Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enerji

- Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uludağ Milli Parkı için ayaklandılar! Haber

Uludağ Milli Parkı için ayaklandılar!

Bursa Barosu, Bursa Kent Konseyi, Bursa Tabip Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Nilüfer Kent Konseyi, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Tarım Orkam-Sen, Türkiye Ormancılar Derneği ve DOĞADER üye ve yöneticileri, TBMM'de görüşülen ve Milli Parklar Kanunu'nda değişiklikler öngören yasa teklifine karşı Uludağ Milli Parkı girişinde ortak bir basın açıklaması yaptı. DOĞADER adına Sedat Güler tarafından yapılan ortak basın açıklamasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan yasa teklifinin doğal koruma alanlarını madencilik, enerji, su ve turizm yatırımlarının kullanımına açabilecek nitelikte olduğu belirtildi. "ULUDAĞ ŞİRKETLERİN İNSAFINA BIRAKILACAKTIR" Milli parkların yalnızca ağaç toplulukları değil, ekosistem bütünlüğü olan su havzalarını, yaban hayatını, endemik türleri, toprak ve iklim dengesini koruyan; gelecek kuşaklara aktarılması gereken kamusal varlıklar olduğunu hatırlatan Güler, "Milli parklar, ekonomik rant alanı değil; ekolojik güvenlik alanıdır. Bugün Meclis’te görüşülen değişiklik; koruma önceliğini zayıflatmakta, kullanım ve kiralama modelini güçlendirmektedir. Bu yaklaşımın en somut ve en kritik sonucu ise Bursa’nın ve Güney Marmara’nın yaşam kaynağı olan Uludağ Milli Parkı üzerinde görülecektir. Uludağ Milli Parkı sadece Bursa’nın değil; 2.543 metre zirvesiyle Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağıdır. Su kaynakları, ormanları ve yaşayan tüm canlı türleriyle bölgenin yaşam kaynağıdır.1961 yılında çıkarılan yasa ile Milli Park ilan edilen Uludağ; şu anda TBMM’de görüşülen Milli Park Yasası’ndaki değişikliklerle maden, enerji, su ve turizm şirketlerinin kullanımına, talanına ve insafına bırakılacaktır" ifadelerini kullandı. ULUDAĞ'IN SUYU, BİTKİ ÖRTÜSÜ YOK OLABİLİR! Yıllardır Uludağ Milli Parkı’nın bir kısmının su ve maden şirketlerinin talanına,zirveye yakın kısmının oteller ve benzeri yapılaşmalarla turizm sermayesinin kullanımına, bir kısmının Bursa şehir merkezinin büyüme baskısıyla yapılaşma saldırısına, bir kısmının ise yerel yönetimler de dâhil olmak üzere kaçak ve yasal su şirketlerinin insafına bırakıldığını belirten Güler, Uludağ Milli Parkı’na zarar veren en büyük etmenlerden birinin turizm baskısı olduğunu söyledi. Yapılan ortak açıklamaya göre, yasa değişikliği ile 99 yıllığına yeni otel, restoran ve kafe gibi turizm tesisleri inşa edilebilecek; bu tesislere ulaşım için yeni asfalt yollar yapılabilecek. Böylece artan insan yoğunluğu ve faaliyetler sonucunda Uludağ Milli Parkı’nın ormanları, bitki örtüsü ve su kaynakları zaman içinde geri döndürülemez biçimde yok olacak. Ayrıca yasa değişikliğinde, kaçak yapılar yıkılmak yerine 'yeniden değerlendirme' adı altında yasallaştırılabilecek. Bursa'nın artık kuraklık tehlikesi yaşayan ve su sıkıntısı çeken şehirler arasında olduğu vurgulanan açıklamada, buna rağmen su kaynaklarının daha doğduğu yerde kirletildiği ifade edildi. Yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı’nın doğal ve temiz su kaynaklarının 99 yıllığına su şirketlerine kiralanabilecek ve kontrolsüz biçimde şişelenebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, "Bursa su sıkıntısı yaşarken, Uludağ’ın dereleri su şirketlerinin insafına bırakılacaktır" denildi. MADENCİLİK TEHLİKESİ! Ortak açıklamada, defalarca değiştirilen madencilik yasalarıyla Uludağ Milli Parkı sınırlarına kadar madencilik faaliyetlerine izin verildiğini belirten Sedat Güler, "Yeni yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı içinde de madencilik ve enerji şirketlerinin faaliyetleri mümkün hâle getirilecektir. İnşa edilebilecek enerji nakil hatları, özellikle yaz aylarında büyük bir yangın riski oluşturacaktır. Zaten Uludağ’ın güneyindeki Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles ilçelerinin ormanları ve doğal alanları mermer, maden cevheri ve taş ocaklarına dönüşmüştür. Madencilik faaliyetleri Uludağ köylerinin tarım alanlarını, meyve bahçelerini, hayvancılığını ve su kaynaklarını bitme noktasına getirmiştir. Vahşi madenciliğin en ağır uygulamaları yıllardır Uludağ’da yaşanmaktadır. Yeni yasa değişikliği ile 'av ve doğa koruma memuru birimi' adı altında bir yapılanma öngörülmekte; bugüne kadar milli parklarda yasak olan avlanma fiilen meşrulaştırılmaktadır. Yapılacak değişiklikle milli parklarda av ve yaban hayatının korunması, yönetimi ve işletilmesi özel şirketlere devredilebilecektir" uyarılarında bulundu. Son 20 yıl içinde Uludağ Milli Parkı sınırlarının defalarca değiştirildiğini, en son 2023 yılında çıkarılan Alan Başkanlığı Yasası ile Uludağ Milli Parkı’nın büyük bir bölümünün koparılarak Alan Başkanlığı yönetimine, yani turizm sermayesinin kontrolüne bırakıldığını hatırlatan Güler, Alan Başkanlığı yasa çalışmaları başladığında TMMOB, Bursa Barosu, Tarım Orkam-Sen, Türkiye Ormancılar Derneği ve DOĞADER olarak Bursa ve ülke kamuoyuna bu yasanın karşısında olduklarını duyurduklarını ve eylemsel ve hukuksal mücadele başlattıklarını ifade etti. "ULUDAĞ MİLLİ PARKI YOKSA BURSA DA YOK OLUR" Bursa’nın dört milyona yaklaşan nüfusunun, tarımının ve sanayisinin su ihtiyacının yaklaşık %90’ını Uludağ'ın karşıladığı belirtilen açıklama, "Bursa yoğun sanayi ve nüfus baskısı altında hâlâ nefes alabiliyorsa, sellerle boğuşmuyorsa, çeşmelerinden su akıyorsa; bunu Uludağ Milli Parkı’na borçludur. Milli Parklar Yasası’ndaki değişiklikler, Uludağ Milli Parkı’nı yok oluşa sürükleyecektir. Bursalıya sormadan, Bursa’nın yaşam kaynağı Uludağ Milli Parkı’nı şirketlere peşkeş çekemezsiniz! Uludağ Milli Parkı ile Bursa var olur. Uludağ Milli Parkı yoksa Bursa yok olur"ifadeleri ile sna erdi. "ULUDAĞ'A SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN SRUMLULUĞU" Açıklamada ayrıca söz alan Bursa Kent Koneyi Başanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Uludağ’ın Bursa için yalnızca bir doğal alan değil, aynı zamanda kentin yaşam güvencesi olduğunu söyledi. Kent Konseylerinin temel görevinin kentin ortak değerlerini korumak ve halkın söz hakkını savunmak olduğunu belirten Aksoy, “Uludağ, Bursa’nın suyu, havası ve geleceğidir. Bursalıya rağmen, Bursa’nın yaşam kaynağı üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Kentimizin ortak mirasını korumak hepimizin sorumluluğudur” dedi.

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi! Haber

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi!

Bursa Su Kolektifi üyeleri, Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerin milli parkların doğal yapısını tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada, teklif ile ulaşım, enerji, maden, turizm ve altyapı projelerinin milli parklarda uygulanmasının önünün açılabileceği ifade edilerek, bu durumun ekosistemlere ciddi zarar vereceği kaydedildi. Kolektif, özellikle Uludağ Milli Parkı’nda daha önce yapılan düzenlemelerin yapılaşma ve turizm baskısını artırdığını hatırlatarak, yeni teklifin doğa koruma anlayışını zayıflatacağını savundu. Milli parkların gelecek kuşakların ortak mirası olduğu vurgulanarak, yasa teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulunuldu. Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet Genç çevrecilerden Uludağ uyarısı Kanun değişikliğine bir tepki de Z Doğa Derneği Bursa temsilciliğinden geldi. Dernek adına açıklama yapan Zeynep Göksu İnayet, milli parkların yalnızca doğal alanlar değil, aynı zamanda su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. İnayet, özellikle Uludağ Milli Parkı’nın Marmara Bölgesi’nin en önemli su havzalarından biri olduğunu belirterek, “Koruma statüsünde yapılacak her gevşeme habitat kaybına, su krizlerine ve iklim risklerinin artmasına neden olabilir” dedi. “Koruma değil, kullanım baskısı artacak” Çevreciler, yasa teklifinin koruma yerine kullanım odaklı bir yaklaşım getirdiğini savunarak, milli parkların ekonomik projelere açılmasının uzun vadede doğa tahribatına yol açacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, karar süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulanırken, kamuoyuna milli parkların korunması için duyarlılık çağrısı yapıldı.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır” Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır”

Türkiye’nin bor rezervleri açısından dünyada lider konumda olduğuna dikkat çeken Aslan, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’ünün Türkiye’de bulunduğunu ifade etti. Borun doğada boraks, üleksit ve kolemanit gibi borat mineralleri halinde bulunduğunu belirten Aslan, Türkiye’de üretimin ağırlıklı olarak Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa Kestelek sahalarında gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 2,6 milyon ton bor üretimi yaptığını belirten Aslan, üretimin büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurguladı. Aslan, “Bor yaklaşık 250 farklı alanda kullanılmasına rağmen üretimin sadece yüzde 5’i yurt içinde değerlendiriliyor, yüzde 95’i ihraç ediliyor. 2022 yılında bor ürünlerinden yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde edildi. Ancak boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek bu geliri katlamak mümkündür” diye konuştu. Borun ferrobor, bor karbür, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değer oluşturduğunu belirten Aslan, özellikle temiz enerji alanında hidrojen depolama teknolojilerinde borun önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Aslan, “Bor teknolojisine yatırım yapan ülkeler enerji ve savunma alanında stratejik avantaj elde edecektir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” dedi. Anahtar Parti olarak borun ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ileri teknoloji ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini savunduklarını belirten Aslan, madencilikte şeffaf veri sistemi kurulması, rezerv raporlama standartlarının güçlendirilmesi ve bor teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve üretim yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi stratejik bir kaynağı yalnızca cevher olarak ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız. Bor teknolojisini erken kazanan ülkeler, küresel rekabette öne çıkacaktır. Türkiye bu avantajını güçlü bir sanayi hamlesine dönüştürmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.