Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazze

- Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan babalara müjde! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan babalara müjde!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla düzenlenen iftar programında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü şimdiden kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanısıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit analarının hepsi metanet timsali olan şehit eşleri ve kızlarının Gazze'den Suriye'ye, Yemen'den Sudan'a gönül ve kültür coğrafyalarımızın farklı köşelerindeki acılı anne ve acılı eşlerin kadınlar gününü tebrik ediyorum. İranlı anneleri ayrıca selamlıyor ve kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyorum. Afrika'nın yoksul ve cefakâr kadınları, Afganistan, Arakam, Somali'nin mazlum kadınlarının, Lübnanlı kadınların, Batı'da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişlileri arasında ezilen şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların kadınlar gününü tebrik ediyorum. Kendilerine kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum. Savaşlar ve zulümlerle hayatını kaybedenlerle birlikte teröre ve şiddete kurban verdiğimiz tüm kadınlara Rabbimden mağfiret ve rahmet niyaz ediyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu çok net görebiliyor; bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere çatışmalar var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Tüketim çarkı öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, kadın emeğini sömürüyor. İsrail'in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye'de kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika'da kıtlık, açlık ve derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran'a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar. Türkiye yeryüzünün farklı noktalarındaki bu adaletsizliklere, bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. Nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir. Her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkemizin kutlu mücadelesine verdiğiniz destek için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. Devletimizin merhum Kemal Tahir'in dediği gibi 'devlet ana'ysa bu sizin kuşatıcılığınız, hamiyetiniz, şefkatiniz ve merhametiniz sayesindedir. Peşpeşe savaşlardan ve en son istiklal harbinden sonra yorgun düşen ülkemizi ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün güçlendirerek 103 yaşına getirdiysek bunda kadınlar olarak fedakarlıklarınızın, emeklerinizin yadsınamaz payı vardır. Karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellemelere rağmen üretimde, çalışmada canlarını dişe katarak eşsiz katkılar yapmıştır. Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir ve beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Her varlığa, her canlıya Allah'ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa bu sadece ve sadece takva, liyakat, emek ve üretkenlikledir. Irk, mezhep, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi cinsiyet ayrımcılığı bizim kitamızda yer almaz. Eşref-i mahlukat olan insanın cinsiyeti, etnik kimliği dolayısıyla hor ve hakir görülmesi bizim kitabımızda yoktur. Küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle arşı durmak da insanlığımızın gereğidir. Hak olarak da sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil; bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik. Kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdik. Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptığımız biliniyor. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 37,7'ye çıkardık. Kadın istihdam oranı yüzde 31,7'ye çıktı. 2002'de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayısı 119'a çıktı. Kadınların mecliste temsil oranı 5 kat artışla yüzde 19,83'e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoru. 28 Şubat'ın kadınlara kapatılan tüm kapılar ardına kadar bizim dönemimizde açıldı. Başörtüsü yasağına son vererek kadınların bürokrasinin tüm katmalarında çalışabilmelerinde sağladık. Akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi yerlerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. İkna odalarına ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor. Bir diğer kanayan yaramız kadına ve çocuğa yönelik şiddetti. Bu konuda her zaman sıfır tolerans yaklaşımıyla hareket ettik. Kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği açtık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. 2014'de Ceza Kanunu'nda yaptığımız düzenlemede cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. İhtisas mahkemelerini kurduk. Kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 112 kadın konukevimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşumuz bellidir. Ne adına olursa olsun kadına şiddet insanlığa ihanettir. Türkiye şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hiçbir temeli olmayan sözleşme yaşatır sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Biz sözleşme değil kanun yaşatır diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre gerçekleştiriyor. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Geçen hafta Meclis'imize kanun teklifi ilettik. Kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık izinlerini de 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz.Bu düşüncelerle sözlerime son verirken iftar soframızı teşrif eden her bir misafirimize tekrar teşekkür ediyorum.

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı Haber

Babacan: Türkiye’de gıda enflasyonu 5 yılda yüzde 700’e ulaştı

İftar programı, DEVA Partisi Bursa İl Teşkilatı tarafından Liya Davet’te düzenlendi. Programa Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca, DEVA Partisi GMYK Üyesi Yasin Gök, Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı, İYİ Parti Bursa İl Başkanı İsmail Kaya, Anahtar Parti Nilüfer İlçe Başkanı Öner Şahin ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız ile çok sayıda partili ve davetli katıldı. “Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak inşa ediyoruz” DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk ise iftar buluşmasının yalnızca bir yemek organizasyonu olmadığını, aynı zamanda siyasi ve toplumsal dayanışmanın da göstergesi olduğunu söyledi. Öztürk, Babacan’ın Bursa ziyaretinin kentte yaşayan birçok kişi için umut olduğunu belirterek, “Bu sofrada Türkiye’nin yarınlarını Bursa’dan başlayarak yeniden inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, yüksek vergi yükünün vatandaşın alım gücünü ciddi şekilde düşürdüğünü savundu. Bir otomobilin ham değerinin 1 milyon lira olmasına rağmen vergilerle birlikte yaklaşık 2,5 milyon liraya ulaştığını belirten Öztürk, bu tabloyu “ekonomik sistemdeki yanlışlığın göstergesi” olarak nitelendirdi. “Milyonlarca insan harcamadan önce cüzdanına bakıyor” Programda konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Türkiye’de artan hayat pahalılığına dikkat çekti. Babacan, milyonlarca insanın artık her harcamadan önce cebindeki parayı kontrol etmek zorunda kaldığını belirterek ekonomik tablonun toplumun geniş kesimlerini zorladığını söyledi. Ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde OECD verilerine değinen Babacan, Türkiye’nin yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerin başında geldiğini savundu. Son beş yıldaki gıda fiyatlarına dikkat çeken Babacan, “Dünyada son beş yılda gıda enflasyonu ortalama yüzde 40 civarında kaldı. Türkiye’de ise bu oran yüzde 700’e ulaştı. Bunun tek açıklaması kötü yönetimdir” dedi. “Çocuklar yoksulluk riski altında büyüyor” Babacan, ekonomik krizin özellikle çocuklar üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade ederek, ailelerin yalnızca gıda değil kira, enerji, eğitim ve sağlık harcamalarıyla da mücadele ettiğini söyledi. “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” diyen Babacan, ekonomide adalet ve hakkaniyetin sağlanması gerektiğini vurguladı. Gazze ve İran mesajı Babacan konuşmasında dış politikaya da değinerek Gazze’de yaşananların unutulmaması gerektiğini söyledi. Ateşkese rağmen sivillerin hayatını kaybetmeye devam ettiğini belirten Babacan, uluslararası toplumun daha etkin bir tavır alması gerektiğini ifade etti. İsrail’in ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırılarını da değerlendiren Babacan, bu müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunarak, “İran’a karşı başlatılan saldırıları şiddetle kınıyoruz. Ancak İran’ın Körfez’de bazı ülkeleri hedef almasını da doğru bulmuyoruz” dedi. “Önce diplomasi” Türkiye’nin bölgesel krizlerde dengeli bir politika izlemesi gerektiğini belirten Babacan, sorunların çözümünde diplomasi ve uluslararası hukukun temel alınması gerektiğini söyledi. Babacan, “Türkiye gerektiğinde caydırıcı güce sahip olmalı ancak kalıcı barış askeri güçten çok diplomasi, hukuk ve sağduyu ile sağlanır” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı Haber

Davutoğlu: 3. Dünya Savaşı başladı

Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Bursa İl Başkanlığı tarafından Podyum Park'ta düzenlenen buluşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Davutoğlu, Bursa'daki buluşmada kentin tarihsel birikimine ve şehir kültürüne vurgu yaptı. Bursa'nın sadece bir yaşam alanı değil, yaşam için bir proje olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Davutoğlu, özellikle gençlere kentin kültürünü tanımaları çağrısında bulundu. Devlet olmanın ve bir medeniyet kurmanın "ahlak, hukuk ve gelenekle" mümkün olabileceğini ifade eden Davutoğlu, Bursa'nın tarihsel dokusunun bu anlamda güçlü bir örnek taşıdığını belirtti. Davutoğlu, İslam dünyası liderleri başta olmak üzere uluslararası toplumun Gazze'de yaşananlara karşı yeterli sorumluluk almadığını savundu. Refah kapısının kapalı tutulduğunu, insani yardımın girişinin engellendiğini ve bunun uzun süredir canlı yayın izlenir gibi sürdüğünü belirtti. Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'le aynı çizgide görünmesine yönelik sert bir itiraz dile getirdi. Davutoğlu, "Trump'ın sözde barış kurulunun içinde İsrail'in yanında Türkiye'nin olmasını ne midem kaldırıyor ne yüreğim kaldırır. Olmaz. Olmaz" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Filistin'e yardım söyleminin ancak onur ve ile ile anlam kazanabileceğini vurguladı. "ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI FİİLEN BAŞLAMIŞTIR" Davutoğlu, küresel düzenin kırılganlığına ilişkin değerlendirmelerinde ise, dünyanın bir düzen yıkımı sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Bu sürecin tek bir cephede başlayıp biten klasik savaşlara benzemeyeceğini dile getiren Davutoğlu, Ukrayna-Rusya savaşı, ABD-İsrail-İran gerilimi ve farklı bölgelerdeki çatışmaları "fragmanlar" olarak niteledi. Bu noktada, küresel ölçekte daha geniş bir kırılmanın başladığını ifade eden Davutoğlu, "Üçüncü Dünya Savaşı fiilen başlamıştır. Herkes kendini alıştırsın" ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler sistemi, uluslararası ticaret ve sağlık düzeni gibi yapıların sarsıldığını savunan Davutoğlu, Trump dönemindeki politikaların "var olan düzeni yıkan" etkiler ürettiğini söyledi. "İNCİRLİK VE KÜRECİK'İN İSRAİL ADINA KULLANILMASINA İZİN VERMEYİZ" Davutoğlu, Türkiye'nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirterek, "Toplarınızı, dronelarınızın sayısını artıracaksınız; stokta yeteri kadar olacak” değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, Türkiye topraklarının başka bir ülkenin komşu ülkeye saldırısı için üs gibi kullanılmasını meşrulaştırmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "İncirlik Üssü'nün ya da Kürecik Üssü'nün Amerikalılar tarafından İsrail adına İran'a karşı kullanılmasına izin vermeyiz" sözleriyle tepki gösterdi. Türkiye'nin "komşu ülkeye saldırı için kullanılan üs mantığına" kapı açmaması gerektiğini söyleyen Davutoğlu, bu yaklaşımın şehitlerin hatırasına da aykırı olduğunu dile getirdi. "TÜRKİYE-İRAN'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ‘TÜRKİYE'YE SALDIRDI" DİYORLAR" Davutoğlu, Türkiye atıldığı öne sürülen bir füze haberinin ardından yapılan değerlendirmelere dikkat çekerek, Türkiye'nin doğrudan hedef alındığı yönündeki yorumların kasıtlı biçimde dolaşıma sokulabileceğini ifade etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasının da bu yönde olduğunu hatırlatan Davutoğlu, olayın Türkiye'ye yönelmiş bir saldırıdan ziyade Irak-Suriye hattı üzerinden Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerine dönük bir hedefleme ihtimali taşıdığı değerlendirmesini aktardı. İran Genelkurmayı'nın da "Türkiye'yle herhangi bir sorun yok" yönünde açıklama yaptığını söyleyen Davutoğlu, ABD medyasındaki bazı yayınlara işaret ederek, "Dün CNN dahil Amerikan kanallarını izledim; hepsi ağız birliği etmişçesine 'İran Türkiye'ye saldırdı' diyor. Niye söylüyorlar? Türkiye'yle İran'ı çatıştırmak için" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesel bir çatışmanın içine çekilmek istendiğini belirterek, tarihsel bir hatırlatmada bulundu ve Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır savaş yaşanmadığını söyledi. Türkiye'nin İran'la rekabet edebileceğini ancak mezhep ekseninde bir gerilimin parçası olmayacağını vurgulayan Davutoğlu, "El ele Sünni-Şii çatışmasının parçası olmayız" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, "Türkiye'yi savaşın parçası kılacak şekilde Amerikalıların ya da İsraillilerin bir adım atmasına izin vermeyin" çağrısını dile getirdi. "FAİZCİ-RANTİYECİ KAZANIYOR, SANAYİ DURMA NOKTASINDA" Davutoğlu, "faizci-rantiyeci" olarak tanımladığı bir kesimin güçlendiğini savunarak, sahada sanayicilerin ciddi sıkıntı yaşadığını söyledi. Enflasyon, yakıt fiyatları ve vergi yüküne dikkat çeken Davutoğlu, "Dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri… En pahalı mazot bizde. Zam geldi" değerlendirmesinde bulundu. Davutoğlu, vatandaşın yükünün hafiflemediğini savunarak, gelir uçurumunun büyüdüğü bir tabloda sanayinin durma noktasına geldiğini dile getirdi. "HASANAĞA OSB'NİN YOLUNU GÖRÜNCE UTANDIM" Davutoğlu, gün içinde Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi'ni ziyaret ettiğini belirterek, altyapı sorunlarını örnek gösterdi. Otobandan OSB'ye uzanan güzergaha ilişkin gözlemini paylaşan Davutoğlu, "Yolu gördüm, utandım" sözleriyle tepki gösterdi. Bölgede Japon ve Alman gibi çok uluslu şirketlerin de bulunduğunu aktaran Davutoğlu, "30 yıllık bir organize sanayi sitesinden bahsediyoruz" diyerek altyapı ve kamu hizmetlerinin geldiği noktayı eleştirdi; Bursalıların da mevcut yöneticiler üzerinde baskı kurması gerektiğini söyledi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Ev Sahibi Türkiye - Ankara 31 bin 73 Konut Kura Çekim Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Çekmeköy'de öğrencisinin bıçaklı saldırısında hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik cinayetine değinen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında dün İstanbul Çekmeköy'de bir lisede uğradığı menfur saldırıda vefat eden Fatma Nur Çelik öğretmenimize Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Merhum öğretmenimizin ailesi ve yakınlarına sabır, büyük bir fedakârlıkla ülkemize hizmet eden eğitim camiamıza başsağlığı temenni ediyorum. Elleri öpülesi öğretmenlerimize yapılanın hiç bir gerekçesi olamaz. Şiddeti bir kenara bırakın, Hazreti Ali efendimizin bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum buyurduğu öğretmene, hocaya yönelik saygısızlık etmek bile inancımızdan ve kültürümüzde kabul edilmez. Başsavcılığımız, Adalet Bakanlığımız idari soruşturmayı başlatmıştır. Milletçe hepimizi hüzne boğan bu olayın üzerine kararlılıkla gidilecek, failin hak ettiği cezayı alması için gereken mutlaka yapılacaktır. Aynı saldırıda yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize de yüce Allah'tan acil şifalar diliyorum. Rabbim Fatma Nur öğretmenimizin mekânını inşallah cennet eylesin." dedi. "31 BİN KONUT HAYIRLI OLSUN" Değerli misafirler, ev sahibi Türkiye olarak Ankara kura çekimi töreni münasebetiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz. Ekranları başından, sosyal medya platformlarından ve çeşitli iletişim vasıtalarından şu anda bizleri takip eden, gözü gönlü ve kulağı burada olan tüm kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum. Bu anlamlı merasimi tertiplemek suretiyle bir araya gelmemize vesile olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. 500 bin sosyal konut projemiz kapsamında birazdan kuralarını çekeceğimiz 31.073 konutun Ankara'mız ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. "SİYONİST TAHRİKLE İRAN'A SALDIRILDI" "Değerli dostlar, bu anlamlı törenimizi aynı zamanda on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in manevi lezzetini milletçe tattığımız bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Sizlerle birlikte milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan'ını tebrik ediyor, kalplerimize huzur veren bu ruh ikliminin hem kuvvetimizin hem de muhabbetimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. İnanıyorum ki sizler de çok yakinen takip ediyorsunuz. Gazze'de, Batı Şeria'da ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarında yaşayan kardeşlerimiz Ramazan'ı yine mahzun bir şekilde karşıladı. İsrail hükümeti insani yardım girişlerini kasten engelleyerek Ekim ayındaki mutabakatı açıkça ihlal ediyor. Ateşkese rağmen son beş ayda 620'nin üzerinde Gazzeli kardeşimiz İsrail saldırılarında şehit oldu. Somali'de, Sudan'da, Arakan'da ve daha pek çok yerde mazlumlar Ramazan'ı ne yazık ki buruk bir kalple geçiriyor. Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor." "GERİLİM DALGASI GÜNDEN GÜNE YAYILMA EĞİLİMİNDE" "Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Afganistan'la Pakistan arasında patlak veren çatışmalara, Siyonist lobinin tahrikleriyle İran'a karşı düzenlenen hava harekâtı eklendi. Siyonist tahrikle İran'a saldırıldı. Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik füze ve kamikaze drone saldırıları ise istikrarsızlık ortamını daha da derinleştirdi. Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşıyla ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken Türkiye olarak barış, huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizi ve milletimizi bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldık ve alıyoruz. Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında diyalog ve müzakere yoluyla adil ve hakkaniyetli bir biçimde çözümü için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş daha fazla yayılmadan, kardeş ülkeler arasına daha fazla husumet girmeden bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Sizlerden, dayanışma mevsimi olan Ramazan-ı Şerif'te gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi unutmamanızı bilhassa istirham ediyorum. Hem edeceğiniz dualarla hem de yapacağınız yardımlarla mazlum ve mağdurların yanında olacağınıza yürekten inanıyorum." "740 BİN SOSYAL KONUTU MİLLETİMİZİN HİZMETİNE SUNDUK" "Değerli kardeşim biz millete hizmet yoluna erdemliler hareketi olarak çıkmış bir kadroyuz. Bu milletin hizmetkarı olmayı milletin emanetine sahip çıkmayı kendimiz için şeref ve haysiyet meselesi olarak görüyoruz. Bugüne kadar ne yaptıysak Cenabı Allahın yardımı aziz milletimizin de desteğiyle yaptık. Önümüze konulan tüm engelleri aziz milletimizin basiretiyle ferasetiyle dirayetiyle aştık. Dar gelirli vatandaşlarımızı yeni yuvalar ile buluşturduk. Şehirlerimizi parklarıyla millet bahçeleri ile yürüyüş ve bisiklet yollarıyla gençlik merkezleri ve sosyal yaşam alanlarıyla donattık ve güzelleştirdik. Altyapısı hazır olan arsaları vatandaşlarımızın kullanımına tahsis ettik. Bu süreçte TOKİ'miz güzel bir performans ortaya koydu ve böylelikle bir milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Alt gelir grubundaki 5 milyona aşkın vatandaşımızın depreme dayanıklı ve emniyetli yaşam alanlarında ikamet etmesini sağladık. Kardeşlerim şehircilik de en büyük başarı hikayesini deprem bölgemizde yazdık milletimize verdiğimiz sözü tutarak üç yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık."

Haluk Levent'ten Gazze için uluslararası dayanışma öncülüğü! Haber

Haluk Levent'ten Gazze için uluslararası dayanışma öncülüğü!

New York’ta gerçekleşen temaslar kapsamında, Haluk Levent’in insani yardım çalışmaları BM yetkilileri tarafından da takdirle karşılandı. Ramazan ayı vesilesiyle gerçekleştirilen destek, Gazze’deki çocuklar için umut olurken, sanatın evrensel gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. BM’den Açıklama: “Daha Yapacak Çok İşimiz Var” Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya, Haluk Levent ile gerçekleştirilen görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Haluk Levent ile daha çok işlere imza atacağız.” Bu açıklama, sanatçı ile BM arasında gelecekte yeni insani yardım projeleri ve iş birliklerinin gündeme gelebileceğine işaret etti. Sivil inisiyatifin ve sanatın küresel diplomasiye katkısı açısından dikkat çeken bu gelişme, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. Sanatın İyileştirici Gücü Küresel Sahada Haluk Levent, yalnızca müziğiyle değil, kurucusu olduğu Ahbap Derneği aracılığıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleriyle de uzun yıllardır dikkat çekiyor. Deprem, afet ve insani kriz dönemlerinde hızlı organizasyon kabiliyetiyle öne çıkan Levent, bu kez dayanışma çağrısını Gazze’deki çocuklar için yaptı. Ramazan ayında ulaştırılan bağış, hem zamanlaması hem de kapsamı açısından sembolik bir anlam taşıdı. Konser gelirlerinin ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesi, sanatın yalnızca kültürel değil, insani bir misyon da taşıdığını gösterdi. Anadolu’dan BM Kürsüsüne Bir Anadolu rock sanatçısının Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya seslenmesi ve verdiği sözü yerine getirerek uluslararası bir insani yardım sürecine katkı sunması, Türkiye adına da önemli bir temsil örneği olarak değerlendiriliyor. Haluk Levent’in BM ile gerçekleştirdiği bu temas, sanatçı kimliğinin ötesinde bir sosyal liderlik örneği olarak görülüyor. Küresel insani yardım mekanizmaları ile sivil toplum girişimlerinin buluşması, kriz bölgelerine yönelik desteklerin daha organize ve sürdürülebilir şekilde yürütülmesine katkı sağlıyor. Küresel İş Birliği Mesajı BM Genel Sekreter Yardımcısı Joyce Msuya’nın “Gelecekte daha çok iş birliği yapacağız” vurgusu, Haluk Levent’in uluslararası düzeyde sosyal etki alanını genişletebileceğinin sinyali olarak yorumlandı. Gazze’deki çocuklara ulaştırılan bu destek, yalnızca maddi bir yardım değil; aynı zamanda dayanışma, vicdan ve insanlık adına verilen güçlü bir mesaj olarak kayıtlara geçti. Haluk Levent’in bu adımı, sanatın sınırları aşan gücünü ve bireysel sorumluluğun küresel ölçekte nasıl bir etki yaratabileceğini bir kez daha ortaya koydu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.