Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erken Seçim

Haberia - Erken Seçim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erken Seçim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır Haber

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması anlamına gelen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası Cüneyt Özdemir YouTube kanalındaki canlı yayına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Kenan Taş’a “Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullanarak, özetle şunları söyledi: BU KARARI KESİNLİKLE MAKUL BULMUYORUZ! “Karar uzun zamandır yargının siyasetin üstünde baskı yaptığının söylendiği bir zamanda çıktı. Yüksek Seçim Kurulu’nu ve kurallarını titizlikle korumamız lazım. Eğer bugün bu yapılanı, yani mahkemeler vasıtasıyla siyasete bu tarz müdahaleleri makul ve meşru görürsek, Türkiye’de artık demokrasiyi de sandığı da konuşabilme imkânımız kalmaz. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları mahkeme denetimine kapalı kararlardır; seçme iradesini tam anlamıyla korumak için sistem böyle dizayn edilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun kurumsal varlığının iradesini boşa düşüren ve geriye dönük yürütülen bu tarz kararlar, geçmişteki pek çok kararı da boşa düşürüp büyük bir kaosa sebep olur. Böyle bir şeye meşruiyet tanımak, o anlamda bundan sonra yapılacak bütün seçimleri şaibeli ve özürlü hale getirir. Dolayısıyla biz bu kararı; demokrasiye, millet iradesine ve devletin kurumsal varlığına yapılmış açık bir müdahale gibi algıladık. Bu yüzden kesinlikle makul bulmuyoruz. YARGI SİYASETİN GÖLGESİNDE KALIYOR! Bu durum uzunca bir zamandır zaten konuşuluyor: Türk siyasetinde yargının siyasetin gölgesinde kaldığı, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlı olarak siyasetin tesiri ve etkisi altında kalan bu mekanizmanın, iktidara siyasi avantajlar sağladığı sıklıkla dile getiriliyordu. Bu tip bir karar, beraberinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bir takım ciddi komplikasyonlara sebep olacaktır. Hükümet bu süreci uzunca bir zamandır şöyle yönetiyor; ‘Ben yapabilirim’ diyerek değil, ‘Muhalefet yapamaz’ diyerek; ‘Ben başarabilirim’ üzerinden değil de ‘Muhalefet başaramaz’ söylemi üzerine bir propaganda aksı oluşturmaya çalışıyor. Parçalı bir muhalefet yapısı, bütünüyle dağılmış bir muhalefet her zaman hükümetin avantajınadır. Dolayısıyla hükümet, buradaki tüm ekonomik dezavantajlarına rağmen süreci yönetebileceği bir avantaj görürse, erken seçimi anında gündeme getirebilir. Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum. Bugün basın toplantısında da açıkça ifade ettim; Türkiye’de tertip ettikleri her şey, bu ‘terörsüz Türkiye’ meselesi de dahil olmak üzere, hükümetin geçen dönem milletten yetki almadığı, yetkisinin olmadığını düşündüğü gündemleridir. Geçen seçimde milletin karşısına çıkıp ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye seçildiler. Geçen seçimde ‘Biz bu memleketin bölücülere teslim edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz, bu Altılı Masa memleketi şöyle yapacak, böyle parçalayacak’ dediler. Ama bugün geldikleri noktada, meydanlarda halka söylediklerinin tam hilafına davranıp, bunu tamamen bir seçim avantajına tahvil etmeye çalışıyorlar. Geçen seçim masanın altında DEM var diyorlardı; şimdi ise bizzat DEM ile beraber yürümeyi tercih ettiler. Dolayısıyla biz bu popülizmden çok net şöyle bir sonuç çıkarıyoruz: Hükümet, iktidarda kalabilmek için her şeyi ama her şeyi yapacaktır.”

CHP Bursa'dan sağlık alanlarının özelleştirmesine tepki Haber

CHP Bursa'dan sağlık alanlarının özelleştirmesine tepki

Bursa’da sağlık alanlarının satışına yönelik tepki çekerken , CHP Bursa İl Başkanlığı konuyla ilgili Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Memleket Hastanesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Bursa Memleket Hastanesi’nde düzenlenen basın açıklamasına TBMM Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve çok sayıda partili katıldı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa’da kamuya ait sağlık alanlarının özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Yeşiltaş, söz konusu sürecin yalnızca Bursa’yı değil, Türkiye genelinde sağlık sisteminin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek, kamu sağlık hizmetlerinin sistematik biçimde tasfiye edildiğini vurguladı. Yeşiltaş açıklamasında, 16 Mart ve 24 Nisan tarihlerinde yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla başlayan sürecin kapsamının giderek genişletildiğine dikkat çekti. Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir’deki taşınmazlarla başlayan uygulamaların; bugün Memleket Hastanesi, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi arazisi, Mustafakemalpaşa Tepecik Aile Sağlığı Merkezi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi gibi Bursa’nın sağlık omurgasını oluşturan kritik alanlara kadar uzandığını ifade etti. Bu gelişmelerin teknik bir planlama ya da masum bir dönüşüm olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Yeşiltaş, “Bu, açık ve net bir şekilde kamu sağlık altyapısının tasfiye edilmesidir. Ve bu tasfiye süreci, AKP iktidarının yıllardır uyguladığı politikaların doğrudan sonucudur” dedi. AKP’nin sağlık alanını bir kamu hizmeti olmaktan çıkararak kar odaklı bir sektöre dönüştürme hedefini hiçbir zaman gizlemediğini söyleyen Yeşiltaş, “Sağlıkta dönüşüm” adı altında yürütülen politikalarla önce kamu hastanelerinin sistemli biçimde zayıflatıldığını, nitelikli hizmet üretme kapasitesinin törpülendiğini ve sağlık çalışanlarının ağır çalışma koşullarına mahkûm edildiğini ifade etti. Ardından ortaya çıkan sorunların gerekçe gösterilerek özelleştirme politikalarının devreye sokulduğunu belirten Yeşiltaş, “Bu süreç bilinçli olarak yürütülmüştür” dedi. Şehir hastaneleri modeline de değinen Yeşiltaş, bu modelin kamu kaynakları üzerindeki yüküne dikkat çekti. Milyarlarca liralık garanti ödemeleriyle kamu bütçesinin uzun yıllar boyunca yük altına sokulduğunu belirterek, sağlık hizmetlerinin şirketlerin kar planlarının bir parçası haline getirildiğini ifade etti. Bugün alınan “özelleştirme kapsamına alma” kararlarının yarın hangi projelere ve hangi sermaye gruplarına hizmet edeceğinin belirsiz olduğunu vurgulayan Yeşiltaş, bu konuda kamuoyuna bugüne kadar tatmin edici hiçbir açıklama yapılmadığını dile getirdi. Bursa’nın ve Güney Marmara’nın en köklü sağlık kurumlarından biri olan Memleket Hastanesi’ne de özel olarak değinen Yeşiltaş, hastanenin yıllar önce kapatıldığını ve inşaatının uzun süredir tamamlanamadığını hatırlattı. Bursalıların bu alanın yeniden sağlık hizmetine kazandırılmasını beklediğini belirten Yeşiltaş, buna karşın söz konusu alanın özelleştirme kapsamına alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Memleket Hastanesi’nin yalnızca bir sağlık kurumu olmadığını vurgulayan Yeşiltaş, buranın Bursa’nın ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “Memleket Hastanesi; hayatın en gerçek anlarının yaşandığı, sevinçlerin ve hüzünlerin iz bıraktığı bir duraktı. Burada atılan ilk nefesler, verilen mücadeleler ve edilen vedalar, yıllar boyunca sayısız insanın hafızasında yer etti. Bu hastane, Bursalıların ortak duygularını taşıyan bir mekâna dönüştü. Bugün bu hafızanın yok sayılması, sadece bir yapının değil, bir kentin geçmişinin de yok sayılmasıdır.” Açıklamasında iktidara bir dizi soru yönelten Yeşiltaş, Bursa’nın en kıymetli sağlık alanlarının hangi gerekçeyle özelleştirme kapsamına alındığını, bu alanların geleceğinin kimlerle ve hangi kriterlere göre belirlendiğini sordu. Şehir hastanelerinin sürdürülebilirliği için yeni kamu alanlarının hedef alınıp alınmadığını da gündeme getirdi. "BU HALK SİZİ İLK SEÇİMDE GÖNDERECEK" Kamuya ait alanların satışından elde edilecek gelirlerin siyasi amaçlarla kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin kaygılarını da dile getiren Yeşiltaş, “Eğer kamu alanlarını satarak bir seçim bütçesi yaratmayı hedefliyorsanız, hiç uğraşmayın. Çünkü bu halk sizi ilk seçimde gönderecek” ifadelerini kullandı. Sağlık hizmetinin anayasal bir hak olduğunun altını çizen Yeşiltaş, mevcut sistemin eşitsizlik ürettiğini belirterek, “Parası olanın daha hızlı ve kaliteli hizmet aldığı, parası olmayanın ise sistemin dışına itildiği bir düzen kabul edilemez” dedi. Kamu hastanelerinin bilinçli olarak işlevsizleştirildiğini ve ardından “çalışmıyor” gerekçesiyle özelleştirme politikalarının devreye sokulduğunu ifade etti. CHP Bursa İl Başkanlığı olarak bu sürecin karşısında durmaya devam edeceklerini belirten Yeşiltaş, Bursa’nın sağlık altyapısının talan edilmesine ve geleceğinin ipotek altına alınmasına sessiz kalmayacaklarını vurguladı. Söz konusu kararların iptali için her türlü demokratik ve hukuki mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti. Yeşiltaş açıklamasının sonunda ise şu ifadelere yer verdi: “Hiç kimse şunu unutmasın: Bu ülkenin hastaneleri, sağlık merkezleri, arazileri bir avuç iktidar sahibinin tasarrufunda değildir. Bunlar 86 milyon yurttaşın ortak değeridir. Bursa’nın iradesine çöktünüz, Bursa’nın suyuna çöktünüz, Bursa’nın yeşiline çöktünüz; şimdi de Bursa’nın malına çökmeye çalışıyorsunuz. Artık yeter. Bursa’nın yakasından da halkın yakasından da düşün.” CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal da özelleştirme kararına tepki gösterdi ve mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti. "TUTUKLU OLAN BURSA'NIN İRADESİDİR" Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da yaptığı açıklamada gündeme ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Günaydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey üzerinden yürütülen sürece tepki göstererek, “Tutuklu olan yalnızca Mustafa Bozbey değil, Bursa’nın iradesidir” dedi. Günaydın, 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin Bursa’da açık farkla kazandığını hatırlatarak, buna rağmen farklı yöntemlerle belediye yönetiminin etkisizleştirilmeye çalışıldığını ifade etti. Eski dosyalar üzerinden yürütülen süreçleri “kumpas” olarak nitelendiren Günaydın, halkın iradesinin gasp edilmek istendiğini söyledi. Yargı üzerinden siyasetin dizayn edilmek istendiğini ifade eden Günaydın, Türkiye genelinde belediyelerin büyük çoğunluğunun iktidar partilerinde olmasına rağmen tüm eleştirilerin CHP’li belediyelere yöneltildiğini dile getirdi. Günaydın, bu söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti. Konuşmasında cezaevlerindeki doluluk oranlarına da değinen Günaydın, mevcut kapasitenin üzerinde tutuklu ve hükümlü bulunduğunu, bunun sistemsel bir sorun olduğunu ifade etti. Günaydın, artan suç oranlarının nedenlerinin sorgulanması gerektiğini vurgulayarak, özellikle uyuşturucu, sanal bahis ve kumar konularında iktidarı eleştirdi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Günaydın, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle milyonlarca vatandaşın açlık sınırının altında yaşadığını söyledi. Eğitim ve sağlık sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Günaydın, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşadığını kaydetti. "HASTANELERİ SATMAK ÇÖZÜM DEĞİL" Sağlık alanındaki özelleştirmelere de değinen Günaydın, hastanelerin satışına karşı olduklarını belirterek, “Sağlık sistemi çözülemeyince hastaneleri satmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. Erken seçim çağrısında da bulunan Günaydın, toplumun büyük bir kesiminin sandık istediğini dile getirerek, “Sandık geldiğinde halkın iradesi yeniden tecelli edecek” dedi.

Özgür Özel, Bursa'da tutuklu bulunan Bozbey'i ziyaret etti Haber

Özgür Özel, Bursa'da tutuklu bulunan Bozbey'i ziyaret etti

BURSA (İGFA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da tutuklu bulunan Mustafa Bozbey’i cezaevinde ziyaret etti. Ziyaretin ardından partililerin de katılımıyla cezaevi önünde açıklama yapan Özgür Özel, Bozbey’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmasının “suç gibi gösterilmesini” eleştirdi. Bozbey’in 31 Mart yerel seçimlerinde Bursa’yı uzun yıllar sonra kazandığını hatırlatan Genel Başkan Özel, yaşanan sürecin siyasi bir baskı olduğunu öne sürdü. Açıklamalarında, meydan okunan CHP olmadığını, Bursa’nın iradesi olduğunu ifade eden Özel, Bozbey’in belediye başkanlığı dönemine ilişkin herhangi bir somut delil bulunamadığını savunarak, yapılan soruşturmaları eleştirdi ve sürecin “haksızlık” olduğunu dile getirdi. “BOZBEY, İNFAZ KORUMA MEMURLARININ SIKINTISINI AKTARDI” Cezaevi ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde infaz koruma memurlarının çalışma koşullarına da değinen Özel, düşük maaş ve yüksek kira giderlerine dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Bozbey'i ziyaretinde kendisinin hatırlattı bir konuya dikkati çeken CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bu cezaevinde 228 kişi çalışıyor. Gece, gündüz çalışıyorlar. Hak ettiklerinin çok altında maaş alıyorlar. Ve müdür ve bir müdür yardımcısı dışında kimsenin lojmanı yok. Bursa da kiraların çok yüksek olduğu bir yer. 55, 60 bin lira maaş alıp 25, 30 bin lira kira ödeyen infaz koruma memurları var. Ben Bozbey’e, ‘Benden bir şey istiyor musun’ dediğimde, ‘Aman her fırsatta bu infaz koruma memurlarının durumunu söyle, bir de Bursaspor’umuza selam söyle, hemşerilerimize selam söyle’ dedi. Bunları iletmiş olayım.” dedi. Konuşmasında ara seçim tartışmalarına da değinen Özel, Anayasa gereği boş milletvekilliği olan bölgelerde seçim yapılması gerektiğini savundu. Türkiye genelinde farklı bölgelerde ara seçim yapılabileceğini ifade eden Özel, CHP’nin bu konuda hazır olduğunu söyledi. Bursa’nın da ara seçim kapsamına alınabileceğini belirten Özel, “Sandık her yere konabilir” diyerek erken seçim çağrısını yineledi.

Ümit Özdağ: Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir Haber

Ümit Özdağ: Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir

Prof. Dr. Özdağ, olaylarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyerek, sürecin bilimsel yöntemlerle ele alınması gerektiğini ifade etti. Toplantıda konuşan Psikiyatri Profesörü Prof. Dr. Sertaç Ak ise saldırıların uluslararası literatürde de incelendiğini belirterek, benzer olayların artış gösterdiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Ak, saldırgan profillerine ilişkin olarak “Ne yazık ki son yıllarda psikiyatri ve sosyal psikoloji alanında bu tür okul baskınlarının yaşanabileceğini öngörüyorduk” ifadelerini kullandı. Ak, bu kişilerin ağır psikiyatrik hastalıklardan çok depresyon, intihar düşünceleri, sosyal dışlanma ve reddedilme gibi faktörlerle öne çıktığını belirterek, “En önemli tetikleyiciler arasında akran zorbalığı ve romantik reddedilme yer alıyor” dedi. Çözüm önerilerine de değinen Ak, yalnızca güvenlik önlemlerinin yeterli olmayacağını vurgulayarak, “Kök nedene inmeden bu sorun çözülemez. Okullarda psikolojik danışmanlık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve riskli bireylerin erken tespit edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ak ayrıca, medya yayınlarına ilişkin olarak “Bu tür olayların görüntüleri yayılmamalı, çünkü benzer olayları tetikleyebilir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ümit Özdağ ise siyasi gündeme ilişkin yaptığı konuşmada erken seçim çağrısını yineleyerek, “Eğer bir iktidar seçim sandığından ve milletten kaçıyorsa, başarısız olduğunu kabul ediyor demektir” dedi. Özdağ, “Millete rağmen siyaset olmaz. Sandıktan kaçmak siyasi meşruiyet krizidir” ifadelerini kullandı. Ekonomiye değinen Özdağ, Türkiye’de yüksek enflasyon, faiz yükü ve bütçe açıklarına dikkat çekti. Merkez Bankası verilerine atıfta bulunan Özdağ, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinin faiz lobilerine en fazla faiz ödemesi yapan hükümetiyle karşı karşıyayız” dedi. Özdağ, üç yıllık toplam zarar ve bütçe açığına ilişkin verilerin ekonomik görünüm açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti. Konuşmasında yabancı maden şirketlerine de değinen Özdağ, “Yabancı maden şirketleri kendi ülkelerinde kullanmaları yasak olan yöntemleri Anadolu topraklarında kullanıyor” ifadelerini kullandı. Zeytinlikler ve tarım alanlarının zarar gördüğünü savunan Özdağ, “Kur’an-ı Kerim’de ‘zeytine ve incire ant olsun’ deniyor. Ancak bu ağaçlar yok ediliyor” dedi. Dış politika değerlendirmelerinde ise ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilime dikkat çeken Özdağ, Orta Doğu’da artan çatışma riskinin küresel istikrarı tehdit ettiğini söyledi. Hürmüz Boğazı ve bölgesel gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Özdağ, “Bölgedeki her yeni adım küresel barış açısından risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. İsrail’in Lübnan politikalarına da değinen Özdağ, “Bölgeyi sürekli çatışma halinde tutacak bir yapı oluşuyor” dedi. Toplantının sonunda yaklaşan saha programlarına ilişkin bilgi veren Özdağ, Bursa, Muğla ve İzmir’de temaslarda bulunacaklarını belirterek, ekonomik ve siyasi değerlendirmelerini sahada vatandaşlarla paylaşacaklarını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.