Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Basın Açıklaması

Haberia - Basın Açıklaması haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Basın Açıklaması haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları'ndan önemli mesaj! Haber

Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları'ndan önemli mesaj!

Yıllardır “Sigorta Başlangıcı” adı altında yaşadıkları mağduriyete dikkat çekmeye çalışan staj ve çıraklık sigortası mağdurları, çocuk yaşta çalışma hayatına dahil olmalarına rağmen emeklilik sisteminde yok sayıldıklarını belirterek, bunun açık bir hak kaybı ve sosyal güvenlik adaletsizliği olduğunu vurguladı. E-Devlet sisteminde “ilk işe giriş tarihi” olarak görünen kayıtların emeklilik hesaplamalarında dikkate alınmaması nedeniyle milyonlarca vatandaşın yıllarca daha geç emekli olmak zorunda bırakıldığı ifade edildi. Ankara’da düzenlenen buluşma sabah saatlerinde Anıtkabir ziyaretiyle başladı. Türkiye’nin farklı illerinden gelen mağdurlar, Tandoğan girişinde toplanarak Anıtkabir’e yürüdü. Atatürk’ün huzurunda gerçekleştirilen ziyaret sırasında katılımcılar, hak arayışlarının yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir adalet mücadelesi olduğunu dile getirdi. Ellerinde taşıdıkları pankartlar ve sloganlarla yıllardır görmezden gelinen mağduriyetlerini duyurmaya çalışan vatandaşlar, “İlk işe girişimiz kabul edilsin”, “Çocuk yaşta çalıştık, hakkımızı istiyoruz” ve “Sigorta başlangıcımız gasp edilemez” mesajları verdi. Programın ikinci ayağı ise Ankara’nın kalbi sayılan Ulus Meydanı’nda gerçekleştirilen geniş katılımlı basın açıklaması oldu. Meydanda toplanan kalabalık, staj ve çıraklık dönemlerinde fiilen çalıştırıldıklarını, üretim süreçlerine aktif şekilde dahil olduklarını ancak yalnızca kısa vadeli sigorta kollarına tabi tutulduklarını belirterek, emeklilik primlerinin yatırılmamasının büyük bir adaletsizlik yarattığını söyledi. Açıklamalarda en dikkat çekici başlıklardan biri ise “çifte standart” vurgusu oldu. Dernek temsilcileri, yurt dışında staj yapan Türk vatandaşlarının staj başlangıç tarihlerini Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak saydırabildiğini ancak Türkiye’de sanayide, atölyelerde ve işletmelerde çalışan gençlerin aynı haktan yararlanamadığını belirterek bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etti. Ayrıca TÜİK verilerindeki çelişkilere de dikkat çekildi. Stajyer ve çırakların işsizlik oranlarını düşük göstermek amacıyla istatistiklerde “çalışan” kategorisine dahil edildiği, ancak sosyal güvenlik ve emeklilik hakları söz konusu olduğunda “öğrenci” statüsüne alınarak sistem dışına itildiği savunuldu. Bu durumun devletin resmi verileri ile uygulamalar arasında ciddi bir tutarsızlık oluşturduğu ifade edildi. Mağdurların en temel talebi ise tek bir yasal düzenleme ile staj ve çıraklık sigortası başlangıç tarihlerinin SGK uzun vadeli sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi. Dernek yetkilileri, bunun bir ayrıcalık değil, yıllardır gasp edilen emeğin teslim edilmesi anlamına geldiğini vurguladı. Özellikle sanayi kentlerinden gelen katılımcılar, çocuk yaşlarda ağır çalışma koşulları altında üretime katkı sunduklarını, buna rağmen bugün emeklilik sisteminde yok sayıldıklarını belirterek siyasi partilere çağrıda bulundu. Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu ve Bursa’daki dernek temsilcileri tarafından da destek verilen ortak açıklamada, mücadeleden geri adım atılmayacağı belirtilirken, tüm siyasi partiler, sendikalar, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri bu hak arayışına destek vermeye davet edildi. Açıklamada, “Bu mesele sadece birkaç kişinin değil, milyonlarca emekçinin ve ailesinin geleceğini ilgilendiren büyük bir sosyal adalet meselesidir” ifadeleri kullanıldı. Ankara’daki tarihi buluşma, staj ve çıraklık sigortası mağdurlarının yıllardır sürdürdüğü mücadelenin en geniş katılımlı organizasyonlarından biri olarak değerlendirilirken, meydanlardan yükselen taleplerin önümüzdeki süreçte siyasi gündemde daha güçlü şekilde yer bulması bekleniyor.

CHP Bursa'dan sağlık alanlarının özelleştirmesine tepki Haber

CHP Bursa'dan sağlık alanlarının özelleştirmesine tepki

Bursa’da sağlık alanlarının satışına yönelik tepki çekerken , CHP Bursa İl Başkanlığı konuyla ilgili Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Memleket Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Bursa Memleket Hastanesi’nde düzenlenen basın açıklamasına TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve çok sayıda partili katıldı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa’da kamuya ait sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Yeşiltaş, söz konusu sürecin yalnızca Bursa’yı değil, Türkiye genelinde sağlık sisteminin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, kamu sağlık hizmetlerinin sistematik biçimde tasfiye edildiğini vurguladı. Yeşiltaş açıklamasında, 16 Mart ve 24 Nisan tarihlerinde yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla başlayan sürecin kapsamının giderek genişletildiğine dikkat çekti. Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir’deki taşınmazlarla başlayan uygulamaların; bugün Memleket Hastanesi, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi arazisi, Mustafakemalpaşa Tepecik Aile Sağlığı Merkezi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi gibi Bursa’nın sağlık omurgasını oluşturan kritik alanlara kadar uzandığını ifade etti. Bu gelişmelerin teknik bir planlama ya da masum bir dönüşüm olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Yeşiltaş, “Bu, açık ve net bir şekilde kamu sağlık altyapısının tasfiye edilmesidir. Ve bu tasfiye süreci, AKP iktidarının yıllardır uyguladığı politikaların doğrudan sonucudur” dedi. AKP’nin sağlık alanını bir kamu hizmeti olmaktan çıkararak kar odaklı bir sektöre dönüştürme hedefini hiçbir zaman gizlemediğini söyleyen Yeşiltaş, “Sağlıkta dönüşüm” adı altında yürütülen politikalarla önce kamu hastanelerinin sistemli biçimde zayıflatıldığını, nitelikli hizmet üretme kapasitesinin törpülendiğini ve sağlık çalışanlarının ağır çalışma koşullarına mahkûm edildiğini ifade etti. Ardından ortaya çıkan sorunların gerekçe gösterilerek özelleştirme politikalarının devreye sokulduğunu belirten Yeşiltaş, “Bu süreç bilinçli olarak yürütülmüştür” dedi. Şehir hastaneleri modeline de değinen Yeşiltaş, bu modelin kamu kaynakları üzerindeki yüküne dikkat çekti. Milyarlarca liralık garanti ödemeleriyle kamu bütçesinin uzun yıllar boyunca yük altına sokulduğunu belirterek, sağlık hizmetlerinin şirketlerin kar planlarının bir parçası haline getirildiğini ifade etti. Bugün alınan “özelleştirme kapsamına alma” kararlarının yarın hangi projelere ve hangi sermaye gruplarına hizmet edeceğinin belirsiz olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, bu konuda kamuoyuna bugüne kadar tatmin edici hiçbir açıklama yapılmadığını dile getirdi. Bursa’nın ve Güney Marmara’nın en köklü sağlık kurumlarından biri olan Memleket Hastanesi’ne de özel olarak değinen Yeşiltaş, hastanenin yıllar önce kapatıldığını ve inşaatının uzun süredir tamamlanamadığını hatırlattı. Bursalıların bu alanın yeniden sağlık hizmetine kazandırılmasını beklediğini belirten Yeşiltaş, buna karşın söz konusu alanın özelleştirme kapsamına alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Memleket Hastanesi’nin yalnızca bir sağlık kurumu olmadığını vurgulayan Yeşiltaş, buranın Bursa’nın ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Memleket Hastanesi; hayatın en gerçek anlarının yaşandığı, sevinçlerin ve hüzünlerin iz bıraktığı bir duraktı. Burada atılan ilk nefesler, verilen mücadeleler ve edilen vedalar, yıllar boyunca sayısız insanın hafızasında yer etti. Bu hastane, Bursalıların ortak duygularını taşıyan bir mekâna dönüştü. Bugün bu hafızanın yok sayılması, sadece bir yapının değil, bir kentin geçmişinin de yok sayılmasıdır.” Açıklamasında iktidara bir dizi soru yönelten Yeşiltaş, Bursa’nın en kıymetli sağlık alanlarının hangi gerekçeyle özelleştirme kapsamına alındığını, bu alanların geleceğinin kimlerle ve hangi kriterlere göre belirlendiğini sordu. Şehir hastanelerinin sürdürülebilirliği için yeni kamu alanlarının hedef alınıp alınmadığını da gündeme getirdi. "BU HALK SİZİ İLK SEÇİMDE GÖNDERECEK" Kamuya ait alanların satışından elde edilecek gelirlerin siyasi amaçlarla kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin kaygılarını da dile getiren Yeşiltaş, “Eğer kamu alanlarını satarak bir seçim bütçesi yaratmayı hedefliyorsanız, hiç uğraşmayın. Çünkü bu halk sizi ilk seçimde gönderecek” ifadelerini kullandı. Sağlık hizmetinin anayasal bir hak olduğunun altını çizen Yeşiltaş, mevcut sistemin eşitsizlik ürettiğini belirterek, “Parası olanın daha hızlı ve kaliteli hizmet aldığı, parası olmayanın ise sistemin dışına itildiği bir düzen kabul edilemez” dedi. Kamu hastanelerinin bilinçli olarak işlevsizleştirildiğini ve ardından “çalışmıyor” gerekçesiyle özelleştirme politikalarının devreye sokulduğunu ifade etti. CHP Bursa İl Başkanlığı olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceklerini belirten Yeşiltaş, Bursa’nın sağlık altyapısının talan edilmesine ve geleceğinin ipotek altına alınmasına sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Söz konusu kararların iptali için her türlü demokratik ve hukuki mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti. Yeşiltaş açıklamasının sonunda ise şu ifadelere yer verdi: “Hiç kimse şunu unutmasın: Bu ülkenin hastaneleri, sağlık merkezleri, arazileri bir avuç iktidar sahibinin tasarrufunda değildir. Bunlar 86 milyon yurttaşın ortak değeridir. Bursa’nın iradesine çöktünüz, Bursa’nın suyuna çöktünüz, Bursa’nın yeşiline çöktünüz; şimdi de Bursa’nın malına çökmeye çalışıyorsunuz. Artık yeter. Bursa’nın yakasından da halkın yakasından da düşün.” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da özelleştirme kararına tepki gösterdi ve mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti. "TUTUKLU OLAN BURSA'NIN İRADESİDİR" Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da yaptığı açıklamada gündeme ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Günaydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey üzerinden yürütülen sürece tepki göstererek, “Tutuklu olan yalnızca Mustafa Bozbey değil, Bursa’nın iradesidir” dedi. Günaydın, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin Bursa’da açık farkla kazandığını hatırlatarak, buna rağmen farklı yöntemlerle belediye yönetiminin etkisizleştirilmeye çalışıldığını ifade etti. Eski dosyalar üzerinden yürütülen süreçleri “kumpas” olarak nitelendiren Günaydın, halkın iradesinin gasp edilmek istendiğini söyledi. Yargı üzerinden siyasetin dizayn edilmek istendiğini ifade eden Günaydın, Türkiye genelinde belediyelerin büyük çoğunluğunun iktidar partilerinde olmasına rağmen tüm eleştirilerin CHP’li belediyelere yöneltildiğini dile getirdi. Günaydın, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Konuşmasında cezaevlerindeki doluluk oranlarına da değinen Günaydın, mevcut kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, bunun sistemsel bir sorun olduğunu ifade etti. Günaydın, artan suç oranlarının nedenlerinin sorgulanması gerektiğini vurgulayarak, özellikle uyuşturucu, sanal bahis ve kumar konularında iktidarı eleştirdi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Günaydın, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle milyonlarca vatandaşın açlık sınırının altında yaşadığını söyledi. Eğitim ve sağlık sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Günaydın, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşadığını kaydetti. "HASTANELERİ SATMAK ÇÖZÜM DEĞİL" Sağlık alanındaki özelleştirmelere de değinen Günaydın, hastanelerin satışına karşı olduklarını belirterek, “Sağlık sistemi çözülemeyince hastaneleri satmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. Erken seçim çağrısında da bulunan Günaydın, toplumun büyük bir kesiminin sandık istediğini dile getirerek, “Sandık geldiğinde halkın iradesi yeniden tecelli edecek” dedi.

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!” Haber

A Parti Bursa’dan okullarda şiddete karşı sert çıkış: “Artık yeter!”

Anahtar Parti Genel Merkez Eğitim Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde organize edilen basın açıklaması, Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleşti. Açıklamaya Eğitim Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Kemal Karakaya, ilçe başkanları ve il-ilçe yöneticileri ile parti mensupları katıldı. “Her Çocuk Devlete Emanet” Toplumun derin bir endişe içinde olduğunu vurgulayan Aslan, velilerin çocuklarını okula gönderirken artık tedirginlik yaşadığını ifade etti. Okulların güvenli alanlar olması gerektiğinin altını çizen Aslan, “Okul kapısından giren her çocuk bizlere emanettir. Ancak bugün bu emaneti korumakta ciddi zafiyetler yaşandığı ortadadır” diye konuştu. “Sadece Kınamak Yetmez” Yaşanan olayların ardından yalnızca kınama mesajlarıyla ilerlemenin yetersiz olduğunu dile getiren Aslan, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini belirtti. Güvenlik meselesinin temennilerle değil, sistemli çözümlerle ele alınması gerektiğini vurguladı. 3 Maddelik Güvenlik Çağrısı Aslan, eğitim kurumlarında uygulanması gereken üç temel öneriyi kamuoyuyla paylaştı: 1-Özel eğitimli güvenlik personeli: Çocuk psikolojisi, kriz yönetimi ve öfke kontrolü alanlarında eğitim almış uzmanların okullarda görev yapması 2-Akıllı kartlı giriş sistemleri: Okullara giriş-çıkışların kontrol altına alınması *3-Yapay zekâ destekli güvenlik: Şüpheli hareketlerin önceden tespit edilerek emniyet birimlerine anlık bildirilmesi “Güvenli Okul, Güvenli Gelecek” Eğitimde şiddetin sadece kınanarak sona ermeyeceğini vurgulayan Aslan, “Çocuklarımızın korkmadan teneffüse çıkabildiği, öğretmenlerimizin can güvenliği endişesi taşımadığı bir eğitim ortamı istiyoruz” dedi. Açıklamasında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için rahmet dileyen Aslan, yetkililere çağrıda bulunarak okulların birer “güven adasına” dönüştürülmesi için önerilerinin hızla hayata geçirilmesini istedi. Basın açıklaması, “Çocuklarını koruyamayanların koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” sözleriyle sona erdi.

Netanyahu öldü mü? İddiaları güçlendiren görüntü Haber

Netanyahu öldü mü? İddiaları güçlendiren görüntü

İran ile İsrail ve ABD arasında devam eden sava sürerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında dikkat çekici iddialar ortaya atıldı. Netanyahu'nun yaptığı bir basın açıklaması sırasında paylaşılan görüntülerde elinin altı parmaklı görünmesi, videonun yapay zeka ile oluşturulmuş olabileceği yönündeki tartışmaları alevlendirdi. GÖRÜNTÜDEKİ DETAY TARTIŞMA BAŞLATTI Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerde Netanyahu'nun konuşma sırasında elini kaldırdığı bir karede altı parmaklı göründüğü öne sürüldü. Yapay zeka tarafından üretilen görüntülerde sıkça görülen "el ve parmak anatomisini doğru oluşturamama" hatasının bu videoda da yer aldığı, görüntünün gerçekliği konusunda şüphelerin dile getirilmesine neden oldu. SOSYAL MEDYADA FARKLI İDDİALAR GÜNDEME GELDİ Söz konusu iddialar, Netanyahu'nun son günlerde kamuoyu karşısına sınırlı şekilde çıkması ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı yönündeki haberlerle birlikte tartışılmaya başlandı. Ayrıca ABD'nin Orta Doğu Temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner'ın İsrail'e planlanan ziyaretlerinin iptal edilmesi de çeşitli yorumlara neden oldu. NETANYAHU ÖLDÜ MÜ? Bunun yanı sıra bazı sosyal medya hesapları, İsrail'in aşırı sağcı Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir ile Netanyahu'nun saldırılarda hayatını kaybettiği ancak bu durumun gizlendiği yönünde doğrulanmamış iddialar ortaya attı. Öte yandan ortaya atılan iddialara ilişkin İsrail hükümeti veya resmi kaynaklardan herhangi bir doğrulama yapılmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.