Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazze

Haberia - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Filistin için güçlü mesaj: Boyun eğmeyeceğiz Haber

Bursa'da Filistin için güçlü mesaj: Boyun eğmeyeceğiz

Bursa’da Filistin’e destek amacıyla gerçekleştirilen basın açıklamasında, İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgede gerçekleştirdiği saldırılara tepki gösterildi. Yoğun katılımın olduğu programda, Filistin’e Destek Platformu Bursa Başkanı Ramazan Acar’ın selamlama konuşmasının ardından Filistin’e Destek Platformu tarafından hazırlanan metin kamuoyuyla paylaşıldı. “İNSANLIK REHİN ALINMIŞTIR” Filistin’e Destek Platformu Gençlik Temsilcisi Yahya Çerkez, Platform adına yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: Gözü dönmüş, azgın bir grup Siyonist tarafından planlanmış ve ne yazık ki uygulamaya konulmuş, akıl almaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçmekteyiz. İnsanlık adeta azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından ne yazık ki rehin alınmıştır. Biz esir değiliz! Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacakta değiliz! Siyonist rejim şunu bilsin ki; zalimlerin topuna, canımızla başımızla, elimizle aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. “GAZZE’NİN ACISI TAZE, YENİ VAHŞETLER YAŞANIYOR” Kıymetli Filistin Sevdalıları, Siyonist İsrail rejimi tarafından, Gazze’de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan’da ve İran’da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. 165 İranlı öğrencinin, Siyonist rejim tarafından okul sıralarında katledilmesi ve bu katliamın küresel vicdanda yeteri kadar yer bulmaması bizleri derinden sarssa da, bugün burada olduğu gibi dünyanın dört bir yanından yükselen itiraz sesleri bir nebze olsun umudumuzu yeşertmektedir. “İDAM KARARI AÇIK BİR HUKUK İHLALİDİR” Açıkça ifade etmek gerekir ki; İsrail’in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir… İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir. Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar muhakkak ki, Hitler ile aynı akibeti yaşayacaktır. “MESCİD-İ AKSA’YA YÖNELİK ADIMLAR KABUL EDİLEMEZ” Yine; Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılması İslam’ın ve Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırıdır. Ortaya konulan bu cürümlere karşı mücadelemiz kıyamete kadar devam edecektir. Filistin mücadelemizde önden gidenlere selam olsun. Şeyh Ahmet Yasin’e, Haniye’ye, Ebu Daif’e, son şanlı şehit Yahya Sinvar’a selam olsun. Bir Yahya’nın şehit oluşu binlerce genci hay kılacak diri kılacaktır. Her doğan Yahya sancağı daha ileri taşıyacaktır. “ZALİMLER HESAP VERECEK” Gözü dönmüş Netanyahu’un yargılanacağı ve hak ettiği cezayı çekeceği günlerin yakınlığı bizzat kendisi tarafından da bilinmektedir. Gün gelecek zalimler hak ettikleri muameleye maruz bırakılacaktır. Gün gelecek akan her göz yaşının, dökülen her kanın ve yetim bırakılan her canın hesabı sorulacaktır. Ve zalimler için cehennem daima yaşayacaktır. SUMUD FİLO’SUNA DESTEK MESAJI Bizler Filistin’e Destek Platformu olarak; meşrep, mezhep, siyasi görüş, din ve dil ayrımı yapmaksızın küresel bir direniş hareketi başlatmakta her yönden ve her husus da zalim Siyonist rejim ile mücadele etmekte kararlıyız. Bu bağlamda ikinci kez yola iki yüzü aşkın gemiyle çıkacak Sumud Filo’suna tam desteğimizi ilan etmek istiyoruz. Bugün 81 ilimizde yaptığımız basın açıklamasıyla bunu bir kez daha teyit ediyor, katılımlarınızdan dolayı Filistin’e Destek Platformu adına sizlere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Basın açıklamasının ardından Eyüp Sevinç’in yaptırdığı dua ile program son buldu.

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit! Haber

Netanyahu'dan İspanya'ya tehdit!

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İspanya’nın birçok kez Tel Aviv'in karşısında yer aldığını iddia ederek, ABD'nin Gazze anlaşmasını denetlemek için ülkenin güneyindeki Kiryat Gat'ta kurduğu askeri üste bulunan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nden (CMCC) Madrid'i çıkarma kararı aldığını belirtti. İspanya'nın İsrail ordusunu karaladığını öne süren Netanyahu, "Bu nedenle, İspanya'nın defalarca İsrail'in karşısında yer almayı seçmesi üzerine, bugün İspanya temsilcilerinin Kiryat Gat'taki koordinasyon merkezinden çıkarılması talimatını verdim" açıklamasını yaptı. "İSPANYA'NIN TUTUMU DÜŞMANLIK" Netanyahu, İspanya'nın tutumunu "düşmanlık" olarak nitelendirerek, hiçbir ülkenin, İsrail'e karşı "diplomatik bir savaş yürütmesine izin vermeyeceği" değerlendirmesinde bulundu. Netanyahu, "Bize karşı olanlar bölgede ortağımız olamaz" ifadelerini kullandı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da bugün yaptığı açıklamada, İspanya hükümetinin "İsrail karşıtı tutumu" nedeniyle söz konusu kararın alındığını ifade etti. Kiryat Gat'taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi, 20 maddelik Gazze barış planının bir parçası olarak Ekim 2025'te ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından kurulmuştu. İSRAİL-İSPANYA GERGİNLİĞİ İspanya'nın ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes sonrasında Tahran Büyükelçiliğini hemen açma kararı İsrail ile yeni bir polemik başlamasına neden olmuştu. İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Tahran Büyükelçiliğini derhal açma kararını "ABD ile İran arasında varılan iki haftalık ateşkes ışığında ve bu barış çabasını her iki taraftan da teşvik etme amacıyla" aldıklarını ifade ederken, İsrail Dışişleri Bakanı Saar ise bu kararı sert bir dille eleştirmişti. İspanya hükümetinin Filistin Devleti'ni tanıma kararı ve Gazze'ye verdiği desteklerle ilgili İsrail ile yaşanan diplomatik kriz bağlamında İsrail, Mayıs 2024'te Madrid Büyükelçisi'ni, İspanya da Eylül 2025'te Tel Aviv Büyükelçisi'ni geri çağırmıştı. İki ülke arasında mevcut durumda en üst diplomatik temsilcilik maslahatgüzar seviyesinde bulunuyor.

İsrail Meclisi'nde yeni tartışmalı yasaya onay! Haber

İsrail Meclisi'nde yeni tartışmalı yasaya onay!

Tasarının öncülerinden aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, oylama öncesinde yaptığı konuşmada “hüküm saati geldi” diyerek tehditler savurdu. Yasanın onaylanmasının ardından Ben-Gvir’in Meclis’te şampanya ile kutlama yapmak istemesi ise güvenlik görevlilerince engellendi. İnfazlar asılma yoluyla gerçekleştirilecek Onaylanan yasaya göre, idam cezası İsrail Cezaevi Servisi tarafından görevlendirilen gardiyanlar eliyle asılma yoluyla infaz edilecek. İnfazı gerçekleştiren gardiyana kimlik gizliliği ve cezai dokunulmazlık sağlanacak. İdama mahkum edilen kişiler ayrı bir gözaltı merkezine konulacak; yetkili kişiler dışında ziyaretçi kabul edilmeyecek, avukat görüşmeleri ise yalnızca görüntülü olarak yapılabilecek. Yasada, idam cezası için oy birliği şartı aranmayacağı, kararın basit çoğunlukla verilebileceği belirtildi. Ayrıca savcılığın talebi olmaksızın idam cezası verilmesinin mümkün olduğu ifade edildi. Askeri mahkemeler de idam kararı verebilecek İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin yargılandığı askeri mahkemeler de idam cezası verebilecek. Bu durumda Savunma Bakanı’nın yargı heyetine görüş bildirme hakkı bulunuyor. Filistinli mahkumlara ölüm cezası verilmesi halinde af ve temyiz yollarının kapatılacağı da yasada yer aldı. İsrail’de yargılanan mahkumlar için idam cezası, ömür boyu hapis cezasına çevrilebilecek. Yasada, idam cezasına çarptırılmanın gerekçesi olarak “İsrail’in varlığını inkar etme amacıyla bir İsrailli veya burada yaşayan birini öldürmek” gösterildi.

AK Parti Bursa bayramlaşmasında yerel ve küresel gündem değerlendirildi Haber

AK Parti Bursa bayramlaşmasında yerel ve küresel gündem değerlendirildi

AK Parti Bursa İl Başkanlığı, Ramazan Bayramı'nın ilk gününde Merinos AKKM'de parti üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelerek bayramlaştı. Program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bayram mesajıyla başladı. Erdoğan, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğuna dikkat çekilerek, birlik ve beraberlik mesajı verdi. "RAMAZAN RUHUNU GÖNÜLLERE İLMEK İLMEK İŞLEYEREK YAŞADIK" AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, tüm katılımcıların bayramını kutlayarak sözlerine başladı. Gürkan, AK Parti İl Başkanlığı, ilçe başkanlıkları, gençlik kolları ve kadın kollarının Ramazan ayında gerçekleştirdiği çalışmalara değindi. Gürkan, "Ramazan ruhunu teşkilatımızla birlikte gönüllere ilmek ilmek işleyerek yaşadık. Gençlik kollarımız bu Ramazan'da adeta bir seferberlik ruhuyla çalıştı. "İftara beş kala" ve "sahura beş kala" programlarıyla genç kardeşlerimiz, toplamda elli binden fazla kumanya dağıttı. Gerçekten teşekkürü hak ediyorlar. Kadın kollarımız ise şefkatin, merhametin ve zarafetin en güzel örneklerini sergiledi. "Kardeş Aile Projesi" ile dayanışmayı büyüttüler. "Arife Çiçekleri" ile bayram sevincini çoğalttılar. Öksüz ve yetim evlatlarımızın da gönüllerine dokundular. Velhasıl, Ramazan'ın ruhunu teşkilatımızla birlikte Bursa'nın dört bir yanında, gönüllere ilmek ilmek işleyerek yaşadık. Değerli hemşehrilerim; biz o kapıların ardında sadece iftar sofraları kurmadık. O sofralarda paylaşmanın bereketini, kardeşliğin sıcaklığını ve millet olmanın gücünü hep birlikte hissettik" şeklinde konuştu. "KARDEŞLİĞİMİZİN GÜÇLÜ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖRDÜK" Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Ramazan ayının rahmetini, bereketini ve mağfiretini hep birlikte yaşamaya gayret ettik, hamdolsun. Ramazan ayı aynı zamanda paylaşmanın ve dayanışmanın ayıdır. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak ilçemizin 14 farklı noktasında, yüz bini aşkın vatandaşımızla iftar sofralarında bir araya gelerek bu bereketi paylaşmaya çalıştık. Sadece ilçemiz sınırları içerisinde değil, gönül coğrafyamızda da kardeşlerimizin yanında olduk. Bulgaristan'da, Batı Trakya'da, Kuzey Makedonya'da, Doğu Makedonya'da, Gazze'de; Ramazan ayı boyunca Halep'te ve El Bab'da kardeşlerimizle ramazanın bereketini paylaştık. Buralarda kardeşliğimizin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördük. Halep'te Bursa'ya duyulan sevgiyi, Cumhurbaşkanımıza olan vefayı ve duaları yerinde müşahede ettik. Kuzey Makedonya'da açtığımız kütüphanelerde yetişen gençlerin, kardeşlerimize hizmet ettiğini görmek bizleri ayrıca mutlu etti" ifadelerini kullandı. "ÇALINMADIK KAPI BIRAKMAMALIYIZ" Devlet Eski Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, "Türkiye'nin dört bir yanında okul bahçelerinden stadyumlara kadar ilahilerle yankılanan, Ramazan'ın ruhunun hissedildiği bir ay geçirdik. Her yerde Ramazan'ın manevi iklimini yansıtan süslemelerle karşılaştık ve vatandaşlarımızla birlikte daha önce pek yaşamadığımız bir birlik ve beraberlik ortamını hep birlikte tecrübe ettik. Eğer bir vatandaşımızın bir sıkıntısı varsa ve o sıkıntıya henüz çözüm bulunmamışsa, bunun sorumluluğu sadece kurumlarda değil, biz teşkilat mensuplarının omuzlarındadır. Bu bilinçle hareket etmeli, kapısı çalınmadık hiçbir ev bırakmamalıyız" ifadelerini kullanarak katılımcıların bayramını kutladı. Varank son olarak, "Ülkemizin içinde bulunduğu şartlar göz önüne alındığında, güçlü bir liderliğin ve istikrarın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. Bir dönem daha Recep Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı yapmak için hazır mıyız? Bunun yolu samimiyetle çalışmaktan geçiyor. Eğer bizler gayret eder, birlik içinde hareket eder ve bu samimiyeti milletimize yansıtabilirsek, Allah'ın izniyle bunu başarırız" ifadelerine yer verdi. "DÜNYA KURALSIZLIK DÖNEMİNE GİRDİ" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Dünya artık kuralsızlık dönemine girmiş durumda. Öngörülemezlik adeta bir politika haline geldi. Kuralların hiçe sayıldığı, gücü elinde bulunduranların adalet duygusunu gözetmeden hareket ettiği bir düzen kurulmak isteniyor. Oysa olması gereken; kuralların gücü sınırlandırdığı, adaletin yön verdiği bir dünyadır. Ne yazık ki bugün büyük sorunlar yaşanıyor ve bu sorunların önemli bir kısmı da bizim coğrafyamızda cereyan ediyor. Küresel ve yerel aktörler, saldırıyı bir sorun çözme yöntemi olarak dünyaya dayatmaya çalışıyor. Gazze'de yaşananlara baktığımızda, insanlığın bugüne kadar oluşturduğu ahlaki, dini ve insani değerlerin adeta yerle bir edildiğini görüyoruz. Bu kuralsızlık, uluslararası kuruluşları da etkisiz hale getirmiş durumda. Pek çok kurum, üzerine düşen sorumluluğu yerine getiremiyor. Oysa biz, uluslararası ilişkilerde diplomasinin ne kadar güçlü bir araç olduğunu defalarca gösterdik. Somali'de ülkeler çatışmanın eşiğinden dönerken, bunu engelleyen en etkili diplomasi Türkiye'nin girişimleri oldu. Libya'da daha büyük krizlerin önüne geçilmesinde Türkiye'nin ortaya koyduğu politikalar belirleyici rol oynadı.Kafkaslar'da yıllardır çözülemeyen Karabağ meselesi, Türkiye'nin katkılarıyla daha fazla büyümeden çözüme kavuşturulma sürecine girdi" dedi. "ADİL BİR DIŞ POLİTİKA BENİMSİYORUZ" Ala, Türkiye'nin dış politika anlayışına ilişkin yaptığı açıklamada, her zaman adalet, hak ve erdem temelinde hareket ettiklerini vurgulayarak, Türkiye'nin güçlüden değil haklıdan yana bir politika izlediğini belirtti. Adil, ilkeli ve öngörülebilir bir dış politika anlayışı benimsediklerini ifade eden Ala, amaçlarının dünyada hukukun ve adaletin hakim olması olduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda Türkiye'nin uluslararası siyasetin ve diplomasinin merkezlerinden biri haline geldiğini kaydeden Ala, bu rolün daha da güçlendirilerek sürdürüleceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı

Erdoğan, mesajında tüm İslam aleminin bayramını kutlayarak, Ramazan ayının huzur ve bereketinin ardından bayrama kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Ancak İslam coğrafyasının zor günler geçirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, özellikle Gazze'de ateşkes ihlalleri ve insani yardım engelleri nedeniyle İsrail saldırıları altında bayram geçiren Filistinli kardeşlerinin durumuna vurgu yaptı. Bölgedeki artan gerilime de değinen Erdoğan, İsrail'in tahrikleriyle başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan saldırıların endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye'nin 86 milyonluk sorumluluk bilinciyle temkini elden bırakmadığını, hava sahası ihlallerine karşı kararlı tutum sergilediklerini ve milletin huzur ile güvenliğini güçlendirecek adımları atmaya devam ettiklerini söyledi. "Terörsüz Türkiye'de Kritik Eşikler Aşıldı" Mesajında 'Terörsüz Türkiye' sürecine geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 ay önce başlatılan bu süreçte birçok kritik eşiğin başarıyla aşıldığını ifade etti. Devletin ilgili birimlerinin en küçük bir güvenlik açığına izin vermemek için hassasiyetle çalıştığını belirten Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki sorunun uzlaşıyla çözülmesinin hem güvenlik endişelerini hafiflettiğini hem de Suriye'nin toprak bütünlüğüne katkı sağladığını kaydetti. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun rapor

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye krize çözüm arıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye krize çözüm arıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı'nı kutladı. Cumhurbaşkanı Edoğan, programdaki konuşmasında şunları söyledi; "Ülkemizde modern tıp eğitimini başlatan büyük şahsiyetlere Allah'tan rahmet diliyorum. 14 Mart'ı bize bayram olarak armağan eden üniversite fakülte talebeleri ve onlara destek verenleri saygı, şükran ve rahmetle anıyorum. O talebelerin mücadele azmi bugün sizlerin de yolunu aydınlatıyor. Milli Mücadele'de cepheden cepheye koşan doktor ve hemşirelerimizin cesareti sizlere yol gösteriyor. Hepsinin mekanı cennet olsun. "BAZI MESLEKLER EDA MESLEĞİ, BAZI MESLEKLER FEDA MESLEĞİDİR" Bazı meslekler eda mesleği, bazı meslekler feda mesleğidir. Sağlık çalışanlarımızı gerekirse ailesine ayrıacağı vakitten fedakarlık göstererek kendilerini milletimize feda eden karakterdedir. Biz de tüm imkanlarımızı seferber ederek sağlık çalışanlarımızın yanındayız. Sağlık sistemimiz bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar güçlüdür. Hastanelerimiz ve sağlık tesislerimiz modern donanım ve alt yapıya sahiptir. Kovid döneminden 6 Şubat depremine kadar tüm zorlu süreçlerden alnının akıyla geçmiştir. "YAPILAN HİZMETİ GÖRMEK İSTEMEYEN SAYISI AZ AMA SESİ ÇOK ÇIKAN KESİM VAR, YOK SAYIYORUZ" İbn Sina, "Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir" diyor. Evet ülkemizde de ne yazık ki yapılanı görmek istemeyenler var. İnatla gözlerini kapatan sayısı az ama sesi çok çıkan kesim var. Ülkesinin başarısına kayıtsız olanlar ne desek ne anlatsak beyhude. Biz onları hiç nazarı dikkate almadık bugün de almıyoruz. Sizlerin emekelerini yok sayanları biz de yok sayıyoruz. Biz hep işimize baktık hizmete odaklandık. Sağlık hizmetleri olanaklarını yükseltme hedefinde olduk. 23 yılda reform ve hizmetleirmizle, çalışmalarımızla sağlık alanında büyük atılımlara imza attık. 2002 yılında 379 bin sağlık çalışanımız vardı bugün bu sayı 1 milyona çıktı. 784 yeni hastaneyi açarak kamu hastanelerinde yatak sayımızı 173 bine çıkardık. "SAĞLIK HİZMETİNDE ZİHNİYET VE PARADİGMAYI DEĞİŞTİRDİK" "Buralara kolay gelmeidk. Hastanelerin harabe olduğu, sadece hastanın değil hastane yakınlarının da perişan olduğu süreçlerden geldik. Yalnızca sğalık sistemini dönüştürmek ve güçlendirmekle kalmadık, aynı zamanda hizmet sunumundaki zihniyet ve paradigmayı değiştirdik. Sağlıkta asla kapanmayacak tertemiz bir sayfa açtık. Yankalarında gülücükle gönderilen çocukların katliamda can verdiği sahneleri görüyoruz. Gazze'deki soykırımda doktorların heöşirelerin de acımasızca öldürüldüğünü gördük. Binlerce sğalık çalışanı İsrail terörünün hedefi oldu." "HASTANEDE VE OKULDA ŞİDDETE TAHAMMÜLÜMÜZ YOKTUR" "Sağlık çalışanlarımızın görevini huzur içinde yapabilmesi önemlidir. Bilhassa hastanede ve okulda şiddete tahammülümüz yoktur. Buna rağmen bazı menfur hadiseler oluyor, gerekli tedbirleri alıyoruz. Ne sağlık hizmeti almak için hastaneye giden insanımızın örselenmesi ve oradan oraya sürüklenmesine göz yumarız. Ne de hizmet eden sağlık çalışanının şiddete uğramasına müsaade ederiz. Bu hususta azami dikkat beklediğimizi belirtmek istiyoruz." "GÖZÜ DÖNMÜŞ KATLİAM ŞEBEKESİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINI DA KATLEDİYOR" Bugün dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kundakta, hatta küvezlerdeki bebeklerin katledildiği, okula gönderilen çocukların bombalarla can verdiği vahşet sahnelerine tanık oluyoruz. Gazze'de kadın ve çocuklarla birlikte sağlık çalışanlarının da acımasızca şehit edildiğini gördük. Gözünü kan bürümüş bir şebeke Gazze'de olduğu gibi İran ve Lübnan'da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında aklı selimi savunan, diplomasi ile krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır. Hadiselere petrolün, altının, doğalgazın değerinden bakan değil hakkın, adaletin, merhametin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan babalara müjde! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan babalara müjde!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla düzenlenen iftar programında konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle: Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü şimdiden kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanısıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit analarının hepsi metanet timsali olan şehit eşleri ve kızlarının Gazze'den Suriye'ye, Yemen'den Sudan'a gönül ve kültür coğrafyalarımızın farklı köşelerindeki acılı anne ve acılı eşlerin kadınlar gününü tebrik ediyorum. İranlı anneleri ayrıca selamlıyor ve kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyorum. Afrika'nın yoksul ve cefakâr kadınları, Afganistan, Arakam, Somali'nin mazlum kadınlarının, Lübnanlı kadınların, Batı'da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişlileri arasında ezilen şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların kadınlar gününü tebrik ediyorum. Kendilerine kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum. Savaşlar ve zulümlerle hayatını kaybedenlerle birlikte teröre ve şiddete kurban verdiğimiz tüm kadınlara Rabbimden mağfiret ve rahmet niyaz ediyorum. Elini vicdanına koyan herkes şu tabloyu çok net görebiliyor; bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere çatışmalar var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Tüketim çarkı öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, kadın emeğini sömürüyor. İsrail'in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye'de kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika'da kıtlık, açlık ve derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran'a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar. Türkiye yeryüzünün farklı noktalarındaki bu adaletsizliklere, bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. Nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir. Her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkemizin kutlu mücadelesine verdiğiniz destek için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum. Devletimizin merhum Kemal Tahir'in dediği gibi 'devlet ana'ysa bu sizin kuşatıcılığınız, hamiyetiniz, şefkatiniz ve merhametiniz sayesindedir. Peşpeşe savaşlardan ve en son istiklal harbinden sonra yorgun düşen ülkemizi ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün güçlendirerek 103 yaşına getirdiysek bunda kadınlar olarak fedakarlıklarınızın, emeklerinizin yadsınamaz payı vardır. Karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellemelere rağmen üretimde, çalışmada canlarını dişe katarak eşsiz katkılar yapmıştır. Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir ve beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Her varlığa, her canlıya Allah'ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa bu sadece ve sadece takva, liyakat, emek ve üretkenlikledir. Irk, mezhep, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi cinsiyet ayrımcılığı bizim kitamızda yer almaz. Eşref-i mahlukat olan insanın cinsiyeti, etnik kimliği dolayısıyla hor ve hakir görülmesi bizim kitabımızda yoktur. Küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle arşı durmak da insanlığımızın gereğidir. Hak olarak da sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil; bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik. Kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdik. Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptığımız biliniyor. Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 37,7'ye çıkardık. Kadın istihdam oranı yüzde 31,7'ye çıktı. 2002'de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayısı 119'a çıktı. Kadınların mecliste temsil oranı 5 kat artışla yüzde 19,83'e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoru. 28 Şubat'ın kadınlara kapatılan tüm kapılar ardına kadar bizim dönemimizde açıldı. Başörtüsü yasağına son vererek kadınların bürokrasinin tüm katmalarında çalışabilmelerinde sağladık. Akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi yerlerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. İkna odalarına ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor. Bir diğer kanayan yaramız kadına ve çocuğa yönelik şiddetti. Bu konuda her zaman sıfır tolerans yaklaşımıyla hareket ettik. Kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği açtık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. 2014'de Ceza Kanunu'nda yaptığımız düzenlemede cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. İhtisas mahkemelerini kurduk. Kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 112 kadın konukevimiz 81 ilimizde hizmet veriyor. Sosyal hizmet merkezi şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşumuz bellidir. Ne adına olursa olsun kadına şiddet insanlığa ihanettir. Türkiye şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hiçbir temeli olmayan sözleşme yaşatır sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Biz sözleşme değil kanun yaşatır diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre gerçekleştiriyor. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz. Geçen hafta Meclis'imize kanun teklifi ilettik. Kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık izinlerini de 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz.Bu düşüncelerle sözlerime son verirken iftar soframızı teşrif eden her bir misafirimize tekrar teşekkür ediyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.