Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet

Haberia - Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

CHP'de 81 il başkanı ortak açıklama yaptı Haber

CHP'de 81 il başkanı ortak açıklama yaptı

"Partimizin iktidar yürüyüşü hiçbir siyasi mühendislik girişimiyle ve hiçbir dış müdahaleyle yolundan döndürülemez" denilen açıklamada, "Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve bizatihi Adalet ve Kalkınma Partisi'nden umulamaz ve kullanılamaz" ifadelerine yer verildi. 81 il başkanının ortak açıklaması şöyle: "Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş 81 il başkanı olarak, partimizin kurumsal kimliğine, seçilmiş organlarına, hukukuna ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in liderliğinde sürdürülen adalet ve demokrasi mücadelesine, sonuna kadar en güçlü biçimde sahip çıktığımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Kökleri Kuvayı Milliye mücadelesine dayanan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran Partimiz, meşruiyetini millet iradesinden, gücünü 81 il örgütünden alır. Partimizde Genel Başkanımızın ve yönetim organlarının nasıl seçileceği bellidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kurultayımızın iradesiyle 4 kez Genel Başkanımız olarak seçilmiştir. Sayın Ekrem İmamoğlu da üyelerimizin ve toplamda 15,5 milyon vatandaşımızın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayımız olmuştur. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız, ülkemizde kurumları ve kuralları çürüten, toplumsal meşruiyetini kaybeden ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan despot bir iktidarın karşısında tarihi bir direnişle, Partimizi halkımızın umudu haline getirmiştir. Bu mücadele, Partimizi 47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi yapmıştır. Bugün tüm kamuoyu araştırmalarında Partimiz Türkiye'nin birinci partisidir. Ve iktidar değişimi artık bir takvim meselesidir. Vakti gelmiş bir değişimin önünde kimse duramaz. Tam bu aşamada görüyoruz ki; 19 Mart Darbesi ile Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımıza yönelen hukuksuz saldırılar, bugün de Partimizin kurumsal kimliğini ve Genel Başkanımızı hedef almaktadır. Partimiz, 19 Mart Darbecileri ile kurultayımızın hür iradesine aykırı olarak "butlan" arzusu taşıyanların oluşturduğu yeni ittifakın saldırıları altındadır. Herkes bilmelidir ki; Partimizin iktidar yürüyüşü hiçbir siyasi mühendislik girişimiyle ve hiçbir dış müdahaleyle yolundan döndürülemez. Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve bizatihi Adalet ve Kalkınma Partisi'nden umulamaz ve kullanılamaz. Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri oynanan tüm oyunları görmektedir ve buna asla teslim olmayacaktır. Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'e de sonuna kadar sahip çıkacağız. Bugün daha güçlüyüz ve bu saldırılardan daha da güçlenerek çıkacağız."

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti Haber

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kastamonu programı kapsamındaki halk buluşmasında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Anneler Günü nedeniyle de çok sayıda kadın katıldı. Kadınların Anneler Günü’nü kutlayan Ağıralioğlu, “Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Anahtar Parti, bir muhasebenin partisidir. Herkes susarken konuşan, herkes korkarken cesaretle ayağa kalkanlarız. Milletin hissesine bu kadar kudretli bir iktidar karşısında sessizlik düşmüşken, milletin dertlerini dert edinen ve haykırabilenleriz. Kavga etmeden eleştirebilen, çözümü içinde barındıran bir iradeyle yürüyebilen, memleketi kavgayla değil sevgiyle, parmak sallamayla değil kucaklaşarak, bölerek değil birleştirerek ayağa kalksın diye iktidarla rekabet hattını bir bayrak yarışına dönüştürenleriz. GÜZEL KONUŞMAK SİZE, GÜZEL YAPMAK BİZE DÜŞSÜN… Artık konuşarak cebimizin dolmadığı, konuşarak adaletin hızlanmadığı, konuşarak siftah yapamadığımız, aileyi koruyamadığımız ve toplumu ayağa kaldıramadığımız zamanlardayız. Hikmetli sözler söyleyerek çocuklarımızın hayallerine kavuşamadığı, sokakların güvenli hale gelmediği ve sadece güzel konuşmalar yaparak Türk milletinin zenginleşmediği gerçeği ortaya çıkmıştır. Siz çok güzel konuştunuz, mutluluk vadettiniz; okulun öneminden, eğitimin güvenliğinden ve çocuklarımızın özgürlüğünden bahsettiniz. Fakat bizim hissemize, 23 Nisan bayramında çocuklarımıza taziye vermek düştü. Siz güzel güzel konuşmalar yaptınız ama bizim evlatlarımız vuruldu. Sözlerinizi tükettiniz. Eskiden kalbinizle konuşuyordunuz, yolun başında kalbiniz vardı; sonra kalbiniz size güzel sözler söyletemeyecek hale geldi çünkü sözünüzü kirlettiniz. Güzel sözler söyleyemeyen kalbinizin önüne ‘prompter’ cihazı yetiştirdiniz. Cama bakıp konuştuğunuz için milletinizi göremediniz. Cama yazılanları okuyunca milletinizi zengin ve huzurlu zannettiniz; oraya her sorunu çözdüğünüzü yazdılar. Siz de muhasebe etmeden o sözleri oraya bakarak söyleyebildiniz. Sonra Anahtar Parti karşınıza geldi. Size dedim ki: ‘Milletinizle aranızdaki o camı kaldırın.’ Anahtar Parti sizin baktığınız camdan değil, unuttuğunuz ‘can’dan konuşuyor. Güzel konuşmak size; güzel yapmak bize düşsün… ANAHTAR PARTİ KİRLİ SÖZLERİNİZLE LEKELENMEZ… Ben, cumhurbaşkanlığı makamı bölücülerin şantajına maruz kalmasın, bölücülüğün gölgesi o makama düşmesin diye altılı masadan kalktım. Şimdi de ben, teröristin ‘kurucu önder’ olarak kabul edilmeye çalışıldığı bir iradeye karşı duruyorum. Anahtar Parti, milletten başka hiçbir gölgenin altına sığınmasın diye kuruldu; ay yıldızlı al bayrağın gölgesinden başka bir gölge tanımadığı için yola koyuldu. Böylesine hassasiyetli bir partiyi ikbal hesaplarıyla töhmet altında bırakmaya çalışanların özür dileyeceği zamanlar gelecektir. Anahtar Parti, kirli sözlerle lekeleyebileceğiniz bir parti değildir. TUTARSIZLIK KARŞISINDA DİMDİK DURUYORUZ Anahtar Parti; devletini bilenlerin, vatanını koruyanların, milletinden başka hiç kimseye eyvallah etmeyenlerin ve ay yıldızlı bayraktan başka bayrak tanımayanların partisidir. Şimdi Öcalan’a statü tartışmalarının yapıldığı, İmralı’da cezasını çekmekte olan PKK elebaşının ‘kurucu önder’ gibi laflarla anıldığı zamanlardayız. Eskiden Cumhur İttifakı tarafında en ağır küfürlerin konusu olanların, şimdi iktidar ortakları tarafından özgürlük vaat edilen insanlar haline geldiğini görüyoruz. Sanki geçen seçimde ‘bizi seçerseniz Öcalan'a hürriyet vereceğiz, PKK ile masaya oturup bu işi çözeceğiz’ demişler gibi konuşuyorlar. Biz bu tutarsızlıkların karşısında dimdik duruyoruz. HER ŞEYİ YAPAMAYIZ AMA… Siyaseti doğru yere çekiyoruz. Biz ne yapacağını bilenleriz. Bu kadar yıldır iktidarı elinde bulunduran kadronun elinden memleketi, 2002’deki aynı dertlerle geri almaya çalışıyoruz. Vaadimiz şudur: Her şeyi yapamayız, elimizde sihirli değnek yok; ama memleketi bu ‘partili cumhurbaşkanlığı’ sisteminden kurtarırız. Bakanların Meclis’e karşı sorumlu olduğu bir sistem kurarız. Meclis’e bütçe denkliği getirebiliriz. İsrafı ve yolsuzluğu engelleyecek adımları atarak her bir kuruşun hesabını verebiliriz. Sayıştay raporlarını yargıya açarız. Kamu İhale Kanunu’nu değiştiririz. Her şeyi yapamayız ama Devlet Planlama Teşkilatını kurarız. Sizin gibi sekiz yıldır ‘enflasyonu düşüreceğiz’ diye konuşmayız. Biz her şeyi yapamayız ama mülakat adaletsizliğine son veririz, mülakatı kaldırırız. Devlette nepotizme son veririz mesela. Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştiririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama ceza davalarını iki yıl, hukuk davalarını bir yılda sonlandıracak bir liyakat kurarız mesela. ENFLASYON İLE MÜCADELEDE TÜİK’E TALİMAT VERMEYİZ MESELA… Faize verdiğiniz 760 milyar doları vermenize sebep olan savurganlığın önüne geçip, bu harcadığınız paraları millete veririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama 20 bin lira verdiğiniz emeklilere biz 40 bin lira veririz mesela. Yurt dışına gitmiş 165 bin evladımızın her birini dönmeyi bekler gibi; bayrağı tutar gibi, vatanı tutar gibi tutar ve memleketlerinde hayal kurabilecekleri imkânlarla buluştururuz. Memlekette misafir ettiklerimizi de vatanlarında huzurla buluştururuz. Biz her şeyi yapamayız ama çocuklarımıza gıda yardımı veririz mesela. Üç yaşındaki çocuklar açlık yüzünden zeka geriliği yaşıyorsa onun önüne geçeriz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama devlet olarak mafyaların canına okuruz. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye TÜİK’e talimat vermeyiz mesela. Dünyanın en güvenli istatistik kurumunu kurarız; enflasyonu doğru hesaplarız ki, alım gücü ne kadar bozulmuşsa yürütme bunun telafisini doğru yapabilsin diye doğru ölçeriz mesela. Bu yapabileceklerimizi yaptığımızda, memleketin tek sorununun siz olduğu ortaya çıkacak mesela. Şimdi verileri yan yana ekliyorum; ne çıkıyor biliyor musunuz? Büyük bir illüzyon var, memlekette adeta büyük bir siyasi sihirbazlık var. TEKRARLAYAN BAŞARISIZLIK VE TEMBELLEŞME… Cumhuriyet Halk Partisi de iktidarın tahterevallisi olmuş; CHP’nin varlığı, AK Parti’nin bunca maharetsizliğine rağmen iktidarda kalabilme imkânı haline getirilmiş. Hep aynı şeyi tekrarlayan başarısızlık beraberinde AK Parti’yi tembelleştirmiş; nasıl olsa seçimi kazanıyorum diye ne adaylara özenmiş, ne programa özenmiş ne de yaptığının hesabını vermiş. Üstüne de Devlet Bey eklenmiş, Devlet Bey de hudutsuz ve sınırsız destek vermiş. Nasıl olsa iktidardayız diye millet unutulmuş; iktidarda kalmanın, memleketin sorunlarını çözme fırsatı olduğu unutulmuş ve iktidarda kalmak sadece devlet olmak zannedilmiş. “PARTİLENMİŞ VE PARSELLENMİŞ SİYASİ ALANI ALTÜST EDECEĞİZ” Artık memlekette AK Parti’nin galibiyetine ihtiyacımız yok. Sizin derdiniz seçimden galip çıkmak; bizim derdimiz ise ciddiyetle iş yapmak, planlı programlı çalışmak, konulan hedeflere ulaşmak ve yapamadıklarımızın hesabını verme mesuliyetini taşımaktır. Anahtar Parti; devleti milletle, milleti hakikatle, hakikati adaletle, adaleti merhametle buluşturacak olan yönetim maharetinin tecellisidir. O yüzden bu parti; Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren, cumhuriyeti çocukları için nimet görenlerin de partisidir. Milliyetçiliği bir mahcubiyet değil gurur sayan ülkücülerin de partisidir. Yarım asrı bulan muhafazakârlığın ve dindarlığın yirmi dört yıllık iktidarında; bu kadar sorun bizim ahlakımıza yakışmaz, bu kadar yara bize gelmez diyen ve bu kavgadan yorulmuş muhafazakârların da adresi Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti; partilenmiş ve parsellenmiş siyasi alanı altüst edecek partidir. Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir. Kürt’ün, Türkmen’in, Alevi’nin, Sünninin, dindarın, sağcının ve solcunun; yani bu topraklara kalbiyle bağlı olan, ‘burası vatanım’ diyen ve her karışını kutsal sayan herkesin partisidir. NE CUMHUR NE DE MİLLET İTTİFAKI KALDI! Bugün ittifaklar ve yüzde 50+1 sistemiyle ilgili çok soru soruluyor. ‘Hangi ittifakta olacaksınız?’ diyorlar. Millet İttifakı dağıldı; Cumhur İttifakı’nın ise millet nezdindeki meşruiyet kolonları yıkıldı. Geçen seçimi ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye kazandılar, bu seçimde ise Öcalan ile yol yürümeye karar verdiler. Dolayısıyla artık ne Cumhur ne de Millet İttifakı vardır; sadece millet vardır, biz varız. En büyük parti ‘kararsızlar’dır ve biz kararsızların kararının Anahtar Parti olması için yürüyoruz. İktidardan memnun olmayıp kararsız hale gelen seçmen, Anahtar Parti ile birleşerek bizi iktidar yapabilecek güce ulaştırabilir. İttifak yapmaya çok hevesliyseniz; Anahtar Parti lokomotif olarak yoluna devam edecek ve size koordinat çizecektir. O koordinatları tutturanlar gelsin bizimle ittifak yapsın. ANAHTAR PARTİ’NİN İTTİFAK KOORDİNATLARI… Anahtar Parti ile ittifak yapma koordinatlarından bahsedelim, herkes hizaya girsin. Devletini devlet bilenler, vatanını vatan bilenler, teröriste terörist diyebilenler, resmi dili, üniter yapıyı koruyabilenler, Anayasa’dan taviz vermeyenler, memlekette devleti kendi malı zannetmeyenler, haram yemeyenler, yalan demeyenler, bölücülere selam vermeyenler, bölücüleri ağırlayıp uğurlamayanlar, devletin imkânlarına namusu gibi bakabilenler, kamunun kaynaklarını koruyabilenler, sınırlarımızı bekleyebilenler, sınırlarımızı kevgire çeviren, sonra da çocuklarımızın hayatlarını kabusa çeviren bu uyuşturucu trafiğine engel olabilenler, demografimizi yönetebilenler, aileyi koruyabilenler, adaleti tecelli ettirebilenler… ‘ÇIKACAK’ İLE ‘KALACAK’ ARASINDA FARK YOK! Şimdi ima şu, ‘Sen acaba Cumhur İttifakı’yla beraber olur musun?’ Hayır; adamlar Öcalan ile yürüyor, nasıl beraber olacağız? Altılı Masa zamanında Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Selahattin Demirtaş ben gelince çıkacak’ diyordu. Ben de diyordum ki; siyasetçiler adalete emreder gibi konuşamaz, adalet tecelli eder. ‘Ben gelince çıkacak’ demek ile ‘ben burada olduğum müddetçe kalacak’ demek arasında hukuk devleti açısından bir fark yoktur. Şimdi Cumhur İttifakı; Meclis’te siyasi temsil, Öcalan’a ‘kurucu önder’lik ve statü konuşuyor. Siyasetin liyakat ve adalet dengesinin bozulduğu bu berbat iklimde Anahtar Parti, milletle ittifak yapacaktır. Bizim tek bakacağımız şey ay yıldızlı al bayrağımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığıdır.” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, halk buluşmasının ardından Kastamonu sokaklarında esnafla sohbet etti; kadınların Anneler Günü’nü çiçeklerle kutladı. Ağıralioğlu, program kapsamında partisinin Kastamonu İl Başkanlığı açılışını da gerçekleştirdi.

Anahtar Parti Gürsu: Avukatlar hedef değil, adaletin teminatıdır Haber

Anahtar Parti Gürsu: Avukatlar hedef değil, adaletin teminatıdır

İki genç kadının güpegündüz silahlı kişilerce ateş altına alınması sonucu iki genç kadından Avukat Hatice Kocaefe hayatını kaybetti, kardeşi ise yaralandı.Talihsiz avukat dün son yolculuğuna uğurlandı. Anahtar Parti Gürsu İlçe Başkanı Süleyman Ağırman, saldırının sadece bireysel bir suç olmadığını vurgulayarak, “Bu alçak saldırı yalnızca bir insanın hayatını hedef almamış, aynı zamanda savunma makamına, hukuk devletine ve adalet için emek veren tüm hukukçulara yöneltilmiş açık bir tehdittir” ifadelerini kullandı. “Avukatlar Hedef Değil, Adaletin Teminatıdır” Açıklamada, avukatların davaların tarafı olmadığına dikkat çekilerek, “Bir davadaki husumetin avukata yöneltilmesi asla kabul edilemez. Avukatlar adaletin teminatı ve hukukun temsilcileridir” denildi. Avukatlara yönelik şiddetin, toplumsal barışı ve hukuk düzenini doğrudan hedef aldığı ifade edildi. “Gürsu Karrdeşlik ve Huzur Kentidir” Süleyman Ağırman, Gürsu’nun kardeşlik ve huzur kenti olduğuna vurgu yaparak, “Şiddetin her türlüsüne karşı durmaya devam edeceğiz. Bu menfur saldırıyı şiddetle kınıyor, sorumluların hukuk önünde en ağır şekilde cezalandırılmasını bekliyoruz” dedi. Açıklamada ayrıca, hayatını kaybeden Hatice Kocaefe için rahmet, yaralı vatandaş için ise acil şifa dilekleri iletilirken, ailesine ve hukuk camiasına başsağlığı mesajı verildi.

Bursa’da kargo mallarını çaldılar! Film gibi operasyonla yakalandılar Haber

Bursa’da kargo mallarını çaldılar! Film gibi operasyonla yakalandılar

Park halindeki beyaz bir Opel Combo marka araç, kargo teslimatı sırasında adeta saniyeler içinde hedef alındı. Araç sahibinin oğlu Ö.F.U., teslimat için adrese girdiği sırada aracın çalındığını fark etti. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, şüphelilerin izini sürmek için geniş çaplı çalışma başlattı. 100 Saatlik Kamera Takibi! Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, tam 42 farklı noktadaki güvenlik kameralarını mercek altına aldı. 100 saati aşan görüntü incelemesi sonrası şüphelilerin izine ulaşıldı. Yaşanan kovalamaca sonucunda çalıntı araç Yunuseli Mahallesi’nde terk edilmiş halde bulundu. Suç Makinesi Çıktılar Olayı gerçekleştiren S.A. (25 suç kaydı) ve B.Ş. (17 suç kaydı) isimli şüpheliler, düzenlenen operasyonla kıskıvrak yakalandı. Şüphelilerin ifadelerinde suçu kabul ettikleri öğrenildi. Çalıntı Kargolar Ele Geçirildi Araçtan çalınan 1 cep telefonu ve çok sayıda kargo ürünü ele geçirilerek sahibine teslim edildi. Ancak şüphelilerin suçları bununla sınırlı kalmadı. 240 Bin TL Ceza! Ehliyetsiz araç kullanmak ve trafik güvenliğini tehlikeye atmak başta olmak üzere birçok ihlalden toplam 240 bin TL idari para cezası uygulandı. Tutuklandılar Emniyetteki işlemleri tamamlanan iki şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bursa’da yaşanan bu olay bir kez daha gösterdi ki; suç ne kadar hızlı işlenirse işlensin, adalet daha hızlı yetişiyor.

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj! Haber

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj!

Prof. Dr. Yel, Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türklerine tanınan dinî liderlerini seçme hakkının Yunanistan tarafından yok sayıldığını belirtti. “Batı Trakya’da 41 yıllık açık ihlal” 1991 yılında çıkarılan yasa ile müftülerin devlet kontrolünde atanmaya başlandığını hatırlatan Yel, seçilmiş müftülerin tanınmamasının 41 yıldır süren açık bir hukuk ihlali olduğunu vurguladı. Nisan 2026’da yeniden gündeme gelen gelişmelerin, Yunanistan’ın bu politikayı sürdürdüğünü gösterdiğini ifade eden Yel, Avrupa Birliği’nin ise bu konuda sessiz kaldığını belirterek çifte standart eleştirisinde bulundu. “Ekümenik sıfatı tartışması dikkat çekiyor” Türkiye’nin Lozan çerçevesinde Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığını tanımaya devam ettiğini belirten Yel, patrik tarafından kullanılan “ekümenik” sıfatına uzun süredir seyirci kalınmasının da bir çelişki oluşturduğunu ifade etti. YUNANİSTAN BATI TRAKYA’DA LOZAN’I 41 YILDIR İHLAL EDEREK TÜRKLERİN HAKKINI GASP EDERKEN TÜRKİYE’DE EKÜMENİK SIFATININ KULLANIMINA SEYİRCİ KALINIYOR Batı Trakya Türklerinin Lozan’la güvence altına alınan kendi dinî liderini seçme hakkı, Yunanistan tarafından uzun süredir yok… — Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026 Kerkük’te 100 yıl sonra tarihi gelişme Yel, Kerkük’te Türkmen siyasetçi Muhammed Seman Ağa’nın 16 Nisan 2026’da vali seçilmesini ise “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Kerkük’ün yaklaşık 900 yıl Türk hâkimiyetinde kaldığını hatırlatan Yel, Mondros Mütarekesi ve ardından imzalanan Ankara Antlaşması ile bölgenin Türkiye dışında bırakıldığını dile getirdi. Bu gelişmenin yalnızca idari bir değişiklik olmadığını vurgulayan Yel, “100 yıl sonra tarihsel hafızanın, kimliğin ve adaletin yeniden tecellisi anlamına gelmektedir” dedi. “Türkmenlerin yanındayız, mücadele sürecek” Anahtar Parti olarak Kerkük’teki gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirten Yel, Türkmenlere destek mesajı vererek, Türk dünyasının her köşesinde adalet, eşitlik ve kardeşlik için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. “Küresel dengelere dikkat” Açıklamasında bölgesel güçlere de değinen Yel, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’nin bölgedeki hedeflerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek sürecin sağduyulu şekilde takip edilmesi çağrısında bulundu. Yel’in açıklamaları, Batı Trakya’dan Kerkük’e uzanan geniş bir coğrafyada Türklerin hakları ve Türkiye’nin uluslararası duruşuna ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Kerkük’te Tarihi Dönüm NoktasıKerkük, yaklaşık 900 yıl boyunca Türk hâkimiyetinde bulunmuştur. Mondros Mütarekesi ile haksız bir şekilde İngiliz işgaline uğramış ve müteakiben Misak-ı Millî sınırları içinde yer almasına rağmen 1926’da Ankara Antlaşması ile İngiliz mandası…— Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026

Yavuz  Ağıralioğlu: 'Kamuda Lale, Yönetimde Sülale' dönemi bitecek Haber

Yavuz Ağıralioğlu: 'Kamuda Lale, Yönetimde Sülale' dönemi bitecek

Kamu yönetimindeki aksaklıklara dikkat çeken Ağıralioğlu, “Memlekette her iş için adam bulmak zorunda kalınıyor. Biz, kimlik kartını gösteren her vatandaşın işini çözebilen bir devlet kuracağız” dedi. “Kamuda lale dönemi, yönetimde sülale dönemi” sözleriyle mevcut sistemi eleştiren Ağıralioğlu, bu anlayışı kanun ve kurallarla sona erdireceklerini vurguladı. “Siyaset Nezaketini Kaybetti” Siyasi dilin bozulduğunu ifade eden Ağıralioğlu, Anahtar Parti’nin rekabetten çok mücadele için kurulduğunu belirtti. “Doğruluk, nezaket ve alicenaplıkla siyaset yapacağız” diyerek mevcut siyasi üsluba karşı duruşlarını ortaya koydu. Sistem Değişikliği ve Kurumsal Reform Vaatleri Ağıralioğlu, partili cumhurbaşkanlığı sistemini değiştireceklerini, bakanları hesap verebilir hale getireceklerini ve Meclis’in bütçe hakkını güçlendireceklerini söyledi. Ayrıca Devlet Planlama Teşkilatı’nı yeniden kuracaklarını, adaleti siyasetin gölgesinden çıkaracaklarını ve mülakat sistemindeki adaletsizliği kaldıracaklarını ifade etti. Eğitim, Sosyal Politikalar ve Güvenlik Eğitim alanında somut adımlar vadeden Ağıralioğlu, okullarda ücretsiz yemek, uygun fiyatlı kreşler ve daha kaliteli eğitim sözü verdi. Uyuşturucuyla mücadelede kararlı olacaklarını belirten Ağıralioğlu, engelliler için destek programları ve rehabilitasyon merkezleri kurulacağını da açıkladı. Ekonomi ve Sanayi Mesajları Sanayiyi destekleyeceklerini, vergide adalet sağlayacaklarını ve enflasyonla mücadelede ciddi bir program uygulayacaklarını dile getiren Ağıralioğlu, çiftçiyi ticaretin merkezine yerleştireceklerini söyledi. “Kararsız Seçmen Bizim Kararımızdır” Kararsız seçmenin artışına dikkat çeken Ağıralioğlu, bunun mevcut iktidarın yönetim zafiyetinden kaynaklandığını savundu. “Kararsız seçmen Anahtar Parti’nin kararıdır” ifadelerini kullandı. “Sandıkta Hesaplaşacağız” 24 yıllık iktidarın sorunları çözemediğini öne süren Ağıralioğlu, emeklilerden gençlere kadar geniş kesimlerle sandıkta hesaplaşacaklarını söyledi. Terörsüz bir Türkiye hedefi vurgulanırken, Kürt-Türkmen kardeşliği mesajı verildi. “Bu Parti Herkesin Partisi” Ağıralioğlu, etnik ya da mezhepsel ayrım gözetmeksizin herkesin devletin en üst makamlarına gelebileceğini belirterek, “Bu ülkenin evladı olan herkes cumhurbaşkanı olabilir” dedi. Tüm vatandaşlara çağrıda bulunarak, hakları yenilen herkesi partilerine davet etti. Konuşmasının sonunda uluslararası gelişmelere de değinen Ağıralioğlu, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarına karşı birlik mesajı verdi.

Bozbey cezaevinden mektup yazdı! Mahmut Tanal Bursa'da Haber

Bozbey cezaevinden mektup yazdı! Mahmut Tanal Bursa'da

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in tutuklanıp görevden uzaklaştırılmasının ardından Büyükşehir Belediyesi'nin önünde düzenlenen protestolar bu akşam da devam etti. Yarın gerçekleştirilecek Başkan Vekili seçimi öncesinde yurttaşlar iradelerine sahip çıkmak için bir araya geldi. Eylemde konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın açıklaması şu şekilde: ‘‘ 31 Mart’ta bu kent bir karar verdi. Bu kent, yıllar sonra değişim dedi… Bu kent, hizmet dedi… Bu kent, adalet dedi… Ve bu kent, Mustafa Bozbey dedi! Bursalılar iradesini ortaya koydu yaklaşık 200 bin oy farkıyla, neredeyse %10’luk bir oy oranı farkıyla Sayın Mustafa Bozbey’i kentin Büyükşehir Belediye Başkanı seçti. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, sıradan bir seçim sonucu değildir! Bu, Bursa’nın çok net, çok güçlü bir irade beyanıdır! Bu, her iki Bursalıdan birinin “Benim başkanım Mustafa Bozbey’dir” demesidir! Peki şimdi soruyorum size…Başkanımız yaptığı hizmetler için mi cezalandırılıyor? Bozbey’in suçu ; Çocuklarımız için kreşler açmak mı, Bozbey’in suçu, yarattığınız yoksulluğa kent lokantaları ile merhem olmak mı? Bozbey’in suçu zehir saçan asbestli boruları değiştirip, halkın sağlığını düşünmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu yaptığı indirimlerle Türkiye’nin en ucuz öğrenci taşımacılığını gerçekleştirmek mi? Yoksa Bozbey’in suçu ağır enflasyon altında yaşam mücadelesi veren gençlerimiz için açtığı Burfaş kafelerle nefes olmak mı? Yoksa Bozbey’in suçu tamamlayamadığınız Çınarcık barajını devreye sokup Bursa’nın su sorununu kökten çözmek mi? Yoksa ; Bozbey’in suçu çiftçiye emekliye destek olacak sayısız projeyi hayata geçirmek mi? Biz biliyoruz ki; buradaki mesele bir kişi meselesi değildir. Buradaki mesele, halkın iradesinin yok sayılmasıdır! 200 bin oy farkını yok saymak demektir bu! Yüz binlerce Bursalının iradesini yok saymak demektir! Bu kentin geleceğine vurulmak istenen bir darbedir! Ama buradan açıkça söylüyoruz: Bursa susmaz! Bursa boyun eğmez! Bursa iradesine sahip çıkar! Bu meydanda toplanan herkes, şunu haykırıyor: “Biz seçtik, biz karar verdik, irademizi kimseye teslim etmeyiz!” Değerli hemşerilerim, Mustafa Bozbey bu kentin sadece belediye başkanı değildir. O, bu kentin değişim umududur. O, bu kentin adalet arayışıdır. O, bu kentin geleceğe olan inancıdır! Ve biz bu umudu, bu inancı kimseye teslim etmeyeceğiz! Bugün burada verdiğimiz mesaj çok nettir:Sandık varsa demokrasi vardır! Sandık varsa irade vardır! Sandık varsa sonuçlara saygı vardır! Eğer sandığı tanımıyorsanız, demokrasiden söz edemezsiniz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Bursa’nın iradesine dokunmayın! 200 bin oy farkını yok sayamazsınız! Halkın seçtiğini halktan alamazsınız! Ve biz… Bu mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz! Çünkü biz inanıyoruz ki; En büyük güç, halkın kendisidir! En büyük meşruiyet, sandıktan çıkan iradedir! Ve o irade burada! Bu meydandadır’’ BOZBEY’DEN BURSALILARA MEKTUP Yeşiltaş konuşmasının ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in mektubunu okudu: Bozbey’in mektubu şu şekilde: Değerli Bursalılar, Değerli Örgütüm, Yol Arkadaşlarım, Güzel Hemşehrilerim; Bugün fiziken yanınızda olamasam da kalbimle, ruhumla ve tüm inancımla sizlerin arasındayım! Bursa halkı 31 Mart 2024’te tertemiz iradesini sandığa yansıttı; her iki kişiden biri oyunu bize vererek, en yakın rakibimize 170 bin oy fark atarak bizi göreve getirdi. Bursa, değişim istediğini 2 yıl önce güçlü bir şekilde ilan etti. Değişimi hazmedemeyenler, kendi küçük hesaplarının peşinde, Bursa’ya ve Bursa halkının iradesine haksızlık yaptı. Osmanlı’nın ilk başkenti, Cumhuriyetimizin en önemli atılım şehri, Bursamız, fethin 700’üncü yılında, tarihine ve kültürüne aykırı bir muameleye maruz bırakıldı. İnanıyorum ki, Bursa halkı bu yapılanı asla unutmayacak. Yarın belediye meclisindeki çoğunluğa dayanarak, sizlerin iradesine ipotek koymaya kalkacaklarını biliyorsunuz. Oysa; adaletin ve demokrasinin gereği; başkan vekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir meclis üyemizin görevlendirilmesidir. Sandıktan çıkan sese kulak tıkamak, sadece bana değil, Bursa’nın tamamına yapılmış bir haksızlıktır. Ancak şunu unutmasınlar: Bizim gücümüz koltuklardan değil, halkın helal oylarından geliyor. Bizim hesap veremeyeceğimiz hiçbir işimiz yok. Bursalı’nın yüzünü öne eğdirecek tek bir işin içinde olmadık. Buradan, dört duvar arasından sesleniyorum: Sakın kimse umutsuzluğa kapılmasın, sakın kimse başını yere eğmesin. Bizler, Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesine bağlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Onun çizdiği o aydınlık yoldan asla dönmeyeceğiz. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in öncülüğünde, ülkemizi hak ettiği yere taşıyacak, adaleti ve demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Bu haksızlığa karşı dimdik duran sivil toplum kuruluşlarımıza, meslek odalarımıza, siyasi partilere ve bana en büyük gücü veren siz değerli hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyorum. Yine buluşacağız, yine kucaklaşacağız. Özgür günlerde, Bursa’nın sokaklarında yeniden bir arada olacağız. Sözümüz söz: Bursa hakkını alacak! Bursa kazanacak! Bursasporumuz şampiyon olacak! Hepinizi saygı, sevgi ve özlemle selamlıyorum. Mustafa Bozbey Seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bursa H Tipi Cezaevi’’ MAHMUT TANAL: BOZBEY'İN CEZAEVİNDE NE İŞİ VAR? CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eyleme katılarak destek verdi. Tanal'ın konuşmasından önce çıkanlar şu şekilde: ‘’Bu ülkede bir suçlu varsa o da anayasayı uygulamayanlardır, suçludur. Eğer bu ülkede bir suçlu varsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını uygulamayanlardır. Aslında bu olay bir suç meselesi değil. Bu mesele bir Mustafa Bozbey meselesi değil, bu bir demokrasi meselesidir. Mesele Bozbey olsaydı, Bozbey belediye başkanı seçilmediği zaman bu soruşturmalar neredeydi? Sebep bu: CHP Türkiye'nin 1. partisi. CHP'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu'nun 32 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hepimiz diplomamızı çıkarıyoruz, paylaşıyoruz. Sayın Erdoğan, cesaretin varsa diplomanı paylaş bu milletle. Machiavelli diyor ki amaca ulaşmak için her yol mübahtır. Bozbey bugün bu hizmetleri vermemiş olsaydı içeri atılır mıydı? Amaç bu. AKP eriyor, AKP güç kaybediyor. Bunu durdurmanın yolu nedir? Bozbey'in cezaevinde ne işi var? Buradan tüm belediye meclis üyelerine sesleniyorum: Zerre kadar vicdan varsa, 170 bin oy fark atan CHP adayına destek olması gerekiyor. Bu bir onur meselesidir. Burada sadece çökme yok; şu anda İzmir Belediyesi'nde de var, yerel yönetimlerde de var. Belediye meclis üyeleri için bu bir sınav, bu bir fırsat. Yarın bu 170 bin oyun üzerine yatıp eğer AKP'nin adayı başkan seçilirse bu bir hırsızlıktır, bu bir yağmadır, bu bir suçtur. Değerli kardeşlerim, sayı çoğunluğu sizi meşru kılmaz; sizi meşru kılan haktır, adalettir. Bunun hukukta yeri yoktur. Batsın sizin adalet anlayışınız. Sizden isteğimiz şu: Moralinizi bozmayın. Bu rejimin adı faşizmdir. 12 Eylül faşizmi bile diploma iptal etmedi. Kimse bunu adaletle anlatamaz. Moralinizi bozmayın. Şair diyor ki çiçekleri koparabilirler ama baharın gelişini engelleyemezler. Bunların ne baskıları ne cezaevleri bu iktidar yürüyüşümüzü durdurmayacak. Hiçbirinin yanına bırakmayacağız. Bu bir darbedir, darbe. Adalet yürekte, kalpten olur; parmak sayınızla olmaz. 5 bin değil, 10 bin değil, 170 bin kardeşlerim. Halk oyunu verdi. Bu saatten sonra yapılacak her türlü hile oyunuyla... Burada anayasa var, anayasa burada. Ya Bozbey ve arkadaşlarına destek verecekler ya da her türlü ahlaksızlığı yapanları destekleyecekler. Bu yarışma ahlaklı olanlarla ahlaksız olanların yarışıdır. Biz neyi istiyoruz? Biz CHP'liler ne istiyoruz? İktidarın anayasaya uygun hareket etmesini istiyoruz. Suçta ve cezada eşitlik istiyoruz. Biz şantaj istemiyoruz. Bu şantajların karşısında boyun eğmeyen insan Mustafa Bozbey. "Gel AKP'ye geç" dediler, yapmadı. Bu teklifleri yapan bir iktidar meşru olamaz. Oyla alamadıklarını alavere dalavere ile alıyorlar. Sandık gelecek, AKP gidecek. Her şey güllük gülistanlık olacak dediler, ne oldu? Yok, biz petrol bulduk, biz doğalgaz bulduk... Hepsi yalan, hayatları yalan Biz önce Allah'a, sonra devletin adaletine inanırdık. Devletin adaletini kim sağlardı? Yargı sağlardı. Partili birisinden Adalet Bakanı olmaz. Sandık gelecek, bu zulüm bitecek. Bugün yapılan tüm adaletsizliklerin hesabını soracağız.’’

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi! Haber

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi!

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savcı, Nevzat Bahtiyar için 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu.Nevzat Bahtiyar, 8 yaşındaki Narin Güran'ın cansız bedenini dere yatağına taşıyıp gizlediğini savunuyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozmasının ardından tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar yeniden yargılanıyor. DURUŞMA SALONUNA GETİRİLDİ Nevzat Bahtiyar'ın, Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanmasına başlandı. Adana Suluca 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Bahtiyar, duruşma salonuna getirildi. Duruşmaya Bahtiyar'ın avukatları Adnan Ataş ve Ali Eryılmaz, Güran ailesi ve avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları katıldı. "SALİM'İN DEDİĞİNİ YAPSAYDIM, CESET AÇIĞA ÇIKMAZDI" Duruşmada yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar'ın ifadesi alındı. Mahkeme başkanının, 'Bozma kararına itirazın var mı?' sorusuna Nevzat Bahtiyar, 'Yok' diye cevap verdi. İfadesinde olay gününün anlatan Nevzat Bahtiyar, "Ben o gün işteyim. Sabah 06.30'da Çarıklı'daki evime gittim. Ondan sonra eve geldim. Saat kaç olduğunu hatırlamıyorum ama öğlendi. Geldim eve, eşim 'Suyumuz gelmiyor' dedi. Saat 15.00 civarıydı. Ondan sonra Salim Güran'ı aradım, 'Tamam, su için yetkilileri arayacağım' dedi. Ondan sonra Salim 50-70 metre uzaklıkta beni çağırdı. Ben yukarıya Arif'in evine doğru çıktım. Tepeye çıktım. Ondan sona gittim, cesedi yerde gördüm. Arif'in evine girdiğimde, girişte sol tarafta Narin'in cesedini gördüm. Salim bana, 'Cesedi götüreceksin' dedi. Ben reddettim. Ondan sonra silahı çekti benle oğlumu tehdit etti. 'İlk önce oğlunu öldürürüm sonra seni' dediği için mecbur kaldım, cesedi götürdüm. Battaniyenin içine cesedi ikimiz koyduk. Kapıya kadar, balkona kadar benimle birlikte cesedi battaniyeyle sardı. Sonra ben tek cesedi ahıra götürdüm. Orada torbaya koydum. Arabaya koyduktan sonra Yüksel'in (Narin'in annesi) evinin önünde ağladığını gördüm. Ben arabayla binmeden Salim benden battaniyeyi aldıktan sonra, 'Bu cesedi götür parça parça et, kimse görmesin' dedi. Ben cesedi açığa çıkardım. Eğer Salim'in dediğini yapsaydım bu ceset ortaya çıkmazdı. Ben iyilik yaptım. Eve gittiğimde kimseyi görmedim. Sadece Salim'i evde gördüm. Ama cesedi aldıktan sonra Yüksel'in evimizin yukarısında ağladığını gördüm" dedi. GÜRAN AİLESİ MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILDI 'Hangi ifadeniz doğru' sorusu üzerine Bahtiyar, "Ben ilk ifademde, ailem güvence altına alınmadığı için öyle dedim. Ama şimdi ailem güvence altında. Şu anda verdiğim ifade doğrudur. Salim Güran bana pusu kurdu. Beni yukarı çektiler. Ben mecbur kaldığım için cesedi götürdüm, pişmanım. Ben cesedi almaya gittiğimde kız ölmüştü. Ben Salim'in dediğini yapsam parça parça ederdim" diye konuştu. Bu ifadelerinin ardından Arif Güran ve ailesi, Nevzat Bahtiyar'a tepki gösterdi. Gerilimin artması üzerine mahkeme başkanı, aile bireylerinin salondan çıkarılmasını istedi. Salondan çıkarılan aile bireyleri, Bahtiyar'a yönelik "Pedofili katil" diye bağırdı. "TEHDİT ETTİĞİ İÇİN CESEDİ ALDIM" Ardından Nevzat Bahtiyar ifadesine devam edildi. Bahtiyar, savcının Salim Güran'ın kendisini çağırdığı zaman tam olarak nerede olduğu sorusuna, "Bizim evin tam üzerinde Salim beni çağırdı. 'Nevzat, gel yukarıya senle işim var dedi'" diye cevapladı. 'Koşarak mı gittin' sorusuna ise, 'Hayır normal yürüdüm. Benim elimde su hortumu vardı. Bıraktım gittim. Salim önümdeydi, 10-15 metre kadar. Oraya gittim. Ben ona yetişmeden Salim, Arif'in evine girdi. Ben de takip ettim. Onun arkasından girdim. Ben ceset olduğunu bilsem içeri girmezdim. Bana dedi ki 'Cesedi götür'. Oğlumu tehdit etti. Ben de onun tehdit etmesi sonucu cesedi aldım" ifadelerini kullandı. "8 KEZ YALAN SÖYLEYEN BİRİNE NASIL İNANILIYOR" Mahkeme salonundan çıkarılan Narin'in ağabeyi Baran Güran, "Bu adama daha da inanılıyor mu? 8 kez ifade değiştiriyor, herkes bu adama inanıyor. Bütün aile bireylerinin tek ifadesi var, bu adam 8'inci ifadesini veriyor. 8 kez yalan söyleyen birine nasıl inanılıyor? Her defasında başka bir şey söylüyor. Böyle bir şey var mı? Aile bireylerini şeytanlaştırdılar" diye tepki gösterdi. ARİF GÜRAN: ADALET İSTİYORUM Nevzat Bahtiyar’ın ifadesinin ardından, Narin Güran’ın babası Arif Güran söz aldı. Baba Güran, “Kusura bakmayın, kızımdan bahsedildiği zaman kendimi kaybediyorum. Bu hareket size saygısızlık olarak anlaşılmasın. Bu cani az konuştu. ‘Salim beni çağırdı’ demiş. Ben iddia ediyorum, benim evimden onun evi görülmüyor, ses de oraya gitmiyor. Dosya boyunca Dara-2 kamerasına bakılması unutuldu. Eğer o kamera Yüksel’in ağladığını gösterseydi, bugün Arif Güran ona teşekkür ederdi. ‘Kızımın katilerini ortaya çıkardın’ diye. Bugün Tavşantepe’de çeşitli açılardan kameralar var. Bu katil çok kez ifade değiştirdi. Bu kişinin ifadesi neticesinde ailem linç edildi. Salim, Yüksel ve Enes daraltılmış baz dışında somut delil olmadığı için onunla yargılandı. Başka delil yok. 7 yaşındaki oğlum, 7 saat ifade verdi ancak onun oğlu ifade vermedi. Ben bu kararı kabul etmiyorum. Adalet istiyorum” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları da Nevzat Bahtiyar’ın ‘İştirak halinde öldürme’ şeklinde cezalandırılmasını istedi. "POLİS EŞLİĞİNDE KEŞİF İSTİYORUM" Nevzat Bahtiyar’ın birçok kez ifade değiştirdiğini belirten Arif Güran, “Jandarmayla değil, polisle bir keşif istiyorum. 1700 personel vardı. Salim Güran onlardan daha mı büyük? Madem Salim seni tehdit etti, gitseydin devlete. O kadar jandarma vardı, devlete gideydin. Eğer gitmiş olsa, ben burada bu adamdan hak talep etmezdim. Ancak bu adam 19 gün boyunca benimle namaz kıldı, aramalara katıldı. Bu adam polisle bir keşfe çıksın. Bu adamın ve Salim’in telefonu kollukta fabrika ayarlarına döndü. Deliller silindi. Nahit Eren burada şov yaptı. Nahit Eren burada Yüksel’in namusunu sorgulamazdı. Ben keşif istiyorum. Benim ailem yok oldu. Benim çekirdek ailem yok oldu. Benim kızımın hakkı yerde kalmasın, ben ailece yok olmaya razıyım. Niye bunun aile bireylerinden kimsenin ifadesi alınmıyor? Onun dediği dakikada Narin tepeye tırmanıyor. Benim kızımın geçtiği yerle Nevzat’ın evi arasında 10 metre var. Bu adam hayalet mi? Bu adamın konuşmalarına inanmıyorum, keşif istiyorum. Eğer keşif yapılsa ve dediği çıksa bir daha buraya gelmem ve cezaevindekileri de silerim. Benim kızım eve yetişseydi çantası, terliği, eşyası evde olacaktı. Ama gel gör ki benim kızımın eşyaları çantasında çıktı” diye konuştu. "DİĞER ÇOCUKLARIM OKULU BIRAKTI" Güran, kızının ölümünde parmağı olanların ortaya çıkarılmasını isteyerek, şöyle konuştu: “İstinaf bu dosyayı bozdu ama birileri müdahale etti. Bu yargılama, bu zulüm nereye kadar gidecek? Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel ve Salim yaptıysa onlar da cezasını çeksin. Benim ilk kızım da öldü ancak sosyal medyada ‘Arif kendi kızını öldürdü’ dediler. Burada Nevzat’ın avukatı dar bazı inkar ediyor ancak bu insanlar bundan ceza yedi. Köyde saat kavramı yoktur. Dar bazla ailem ceza aldı. Delil yoktur. Narin’den daha küçük çocuklarım var. Çocuklarım okulu bıraktı. Diğer heyetin hiçbir şey araştırmadan karar vermesiyle çocuklarım okulu bıraktı. Yalanlarla Narin gibi diğer 5 çocuğumun da hayatı karardı. Önce Allah’tan sonra da sizden adalet istiyorum. Havaalanını koruyan tüm kameralar köyümü görüyor. Ben keşif istiyorum. Bu dava ancak bu şekilde kapanır yoksa kapanmaz. Bir baba olarak, ağabey, kardeş olarak, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan neye inanıyorsanız inanın, ben keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet ortaya çıkarsın.” "İSTİSMAR EDİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KANAATİNDEYİM" Arif Güran’ın avukatı Ezgi İpek ise soruşturmanın kötü yürütüldüğü kanaatinde olduğunu belirterek, “Bir buçuk senedir bu dava sürüyor. Dosyada birçok delilin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital deliller başta olmak üzere. Tuncay Beşikçi raporu vardı. PSA meselesi çok kıymetli. Çocuğun yüzde 99 istismar edildikten sonra öldürüldüğü kanaatindeyim. İstismar sonrası cinayet olma ihtimali yüksek. Bununla ilgili Adli Tıp Raporu alınması gerekirdi ama alınmamış. Soruşturma kötü yürütülmüş. Alakasız saatlere bakılmış netice itibari ile geldiğimiz aşama bu. Bu çocuğun bir buçuk senedir kemikleri sızlıyor. Bozma kararına uyulsun. Bu dosyayı aydınlatmak sizin elinizde. Keşif yapılsın” dedi. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ Narin Güran cinayetinde yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın duruşmasında mahkeme başkanı, katılanların keşif ve diğer taleplerini reddederek, duruşmaya 2 saat ara verdi. BAHTİYAR'A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Savcı mütalaasını açıkladı. Yargıtay'ın bozma ilamına uymadıklarını belirten Savcı, bozma ilamında her ne kadar "kasten öldürmeye yardım" suçundan cezalandırılması belirtişmişse de Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep ettiklerini bildirdi. Mütalaada, sanık Bahtiyar'ın, "yaklaşık 19 gün boyunca sessiz kalmasının, delillerin olumlu şekilde toplanması önünde engel olduğu, Bahtiyar'ın, cesedi gömdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi baldızının evine giderek hayatına devam ettiği" belirtildi. Savcının mütalaasında, Nevzat Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" suçundan değil, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılması talep edildi. DURUŞMA 16 NİSAN'A ERTELENDİ Daha sonra duruşma 16 Nisan Perşembe gününe ertelendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. NE OLMUŞTU? Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan Narin Güran'ın cansız bedeni, arama çalışmalarının 19'uncu gününde 8 Eylül'de dere yatağında çuvalda, üzeri taşlarla kapatılıp gizlenmiş halde bulundu. Narin'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ile güvenlik kamerası görüntülerinden Narin'in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere bölgesine götürdüğü belirlenen komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Amca Salim Güran, anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran hakkında, komşuları Nevzat Bahtiyar ile birlikte 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Nevzat Bahtiyar, gözaltına alındıktan sonraki ifadesinde Narin'i öldürmediğini, yalnızca cansız bedenini dereye taşıyıp gizlediğini savundu. 28 Aralık 2024'te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim, Yüksel ve Enes Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4,5 yıl hapis cezası verdi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun buldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istendi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Bahtiyar hakkında verilen cezayı bozmasının ardından dosya, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi, mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirmede bulunarak tensip zaptı hazırladı. Tensip zaptında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre, iddianamede işlediği iddia edilen suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, eyleminin CMK'nin 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle adli kontrol tedbirinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gerekçe gösteren mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık Bahtiyar'ın tutuklu bulunduğu cezaevine yazı yazılarak duruşmada hazır edilmesini kararlaştıran mahkeme, duruşmanın 6 Nisan'da yapılmasına hükmetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.