Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akran Zorbalığı

Haberia - Akran Zorbalığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akran Zorbalığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Okul güvenliği için yapay zeka desteği geliyor Haber

Okul güvenliği için yapay zeka desteği geliyor

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda alınacak tedbirlere ilişkin Ankara'da basın toplantısı düzenledi. Bakan Tekin'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar: EVLATLARA VERİLEN DEĞER VE SORUMLULUK BİLİNCİ Toprağın bağrından bin bir emekle yetişen bir çiçeğe nasıl ihtimam gösterilirse, evlatlarımıza da öyle bakmak, onları öyle korumak, onları öyle kuşatmak mecburiyetindeyiz. Bu sebeple, içinden geçtiğimiz tablonun ağırlığını da omuzlarımıza binen mesuliyeti de bütün derinliğiyle hissediyoruz. DEVLETİN TÜM KURUMLARIYLA İLK ANDAN İTİBAREN MÜDAHALESİ Nitekim bu ağırlığın farkında olarak ilk andan itibaren devletimizin bütün kurumlarıyla sahada olduk. İlgili birimlerimiz süratle harekete geçti. Müfettiş görevlendirmeleri yapıldı. Psikososyal destek süreçlerini başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın takip ve talimatlarıyla; İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ve ilgili bütün kurumlarımızla tam bir eşgüdüm içinde sürecin her aşamasını dikkatle takip ettik, ediyoruz. Acılı ailelerimiz başta olmak üzere hiçbir ailemizin kendisini yalnız hissetmemesi için gerekli desteği sürdürüyoruz. KAPSAYICI MESULİYET ANLAYIŞININ SAHAYA YANSIMASI Ancak burada bilhassa ifade etmek isterim ki ilk andan itibaren ortaya koyduğumuz hassasiyet ve müdahale, adım adım inşa ettiğimiz daha kapsayıcı bir mesuliyet anlayışının sahadaki tezahürüdür. Göreve geldiğimiz günden beri çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, öğretmenlerimizin huzurla vazifesini sürdürdüğü, güvenli okul iklimini daha da güçlendirmek için kararlı adımlar attık ve atmaya devam ediyoruz. İzninizle şimdi bu adımları sizlere hatırlatmak istiyorum. TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ VE EĞİTİMDE YENİ YAKLAŞIM Öncelikle, göreve başlar başlamaz 'Köklerden Geleceğe' yaklaşımıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çalışmalarını başlattık. Eylül 2024'te uygulamaya koyduğumuz modelimizle beraber; öğrencilerimizin sosyal duygusal öğrenme becerilerini, okuryazarlık becerilerini geliştirmeyi, Erdem Değer Eylem Çerçevesiyle onlara milli ve manevi değerlerimizi kazandırmayı hedefledik. Böylece sağlıklı şahsiyetlerden oluşan huzurlu toplumun temel unsuru olan yetkin ve erdemli insanı merkeze aldık. Eş zamanlı olarak Öğretmenler Odası Buluşmaları başlatarak attığımız her adımı öğretmen ve idarecilerimizle birlikte bir istişare ortamı oluşturarak, eğitimcilerimizin sesine kulak verdik. Okulun ciddiyetini, düzenini ve öğretmenin otoritesini tahkim etmeye gayret ettik. Oyunun eğitici ve iyileştirici gücünden istifade etme amacıyla okul bahçelerimizde geleneksel oyun alanlarımızı yaygınlaştırma çalışmalarını başlattık. Derslerde cep telefonlarına sınır getirdik. "Veli Randevu Sistemi"ni hayata geçirerek veli ziyaretlerini planlı bir yapıya kavuşturduk. Liselerde sınıfta kalmayı yeniden devreye aldık. Okul kıyafeti uygulamasını hayata geçirdik. "Okullarda Şiddetin Önlenmesi" genelgemizi yayımladık. Çıkardığımız Öğretmenlik Mesleği Kanununda yaptığımız düzenleme ile eğitim çalışanlarımıza yönelik hukuki destek mekanizmasını işletmeye başladık. DİJİTAL DÜNYADA ÇOCUKLARIN KORUNMASI Ayrıca, dijital dünyanın çocuklarımızın zihni ve kalbi üzerinde kurduğu baskıyı görmezden gelmedik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz ile medya okuryazarlığını, dijital okuryazarlığı ve bilgi okuryazarlığını müfredatın parçası hâline getirdik. Dijital Vatandaşlık Eğitimi yaklaşımını güçlendirdik. Velivizyon platformunu kurduk. Öğretmen Bilgi Servisi ve Okul Veli Asistanı sistemleriyle öğretmen, veli ve okul arasındaki irtibatı daha güvenli ve daha kontrollü bir zemine taşıdık. Ülkemizin öncülüğünde dünyada ilk kez yayınlanan "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi" doğrultusunda tedbirler silsilesi oluşturduk.Siber zorbalık, dezenformasyon ve çevrim içi riskler karşısında çocuklarımızı koruyan yeni bir dikkat geliştirdik. BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM Sonrasında,bağımlılıkla mücadeleyi çocuklarımızın esenliği, karakter gelişimi ve okul aidiyetiyle birlikte ele aldık. "Duygu - Değer Temelli Dijital Esenlik" projesiyle çocuklarımızın teknoloji karşısında savunmasız kalan iç dünyasını daha yakından gözeten bir koruma çerçevesi kurduk. Dijital bağımlılık, teknoloji bağımlılığı, sigara ve tütün bağımlılığı ile akran zorbalığı başlıklarında öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize yönelik yüz yüze ve çevrim içi eğitimleri yaygınlaştırdık. Bağımlılıkta erken uyarı işaretlerinin fark edilmesine yönelik olarak Yeşilay'la iş birliğiyle veli eğitimleri yaptık. Duygu-değer temelli müdahale setleriyle çocuklarımızın risk alanları karşısında daha güçlü bir iç direnç geliştirmesini, karakterini tahkim etmesini ve kendi iradesini koruyacak bir bilinç kazanmasını hedefledik. Okul Aidiyetinin Güçlendirilmesi projeleri kapsamında çocukların kendilerini okulun tabii bir parçası olarak hissetmelerini, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmalarını, sosyal, sportif, sanatsal, kültürel ve bilimsel etkinlikler yoluyla zararlı madde ve davranışlara karşı daha güçlü bir otokontrol geliştirmelerini destekledik. Bağımlılıkla mücadeleyi, çocuklarımızı hayata bağlayan, aidiyetini kuvvetlendiren ve şahsiyetini koruyan bütüncül bir imkan olarak ele aldık. AİLENİN EĞİTİMİN MERKEZİNDEKİ ROLÜ Aileyi eğitimin merkezinde tuttuk ve bu konudaki hassasiyetimizi her ortamda tekrarladık. Ailemle Eğitim Yolculuğum, Aile Okulu kursları, Maarif Modeli Ebeveyn Okulu, düzenli yayımlanan aile eğitim bültenleri, Güçlü Aile Güçlü Gelecek Kongresi ve farklı temalarda yürüttüğümüz aile buluşmalarıyla anne-baba ile çocuk arasındaki bağı kuvvetlendiren daha güçlü bir zemin kurduk. Biz biliyoruz ki çocuğun iç dünyası ailede şekillenir. Okul-aile iş birliğini ısrarla tahkim etmemizin sebebi budur. MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERLE GÜÇLENEN NESİLLER Çocuklarımızın millî ve manevî değerlerle, güçlü bir aidiyet duygusuyla ve ortak hafızayla büyümesine özel önem verdik.Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin erdem-değer-eylem yaklaşımını okul hayatının iklimine taşımaya çalıştık. "Her Çocuk Bir Fidan, İlk Ders Yeşil Vatan" temasıyla başlayan çalışmalarımızı yıl içine yayılan etkinliklerle derinleştirdik. Öğrencilerimizin millî bilincini ve vatanseverlik duygusunu geliştirmek için ikinci döneme "Bayrak Sevgisi" temasıyla başladık. Çocuklarımızın milli ve manevi dünyamızı ve kültürel zenginliğimizi hissetmeleri ve yaşamaları için Ramazan ayı boyunca "Maarifin Kalbinde Ramazan" ve "İftarda Konuşalım" etkinliklerini gerçekleştirdik. Demokrasi kültürünü yerleştirmek, bağımsızlık bilincini güçlendirmek, milli birlik ve beraberliğimizi toplumsal dayanışmamızı tahkim etmek için 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'ndan aldığımız ilhamla "Maarifin Kalbinde Çocuk" yaklaşımıyla nisan ayını çocuklarımıza hasrettik. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir zulmün yaşandığı Filistin ve Gazze'deki drama dikkat çekmek için "Çanakkale'den Gazze'ye Bağımsızlık Ruhu ve Vatan Sevgisi" farkındalık çalışmalarından, EBA ve TRT EBA'da tarih bilincini diri tutan içeriklere kadar uzanan güçlü bir kültürel ve ahlaki zemin oluşturarak çocuklarımızın vicdanla, sorumlulukla, aidiyet şuuruyla ve millî hafızayla büyümesini önceledik. YAPAY ZEKA DESTEKLİ EĞİTİM YÖNETİMİ Güvenli okul ikliminin inşası için süreci veri temelli ve kurumsal bir yönetim anlayışıyla takip edecek yapay zeka destekli Bakanlık Yönetim Sistemi'ni kurduk. Bu sistemle Bakanlığımıza ait bütün veriler tek bir merkezde toplanıp işlenerek yapay zeka destekli güçlü bir karar destek mekanizması oluşturduk. Örneğin okul güvenlik endeksi, devamsızlık raporları, RAM başvuru durumu, RAM ile okul arasındaki ilişkiyi izleyen raporlar, disiplin verileri, disiplin ile demografik yapı arasındaki ilişkiyi gösteren analizler, rehber öğretmen norm simülasyonu ve RAM'a sevk edildiği hâlde kaydı görünmeyen öğrencilere ilişkin izleme başlıklarını devreye soktuk. Böylece sahada oluşan riskleri; ortaya çıkmadan önce öngörebilen, belirtileri erkenden fark eden, okulu sistematik bir şekilde izleyen, rehberlik ihtiyacını tanımlayan ve müdahale kapasitesini veriye dayalı biçimde yöneten daha güçlü bir çerçeve kurduk. REHBERLİK VE ERKEN MÜDAHALE KAPASİTESİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ Rehberlik, risk izleme ve erken müdahale kapasitemizi büyüttük. Ortaöğretim kurumlarımızda öğrencilerin devamsızlık, akademik başarı, disiplin kayıtları ve sosyal uyum göstergelerini birlikte değerlendiren yapay zeka destekli bir izleme yapısı kurduk. Okul terki ve devamsızlık takibi projelerini devreye aldık. Disiplin cezaları analiz modeliyle risk alanlarını veriye dayalı biçimde takip etmeye başladık. Önleme, müdahale ve yönlendirme mekanizmalarını güçlendirdik. MEBİ rehberlik modülleriyle öğrencilerimizin empati, öfke kontrolü, çatışma çözme, akran baskısıyla baş etme ve dijital güvenlik alanlarında desteklenmesini sağladık. "SİBER DEVRİYE FAALİYETLERİNE DAHA FAZLA AĞIRLIK VERECEK" İlk olarak, okul güvenliğini fiziki tedbirlerle birlikte dijital risk alanlarını da kapsayacak şekilde genişleterek ele alıyoruz. Bu iş birliği çerçevesinde siber devriye faaliyetlerine daha fazla ağırlık verecek, ilgili birimlerimizin kapasitesini güçlendirecek, dijital dünyanın karanlık alanlarında çocuklarımızı hedef alan riskleri yapay zekâ destekli takip ve analiz imkânlarıyla daha yakından izleyip, izleme sonuçlarına göre önlemlerimizi güçlendireceğiz. "YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ BİR RİSK ANALİZ VE ERKEN UYARI SİSTEMİ OLUŞTURACAĞIZ" İkinci olarak, Bakanlıklar arası veri paylaşımını ve iş birliğini güçlendirecek; okullarımızın çevresinden giriş-çıkış düzenine, riskli durumlara erken müdahaleden kurumlar arası eşgüdüme kadar yeni çalışma modellerini ivedilikle devreye alıyoruz. Bu çerçevede İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla yürüttüğümüz veri entegrasyonu sürecini Bakanlık Yönetim Sistemimizle bütünleştirerek, yapay zekâ destekli bir risk analiz ve erken uyarı sistemi oluşturacağız. Devamsızlık eğilimleri, disiplin verileri, demografik yapı, okul riski ve suça yönelim riski gibi göstergeleri birlikte değerlendiren bu yapı sayesinde, tek başına sınırlı anlam taşıyan sinyalleri bütüncül biçimde okuyabilecek, ilgili birimlerimizi erken aşamada harekete geçirebileceğiz. "AİLE İLE OKUL ARASINDAKİ İRTİBATI DAHA DA SAĞLAMLAŞTIRIYORUZ" Üçüncü olarak, aile ile okul arasındaki irtibatı daha da sağlamlaştırıyoruz. İki yıl önce başlattığımız "Veli Randevu Sistemi"ni daha etkin hâle getirecek, okul-aile-rehberlik sürecini gündelik eğitim hayatının tamamında daha canlı ve işlevsel olmasını temin etmek istiyoruz. "Velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alıyoruz" Dördüncü olarak, dijital bağımlılık vb. risklere karşı velilerimize yönelik destek ve danışma hattını kısa süre içinde devreye alıyoruz. Anne-babalarımızın çocuklarının maruz kaldığı dijital içerikleri daha yakından tanıması, riskleri daha erken fark etmesi ve gerektiğinde hızlı destek alabilmesi için yeni bir destek imkânı oluşturuyoruz. "ÖĞRETMENLERİMİZİ DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ" Beşinci olarak, öğretmenlerimize ve okul yöneticilerimize kriz yönetimi, sınıf içi müdahale, erken uyarı işaretleri fark etme ve riskli durumlara doğru tepki verme konularında kapsamlı eğitimlerimize devam edeceğiz. Öğretmenimizi okul iklimini ayakta tutan en güçlü rehber olarak desteklemeyi sürdüreceğiz. "KORUYUCU, ÖNLEYİCİ VE İYİLEŞTİRİCİ BÜTÜN ARAÇLARI BİRLİKTE İŞLETECEĞİZ" Altıncı olarak, öğrencilerimiz için psikososyal destek mekanizmalarını daha da güçlendirecek; hâlihazırda 23 ilimizde pilot olarak yürüttüğümüz Duygu, Değer Temelli Dijital Esenlik Projemizi genişleterek ülke sathına yaygınlaştıracağız. Çocuğun iç dünyasını dikkate alan yaklaşımlarla netice alabileceğimizi biliyoruz. Bu sebeple koruyucu, önleyici ve iyileştirici bütün araçları birlikte işleteceğiz. "REHBERLİK KAPASİTEMİZİ DAHA HASSAS HÂLE GETİRECEĞİZ" Yedinci olarak, riskleri erkenden fark eden, etkili ve zamanında müdahale üreten rehberlik kapasitemizi daha hassas hâle getireceğiz. Çocuklarımızın sessizce içine kapandığı, görünürde fark edilmeyen ama zamanla derinleşen kırılma alanlarını daha erken öngörebilen, uygun destek mekanizmalarını vakit kaybetmeden devreye alabilen yapay zeka desteğiyle rehberlik sistemimizi daha güçlü bir hale getireceğiz. Bunlarla birlikte, çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden risk alanlarının bir kısmı okul dışındaki faktörler olarak; medya içeriklerinden dijital platformlara, hukuki caydırıcılıktan kurumlar arası denetim ve koordinasyona kadar uzanan daha geniş bir bakış açısı gerektiriyor. Bu nedenle ilgili bütün bakanlıklarımız, kurullarımız ve kurumlarımızla birlikte topyekûn mücadele anlayışıyla şiddeti özendiren içeriklere karşı daha güçlü bir takip ve denetim çerçevesi oluşturuyoruz. Bu doğrultuda risk barındıran dijital platformlar dahil tüm mecralarda çocuklarımızı koruyacak teknik ve hukuki tedbirleri almak, yaş doğrulama ve içerik güvenliği başlıklarında yeni uygulamaları devreye almak, çocukların erişimine açık risk alanlarına karşı caydırıcılığı artırmak ve bütün bu süreçleri müşterek bir eylem planı içinde yürütmek üzere kapsamlı bir hazırlık içindeyiz. Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla şekillenen bu çerçeveyi, okul güvenliğinden aile desteğine, rehberlik hizmetlerinden dijital risk yönetimine, medya takibinden hukuki koruma mekanizmalarına kadar bütün boyutları kapsayan güçlü bir politika setiyle tahkim edeceğiz. Güvenli okul iklimi inşa etme meselesinde hiçbir tereddüde, hiçbir boşluğa izin vermeyeceğiz. Bu vesileyle tekrar, kaybettiğimiz Ayla öğretmenimize ve evlatlarımıza Allah'tan rahmet, yaralı yavrularımıza şifa, ailelerimize, milletimize sabır ve metanet diliyorum.

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Türkiye'de yaşanan olaylara tepki! Haber

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Türkiye'de yaşanan olaylara tepki!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, NOW TV’deki Çalar Saat programında İlker Karagöz’ün konuğu oldu. Maaşlarını alamadıkları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdükten sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde gözaltında alınan 110 madenci ile ilgili üzüntülerini dile getiren Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Meselelerle, münasebeti devamlı probleme dönen bir ülke haline geldik. Program başlığınız olan ‘Reva mı’ çok değerli bir başlık. Bu aslında Anahtar Parti'nin siyasi mesuliyet trampleni. Biz aslında bu kelimenin karşılığına kurulduk. Bu memlekette yaşadıklarımız bu millete reva mı? Çocuklarımızın okulda çektikleri onlara reva mı, madenler açılıyor. Madenler açılırken civarda bozulan ekosistem, o bölgede yaşayan insanlara bunlar reva mı? Emeklilerin yaşadıkları onlara reva mı? Çocuklarımız eğitim görmek istiyorlar. Eğitimde yaşadığımız sorunlar çocuklarımıza reva mı? SANAYİCİLERE SORUN; ‘BU FAİZ BİZE REVA MI’ DER! Madenlerimiz çıkarılırken çıkarana kadar çatışma çıkıyor. Çıktıktan sonra memleketin kaynaklarını zenginlik sebebi yapacağız diye bir hassasiyet gelişiyor ama memleketin toplumsal beraberliği zayıflıyor, tartışmaya başlıyor. Biz işimizi dört başı mamur yapamıyoruz. Aslında bu kadar güzel bir memleketin, bu kadar imkânı bol bir memleketin, bu kadar insanı güzel bir memleketin, meselelerini doğru yönetebilse dünyanın en saygın, en zengin, en müreffeh ülkelerinden biri olacak memleketin bu halde olması millete reva mı, devlete reva mı, bize revamı yahu? Emekliyi yakalıyorsunuz bu bize reva mı diyor. Dar gelirli, asgari ücretli bu bize reva mı diyor. Sanayiciye sorun. Bu kadar faiz bize reva mı diyor, esnafa sorun bu kadar enflasyon bize reva mı diyor. Bu şartları öğretmenlere sorun. Öğretmenler ‘bu kadar elimizin kolumuzun bağlı hale gelmesi ve çocukları eğitmek zorunda kaldığımız bu süreçte yaşadığımız şartlar bize reva mı’ diyor. Herkes bize reva mı diyor. Bu yaşadığımız şeyler bize reva mı? SESLERİNİ DUYURMAK İÇİN GELİP FİNALİ KODESTE YAPIYORLAR! İnsanların çalışıp yıllarca emek ettikleri yerden elleri iki yanlarına düşmüş çaresiz bir şekilde ‘sesimizi devletimize duyurmak istiyoruz’ diye gelip finali kodeste yapmaları! Bu mesela Türkiye'nin yönetim fotoğrafına reva mı? Görüntümüze bakın; çocuklarımız öldürülüyor, madencilerimiz tutuklanıyor, öbür tarafta eylemler var. Altın, insan ticareti, kara para aklamaları, mafyalar, çeteler, uyuşturucu operasyonları dışarıda bir görüntü var. Türkiye'yi büyük bir fotoğrafın üstüne koysanız bir jenerik aksa o jenerikte olanlar bu ülkeye reva mı? Bu görüntü biz miyiz? Koca Türk milletinin dışarıya verdiği görüntü bu mu? Her gün uyuşturucu operasyonuyla uyanıyoruz. Her gün sansasyonel, dehşetli bir şey yaşıyoruz. Her gün büyük acılar yaşıyoruz. Her gün bir konkordato duyuyoruz. İntihar duyuyoruz. Kaçakçılık duyuyoruz. Mafyalaşma duyuyoruz. Çocuklarımızın katlini duyuyoruz. Eylem duyuyoruz. TÜRKİYE’DE YAŞANANLAR YÖNETİM TÜRBÜLANSIDIR! Bu nedir? Bu yönetim türbülansıdır. Bu Türkiye'de yaşadığımız şey bir türbülanstır. Bir dağınıklıktır. Plansızlık, programsızlık, strateji geliştirememek, doğru okuyamamak, dünyayı doğru okuyamamak, durumu doğru okuyamamak. Her şeye bakacaksınız, tedbir alacaksınız. Biz şimdi ne görüyoruz genelde? Karşılaştığımız her sorundan sonra dehşet yaşıyoruz. Yaşadığımız şeyin dehşetinden sonra tedbir konuşuyoruz. Tedbir önceden konuşabilen, önceden önlem alabilen, önceden başa bela gelmeden, başa acı gelmeden, büyük acılar ve yıkım yaşanmadan tedbir alabilen devlet kapasitesi konuşamıyoruz. Heyelan oluyor, tedbir konuşuyoruz. Sel oluyor, tedbir konuşuyoruz. Deprem oluyor, tedbir konuşuyoruz. Katliam oluyor, tedbir konuşuyoruz. Arsızlık, hırsızlık, yolsuzluk tedbir konuşuyoruz. İsraf olup hep tedbiri sonradan konuşuyoruz. Tedbir, adı üstünde tedbir önceden alınana deniyor. Sonradan alınan şey tedbir değildir, o mecburiyettir. O mecburiyet de gideni getirmez. SORUNLAR NE ZAMAN ÇÖZÜLECEK; 2053’TE Mİ? Biz evlatlarımıza memleket bırakacağız. Cumhurbaşkanı'nın bir tweetini gördüm. ‘Çocuklarımıza huzurla yaşayacakları bir memleket kuracağız inşallah.’ 24 yıldır iktidarda sayın Cumhurbaşkanı. Söylediği söz bu. İnşallah kuracağız dediğinize göre bunu ne zaman planladığınızı da söylerseniz memnun olacağız. 24 yıldır icranın başındasınız. Sizin iktidara geldiğiniz zaman doğan çocuklar 24 yaşında. O dönem ilkokul çağındakileri de katarsanız 30-35 bandında yaşı olanlar sizinle hayatı tanıdı. Şimdi bu kadar büyük bir imkânı nasıl kullanmış ya da kullanamamış olmalısınız ki siz ‘çocuklarımıza huzurla yaşanacak bir memleket kurmak zorundayız’ diyorsunuz. İktidara yeni geliyormuşsunuz gibi konuşmaya başlıyorsunuz. Çözmeyi vaat ettiğiniz programlar ve sorunların hepsi duruyor. Sonra siz hepsiyle ilgili muazzam bir toplumsal yükle karşılaşınca arzı endam ediyorsunuz milletin karşısında ki; ‘biz bunları çözeceğiz evelallah.’ Ne zaman 2053'te mi? ÇOCUKLAR OKULA AÇ GİDİYOR! Çocukların aç olduğu, okula aç gittiği bir ülkede siyaset vazifesini yapmıyor demektir. Onu bilecek. Bunu planlayacak. Çocuklara okulda yemek verilecek. Kreşler konuşuluyor, kreş açılacak. Güvenlik yok, güvenliği sağlayacaksınız. Bunun için evlatlarımızın katledilmesini beklemeyeceksiniz. Daha önce duyacaksınız. Akran zorbalığı var. Engelleyeceksiniz. Bunu engelleyecek mekanizmaları kuracaksınız. Bütün bunlar bizim siyasi olarak hükümet rekabetinden söylediğimiz değil, devletin, milletin istikbaline söylediğimiz şeyler. Buna kapasitesi olan bir memleketiz. 19 milyar dolar faiz ödedik 2026’nın ilk 3 ayında. Faiz, ana para değil! Faiz ödemesi böyle olan bir memlekette 86 milyonun alın terini faiz lobilerine öderken para buluyorsunuz. Çocuklarınıza yemek parası bulamıyorsunuz. Buna kimseyi inandıramazsınız. Bu faize sebep olan israf sarmalını, yönetim zafiyetini ortadan kaldırırsınız.

Ümit Özdağ: Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir Haber

Ümit Özdağ: Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir

Prof. Dr. Özdağ, olaylarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek, sürecin bilimsel yöntemlerle ele alınması gerektiğini ifade etti. Toplantıda konuşan Psikiyatri Profesörü Prof. Dr. Sertaç Ak ise saldırıların uluslararası literatürde de incelendiğini belirterek, benzer olayların artış gösterdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ak, saldırgan profillerine ilişkin olarak “Ne yazık ki son yıllarda psikiyatri ve sosyal psikoloji alanında bu tür okul baskınlarının yaşanabileceğini öngörüyorduk” ifadelerini kullandı. Ak, bu kişilerin ağır psikiyatrik hastalıklardan çok depresyon, intihar düşünceleri, sosyal dışlanma ve reddedilme gibi faktörlerle öne çıktığını belirterek, “En önemli tetikleyiciler arasında akran zorbalığı ve romantik reddedilme yer alıyor” dedi. Çözüm önerilerine de değinen Ak, yalnızca güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını vurgulayarak, “Kök nedene inmeden bu sorun çözülemez. Okullarda psikolojik danışmanlık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve riskli bireylerin erken tespit edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ak ayrıca, medya yayınlarına ilişkin olarak “Bu tür olayların görüntüleri yayılmamalı, çünkü benzer olayları tetikleyebilir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ümit Özdağ ise siyasi gündeme ilişkin yaptığı konuşmada erken seçim çağrısını yineleyerek, “Eğer bir iktidar seçim sandığından ve milletten kaçıyorsa, başarısız olduğunu kabul ediyor demektir” dedi. Özdağ, “Millete rağmen siyaset olmaz. Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir” ifadelerini kullandı. Ekonomiye değinen Özdağ, Türkiye’de yüksek enflasyon, faiz yükü ve bütçe açıklarına dikkat çekti. Merkez Bankası verilerine atıfta bulunan Özdağ, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin faiz lobilerine en fazla faiz ödemesi yapan hükümetiyle karşı karşıyayız” dedi. Özdağ, üç yıllık toplam zarar ve bütçe açığına ilişkin verilerin ekonomik görünüm açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Konuşmasında yabancı maden şirketlerine de değinen Özdağ, “Yabancı maden şirketleri kendi ülkelerinde kullanmaları yasak olan yöntemleri Anadolu topraklarında kullanıyor” ifadelerini kullandı. Zeytinlikler ve tarım alanlarının zarar gördüğünü savunan Özdağ, “Kur’an-ı Kerim’de ‘zeytine ve incire ant olsun’ deniyor. Ancak bu ağaçlar yok ediliyor” dedi. Dış politika değerlendirmelerinde ise ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilime dikkat çeken Özdağ, Orta Doğu’da artan çatışma riskinin küresel istikrarı tehdit ettiğini söyledi. Hürmüz Boğazı ve bölgesel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Özdağ, “Bölgedeki her yeni adım küresel barış açısından risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan politikalarına da değinen Özdağ, “Bölgeyi sürekli çatışma halinde tutacak bir yapı oluşuyor” dedi. Toplantının sonunda yaklaşan saha programlarına ilişkin bilgi veren Özdağ, Bursa, Muğla ve İzmir’de temaslarda bulunacaklarını belirterek, ekonomik ve siyasi değerlendirmelerini sahada vatandaşlarla paylaşacaklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.