Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Barış

Haberia - Barış haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Barış haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD-İsrail-İran savaşı demir-çelik ihracatında dengeler bozdu! Haber

ABD-İsrail-İran savaşı demir-çelik ihracatında dengeler bozdu!

Küresel ticarette jeopolitik gelişmelerin etkisinin giderek arttığını belirten ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, Ortadoğu’daki gerilimin ticarette temkinli bir süreci başlattığını kaydetti. Bu süreçte yeni fırsatların da ortaya çıkabileceğini işaret eden Tosyalı, “Sektör olarak güçlü üretim altyapımız ve pazar çeşitliliğimizle bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahibiz.Önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyoruz.” dedi. Türkiye geneli demir ve demir dışı metaller ihracatışubat ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7 artışla 1,1 milyar dolar, çelik sektörü ihracatı ise yüzde 3,3 düşüşle 1,2 milyar dolar oldu. Bu iki sektör birlikte değerlendirildiğinde, 2,3 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 10,9’unu oluşturdu. Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin (ADMİB) şubat ayı performansına bakıldığında; demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 5,1 artışla 62 milyon dolar, çelik ihracatı ise yüzde 1,2 artışla 167 milyon dolar oldu. Akdenizli firmalar hedef pazarlarda üç haneli büyüdü Şubat ayında Türkiye geneli demir-çelik ihracatında Almanya ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi sırasıyla İtalya, Romanya, Birleşik Krallık ve ABD izledi. İlk 10 pazar içinde en fazla artışlar yüzde 35 ile Birleşik Krallık, yüzde 32 ile ABD, yüzde 27 ile Romanya’ya yapılan ihracatta kaydedildi. ADMİB’in şubat ayı ihracatında ilk sırada Romanya yer aldı. Bu ülkeyi Fas, İtalya, Almanya ve Ukrayna takip etti. ADMİB’in ihracatında ise en dikkat çekici artışlar yüzde 329 ile ABD, yüzde 156 ile Romanya, yüzde 143 ile Birleşik Krallık, yüzde 125 ile Ukrayna ve yüzde 109 ile Fas’a yapılan ihracatta görüldü. Jeopolitik risklere rağmen ihracatta fırsat doğabilir Şubat ayı ihracat verilerini değerlendiren ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, küresel ticarette jeopolitik gelişmelerin belirleyici hale geldiğini söyledi. Ortadoğu’da başlayan savaşın bölgesel ticaret ve lojistik akışında belirsizlik yarattığını belirten Tosyalı, “Bölgedeki savaş navlun maliyetlerinden teslim sürelerine kadar baskı oluşturuyor. Bu durum özellikle Ortadoğu ve Körfez hattına yönelik ticarette temkinli bir süreci beraberinde getiriyor. Temennimiz bölgemizdeki tansiyonun düşmesi, barış ve istikrar ortamının yeniden tesis edilmesidir.” dedi. Türk demir-çelik ve metal sektörünün güçlü üretim altyapısı ve pazar çeşitliliği sayesinde bu süreci yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Tosyalı, “Kuzey Afrika, Avrupa ve ABD pazarlarında elde ettiğimiz güçlü artışlar sektörümüzün esnekliğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram'dan Kadir Gecesi mesajı Haber

Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram'dan Kadir Gecesi mesajı

Bursa Gümüşhane Dernekleri Federasyonu (Bursa GÜDEF) Başkanı Adem Bayram, Ramazan ayının manevi ikliminde idrak edilen Kadir Gecesi münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak hemşehrileri ve tüm Müslümanlar için dualarını iletti. Başkan Bayram mesajında, Kadir Gecesi'nin önemine vurgu yaparak, bu gecenin affedilme, dua ve manevi huzurun zirveye ulaştığı müstesna bir zaman dilimi olduğunu belirtti. Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen bu gecenin, birlik ve beraberlik duygularının pekişmesine vesile olmasını diledi. Bayram mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nin milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa rahmet, huzur ve bereket getirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Bu mübarek gecede yapılan duaların, başta Bursa'da yaşayan Gümüşhaneli hemşehrilerimiz olmak üzere tüm kardeşlerimizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ramazan ayının manevi iklimini taçlandıran bu gecenin, ülkemize ve insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum." Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram, Kadir Gecesi'nin İslam alemi için önemine dikkat çekerek, bu tür mübarek günlerin toplumsal dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini ifade etti. Bayram, mesajının sonunda tüm hemşehrileri ve İslam âlemini Kadir Gecesi dolayısıyla tebrik etti. Bu gönderiyi Instagram'da gör Bursa Gümüşhaneliler Derneği Resmi Hesabı (@bursagumushanelilerdernegi)'in paylaştığı bir gönderi

AK Parti Bursa'dan STK'larla iftar programı! Haber

AK Parti Bursa'dan STK'larla iftar programı!

AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Ramazan ayı kapsamında düzenlenen "Bursa STK Buluşmaları İftar Programı" Nilüfer Davet'te gerçekleştirildi. Ramazan'ın birlik ve dayanışma ruhunu pekiştirmek amacıyla düzenlenen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Belgin Uygur, AK Parti Bursa Milletvekilleri, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Partili Belediye Başkanları ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. İftar programında Bursa'daki dernek ve vakıf temsilcileri aynı sofrada bir araya gelerek Ramazan'ın bereketini paylaştı. "STK'LAR TOPLUMUN EN GÜÇLÜ DİNAMİĞİ" Programda konuşan AK Parti Bursa Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Emine Yavuz Gözgeç, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal hayatta önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gözgeç, STK'ların gönüllülük esasıyla büyük sorumluluk aldığını belirterek, "Yardımlaşma ve dayanışmadan ekonomiye, kültürümüzü ve değerlerimizi yaşatmaktan toplumun sorunlarına çözüm üretmeye kadar çok önemli görevler üstleniyorsunuz. Sivil toplum kuruluşlarında görev almak taşın altına elini koymak demektir. Sorumluluk almak demektir. Biz demektir. Şikâyetin değil çözümün bir parçası olmak demektir" dedi. AK Parti'nin siyaset anlayışının temelinde devlet ve millet kaynaşmasının bulunduğunu vurgulayan Gözgeç, sivil toplum kuruluşlarının bu bağın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti. "BURSA'NIN EN BÜYÜK GÜCÜ BİRLİK RUHUDUR" AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan da konuşmasında Ramazan ayının birlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini belirtti. Bursa'nın tarih boyunca farklı kültürleri bir araya getiren kadim bir şehir olduğunu ifade eden Gürkan, kentte 4 bin 292 sivil toplum kuruluşunun faaliyet gösterdiğini söyledi. Gürkan konuşmasında, "Bursa sıradan bir şehir değil. Osmanlı'ya başkentlik yapmış, medeniyetin temellerinin atıldığı kadim bir şehir. Bu şehirde Balkanlardan, Kafkaslardan ve Anadolu'nun dört bir yanından gelen hemşehrilerimiz var. Bu çeşitliliğin en önemli aktörleri ise sivil toplum kuruluşlarımızdır. Bursa'nın en büyük gücü birlik ruhudur" ifadelerini kullandı. "SİVİL TOPLUM ŞEHİR HAYATINA YÖN VERİYOR" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Belgin Uygur ise konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının şehir hayatına önemli katkılar sunduğunu belirtti. Uygur, siyasetin milletle birlikte yürütülen bir hizmet anlayışı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulunarak, "Sivil toplum kuruluşlarımızın yaptığı çalışmalar şehir hayatına yön veriyor ve toplumsal hayata değer katıyor. Sahadan gelen sesi duymak, toplumun beklentilerini doğrudan dinlemek ve karar süreçlerini bu birikimle şekillendirmek bizim için büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "DÜNYADA BARIŞ VE İNSAN ONURU ÖN PLANDA OLMALI" Uygur konuşmasında dünya gündemine de değinerek özellikle bölgede yaşanan çatışmaların sivilleri etkilediğine dikkat çekerek, "Bugün dünyanın birçok yerinde savaşların en ağır yükünü siviller, kadınlar ve çocuklar taşıyor. Bizler gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve insan onurunun hakim olduğu bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. He

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi!

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "HODRİ MEYDAN DEMEKTEN ÇEKİNMEYİZ" "Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız" diyen Erdoğan, "Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; "Sizlerin ve kıymetli misafirlerimizin şahsında 81 vilayetimizin her karışında her şey Türkiye için şiarıyla gece gündüz demeden fedakarca çalışan teşkilatımızın tüm mensuplarını 11 milyon 550 bin üyemizin her birini saygıyla selamlıyor, Cenabı Allah kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Değerli milletvekili arkadaşlarım yarın milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan milli mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını devrin marif vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız nasıl anlatıyor; 'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı.' Vatan topraklarını hızla kara bulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Tekrar tekrar okunmuş, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde genel kurulun ekseriyeti azimesiyle milli marşımız olarak kabul edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele kahraman ordumuza hitap edilen İstiklal Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. "TÜRK'ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ" İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz. Millet olarak hiçbir zaman korkmadık. Korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız.Ben de bugün Cenabı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar gözlemlesin diyorum. "CEDDİMİZE SIRTIMIZI ASLA DÖNMEYİZ" Değerli kardeşlerim burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Evet, milli mücadeleyi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezan'dır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İlahi Kelimetullah davasıdır. Asya'dan Afrika'ya Kafkaslardan Balkanlara kadar Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı red mi edelim? Kimse kusura bakmasın. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da, ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin. Kim hangi bildiri yayınlarsa yayınlasın. Bizi biz yapan hasretlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedbahın hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine inancımızı ve irademizi kırmasına bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna, canımız pahasına sahip çıkacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak, İstiklal Marşımıza da İstiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum. Bu vesileyle istiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin de tapu senede olan İstiklal Marşı gibi nadide bir hediyeyi bizlere armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle iade ediyorum. "DOST VE KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNEN BİR ÜLKE DEĞİLİZ" Çok değerli yol ve dava arkadaşlarım bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan savaş hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken yanlış hesaplar yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2000'e ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin su ve enerji altyapısının ulaştırma altyapısının vurulduğuna insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız. Kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz. Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. "BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR" Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. "DİPLOMASİYE ŞANS TANINIRSA BUNU DURDURMAK MÜMKÜN" Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi. "IRK AYRIMINI, MEZHEP AYRIMINI, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ" Aziz milletim, milletvekillerimiz, burada şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek istiyorum. Biz bölgemizin tamamında olduğu gibi kardeş İran halkına da bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil sadece insan vardır. İster yanı başımızda, ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim. Bugün üzerine basarak tekrar ediyorum. Bizim Sünnilik Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim. Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim. Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim. Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini ister siyasi ister tarihi olsun bugün bize faydası olmayan aksine nefreti körüklemesi fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şunu lütfen unutmayalım. Şiiler Sünniler olarak Araplar Türkler Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşamaya aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağdur olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. "BİZ BU OYUNA DÜŞMEYİZ" Değerli milletvekillerimiz İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim. Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilenlerin amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetinde gayet farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale zaferimize baksın. En son15 Temmuz'da sadece içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da milletin gücüyle, milletin azmiyle rezil, rüsva edip bozguna uğrattık. Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir. Üstelik bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye Terörsüz Türkiye projesi ile gücüne güç katmıştır. Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış bölgesinde denklem kurucu oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR VURGUSU Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden, ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz. Değerli kardeşlerim bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlarda boyut ve biçim değiştirmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri sivil ve askeri olmak üzere iki yönlü kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretleri yükselmekte şüpheler artmakta dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme gelmekte ve alınmaktadır. Şurası bir gerçek ki eğitimden ulaşıma sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz. Bununla birlikte ekranda geçirilen süreler uzadıkça ders başarısından aile ilişkilerine sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocuklarımız bundan olumsuz etkileniyor. Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarda bir şekilde temas halinde olduğu 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. "YASALAŞACAĞINA İNANIYORUM" Türkiye'deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı nasıl etkilediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. TÜİK'in araştırmasına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların %66,1'i aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Çocukların yüzde 32,6'sı her yarım saatte bir cep telefonunu kontrol ediyor. Yüzde 74 ise en az bir dijital oyun oynuyor. Bu evlatlarımıza ekran başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yol açtığı sorulduğunda yüzde 34,4'ü daha az kitap okuduğunu %33,3'ü daha az ders çalıştığını, %25,5'i ailesiyle daha az zaman geçirdiğini, %18,6'sı arkadaşlarıyla daha az yüz yüze görüştüğünü, %17,2'si ise daha az uyuduğunu belirtiyor. Değerli arkadaşlar, çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan çocuğun üstün yararını esas alan önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenleme ile sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum. EMEKLİYE MÜJDE Son olarak emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Ev Sahibi Türkiye - Ankara 31 bin 73 Konut Kura Çekim Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Çekmeköy'de öğrencisinin bıçaklı saldırısında hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik cinayetine değinen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında dün İstanbul Çekmeköy'de bir lisede uğradığı menfur saldırıda vefat eden Fatma Nur Çelik öğretmenimize Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Merhum öğretmenimizin ailesi ve yakınlarına sabır, büyük bir fedakârlıkla ülkemize hizmet eden eğitim camiamıza başsağlığı temenni ediyorum. Elleri öpülesi öğretmenlerimize yapılanın hiç bir gerekçesi olamaz. Şiddeti bir kenara bırakın, Hazreti Ali efendimizin bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum buyurduğu öğretmene, hocaya yönelik saygısızlık etmek bile inancımızdan ve kültürümüzde kabul edilmez. Başsavcılığımız, Adalet Bakanlığımız idari soruşturmayı başlatmıştır. Milletçe hepimizi hüzne boğan bu olayın üzerine kararlılıkla gidilecek, failin hak ettiği cezayı alması için gereken mutlaka yapılacaktır. Aynı saldırıda yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize de yüce Allah'tan acil şifalar diliyorum. Rabbim Fatma Nur öğretmenimizin mekânını inşallah cennet eylesin." dedi. "31 BİN KONUT HAYIRLI OLSUN" Değerli misafirler, ev sahibi Türkiye olarak Ankara kura çekimi töreni münasebetiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz. Ekranları başından, sosyal medya platformlarından ve çeşitli iletişim vasıtalarından şu anda bizleri takip eden, gözü gönlü ve kulağı burada olan tüm kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum. Bu anlamlı merasimi tertiplemek suretiyle bir araya gelmemize vesile olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. 500 bin sosyal konut projemiz kapsamında birazdan kuralarını çekeceğimiz 31.073 konutun Ankara'mız ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. "SİYONİST TAHRİKLE İRAN'A SALDIRILDI" "Değerli dostlar, bu anlamlı törenimizi aynı zamanda on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in manevi lezzetini milletçe tattığımız bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Sizlerle birlikte milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan'ını tebrik ediyor, kalplerimize huzur veren bu ruh ikliminin hem kuvvetimizin hem de muhabbetimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. İnanıyorum ki sizler de çok yakinen takip ediyorsunuz. Gazze'de, Batı Şeria'da ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarında yaşayan kardeşlerimiz Ramazan'ı yine mahzun bir şekilde karşıladı. İsrail hükümeti insani yardım girişlerini kasten engelleyerek Ekim ayındaki mutabakatı açıkça ihlal ediyor. Ateşkese rağmen son beş ayda 620'nin üzerinde Gazzeli kardeşimiz İsrail saldırılarında şehit oldu. Somali'de, Sudan'da, Arakan'da ve daha pek çok yerde mazlumlar Ramazan'ı ne yazık ki buruk bir kalple geçiriyor. Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor." "GERİLİM DALGASI GÜNDEN GÜNE YAYILMA EĞİLİMİNDE" "Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Afganistan'la Pakistan arasında patlak veren çatışmalara, Siyonist lobinin tahrikleriyle İran'a karşı düzenlenen hava harekâtı eklendi. Siyonist tahrikle İran'a saldırıldı. Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik füze ve kamikaze drone saldırıları ise istikrarsızlık ortamını daha da derinleştirdi. Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşıyla ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken Türkiye olarak barış, huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizi ve milletimizi bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldık ve alıyoruz. Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında diyalog ve müzakere yoluyla adil ve hakkaniyetli bir biçimde çözümü için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş daha fazla yayılmadan, kardeş ülkeler arasına daha fazla husumet girmeden bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Sizlerden, dayanışma mevsimi olan Ramazan-ı Şerif'te gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi unutmamanızı bilhassa istirham ediyorum. Hem edeceğiniz dualarla hem de yapacağınız yardımlarla mazlum ve mağdurların yanında olacağınıza yürekten inanıyorum." "740 BİN SOSYAL KONUTU MİLLETİMİZİN HİZMETİNE SUNDUK" "Değerli kardeşim biz millete hizmet yoluna erdemliler hareketi olarak çıkmış bir kadroyuz. Bu milletin hizmetkarı olmayı milletin emanetine sahip çıkmayı kendimiz için şeref ve haysiyet meselesi olarak görüyoruz. Bugüne kadar ne yaptıysak Cenabı Allahın yardımı aziz milletimizin de desteğiyle yaptık. Önümüze konulan tüm engelleri aziz milletimizin basiretiyle ferasetiyle dirayetiyle aştık. Dar gelirli vatandaşlarımızı yeni yuvalar ile buluşturduk. Şehirlerimizi parklarıyla millet bahçeleri ile yürüyüş ve bisiklet yollarıyla gençlik merkezleri ve sosyal yaşam alanlarıyla donattık ve güzelleştirdik. Altyapısı hazır olan arsaları vatandaşlarımızın kullanımına tahsis ettik. Bu süreçte TOKİ'miz güzel bir performans ortaya koydu ve böylelikle bir milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Alt gelir grubundaki 5 milyona aşkın vatandaşımızın depreme dayanıklı ve emniyetli yaşam alanlarında ikamet etmesini sağladık. Kardeşlerim şehircilik de en büyük başarı hikayesini deprem bölgemizde yazdık milletimize verdiğimiz sözü tutarak üç yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyada Türkiye rüzgarı esiyor" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Dünyada Türkiye rüzgarı esiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Kabine toplantısı Beştepe'de gerçekleştirildi. Toplantı 2,5 saat sürerken, kritik zirvede iç politika ve ekonomideki gelişmeler, emekli ikramiyesi, Terörsüz Türkiye süreci, İran ve Suriye'de yaşananlar ele alındı. Toplantının ardından kameralar karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulunuyor. Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde: "Deprem bölgesinde yeni evim ilk iftarım programımızla depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Okullarımızda gönüllülük esasına dayalı, birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımız tüm kara kampanyalara rağmen Ramazan'ı coşku ile idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Tüm çocuklarımızın alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum. Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız Külliyede Ramazan programını bu sene de devam ettiriyoruz. Bilhassa hafta sonları anne babaları, çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup, külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum. "KABİNE'DE KÜÇÜK ÇAPLI REVİZYON GERÇEKLEŞTİRDİK" Geçen hafta kabinemizde küçük çaplı revizyon gerçekleştirdik. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında arkadaşlarımız devir teslimlerini yaptılar. Adalet Bakanlığı görevini deruhte eden Akın Gürlek kardeşimiz ile İçişleri Bakanlığı görevini yürütecek Mustafa Çiftçi kardeşimize Cenab-ı Allah'ta muvaffakiyetler diliyorum. 2,4 yıl boyunca devletimize ve hizmet eden Yılmaz Tunç ve Ali Yerlikaya kardeşlerimize fedakârlıklarından ötürü teşekkür ediyor, yüce Mevla her iki bakanımızdan razı olsun diyorum. "TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN ÇABA HARCIYORUZ" Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğunu unutmadan hakkı, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. "AMACIMIZ YENİ DOSTLAR KAZANMAK" Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretme gayretinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken herkesten hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Şu an dünyada bir Türkiye rüzgârı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımlar atacağı merak ediliyor. MİÇOTAKİS'İN TÜRKİYE ZİYARETİ 11 Şubat'ta Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis'i külliyemizde misafir ettik. İki ülke arasındaki münasebetlerimizin yanısıra Ege ve Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı değerlendirme imkanı bulduk. Batı Trakya Türk azınlığının eğitim ve dini haklarının tam olarak istifade etmesi noktasındaki beklentilerimizi sayın Miçotakis'le paylaştım. Yunanistan'la 7 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi 10 milyar dolar seviyesine yükseltmek arzusundayız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.