Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Enflasyon

- Enflasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Enflasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı Haber

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Podyum Park'ta düzenlenen buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Bursa'daki buluşmada kentin tarihsel birikimine ve şehir kültürüne vurgu yaptı. Bursa'nın sadece bir yaşam alanı değil, yaşam için bir proje olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, özellikle gençlere kentin kültürünü tanımaları çağrısında bulundu. Devlet olmanın ve bir medeniyet kurmanın "ahlak, hukuk ve gelenekle" mümkün olabileceğini ifade eden Davutoğlu, Bursa'nın tarihsel dokusunun bu anlamda güçlü bir örnek taşıdığını belirtti. Davutoğlu, İslam dünyası liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze'de yaşananlara karşı yeterli sorumluluk almadığını savundu. Refah kapısının kapalı tutulduğunu, insani yardımın girişinin engellendiğini ve bunun uzun süredir canlı yayın izlenir gibi sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'le aynı çizgide görünmesine yönelik sert bir itiraz dile getirdi. Davutoğlu, "Trump'ın sözde barış kurulunun içinde İsrail'in yanında Türkiye'nin olmasını ne midem kaldırıyor ne yüreğim kaldırır. Olmaz. Olmaz" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Filistin'e yardım söyleminin ancak onur ve ile ile anlam kazanabileceğini vurguladı. "ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI FİİLEN BAŞLAMIŞTIR" Davutoğlu, küresel düzenin kırılganlığına ilişkin değerlendirmelerinde ise, dünyanın bir düzen yıkımı sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu sürecin tek bir cephede başlayıp biten klasik savaşlara benzemeyeceğini dile getiren Davutoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve farklı bölgelerdeki çatışmaları "fragmanlar" olarak niteledi. Bu noktada, küresel ölçekte daha geniş bir kırılmanın başladığını ifade eden Davutoğlu, "Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini alıştırsın" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası ticaret ve sağlık düzeni gibi yapıların sarsıldığını savunan Davutoğlu, Trump dönemindeki politikaların "var olan düzeni yıkan" etkiler ürettiğini söyledi. "İNCİRLİK VE KÜRECİK'İN İSRAİL ADINA KULLANILMASINA İZİN VERMEYİZ" Davutoğlu, Türkiye'nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, "Toplarınızı, dronelarınızın sayısını artıracaksınız; stokta yeteri kadar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, Türkiye topraklarının başka bir ülkenin komşu ülkeye saldırısı için üs gibi kullanılmasını meşrulaştırmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "İncirlik Üssü'nün ya da Kürecik Üssü'nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyiz" sözleriyle tepki gösterdi. Türkiye'nin "komşu ülkeye saldırı için kullanılan üs mantığına" kapı açmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu yaklaşımın şehitlerin hatırasına da aykırı olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE-İRAN'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ‘TÜRKİYE'YE SALDIRDI" DİYORLAR" Davutoğlu, Türkiye atıldığı öne sürülen bir füze haberinin ardından yapılan değerlendirmelere dikkat çekerek, Türkiye'nin doğrudan hedef alındığı yönündeki yorumların kasıtlı biçimde dolaşıma sokulabileceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasının da bu yönde olduğunu hatırlatan Davutoğlu, olayın Türkiye'ye yönelmiş bir saldırıdan ziyade Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine dönük bir hedefleme ihtimali taşıdığı değerlendirmesini aktardı. İran Genelkurmayı'nın da "Türkiye'yle herhangi bir sorun yok" yönünde açıklama yaptığını söyleyen Davutoğlu, ABD medyasındaki bazı yayınlara işaret ederek, "Dün CNN dahil Amerikan kanallarını izledim; hepsi ağız birliği etmişçesine 'İran Türkiye'ye saldırdı' diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye'yle İran'ı çatıştırmak için" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini belirterek, tarihsel bir hatırlatmada bulundu ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır savaş yaşanmadığını söyledi. Türkiye'nin İran'la rekabet edebileceğini ancak mezhep ekseninde bir gerilimin parçası olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "El ele Sünni-Şii çatışmasının parçası olmayız" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşın parçası kılacak şekilde Amerikalıların ya da İsraillilerin bir adım atmasına izin vermeyin" çağrısını dile getirdi. "FAİZCİ-RANTİYECİ KAZANIYOR, SANAYİ DURMA NOKTASINDA" Davutoğlu, "faizci-rantiyeci" olarak tanımladığı bir kesimin güçlendiğini savunarak, sahada sanayicilerin ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Enflasyon, yakıt fiyatları ve vergi yüküne dikkat çeken Davutoğlu, "Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri… En pahalı mazot bizde. Zam geldi" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, vatandaşın yükünün hafiflemediğini savunarak, gelir uçurumunun büyüdüğü bir tabloda sanayinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. "HASANAĞA OSB'NİN YOLUNU GÖRÜNCE UTANDIM" Davutoğlu, gün içinde Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettiğini belirterek, altyapı sorunlarını örnek gösterdi. Otobandan OSB'ye uzanan güzergaha ilişkin gözlemini paylaşan Davutoğlu, "Yolu gördüm, utandım" sözleriyle tepki gösterdi. Bölgede Japon ve Alman gibi çok uluslu şirketlerin de bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "30 yıllık bir organize sanayi sitesinden bahsediyoruz" diyerek altyapı ve kamu hizmetlerinin geldiği noktayı eleştirdi; Bursalıların da mevcut yöneticiler üzerinde baskı kurması gerektiğini söyledi

Tarım Kredi ve gübre krizi büyüyor! CHP'den açıklama Haber

Tarım Kredi ve gübre krizi büyüyor! CHP'den açıklama

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “gübre stokları yeterli, arz güvenliğini tehdit eden bir durum yok” açıklamasını hatırlatan Sarıbal, sahadaki uygulamanın farklı olduğunu belirtti. Sarıbal, gübre stoklarının yeterli olduğuna ilişkin açıklamalara rağmen çiftçilerin peşin ödeme yapmak istese bile gübre alamadığını söyledi. Milletvekili Sarıbal’ın aktardığına göre çiftçi Hüseyin Kaya, peşin parayla gübre almak için Gürsu Tarım Kredi Kooperatifi’ne gitti. Ancak kooperatif yetkilileri kendisine “Peşin gübre satmıyoruz, vadeli satıyoruz” yanıtını verdi. Buna göre çiftçi peşin ödeme yapmak istediğinde gübre verilmezken, vadeli satış kabul edildiğinde gübre temin edilebiliyor. Milletvekili Sarıbal, çiftçilere vadeli satış dayatıldığını belirterek, “Çiftçiler neden peşin gübre alamadığını sorduğunda ise stokçuluk yapıldığı yanıtını veriyorlar. Gübre stoklarının yeterli olduğu söylenirken, çiftçiye peşin satış yapılmıyorsa bu stokçuluk değil midir? Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin kurumu mudur, yoksa çiftçiyi borçlandırmanın aracı mı?” diye konuştu. Tarım girdilerindeki yüksek maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirten Sarıbal, “Gıda enflasyonu yıllık yüzde 36,44, aylık yüzde 6,89. Sofranın tamamı zamlı. Meyvesi yenen sebzeler yüzde 33, baklagil yüzde 21,6, süt ürünleri yüzde 16, sebze, yoğurt, turunçgil yüzde 14. Yani kahvaltı da zamlı, akşam yemeği de zamlı, çocuğun beslenme çantası da zamlı. Enflasyon liginde listenin zirvesinde Güney Sudan ve İran’dan sonra üçüncüyüz. Ekonomi politikasının röntgeni bu. Çünkü gıda enflasyonu; faizin, girdi bağımlılığının, tarım desteklerinin yetersizliğinin ve ithalata dayalı üretim modelinin sonucudur. Eğer mazot ithalse, gübre ithalse, yem hammaddesi ithalse, kur arttığında maliyetin artması fizik kanunu gibidir. Zincirin tamamı yanlış kurulmuşsa, sorun halkalarında değil, zinciri kuran akıldadır. Gıda enflasyonu bu seviyedeyse, ekonomi yönetimi en temel sınavdan kalmış demektir” ifadelerini kullandı.

ABD- İsrail- İran savaşı ekonomileri baltalıyor! Haber

ABD- İsrail- İran savaşı ekonomileri baltalıyor!

Burpol Yönetim Kurulu Başkanı, PAGÇEV Danışma Kurulu Başkan Yardımcısı ve BUSİAD Denetleme Kurulu Üyesi İlkay Yıldırım, Orta Doğu’da devam eden savaşın ekonomiye olası etkilerini değerlendirerek, küresel tedarik zincirlerinin, enerji fiyatlarının, sigorta maliyetlerinin ve finansal risk algısının yeniden fiyatlandığı bir sürecin küresel ekonomik kırılganlıkları tetikleyebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının dünya ticaretine olumsuz etkileri olacağına işaret eden Yıldırım, “Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel ekonominin enerji damarının ciddi biçimde tıkanması demek. Gemilerin beklemesi ve rota değiştirmesi şimdiden piyasaları etkilemeye başladı. Net enerji ithalatçısı olan Türkiye için bu durum; akaryakıtta fiyat güncellemeleri, artan taşımacılık maliyetleri ve zincirleme olarak gıda ile üretim fiyatlarının yükselmesi anlamına geliyor” dedi. Petrol Fiyatları ve Enflasyon Sarmalı Yıldırım, Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için öngörülen 65 dolarlık varil fiyatı varsayımının, çatışmalar nedeniyle 100 dolar seviyelerine çıkma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Bu yükselişin Türkiye ekonomisindeki olası yansımalarına dikkat çeken Yıldırım, bu sürecin cari açık ve enflasyon hedefinde yukarı yönlü sapmalara neden olabileceğini kaydetti. Yıldırım, savaşın uzaması halinde ise, büyümenin ivme kaybettiği ancak enflasyonun yüksek seyrettiği stagflasyonist bir baskının tetiklenebileceğini, Avrupa ekonomilerinin bir petrol şokuyla resesyona girmesinin ise en büyük pazarımız olan AB’ye ihracatımızı zayıflatabileceğini dile getirdi. Küresel risklerin artmasıyla gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı yaşanabileceğini ifade eden İlkay Yıldırım, Türkiye’nin bu süreçte Merkez Bankası rezervlerinin yüksekliği sayesinde önemli bir avantaja sahip olduğunu belirtti. Yıldırım, “Ülkemizde finansal istikrarı koruma yönünde adımları atılıyor. Üretim ve ihracat gücünü koruyacak ekonomik politikalar uygulanmalı” diye konuştu.

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Pars: Bayram emekliye zehir olacak Haber

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Pars: Bayram emekliye zehir olacak

AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in “Emekli aylığı artışlarında çok ciddi kesintilerle beraber kaynak üretmede zorlandık. Hem Ramazan, hem Kurban Bayramı ikramiyelerinin ödenebilmesi için 150 milyar lira kaynak aktarıyoruz. Özel bir kaynak oluşturmak gerekiyor, zorluklarımız da ortada. Kanun teklifimizde emekli bayram ikramiyesine yönelik bir düzenleme bulunmuyor.” açıklaması, emekliler cephesinde tepkiyle karşılandı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; ikramiyenin, en düşük emekli aylığına endekslenmesi çağrısı yaptı. ‘Emeklilerin Bekleyecek Gücü Yok’ Emeklilerin artan hayat pahalılığı karşısında ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirten TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, sabit gelirli vatandaşları zorluyor. Şubat ayında kira artış oranı yüzde 34’ü bulmuşken insanların barınma sorunu giderek derinleşiyor. Bayram ikramiyesi ise emekliler için yalnızca sembolik bir ödeme değil. Bayram öncesinde torununa harçlık verebilmek, evine rahatça alışveriş yapabilmek, emekliler için büyük bir moral kaynağıdır. İkramiyede artış yapılmaması, emeklilerde hayal kırıklığı yaratmıştır.” dedi. Ekonomik koşulların zorluğuna dikkati çeken Başkan Kenan Pars, “Mevcut şartlar herkes için zor olabilir; ancak bu süreci en ağır hisseden kesim, sabit gelirli emeklilerdir. Tasarruf ve denge arayışlarının bedeli sürekli emekliye ödetilmemelidir. Bugün en düşük emekli aylığı, TÜFE kaybı ve dolaylı vergiler düşüldüğünde fiilen 15 bin 500 TL seviyesine kadar gerilemiş durumda. Emeklilerin bekleyecek gücü yok. Ertelemeyin, oyalamayın! Ek ödeme oranını en az yüzde 10’a çıkarın.” ifadelerini kullandı. En Düşük Aylık, Yoksulluk Sınırının Yüzde 19’u! En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesinde belirlendiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in son açıklamasına göre; açlık sınırı 32 bin 365 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 105 bin 424 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, emeklilerimizin gerçek yaşam koşullarını yansıtmaktadır. En düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 61,8’ini karşılayabilmektedir. Yoksulluk sınırına baktığımızda ise durum daha da vahim. Bu aylık, yoksulluk sınırının sadece yüzde 19’unu karşılıyor.” değerlendirmesini yaptı. Şubat enflasyon rakamlarına da değinen Pars, “TÜİK’e göre; Şubat ayında enflasyon yüzde 2,96 oranında, yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 oranında oldu. Ocak 2026'da TÜFE aylık 4,84 yıllık enflasyon yüzde 30,65 olmuştu. Enflasyon Araştırmaları Grubu ENAG’a göre ise şubatta aylık enflasyon 4,01 oranında, yıllık bazda ise yüzde 54,14 olarak açıklandı. Enflasyon, rakamlarda düşüyormuş gibi görünse de buna kimsenin inanması mümkün değil. Bu rakamları açıklayanlar, sokağa bir çıksın da acı gerçeklerle yüzleşsin. Sokağın enflasyonu yüzde 120’nin üzerinde hala.” diye konuştu. ‘İkramiye, En Düşük Emekli Aylığına Endekslenmeli’ Emeklilerin yıllarca ülkeye hizmet etmiş, üretmiş ve vergi vermiş bireyler olduğunu hatırlatan Kenan Pars; taleplerinin ayrıcalık değil, insanca yaşam hakkı olduğunu dile getirdi. Bayram ikramiyesinde yapılacak makul bir artışın sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu belirten Pars, hükümeti ve ilgili kurumları kararı yeniden değerlendirmeye davet etti. Emeklilerin alım gücünü artıracak kalıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Pars, “Emekli ikramiyesi, en düşük emekli aylığına endekslenmeli. Mevcut durumda bu, 20 bin TL’ye denk geliyor. Emeklinin huzuru, toplumun huzurudur. Emekliye yapılacak artış, emeklinin ve ailesinin yüzünü güldürecektir. Emekli, bu parayı yastık altına koymayacak ve bu sayede ekonomide de yüzler gülecektir. Sosyal devlet, en kırılgan kesimini koruyabildiği ölçüde güçlüdür. Unutulmamalıdır ki; emeklinin yüzü gülerse, toplumun vicdanı rahat eder. Biz TÜED Uludağ Şubesi olarak emeklimizin yaşadığı sıkıntıları her türlü platformda en yüksek sesle dile getirmeye, kapıları aşındırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

Memur emeklilerinde derinleşen eşitsizlik tartışması Haber

Memur emeklilerinde derinleşen eşitsizlik tartışması

Tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor: Aynı kamu hizmetini sunmuş, aynı kanuni çerçeveye tabi olmuş memur ile memur emeklisi arasında neden farklı artış mekanizmaları işletiliyor? ZAM ORANLARI: DENGE Mİ, DALGALANMA MI? Açıklanan resmi veriler, 2024 ve 2025 yıllarında memur emeklileri ile SSK ve Bağ-Kur emeklileri arasında dönemsel olarak değişen ancak son üç periyotta memur emeklileri aleyhine oluşan bir farkı ortaya koyuyor. 2024 Ocak SSK & Bağ-Kur: %37,57 Memur Emeklisi: %49,25 Fark: +11,68 puan (Memur emeklisi lehine) Bu dönemde kamuoyuna “eşitleme” mesajı verilmiş, farkın kapatıldığı ifade edilmişti. 2024 Temmuz SSK & Bağ-Kur: %24,73 Memur Emeklisi: %19,31 Fark: -5,42 puan 2025 Ocak SSK & Bağ-Kur: %15,74 Memur Emeklisi: %11,54 Fark: -4,2 puan 2025 Temmuz SSK & Bağ-Kur: %16,67 Memur Emeklisi: %15,57 Fark: -1,1 puan Rakamlar, 2024 Ocak’ta memur emeklisi lehine oluşan farkın sonraki üç dönemde sistematik biçimde tersine döndüğünü gösteriyor. Eleştiriler, bunun geçici bir dengeleme değil, kalıcı bir mekanizma eksikliği olduğunu savunuyor. SEYYANEN ARTIŞ KRİZİ: KIRILMA NOKTASI Tartışmaların en kritik başlığı ise 2023 Temmuz ayında devreye alınan seyyanen artış uygulaması. En düşük memur maaşının 22.000 TL seviyesine çıkarılacağı açıklanmış, kamuoyuna yapılan duyurularda artışların memur emeklilerine de yansıtılacağı ifade edilmişti. Ancak görevdeki memura verilen 8.077 TL’lik seyyanen artış, ilerleyen katsayı güncellemeleriyle birlikte 2026 Ocak itibarıyla 22.150 TL seviyesine ulaşmasına rağmen memur emekli aylıklarına dahil edilmedi. Memur emeklilerinin temel itirazı burada yoğunlaşıyor: Görevdeki memur ile emekli memur aynı 5434 sayılı kanuna (2008 öncesi) tabi ise, artış neden farklı uygulandı? Eğer artış maaşın bir parçasıysa, neden emekli aylığına yansımadı? Eğer maaş unsuru değilse, neden katsayı artışlarıyla büyüyor? Bu sorular, ekonomik tartışmayı hukuki zemine taşıyor. 2008 KIRILMASI: 5434 VE 5510 AYRIMI Sistem içindeki ikinci büyük eşitsizlik tartışması, 2008 reformu sonrası oluşan yapısal farklılıktan kaynaklanıyor. 2008 öncesi memurlar: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 2008 sonrası memurlar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2008 sonrası göreve başlayan memurların emeklilik hesaplaması, prime esas kazanç sistemi üzerinden yürütülüyor. Ancak memurların görev süresince aldığı fazla mesai, ek ödeme, tazminat gibi gelir kalemlerinin önemli bölümü prime tam olarak yansımıyor. Bu durum şu tabloyu ortaya çıkarıyor: Özel sektörde çalışan işçinin prime esas kazancı daha geniş bir gelir tabanına dayanabiliyor. Memur ise aktif dönemde aldığı toplam gelirin önemli bir kısmını emeklilik matrahında göremiyor. Uzmanlara göre bu yapı, “aynı SGK çatısı altında farklı emeklilik matematiği” anlamına geliyor. SOKAKTAN YÜKSELEN MESAJ: “YASAL HAKKIMIZI İSTİYORUZ” Kent merkezlerinde düzenlenen eylemlerde emekli memurlar, taşıdıkları pankartlarla taleplerini duyurdu. Bir pankartta şu ifadeler yer aldı: “Bayram ikramiyesi sizin olsun, bol bol harcayın! Emekli memur sadece yasal hakkını istiyor.” Eylemlere katılanlar, taleplerinin ek imtiyaz değil, mevcut hakların korunması olduğunu belirtti. Görev yaptıkları dönemde sağlık, güvenlik, eğitim gibi temel kamu hizmetlerini yürüttüklerini hatırlatan emekliler, bugün gelirlerinin asgari ücret seviyesinin gerisine düşmesini sosyal devlet ilkesiyle bağdaştırmadıklarını ifade ediyor. ASGARİ ÜCRET ALTINA DÜŞME İDDİASI Bazı temsilciler, en düşük memur emekli aylığının asgari ücretin altına gerilediğini öne sürerek bunun sistem açısından alarm verici olduğunu savunuyor. Ekonomistler ise maaş hesaplamalarının enflasyon farkı, toplu sözleşme artışı ve taban aylık mekanizması üzerinden şekillendiğini; ancak refah payı uygulamasının kalıcı olmamasının gelir erozyonunu hızlandırdığını belirtiyor. HUKUKİ BOYUT: EŞİTLİK VE MÜLKİYET HAKKI TARTIŞMASI Memur emeklileri ve bazı hukukçular, süreci yalnızca ekonomik değil, anayasal bir mesele olarak değerlendiriyor. İddialar şu başlıklarda yoğunlaşıyor: Sosyal devlet ilkesinin zedelenmesi Eşitlik ilkesine aykırı uygulama Mülkiyet hakkının ihlali Aynı statüdeki kişiler arasında fiili ayrımcılık Bu çerçevede dava hazırlıkları ve yasal girişimlerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. TALEPLER NET Memur emeklilerinin öne çıkan talepleri şöyle sıralanıyor: Seyyanen artışın emekli aylıklarına kalıcı biçimde yansıtılması Ek ödeme ve tazminatların emeklilik hesabına dahil edilmesi 2008 sonrası memurlar için adil prim-matrah sistemi Zam oranlarında şeffaf ve kalıcı dengeleme mekanizması En düşük emekli memur maaşının asgari ücretin üzerinde sabitlenmesi SİSTEMSEL BİR SORU Gelinen noktada mesele yalnızca birkaç puanlık zam farkı değil. Memur emeklileri, konuyu “emeğin karşılığının adil biçimde teslim edilmesi” olarak tanımlıyor. Ekonomik daralmanın ve yüksek enflasyonun etkisiyle alım gücünün zayıfladığı bir dönemde sorulan soru giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor: “Aynı ülkeye hizmet eden, aynı kanuna tabi olan emekli neden ikinci sınıf uygulamayla karşılaşıyor?” Bu soru, yalnızca bir kesimin değil, Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ve adalet algısı açısından da yanıt bekliyor.

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Esnaf Odasına Ziyaret Haber

DEVA Partisi İnegöl İlçe Başkanı Onur Metinbaş’tan Esnaf Odasına Ziyaret

Ziyarette, yapılan son seçimler sonrası göreve yeni seçilen, güven tazeleyerek yeniden seçilen ve görevine devam eden oda başkanlarına başarı temennileri iletilirken, İnegöl esnafının mevcut ekonomik koşullar altında karşı karşıya kaldığı yapısal sorunlar masaya yatırıldı. “Esnaf İnegöl Ekonomisinin Omurgasıdır” Ziyaret sonrası değerlendirmede bulunan İlçe Başkanı Onur Metinbaş, İnegöl’ün üretim gücü, ticari dinamizmi ve sanayi altyapısıyla yalnızca Bursa’nın değil Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “İnegöl ekonomisinin bel kemiğini oluşturan esnaf ve sanatkârlarımız; istihdamın, üretimin ve yerel kalkınmanın en önemli aktörleridir. Esnafın ayakta kalamadığı bir ekonomik model sürdürülebilir değildir. Bu nedenle sahadaki sorunları doğrudan muhataplarından dinlemek, çözüm önerilerini birlikte geliştirmek temel önceliğimizdir.” Gündem: Artan Maliyetler ve Finansmana Erişim Ziyarette özellikle şu başlıklar öne çıktı: Artan kira ve enerji maliyetleri Hammadde ve tedarik zinciri sorunları Finansmana erişimde yaşanan güçlükler Kredi faiz oranlarının esnaf üzerindeki baskısı Vergi yükü ve prim ödemeleri Çıraklık ve ara eleman sorunu Metinbaş, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yüksek enflasyon ve daralan iç talep nedeniyle ciddi bir baskı altında olduğunu belirterek, “Esnafımız hem maliyet artışı hem de alım gücündeki düşüş nedeniyle çift yönlü sıkışmış durumda. Bu tablo, yerel ekonomide zincirleme bir daralmaya yol açabilir” değerlendirmesinde bulundu. İnegöl’e Özgü Sorunlar Masaya Yatırıldı Mobilya ve yan sanayi üretimiyle öne çıkan İnegöl’de sektörel dalgalanmaların esnaf üzerindeki etkisi de görüşmenin önemli başlıkları arasında yer aldı. Özellikle küçük atölyelerin ihracat bağlantılarındaki zayıflama ve iç piyasadaki durgunluk nedeniyle zorlandığı ifade edildi. Ayrıca şehir merkezindeki trafik ve otopark sorununun ticari hareketliliği olumsuz etkilediği, plansız yapılaşma ve altyapı eksikliklerinin esnafın günlük işleyişini zorlaştırdığı yönünde görüşler paylaşıldı. Metinbaş, yerel yönetimlerin ve merkezi idarenin koordineli bir planlama anlayışı benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, “İnegöl’ün potansiyeli yüksek ancak bu potansiyelin doğru politikalarla desteklenmesi gerekiyor. Esnafı koruyan, üretimi teşvik eden ve kayıtlı ekonomiyi güçlendiren bir modele ihtiyaç var” dedi. “Ortak Akıl ve Kurumsal Diyalog Şart” Ziyaretin yalnızca bir nezaket görüşmesi olmadığını belirten Metinbaş, oda ve sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli istişare mekanizması kurulmasının önemine işaret etti. İlçe sorunlarının masa başında değil, sahadan gelen verilerle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Metinbaş, şunları kaydetti: “Bizler siyaseti polemik üzerinden değil, çözüm üzerinden yürütme anlayışındayız. İnegöl’ün her kesimiyle temas halinde olmaya devam edeceğiz. Esnafımızın sesi olmak, onların taleplerini ilgili mercilere taşımak ve somut politika önerileri geliştirmek sorumluluğumuzdur.” Teşekkür ve Başarı Dileği DEVA Partisi heyeti, ziyaret sonunda yeni dönemde görev alacak oda başkanlarına başarılar dileyerek nazik ev sahipliği için teşekkür etti. İlçe Başkanı Onur Metinbaş, “Seçim sürecini geride bırakmış, güven tazelemiş bir yönetimin İnegöl esnafına güçlü bir temsil kabiliyeti kazandıracağına inanıyoruz. Kendilerine çalışmalarında başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve ilerleyen süreçte iş birliği kanallarının açık tutulacağı mesajıyla sona erdi.

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi! Haber

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla milyonlarca emeklinin gözü verilecek bayram ikramiyesinde. Özellikle en düşük maaş alan emekliler rakamın ne olacağını merakla beklerken Meclis’e kanun teklifi sunuldu. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifinde, bayram ikramiyesinin emekliler, sosyal güvenlik sisteminden gelir ve aylık alan hak sahiplerinin yanı sıra, engelli, 65 yaş üstü ve evde bakıma muhtaç vatandaşların da yararlandırılmasını sağlayacak şekilde en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığı olan 20 bin TL'ye çıkarılması öngörülüyor. "ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ" "Emeklilere bayram ikramiyesi verilmeye başlandığı zaman asgari ücret bin 603 TL sınırında ve emeklilere verilen bayram ikramiyesi ise bin TL olarak belirlenmiştir. O gün için emeklilerimize verilen bayram ikramiyesi asgari ücretin yüzde 62’sine karşılık gelirken bugün verilen ikramiye asgari ücretin sadece yüzde 14’üne karşılık gelmektedir. Geçmiş yıllarda bayram ikramiyesinde yapılan artışlar emeklimizin talebini karşılamadığı gibi artan enflasyon karşısında alım gücünü kaybetmiş olduğu çok açık ortadadır.” “PAHALILIK KARŞISINDA YETERSİZ KALDI” “Ülkemizde günümüz ekonomik koşulları, enflasyon oranları ve yaşam maliyetindeki artışlar, emeklilerimizin alım gücünü olumsuz etkilemektedir. Özellikle bayram dönemlerinde verilen bayram ikramiyeleri, emeklilerimiz için önemli bir destek unsuru oluşturuyordu. Fakat bayram ikramiyesi miktarı, yıllar içerisinde artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış ve emeklilerin bayram dönemlerinde ekonomik olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri için miktarın güncellenmesi ihtiyacı oluşmaktadır.” Yeniden Refah Partisi tarafından kanun teklifinde “Bu kapsamda bayram ikramiyesinin 2025 yılında en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli maaşı olan 20 bin TL’ye çıkarılması gerekmektedir" ifadeleri kullanıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.