadıklarını alavere dalavere ile alıyorlar. Sandık gelecek, AKP gidecek. Her şey güllük gülistanlık olacak dediler, ne oldu? Yok, biz petrol bulduk, biz doğalgaz bulduk... Hepsi yalan, hayatları yalan Biz önce Allah'a, sonra devletin adaletine inanırdık. Devletin adaletini kim sağlardı? Yargı sağlardı. Partili birisinden Adalet Bakanı olmaz. Sandık gelecek, bu zulüm bitecek. Bugün yapılan tüm adaletsizliklerin hesabını soracağız.’’

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi! Haber

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi!

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savcı, Nevzat Bahtiyar için 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu.Nevzat Bahtiyar, 8 yaşındaki Narin Güran'ın cansız bedenini dere yatağına taşıyıp gizlediğini savunuyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozmasının ardından tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar yeniden yargılanıyor. DURUŞMA SALONUNA GETİRİLDİ Nevzat Bahtiyar'ın, Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanmasına başlandı. Adana Suluca 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Bahtiyar, duruşma salonuna getirildi. Duruşmaya Bahtiyar'ın avukatları Adnan Ataş ve Ali Eryılmaz, Güran ailesi ve avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları katıldı. "SALİM'İN DEDİĞİNİ YAPSAYDIM, CESET AÇIĞA ÇIKMAZDI" Duruşmada yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar'ın ifadesi alındı. Mahkeme başkanının, 'Bozma kararına itirazın var mı?' sorusuna Nevzat Bahtiyar, 'Yok' diye cevap verdi. İfadesinde olay gününün anlatan Nevzat Bahtiyar, "Ben o gün işteyim. Sabah 06.30'da Çarıklı'daki evime gittim. Ondan sonra eve geldim. Saat kaç olduğunu hatırlamıyorum ama öğlendi. Geldim eve, eşim 'Suyumuz gelmiyor' dedi. Saat 15.00 civarıydı. Ondan sonra Salim Güran'ı aradım, 'Tamam, su için yetkilileri arayacağım' dedi. Ondan sonra Salim 50-70 metre uzaklıkta beni çağırdı. Ben yukarıya Arif'in evine doğru çıktım. Tepeye çıktım. Ondan sona gittim, cesedi yerde gördüm. Arif'in evine girdiğimde, girişte sol tarafta Narin'in cesedini gördüm. Salim bana, 'Cesedi götüreceksin' dedi. Ben reddettim. Ondan sonra silahı çekti benle oğlumu tehdit etti. 'İlk önce oğlunu öldürürüm sonra seni' dediği için mecbur kaldım, cesedi götürdüm. Battaniyenin içine cesedi ikimiz koyduk. Kapıya kadar, balkona kadar benimle birlikte cesedi battaniyeyle sardı. Sonra ben tek cesedi ahıra götürdüm. Orada torbaya koydum. Arabaya koyduktan sonra Yüksel'in (Narin'in annesi) evinin önünde ağladığını gördüm. Ben arabayla binmeden Salim benden battaniyeyi aldıktan sonra, 'Bu cesedi götür parça parça et, kimse görmesin' dedi. Ben cesedi açığa çıkardım. Eğer Salim'in dediğini yapsaydım bu ceset ortaya çıkmazdı. Ben iyilik yaptım. Eve gittiğimde kimseyi görmedim. Sadece Salim'i evde gördüm. Ama cesedi aldıktan sonra Yüksel'in evimizin yukarısında ağladığını gördüm" dedi. GÜRAN AİLESİ MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILDI 'Hangi ifadeniz doğru' sorusu üzerine Bahtiyar, "Ben ilk ifademde, ailem güvence altına alınmadığı için öyle dedim. Ama şimdi ailem güvence altında. Şu anda verdiğim ifade doğrudur. Salim Güran bana pusu kurdu. Beni yukarı çektiler. Ben mecbur kaldığım için cesedi götürdüm, pişmanım. Ben cesedi almaya gittiğimde kız ölmüştü. Ben Salim'in dediğini yapsam parça parça ederdim" diye konuştu. Bu ifadelerinin ardından Arif Güran ve ailesi, Nevzat Bahtiyar'a tepki gösterdi. Gerilimin artması üzerine mahkeme başkanı, aile bireylerinin salondan çıkarılmasını istedi. Salondan çıkarılan aile bireyleri, Bahtiyar'a yönelik "Pedofili katil" diye bağırdı. "TEHDİT ETTİĞİ İÇİN CESEDİ ALDIM" Ardından Nevzat Bahtiyar ifadesine devam edildi. Bahtiyar, savcının Salim Güran'ın kendisini çağırdığı zaman tam olarak nerede olduğu sorusuna, "Bizim evin tam üzerinde Salim beni çağırdı. 'Nevzat, gel yukarıya senle işim var dedi'" diye cevapladı. 'Koşarak mı gittin' sorusuna ise, 'Hayır normal yürüdüm. Benim elimde su hortumu vardı. Bıraktım gittim. Salim önümdeydi, 10-15 metre kadar. Oraya gittim. Ben ona yetişmeden Salim, Arif'in evine girdi. Ben de takip ettim. Onun arkasından girdim. Ben ceset olduğunu bilsem içeri girmezdim. Bana dedi ki 'Cesedi götür'. Oğlumu tehdit etti. Ben de onun tehdit etmesi sonucu cesedi aldım" ifadelerini kullandı. "8 KEZ YALAN SÖYLEYEN BİRİNE NASIL İNANILIYOR" Mahkeme salonundan çıkarılan Narin'in ağabeyi Baran Güran, "Bu adama daha da inanılıyor mu? 8 kez ifade değiştiriyor, herkes bu adama inanıyor. Bütün aile bireylerinin tek ifadesi var, bu adam 8'inci ifadesini veriyor. 8 kez yalan söyleyen birine nasıl inanılıyor? Her defasında başka bir şey söylüyor. Böyle bir şey var mı? Aile bireylerini şeytanlaştırdılar" diye tepki gösterdi. ARİF GÜRAN: ADALET İSTİYORUM Nevzat Bahtiyar’ın ifadesinin ardından, Narin Güran’ın babası Arif Güran söz aldı. Baba Güran, “Kusura bakmayın, kızımdan bahsedildiği zaman kendimi kaybediyorum. Bu hareket size saygısızlık olarak anlaşılmasın. Bu cani az konuştu. ‘Salim beni çağırdı’ demiş. Ben iddia ediyorum, benim evimden onun evi görülmüyor, ses de oraya gitmiyor. Dosya boyunca Dara-2 kamerasına bakılması unutuldu. Eğer o kamera Yüksel’in ağladığını gösterseydi, bugün Arif Güran ona teşekkür ederdi. ‘Kızımın katilerini ortaya çıkardın’ diye. Bugün Tavşantepe’de çeşitli açılardan kameralar var. Bu katil çok kez ifade değiştirdi. Bu kişinin ifadesi neticesinde ailem linç edildi. Salim, Yüksel ve Enes daraltılmış baz dışında somut delil olmadığı için onunla yargılandı. Başka delil yok. 7 yaşındaki oğlum, 7 saat ifade verdi ancak onun oğlu ifade vermedi. Ben bu kararı kabul etmiyorum. Adalet istiyorum” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları da Nevzat Bahtiyar’ın ‘İştirak halinde öldürme’ şeklinde cezalandırılmasını istedi. "POLİS EŞLİĞİNDE KEŞİF İSTİYORUM" Nevzat Bahtiyar’ın birçok kez ifade değiştirdiğini belirten Arif Güran, “Jandarmayla değil, polisle bir keşif istiyorum. 1700 personel vardı. Salim Güran onlardan daha mı büyük? Madem Salim seni tehdit etti, gitseydin devlete. O kadar jandarma vardı, devlete gideydin. Eğer gitmiş olsa, ben burada bu adamdan hak talep etmezdim. Ancak bu adam 19 gün boyunca benimle namaz kıldı, aramalara katıldı. Bu adam polisle bir keşfe çıksın. Bu adamın ve Salim’in telefonu kollukta fabrika ayarlarına döndü. Deliller silindi. Nahit Eren burada şov yaptı. Nahit Eren burada Yüksel’in namusunu sorgulamazdı. Ben keşif istiyorum. Benim ailem yok oldu. Benim çekirdek ailem yok oldu. Benim kızımın hakkı yerde kalmasın, ben ailece yok olmaya razıyım. Niye bunun aile bireylerinden kimsenin ifadesi alınmıyor? Onun dediği dakikada Narin tepeye tırmanıyor. Benim kızımın geçtiği yerle Nevzat’ın evi arasında 10 metre var. Bu adam hayalet mi? Bu adamın konuşmalarına inanmıyorum, keşif istiyorum. Eğer keşif yapılsa ve dediği çıksa bir daha buraya gelmem ve cezaevindekileri de silerim. Benim kızım eve yetişseydi çantası, terliği, eşyası evde olacaktı. Ama gel gör ki benim kızımın eşyaları çantasında çıktı” diye konuştu. "DİĞER ÇOCUKLARIM OKULU BIRAKTI" Güran, kızının ölümünde parmağı olanların ortaya çıkarılmasını isteyerek, şöyle konuştu: “İstinaf bu dosyayı bozdu ama birileri müdahale etti. Bu yargılama, bu zulüm nereye kadar gidecek? Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel ve Salim yaptıysa onlar da cezasını çeksin. Benim ilk kızım da öldü ancak sosyal medyada ‘Arif kendi kızını öldürdü’ dediler. Burada Nevzat’ın avukatı dar bazı inkar ediyor ancak bu insanlar bundan ceza yedi. Köyde saat kavramı yoktur. Dar bazla ailem ceza aldı. Delil yoktur. Narin’den daha küçük çocuklarım var. Çocuklarım okulu bıraktı. Diğer heyetin hiçbir şey araştırmadan karar vermesiyle çocuklarım okulu bıraktı. Yalanlarla Narin gibi diğer 5 çocuğumun da hayatı karardı. Önce Allah’tan sonra da sizden adalet istiyorum. Havaalanını koruyan tüm kameralar köyümü görüyor. Ben keşif istiyorum. Bu dava ancak bu şekilde kapanır yoksa kapanmaz. Bir baba olarak, ağabey, kardeş olarak, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan neye inanıyorsanız inanın, ben keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet ortaya çıkarsın.” "İSTİSMAR EDİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KANAATİNDEYİM" Arif Güran’ın avukatı Ezgi İpek ise soruşturmanın kötü yürütüldüğü kanaatinde olduğunu belirterek, “Bir buçuk senedir bu dava sürüyor. Dosyada birçok delilin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital deliller başta olmak üzere. Tuncay Beşikçi raporu vardı. PSA meselesi çok kıymetli. Çocuğun yüzde 99 istismar edildikten sonra öldürüldüğü kanaatindeyim. İstismar sonrası cinayet olma ihtimali yüksek. Bununla ilgili Adli Tıp Raporu alınması gerekirdi ama alınmamış. Soruşturma kötü yürütülmüş. Alakasız saatlere bakılmış netice itibari ile geldiğimiz aşama bu. Bu çocuğun bir buçuk senedir kemikleri sızlıyor. Bozma kararına uyulsun. Bu dosyayı aydınlatmak sizin elinizde. Keşif yapılsın” dedi. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ Narin Güran cinayetinde yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın duruşmasında mahkeme başkanı, katılanların keşif ve diğer taleplerini reddederek, duruşmaya 2 saat ara verdi. BAHTİYAR'A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Savcı mütalaasını açıkladı. Yargıtay'ın bozma ilamına uymadıklarını belirten Savcı, bozma ilamında her ne kadar "kasten öldürmeye yardım" suçundan cezalandırılması belirtişmişse de Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep ettiklerini bildirdi. Mütalaada, sanık Bahtiyar'ın, "yaklaşık 19 gün boyunca sessiz kalmasının, delillerin olumlu şekilde toplanması önünde engel olduğu, Bahtiyar'ın, cesedi gömdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi baldızının evine giderek hayatına devam ettiği" belirtildi. Savcının mütalaasında, Nevzat Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" suçundan değil, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılması talep edildi. DURUŞMA 16 NİSAN'A ERTELENDİ Daha sonra duruşma 16 Nisan Perşembe gününe ertelendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. NE OLMUŞTU? Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan Narin Güran'ın cansız bedeni, arama çalışmalarının 19'uncu gününde 8 Eylül'de dere yatağında çuvalda, üzeri taşlarla kapatılıp gizlenmiş halde bulundu. Narin'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ile güvenlik kamerası görüntülerinden Narin'in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere bölgesine götürdüğü belirlenen komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Amca Salim Güran, anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran hakkında, komşuları Nevzat Bahtiyar ile birlikte 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Nevzat Bahtiyar, gözaltına alındıktan sonraki ifadesinde Narin'i öldürmediğini, yalnızca cansız bedenini dereye taşıyıp gizlediğini savundu. 28 Aralık 2024'te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim, Yüksel ve Enes Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4,5 yıl hapis cezası verdi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun buldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istendi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Bahtiyar hakkında verilen cezayı bozmasının ardından dosya, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi, mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirmede bulunarak tensip zaptı hazırladı. Tensip zaptında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre, iddianamede işlediği iddia edilen suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, eyleminin CMK'nin 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle adli kontrol tedbirinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gerekçe gösteren mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık Bahtiyar'ın tutuklu bulunduğu cezaevine yazı yazılarak duruşmada hazır edilmesini kararlaştıran mahkeme, duruşmanın 6 Nisan'da yapılmasına hükmetti.

Bozbey’in gözaltına alınmasına karşı gösteriler yağmur altında sürüyor! Haber

Bozbey’in gözaltına alınmasına karşı gösteriler yağmur altında sürüyor!

Soruşturma kapsamında, aralarında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de bulunduğu 57 şüpheli hakkında uygulanan gözaltı işleminin ardından kentte protestolar sürüyor. Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığının çağrısıyla kentteki protestolar ikinci gününe girdi. Akşam saatlerde çok sayıda yurttaş Başkan Bozbey’e destek için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde toplandı. Eyleme, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı-Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Parti Meclisi Üyeleri Hikmet Erbilgin, Canan Taşer, Ozan Işık, Genel Başkan Danışmanı İlhan Uzgel, Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Ayça Akpek Şenay, YDK Üyeleri Aysemin Gülmez, Yasemin Reçber, Bursa Milletvekilleri Hasan Öztürk, Orhan Sarıbal, Kayıhan Pala, İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Gençlik Kolları MYK Üyesi Hasan Bakmaz, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, çok sayıda partili ve yurttaş katıldı. CHP Bursa İl Başkanı İl Başkanı Nihat Yeşiltaş yaptığı konuşmada, “Onurlu, cesur, yüreği adalet için atan güzel insanlar, bu ülkede sandık mı kazanacak, yoksa baskı mı? Bu ülkede halkın iradesi mi kazanacak, yoksa korku siyaseti mi? Bugün, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Bozbey’in gözaltına alınmasının ikinci günü… İkinci gün… Ama aslında hepimizin bildiği gibi, bu sadece iki günlük bir mesele değil! Bu, uzun zamandır adım adım yürütülen bir operasyonun devamıdır! Bugün karşımızda açık bir anlayış var: “Ya bize katıl, ya karşımıza geçersen bedel ödersin” diyen bir anlayış! Açıkça söylüyorum: “Ya partiye katıl, ya hapse atıl” diyen bu siyasete boyun eğmiyoruz. Bu bir hukuk düzeni değildir! Bu bir demokrasi değildir! Bu, açıkça bir baskı rejimi kurma çabasıdır! Ama buradan, Bursa’dan, bu meydandan açıkça ilan ediyoruz: Bu anlayış boşa çıkacaktır! Bu tehdit siyaseti çökecektir! Bu korku düzeni yıkılacaktır! Çünkü karşılarında boyun eğen bir halk yok! Çünkü karşılarında teslim olan bir Bursa yok! Mustafa Bozbey’i gözaltına alarak neyi amaçlıyorsunuz? Bursa’yı susturabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bu meydanları boşaltabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bakın etrafınıza! Bursa burada! Halk burada! İrade burada! Ve buradan bir kez daha haykırıyoruz: Milletin iradesi gasp edilemez! 10 yıl öncesinin dosyalarını bugün raftan indirerek, hukuku değil, siyaseti konuşturuyorsunuz! Ama şunu unutuyorsunuz: Hukuku araç haline getirenler, bir gün hukukun karşısında hesap verir! Bugün sadece Bursa’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında aynı senaryo oynanıyor! İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na yapılanlar… Belediye başkanlarımıza, bürokratlarımıza açılan soruşturmalar… Hepsi aynı operasyonun ürünü Amaç açık: Seçimle geleni, yargı yoluyla etkisizleştirmek! Ama buradan açıkça söylüyorum: Bu millet buna izin vermez! Çünkü bu millet, iradesine sahip çıkmasını bilir! Çünkü bu millet, kimin hizmet ettiğini de, kimin engellediğini de çok iyi görür! İnanın, bugün yaşananlar demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek! Ama… Ama bu meydan da tarihe geçecek! Bu duruş da tarihe geçecek! Bu direniş de tarihe geçecek! Çünkü tarih, baskı kuranları değil direnenleri yazar! Ve inanıyorum ki; Son sözü direnenler söyleyecek! Son sözü Cumhuriyet Halk Partisi söyleyecek! Son sözü bu onurlu halk söyleyecek! Biz buradayız! Geri adım atmıyoruz! Boyun eğmiyoruz! Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkıyoruz! Ve söz veriyoruz: Bu ülkeye yeniden adaleti getireceğiz! Bu ülkeye yeniden demokrasiyi getireceğiz! Ve hep birlikte; aydınlık bir Bursa, aydınlık bir Türkiye kuracağız!” dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız da yaptığı konuşmada, "Bu sıradan bir gözaltı değil, bu açıkça kurgulanmış bir yargı operasyonudur. Birileri çoktan hüküm vermiş; sosyal medyada, yandaş medyada sanki mahkeme kurulmuş, karar çıkmış gibi başkanımızın peşinden hüküm giydirilmiş, gözaltına alınan gözaltına alınmış. Hemen ardından düzmece belgelerle ortaya atılan planın... Bu hukuk değildir, bu açıkça linç düzeninindir. Bu, yargı sürecinin değil algı sürecini gösteriyor bize, hepimize. Bu adalet değil, siyasi hesaplaşmadır değerli hemşerilerimiz. Önce sosyal medyada bir suç yaratılıyor, ardından yargı bir şeylere inandırılmaya çalışılıyor toplum. Bunlar sadece Bozbey başkanımıza yönelik değil, Bursamızın iradesine yönelik bir saldırıdır. 47 yıl sonra hemşerilerimizin desteğiyle güçlü bir şekilde yönettiğimiz belediyemizi ele geçirme oyunudur. Bu, halkın iradesine vurulmak istenen bir darbedir. Bugün burada sessiz kalanlar yarın daha büyük haksızlıklara mahkum olur. Bugün buna itiraz etmeyenler yarın kendi kapısına dayanacak olan zihniyete engel olamaz. Çünkü bu artık bir kişinin meselesi değil, tüm toplumun meselesidir. Vatandaşından yöneticisine herkesin üzerinde kurulan bir baskı düzenidir. Değerli hemşerilerim, yıllar öncesinin iftiraları olarak bugünlere taşınıyor. Gerçekler değil, senaryolar konuşuluyor. Ancak edemedikleri bir şey var: bizi susturduklarını sandıkça sesimiz daha gür çıkıyor arkadaşlar. Bizi yalnız bıraktıklarını sandıkça daha kenetleniyoruz. Bizi durdurduklarını sandıkça daha çoğalacağız arkadaşlar. Bu meydanlarda belki bugün yalanlarla, iftiralarla, trolleriyle kazandıklarını sanıyorlar ancak Bursamızın vicdanı satın alınamaz. Bu kent her şeyi görür, bu kent her şeyi hatırlar, bu kent yapılan zulmü unutmaz. Ne algı operasyonlarınız ne yargı üzerinde kurduğunuz baskı sizleri kurtaramayacak. Günü geldiğinde gereken cevabı Bursalılar hak ettiğiniz şekilde verecek. Değerli hemşerilerimiz, bizler dimdik ayaktayız. Geri adım atmayacağız. Birlikteyiz, omuz omuzayız. Bu mücadeleyi Bursalı hemşerilerimizle birlikte kazanacağız, kazanacağız, kazanacağız. Çünkü bizim gücümüz Bursalılar, çünkü bizim gücümüz halktır. Bir gider, bir geliriz." İfadelerini kullandı. Siyasi parti ve sendika temsilcilerinin konuşmalarının ardından eylem sona erdi. Bursa’da yurttaşlar yarın saat 19.30’da tekrar iradelerine sahip çıkmak için Bursa Büyükşehir Belediye Binası önünde bir araya gelecek.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez" Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez"

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, ülke gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Toplumun her kesiminin ağır bir ekonomik baskı altında olduğunu vurgulayan Öztürk, emekliden işçiye, esnaftan çiftçiye, sanayiciden gence kadar her kesimin sorunlarına dikkat çekti. "Bir gün sabah olacak" Öztürk, konuşmasına Türkiye'nin içinde bulunduğu tabloyu betimleyerek başladı: "Emeklimizin, işçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, gençlerimizin ve kadınlarımızın yüzü bugün gülmüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Ama biz biliyoruz ki bir gün sabah olacak ve bu tablo değişecek." "Sorun parada değil, adalette" Ekonomik krizin temel nedenine ilişkin önemli bir tespitte bulunan Öztürk, sorunun kaynak yetersizliğinden kaynaklanmadığını belirtti: "Bu ülkede sorun para değil. Sorun; adaletin, liyakatin ve aklın doğru kullanılmamasıdır. Kaynak var ama doğru yönetilmiyor. Üreten var ama hakkını alamıyor." "Millet kazanıyor, devlet alıyor" Vergi politikaları ve ekonomik sistem üzerinden sert eleştiriler yönelten Öztürk, mevcut düzeni özetleyen şu ifadeleri kullandı: "Millet kazanıyor, devlet alıyor. Millet harcıyor, devlet yine alıyor. Peki kazanan kim?" Bu sözlerle sistemin vatandaş üzerindeki yüküne işaret eden Öztürk, gelir dağılımındaki adaletsizliğin görmezden gelinemez boyutlara ulaştığını söyledi. "Ayrımlar bitecek, adalet kazanacak" Toplumsal kutuplaşmaya da değinen Öztürk, "öteki-beriki" ayrımının sona ermesi gerektiğini vurguladı: "BirGünSabahOlacak ve bu ülkede kimse kimliğinden, düşüncesinden, yaşam tarzından dolayı ayrıştırılmayacak. Adalet herkes için eşit işleyecek." "Teşkilat varsa umut vardır" Parti teşkilatlarının önemine dikkat çeken Öztürk, sahada örgütlenmenin değişimin anahtarı olduğunu belirtti: "Teşkilat varsa hareket vardır. Teşkilat varsa umut vardır. Teşkilat varsa Türkiye'nin yarını vardır. Biz bu umudu büyütmeye kararlıyız." Ekonomi için somut taahhütler DEVA Partisi'nin ekonomi vizyonunu da aktaran Öztürk, üretim odaklı ve adil paylaşımı esas alan bir modelle yola çıktıklarını söyledi. Sanayiciye nefes aldıracak politikalar hayata geçirileceğini, ihracatçının yeniden rekabetçi hale getirileceğini, üretim artırılarak ekonomik büyümenin sağlanacağını ve elde edilen refahın adil şekilde paylaşılacağını ifade etti. "Türkiye üretmediği için değil, adil yönetilmediği için kaybediyor" diyen Öztürk, mevcut anlayışın değişmemesi halinde ekonomik sorunların daha da derinleşeceği uyarısında bulundu. "Bu düzen değişecek" Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Tayfun Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bu düzen değişmeden refah gelmez. Biz hazırız. Hem üretmeye hem büyütmeye hem de hakça paylaşmaya hazırız. Türkiye'nin kaybedecek bir günü daha yok." DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı'nın bu çıkışı, önümüzdeki süreçte hem ekonomik politikalar hem de toplumsal adalet tartışmaları açısından siyasi gündemin yoğunlaşacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

AK Parti Bursa bayramlaşmasında yerel ve küresel gündem değerlendirildi Haber

AK Parti Bursa bayramlaşmasında yerel ve küresel gündem değerlendirildi

AK Parti Bursa İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı'nın ilk gününde Merinos AKKM'de parti üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelerek bayramlaştı. Program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bayram mesajıyla başladı. Erdoğan, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğuna dikkat çekilerek, birlik ve beraberlik mesajı verdi. "RAMAZAN RUHUNU GÖNÜLLERE İLMEK İLMEK İŞLEYEREK YAŞADIK" AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, tüm katılımcıların bayramını kutlayarak sözlerine başladı. Gürkan, AK Parti İl Başkanlığı, ilçe başkanlıkları, gençlik kolları ve kadın kollarının Ramazan ayında gerçekleştirdiği çalışmalara değindi. Gürkan, "Ramazan ruhunu teşkilatımızla birlikte gönüllere ilmek ilmek işleyerek yaşadık. Gençlik kollarımız bu Ramazan'da adeta bir seferberlik ruhuyla çalıştı. "İftara beş kala" ve "sahura beş kala" programlarıyla genç kardeşlerimiz, toplamda elli binden fazla kumanya dağıttı. Gerçekten teşekkürü hak ediyorlar. Kadın kollarımız ise şefkatin, merhametin ve zarafetin en güzel örneklerini sergiledi. "Kardeş Aile Projesi" ile dayanışmayı büyüttüler. "Arife Çiçekleri" ile bayram sevincini çoğalttılar. Öksüz ve yetim evlatlarımızın da gönüllerine dokundular. Velhasıl, Ramazan'ın ruhunu teşkilatımızla birlikte Bursa'nın dört bir yanında, gönüllere ilmek ilmek işleyerek yaşadık. Değerli hemşehrilerim; biz o kapıların ardında sadece iftar sofraları kurmadık. O sofralarda paylaşmanın bereketini, kardeşliğin sıcaklığını ve millet olmanın gücünü hep birlikte hissettik" şeklinde konuştu. "KARDEŞLİĞİMİZİN GÜÇLÜ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖRDÜK" Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Ramazan ayının rahmetini, bereketini ve mağfiretini hep birlikte yaşamaya gayret ettik, hamdolsun. Ramazan ayı aynı zamanda paylaşmanın ve dayanışmanın ayıdır. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak ilçemizin 14 farklı noktasında, yüz bini aşkın vatandaşımızla iftar sofralarında bir araya gelerek bu bereketi paylaşmaya çalıştık. Sadece ilçemiz sınırları içerisinde değil, gönül coğrafyamızda da kardeşlerimizin yanında olduk. Bulgaristan'da, Batı Trakya'da, Kuzey Makedonya'da, Doğu Makedonya'da, Gazze'de; Ramazan ayı boyunca Halep'te ve El Bab'da kardeşlerimizle ramazanın bereketini paylaştık. Buralarda kardeşliğimizin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördük. Halep'te Bursa'ya duyulan sevgiyi, Cumhurbaşkanımıza olan vefayı ve duaları yerinde müşahede ettik. Kuzey Makedonya'da açtığımız kütüphanelerde yetişen gençlerin, kardeşlerimize hizmet ettiğini görmek bizleri ayrıca mutlu etti" ifadelerini kullandı. "ÇALINMADIK KAPI BIRAKMAMALIYIZ" Devlet Eski Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, "Türkiye'nin dört bir yanında okul bahçelerinden stadyumlara kadar ilahilerle yankılanan, Ramazan'ın ruhunun hissedildiği bir ay geçirdik. Her yerde Ramazan'ın manevi iklimini yansıtan süslemelerle karşılaştık ve vatandaşlarımızla birlikte daha önce pek yaşamadığımız bir birlik ve beraberlik ortamını hep birlikte tecrübe ettik. Eğer bir vatandaşımızın bir sıkıntısı varsa ve o sıkıntıya henüz çözüm bulunmamışsa, bunun sorumluluğu sadece kurumlarda değil, biz teşkilat mensuplarının omuzlarındadır. Bu bilinçle hareket etmeli, kapısı çalınmadık hiçbir ev bırakmamalıyız" ifadelerini kullanarak katılımcıların bayramını kutladı. Varank son olarak, "Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığında, güçlü bir liderliğin ve istikrarın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bir dönem daha Recep Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı yapmak için hazır mıyız? Bunun yolu samimiyetle çalışmaktan geçiyor. Eğer bizler gayret eder, birlik içinde hareket eder ve bu samimiyeti milletimize yansıtabilirsek, Allah'ın izniyle bunu başarırız" ifadelerine yer verdi. "DÜNYA KURALSIZLIK DÖNEMİNE GİRDİ" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Dünya artık kuralsızlık dönemine girmiş durumda. Öngörülemezlik adeta bir politika haline geldi. Kuralların hiçe sayıldığı, gücü elinde bulunduranların adalet duygusunu gözetmeden hareket ettiği bir düzen kurulmak isteniyor. Oysa olması gereken; kuralların gücü sınırlandırdığı, adaletin yön verdiği bir dünyadır. Ne yazık ki bugün büyük sorunlar yaşanıyor ve bu sorunların önemli bir kısmı da bizim coğrafyamızda cereyan ediyor. Küresel ve yerel aktörler, saldırıyı bir sorun çözme yöntemi olarak dünyaya dayatmaya çalışıyor. Gazze'de yaşananlara baktığımızda, insanlığın bugüne kadar oluşturduğu ahlaki, dini ve insani değerlerin adeta yerle bir edildiğini görüyoruz. Bu kuralsızlık, uluslararası kuruluşları da etkisiz hale getirmiş durumda. Pek çok kurum, üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremiyor. Oysa biz, uluslararası ilişkilerde diplomasinin ne kadar güçlü bir araç olduğunu defalarca gösterdik. Somali'de ülkeler çatışmanın eşiğinden dönerken, bunu engelleyen en etkili diplomasi Türkiye'nin girişimleri oldu. Libya'da daha büyük krizlerin önüne geçilmesinde Türkiye'nin ortaya koyduğu politikalar belirleyici rol oynadı.Kafkaslar'da yıllardır çözülemeyen Karabağ meselesi, Türkiye'nin katkılarıyla daha fazla büyümeden çözüme kavuşturulma sürecine girdi" dedi. "ADİL BİR DIŞ POLİTİKA BENİMSİYORUZ" Ala, Türkiye'nin dış politika anlayışına ilişkin yaptığı açıklamada, her zaman adalet, hak ve erdem temelinde hareket ettiklerini vurgulayarak, Türkiye'nin güçlüden değil haklıdan yana bir politika izlediğini belirtti. Adil, ilkeli ve öngörülebilir bir dış politika anlayışı benimsediklerini ifade eden Ala, amaçlarının dünyada hukukun ve adaletin hakim olması olduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda Türkiye'nin uluslararası siyasetin ve diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini kaydeden Ala, bu rolün daha da güçlendirilerek sürdürüleceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.