Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Eskişehir

Haberia - Eskişehir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Eskişehir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP’de teşkilat değişimi sürüyor: 2 il yönetimi daha feshedildi Haber

MHP’de teşkilat değişimi sürüyor: 2 il yönetimi daha feshedildi

MHP teşkilatlarında dikkat çeken değişim süreci 2 il ile devam etti. İstanbul İl Teşkilatı’nın feshedilmesinin ardından, Kütahya ve Eskişehir il yönetimleri için de benzer kararlar alındı. Parti yönetimi tarafından alınan kararlar doğrultusunda her iki ilde de mevcut teşkilatlar görevden alınırken, yerlerine yeni isimler atandı. KARAR TÜZÜK YETKİSİYLE ALINDI MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, söz konusu kararların parti tüzüğünün 52’nci ve 54’üncü maddelerinin verdiği yetki çerçevesinde alındığını açıkladı. Bu kapsamda Kütahya ve Eskişehir il teşkilatlarının feshedilerek yeniden yapılandırılmasının hedeflendiği belirtildi. YENİ İL BAŞKANLARI BELLİ OLDU Yapılan değişikliklerin ardından Kütahya İl Başkanlığı görevine Mehmet Ali Türker atanırken, Eskişehir İl Başkanlığı görevine ise Ayhan Sezer getirildi. Görevden alınan isimler arasında Kütahya İl Başkanı Selçuk Alıç ve Eskişehir İl Başkanı İsmail Candemir yer alıyordu. SÜREÇ İSTANBUL KARARIYLA BAŞLADI MHP’de teşkilat değişimi, geçtiğimiz hafta İstanbul İl Teşkilatı’nın feshedilmesiyle başlamıştı. Bu kapsamda sadece il yönetimi değil, 39 ilçe teşkilatı da görevden alınmıştı. İstanbul İl Başkanlığı görevine ise Volkan Yılmaz atanmıştı. DİKKAT ÇEKEN İSTİFA VE AÇIKLAMALAR Görevden alınan İstanbul İl Başkanı Selim Sertel yaptığı açıklamada, görev süresinin sona erdiğini belirterek parti lideri Devlet Bahçeli’nin emrinde olduklarını ifade etti. Öte yandan, MHP İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in genel başkan yardımcılığı görevinden kısa süre önce istifa etmesi de dikkat çekmişti. Parti yönetimi, bu ayrılığın akademik çalışmalar nedeniyle gerçekleştiğini açıklamıştı. Peş peşe alınan bu kararlar, MHP’de teşkilat yapısında kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin yürütüldüğüne işaret ediyor. Parti yönetiminin, farklı illerde benzer adımlar atabileceği yapılan değerlendirmeler arasında yer alıyor.

Ümit Özdağ: PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmeli Haber

Ümit Özdağ: PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmeli

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, bugün mübarek Ramazan'da iftar sofrasında bir araya gelmek için Malatya'dayız ve sizlerle birlikte iftarı yapacağız. İstişarelerde bulunacağız. Buraya Kayseri'den geldim. Kayseri'ye de Eskişehir'den gelmiştim. Ramazan'da ziyaret ettiğim 17. kent. Buradan da Ankara'ya döneceğiz ve bayramı karşılayacağız inşallah. Tabii hem Türkiye'nin gündemi hem çevre ülkelerin ve dünyanın gündeminin çok yoğun olduğu bir süreci yaşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist İsrail'in İran'a saldırısı bölgesel bir savaşa dönüşürken Hürmüz'ün kapatılması bütün dünya ekonomisini köklü bir şekilde etkileyecek bir süreci tetikledi ve dünya petrol rezervlerinin yüzde 20'sinin nakledildiği bir kanal kapanınca bunun bütün ülkelerde ciddi bir enflasyonist etki yarattığını görüyoruz. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'ı yanlış değerlendirdikleri de artık Batı basınında itiraf edilen bir gerçek haline geldi. İran Amerikan ve İsrail saldırılarına karşı direnirken İran halkı da Batı'nın, Amerika'nın, İsrail'in yapmış olduğu ayaklanma çağrılarına olumlu bir cevap vermeden İran'ın birliği için direnmeye devam ediyor. “PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmesi gerekiyor” Ancak bu arada PKK ve PJAK'ın Batıda, Batı İran'da hareket halinde olduğu bazı köylere, kasabalara saldırdığı haberlerini alıyoruz. Özellikle Batı İran'da Amerikan ve İsrail savaş uşaklarının bombardımanıyla İran ordusunun ve devrim muhafızlarının karargahları tahrip edilerek adeta PKK, PJAK'a Kuzey'e doğru, Urmiye'ye doğru çıkmaları için yol açılmaya çalışılıyor. PKK ve PJAK'ın da şimdi bu yolu kullandıklarını görüyoruz. Bu noktada hükümetin çok dikkatli olması ve gereken sert girişimlerde ve müdahalelerde olaylar Güney Azerbaycan'a yayılmadan, PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmesi gerekiyor. Bu çağrıda bulunurken ama ne yazık ki evvelsi gün Barzani'nin yayın organı Rudaw'a demeç veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının bu açıklamasında çok ciddi ve utanç verici ifadeler kullandığını görüyoruz. PKK terör örgütünün kurucu kadrosu arasında yer alan Sakine Cansız'ın Paris'te öldürülmesini bir provokasyon olarak gösterip ‘FETÖ'cüler bundan sorumlu’ diyor. Bu inanılır gibi değil. Türk devlet protokolünde ikinci sırada oturan Meclis Başkanının kendi devletini kendi istihbarat servisini zan altında bırakması ve bir terörle mücadele sürecini provokasyon olarak nitelendirmesi açık bir akıl tutulmasıdır. Bu süreçte Meclis Başkanının yine ‘eğer süreç gerçekleşmezse siyaset bunun altında kalır’ dediğini de okuduk. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sürecin altında kalmasın da sizin kötü siyasetiniz bırakın kalsın” Biz de buradan kendisine diyoruz ki Zafer Partisi olarak: Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sürecin altında kalmasın da sizin kötü siyasetiniz bırakın kalsın. Öcalan komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne vermiş olduğu Anayasayı ve yasaları Öcalan'ın ve PKK'nın istediği şekilde değiştirme hamlesini zaten Türk milleti sandıkta başarısızlığa muhakkak uğratacaktır. Biz de terörle müzakere değil, mücadele edilir ve terör yok edilir diyerek bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla Anadolu'yu adım adım dolaşarak Ankara'da Türkiye Büyük Net Meclisi'nde neler yapılmak istendiğini bütün açıklığıyla ortaya koyacağız. Öte yandan Bugün Malatya'da depremin üzerinden üç sene geçmiş olmasına rağmen hala Hatay'da olduğu gibi şehrin üzerindeki deprem yükünün kaldırılmadığını üzüntüyle gördük. Üç koca sene doğru kullanılmamış ve Malatya hala depremin ağır sonuçlarını yaşamaya devam ediyor. Rezerv alan yasası çıktığı zaman ilk açıklamayı ve ilk müdahaleyi rezerv alan yasasına Zafer Partisi olarak biz yapmıştık. Bu yasanın tapuyu deldiğini milletin tapulu malını elinden almaya uygun bir yasa olduğunu söylemiştik. Bazıları ‘iyi niyetle kullanılırsa olmaz, kötü niyetle kullanılırsa olur’ diyerek itirazlarımızı etkisizleştirmeye çalışmıştı. Biz de o zaman ‘hiç kimsenin malı mülkü bir iktidarın iyi niyetine veya kötü niyetine bağlanamaz, tapu tapudur. Tapunun delindiği yerde devlet delinir’ demiştik. Şimdi ne yazık ki bunu yaşıyoruz. Hatay'da olduğu gibi. Evet, rezerv alan yasasıyla Malatya'da milletin tapusu deliniyor. Binalar hala yetişmiş değil. İnsanlar hala konteynırlarda yaşamaya devam ediyor. Bu hem depreme hazırlık konusunda büyük bir hata içerisinde olan iktidar ki bu depremin olacağı biliniyordu. Depremden üç sene önce Kahramanmaraş'ta Çevre Şehircilik Bakanlığı'yla AFAD bu depremle ilgili çalıştay yapmıştı. Peki o çalıştayda ‘Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyecek 7,4 şiddetinde bir deprem olursa?’ sorusuna cevap aradınız da olunca ne yapacağınız olmadan önce neler yapacağınız konusunda ne yaptınız? Koskocaman bir hiç. Depreme hazırlık konusunda başarısız olan iktidarın deprem sırasında da kurtarma sürecinde başarısız olduğunu ve şimdi yeniden inşa sürecinde de üçüncü sene dolmuş olmasına rağmen başarısızlığı istikrarla sürdürdüğünü görüyoruz. “Zafer Partisi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ağır sorunları çözebilecek yegâne partidir” Şimdi sevgili Malatyalılar, sevgili Zafer Partililer, Zafer Partisi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ağır sorunları temsil ettiği devlet aklıyla çözebilecek yegâne partidir. Zafer Partisi Türkiye'nin PKK ile müzakerelerle sürüklendiği felaketi durduracak tek partidir. Dış politikasında yaşanan savrulmalar neticesinde karşımıza çıkan ve gittikçe büyüyen tehditleri aşabilecek devlet aklına ve kadrosuna sahip tek partidir. Bizim meselemiz Türk milletine bu gerçeği tekrar ve tekrar anlatmaktır. Önümüzdeki seçimlere kadar da bunu yapacağız. Söylediklerimizin ne kadar doğru olduğunu olaylar, gelişmeler herkese gösteriyor. Hiç kimse Türk siyasetinde sığınmacılardan bahsetmezken, biz sığınmacı ve kaçak meselesini gündeme getirdik. Bunun Türkiye için bir milli güvenlik tehdidi olduğunu, ekonomik kalkınmamızı engellediğini, demografimizi bozduğunu anlattık. Bakın birinci İsrail-Irak-İran savaşından sonra İran'da İsrail'e MOSSAD’a istihbarat verenlerin yüzde 60’ının Afgan olduğu tespit edildi. Türkiye'de Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yan kuruluşu olan Milli İstihbarat Akademisi 1 Ağustos 2025’te yayınlamış olduğu raporda Zafer Partisi'nin sığınmacılarla ilgili yapmış olduğu tespitlerin tamamının doğruluğunu ifade eden açıklamalar yaptı. Sadece bu mu? Türkiye'nin başında çok büyük bir organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar belası var. Zafer Partisi dışında hiçbir partinin gündeminde Türkiye'yi içeriden adeta çürüten Türkiye'yi işgal etmek isteyen işgal ordularının keşif gücü olan baronlarla ve uyuşturucu çeteleriyle sanal kumar çeteleriyle mücadele yok. Zafer Partisi'nin hem gündemi hem programı. Keza ülkemizin Çin'in büyük bir ekonomik kalkınmayla 21. Yüzyılı fethetmeye hazırlandığı bir dönemde günü birlik ekonomik kararlarla bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmesi mümkün değil. Bu adaletle ve bu eğitimle ekonomik kalkınma mümkün değil. Zafer Partisi dışında hiçbir siyasi partinin adalet, eğitim ve ekonomiyi bir arada değerlendiren ve Türkiye'yi karma ekonomik modelle tekrar üretim hattına sokmayı planlayan bir çalışması yok. Bizim de meselelerimiz bu çalışmalarımızı Türk halkına seçimlere kadar anlatmak olacak. Bugün de burada Malatya'da sizlerle birlikte iftar sonrasında yapacağımız sohbette bütün bu hususları kapsamlı bir şekilde ele alacağız.”

Bursa'da bir işyerinde 27 kaçak göçmen yakalandı! Haber

Bursa'da bir işyerinde 27 kaçak göçmen yakalandı!

kipler tarafından Yıldırım ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine düzenlenen operasyonda yapılan kontrollerde, iş yerinde toplam 27 yabancı uyruklu kişinin bulunduğu belirlendi. Yapılan incelemelerde; 11 kişinin yurda yasa dışı yollarla giriş yaptığı ve kimliksiz olduğu, 4 kişinin başka illere kayıtlı Geçici Koruma Kimlik Belgesi bulunduğu, 12 kişinin ise Bursa’ya kayıtlı Geçici Koruma Kimlik Belgesi olduğu, Şahısların çalışma izni olmadan kaçak şekilde çalıştırıldığı, Ayrıca 2 kişinin çocuk yaşta olduğu tespit edildi.. Kimliksiz olarak çalıştırılan yabancı uyruklu şahıslar, sınır dışı işlemleri başlatılmak üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Polis ekiplerinin yaptığı araştırmalarda, düzensiz göçmenlerin kişi başı aylık ücret karşılığında temin edilerek kaçak çalıştırıldığı ortaya çıkarıldı. Organizatör konumunda olduğu belirlenen 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adli makamlara sevk edileceği öğrenildi. Otoyolda Göçmen Taşıyan Araç Durduruldu Göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında bir diğer operasyon ise Bursa-İzmir Otoyolu Kuzey gişelerinde gerçekleştirildi. Polis ekipleri tarafından durdurulan bir binek araçta yapılan kontrollerde, sürücü haricinde 2 yabancı uyruklu kişinin bulunduğu tespit edildi. Yapılan kontrollerde şahısların kimliksiz olduğu ve Türkiye’de yasal kalış haklarının bulunmadığı belirlendi. Düzensiz göçmenler, işlemleri yapılmak üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Araştırmalar sonucunda, düzensiz göçmenlerin belirli bir ücret karşılığında İstanbul’dan Eskişehir’e götürülmek üzere araç sürücüsü ile anlaştıkları ortaya çıkarıldı. Organizatör olduğu belirlenen sürücü yakalanarak gözaltına alınırken, hakkında başlatılan adli sürecin devam ettiği bildirildi. Mücadele Kararlılıkla Sürüyor Yetkililer, göçmen kaçakçılığıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayarak, düzensiz göçle mücadele kapsamında denetim ve operasyonların aralıksız devam edeceğini belirtti.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır” Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır”

Türkiye’nin bor rezervleri açısından dünyada lider konumda olduğuna dikkat çeken Aslan, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’ünün Türkiye’de bulunduğunu ifade etti. Borun doğada boraks, üleksit ve kolemanit gibi borat mineralleri halinde bulunduğunu belirten Aslan, Türkiye’de üretimin ağırlıklı olarak Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa Kestelek sahalarında gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 2,6 milyon ton bor üretimi yaptığını belirten Aslan, üretimin büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurguladı. Aslan, “Bor yaklaşık 250 farklı alanda kullanılmasına rağmen üretimin sadece yüzde 5’i yurt içinde değerlendiriliyor, yüzde 95’i ihraç ediliyor. 2022 yılında bor ürünlerinden yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde edildi. Ancak boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek bu geliri katlamak mümkündür” diye konuştu. Borun ferrobor, bor karbür, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değer oluşturduğunu belirten Aslan, özellikle temiz enerji alanında hidrojen depolama teknolojilerinde borun önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Aslan, “Bor teknolojisine yatırım yapan ülkeler enerji ve savunma alanında stratejik avantaj elde edecektir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” dedi. Anahtar Parti olarak borun ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ileri teknoloji ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini savunduklarını belirten Aslan, madencilikte şeffaf veri sistemi kurulması, rezerv raporlama standartlarının güçlendirilmesi ve bor teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve üretim yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi stratejik bir kaynağı yalnızca cevher olarak ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız. Bor teknolojisini erken kazanan ülkeler, küresel rekabette öne çıkacaktır. Türkiye bu avantajını güçlü bir sanayi hamlesine dönüştürmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.