Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#İstihdam

Haberia - İstihdam haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İstihdam haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yapımcı Oğuzhan Üral: “Türk Sineması Dünyaya Bursa Etiketiyle Açılmalı” Haber

Yapımcı Oğuzhan Üral: “Türk Sineması Dünyaya Bursa Etiketiyle Açılmalı”

Sinema sektörünün yalnızca sanat değil aynı zamanda önemli bir ekonomi oluşturduğunu belirten Oğuzhan Üral, film ve dizi sektörünün şehirlerin tanıtımında son derece etkili olduğunu söyledi. Dünya genelinde birçok kentin sinema sayesinde milyonlarca insan tarafından tanındığını ifade eden Üral, Bursa'nın da aynı başarıyı yakalayabilecek potansiyele sahip olduğunu dile getirdi. Bursa'nın sahip olduğu tarihi hanları, külliyeleri, Osmanlı mirası yapıları, Uludağ'ın eşsiz doğası, gölleri, yaylaları, köyleri ve modern şehir dokusuyla birbirinden farklı konseptlerde yüzlerce projeye ev sahipliği yapabilecek zenginlik sunduğunu belirten Üral, "Bir yönetmenin veya yapımcının ihtiyaç duyabileceği birçok farklı mekânı tek bir şehir içerisinde bulabilmesi büyük avantajdır. Bursa tam da böyle bir şehir. Bu avantajın profesyonel şekilde değerlendirilmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı. "Sadece Çekim Yapılan Şehir Değil, Sinema Markası Olmalı" Geçmiş yıllarda birçok televizyon dizisi, belgesel ve sinema filminin Bursa'da çekildiğini hatırlatan Üral, artık hedefin yalnızca çekim yapılan şehir olmak değil, uluslararası ölçekte tanınan güçlü bir sinema markası oluşturmak olması gerektiğini söyledi. Film endüstrisinin gelişebilmesi için yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının, üniversitelerin, turizm sektörü temsilcilerinin ve özel sektörün ortak bir vizyonla hareket etmesinin önemine dikkat çeken Üral, kurulacak güçlü iş birliklerinin Bursa'yı Türkiye'nin en önemli film merkezlerinden biri haline getirebileceğini ifade etti. "Bursa Etiketi Dünyada Karşılık Bulmalı" Uluslararası film festivallerinde yarışacak, dijital platformlarda milyonlarca izleyiciye ulaşacak ve dünya sinemasında ses getirecek yapımların Bursa'da çekilmesinin şehrin tanıtımına büyük katkı sağlayacağını dile getiren Üral, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bursa sahip olduğu doğal plato özelliğiyle Türk sinemasının geleceğinde çok daha önemli bir rol üstlenebilir. Dünya standartlarında üretilecek filmlerin Bursa etiketiyle anılması hem kültürel hem ekonomik açıdan büyük değer oluşturacaktır. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek Bursa'mızı uluslararası arenada daha güçlü bir marka haline getirmeliyiz. Bununla ilgili gerekli görüşmeleri de sürdürmekteyim." Sinema Yatırımları Turizme ve Ekonomiye Büyük Katkı Sağlayacak Başarılı yapımcı, sinema sektörünün yalnızca film üretiminden ibaret olmadığını, aynı zamanda şehir ekonomisini doğrudan etkileyen önemli bir sektör olduğunun altını çizdi. Film çekimlerinin konaklama, ulaşım, yeme-içme, teknik ekipman, dekor, kostüm, lojistik ve istihdam gibi birçok alanda ekonomik hareketlilik oluşturduğunu belirten Üral, uluslararası projelerin Bursa'da hayata geçirilmesinin turizm gelirlerine de ciddi katkı sağlayacağını söyledi. Özellikle dijital yayın platformlarının küresel ölçekte büyümesiyle birlikte şehirlerin tanıtımında sinemanın etkisinin her geçen gün arttığını belirten Üral, Bursa'nın bu fırsatı değerlendirmesi halinde kültür turizmi açısından da önemli bir sıçrama yaşayabileceğini ifade etti. Genç Sinemacılar İçin Yeni Bir Merkez Hedefleniyor Bursa'nın yalnızca film çekimlerinin gerçekleştirildiği bir şehir değil, aynı zamanda senaryo geliştirme, oyunculuk eğitimleri, yapım atölyeleri ve uluslararası ortak projelerin üretildiği bir merkez haline gelebileceğini belirten Üral, genç sinemacıların desteklenmesinin de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Kentin sahip olduğu üniversiteler, sanat çevreleri ve kültürel birikimin bu hedef için önemli avantajlar sunduğunu ifade eden Üral, doğru planlama ile Bursa'nın gelecekte Türkiye'nin sinema başkentlerinden biri olabileceğini söyledi. Yeni Film Hazırlığı İddiaları Gündemde Öte yandan Oğuzhan Üral'ın son günlerde Bursa'nın farklı ilçelerinde gerçekleştirdiği temaslar da dikkat çekiyor. Edinilen bilgilere göre Üral, İnegöl, İznik ve Orhangazi başta olmak üzere çeşitli bölgelerde bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Bu ziyaretler, başarılı yapımcının yeni bir sinema filmi hazırlığında olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi. Kulislerde konuşulan bilgilere göre yeni projenin büyük bölümünün Bursa'nın tarihi ve doğal mekânlarında çekilmesi planlanıyor. Yapım ekibinin çeşitli lokasyonlarda ön incelemelerde bulunduğu öne sürülürken, resmi makamlar ve yerel paydaşlarla da çeşitli temasların gerçekleştirildiği belirtiliyor. Henüz Oğuzhan Üral cephesinden yeni projeye ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, sektör kulislerinde hazırlık çalışmalarının sürdüğü ve detayların önümüzdeki süreçte netlik kazanacağı ifade ediliyor. Bursa'nın tarihi dokusunu ve doğal güzelliklerini beyaz perdeye taşımayı hedefleyen olası projenin hayata geçmesi halinde, kentin hem kültürel tanıtımına hem de sinema sektöründeki görünürlüğüne önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Böylece Bursa'nın, sadece Türkiye'nin değil uluslararası film endüstrisinin de dikkatle takip ettiği önemli yapım merkezlerinden biri olma yolunda yeni bir adım atabileceği değerlendiriliyor.

Bursa'da İş İnsanı Gökhan Özkul'dan gençlere spor yatırımı çağrısı Haber

Bursa'da İş İnsanı Gökhan Özkul'dan gençlere spor yatırımı çağrısı

Bu çerçevede Artvinspor Kulübü Başkanı İrfan Yıldırım, Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Sarayoğlu, Bursa Temsilcisi Kamil Şatır ve takım antrenörü Yusuf Arslaner'den oluşan heyet, Bursa'da faaliyet gösteren Cemka Poliüretan Metal'in sahibi iş insanı İsmail Gökhan Özkul'ü ziyaret etti. Ziyarette kadın voleybol takımının yeniden liglere dönüş süreci, sponsorluk çalışmaları ve kulübün gelecek vizyonu hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. "Sporun ve sporcunun her zaman yanındayız" Heyeti ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade eden İsmail Gökhan Özkul, sporun toplumsal gelişimde önemli bir rol üstlendiğini belirterek her zaman sporun ve sporcunun yanında olduklarını söyledi. Bursa doğumlu olduğunu, aynı zamanda Artvin'in damadı olduğunu ve uzun yıllar futbol antrenörlüğü yaptığını dile getiren Özkul, Artvinspor'un Bursa temsilciliği görevini büyük bir gururla üstlendiğini ifade etti. "Artvinspor'u Bursa'da temsil etme görevi bana teklif edildiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Kulübümüz için elimizden gelen katkıyı sunmaya çalışıyoruz. Son yıllarda Artvin'de özellikle salon sporlarına olan ilgi her geçen gün artıyor. Artvinspor da bugün ilin profesyonel anlamdaki en önemli spor kulüplerinden biri konumunda. Başkanımız İrfan Yıldırım ve yönetim kurulumuz, hem sponsorluk hem de transfer çalışmaları kapsamında Bursa'da önemli görüşmeler gerçekleştiriyor. Biz de bu süreçte kulübümüzün yanında olmaya devam edeceğiz." "Artvin'in daha fazla spor tesisine ihtiyacı var" Artvin'deki gençlerin spor yapabilecekleri alanların artırılması gerektiğini vurgulayan Özkul, yetkililere çağrıda bulundu. "Devlet büyüklerimize ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne sesleniyorum. Artvin'de mevcut spor salonları artık ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Bursa'da neredeyse her mahallede iki ya da üç spor salonu bulunuyor. Artvin'in gelişmesi, Karadeniz kültürünün daha güçlü şekilde yaşatılması ve gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak kalabilmesi için spor yatırımlarının artırılması gerekiyor. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceği adına yeni spor tesisleri büyük önem taşıyor." Savunma sanayisine üretim yapan güçlü firma Şirket faaliyetleri hakkında da bilgi veren Özkul, Cemka Poliüretan Metal'in 2005 yılında kurulduğunu, 2009 yılında Sakarya'da ikinci üretim tesisini devreye aldıklarını belirtti. Bugün bir merkez ve iki şube olmak üzere üç farklı lokasyonda faaliyet gösterdiklerini kaydeden Özkul, yaklaşık 85 kişiye istihdam sağladıklarını söyledi. Firmanın ağırlıklı olarak savunma sanayisine üretim yaptığını ifade eden Özkul, bunun yanı sıra ticari araç, otomotiv, medikal, mobilya, tekne ve karavan sektörlerine yönelik özel üretimler gerçekleştirdiklerini belirtti. Üretimlerinin yaklaşık yüzde 35-38'ini ihraç ettiklerini vurgulayan Özkul, "Müşterilerimizin taleplerine göre yüksek katma değerli üretim gerçekleştirerek ülke ekonomisine katkı sunuyoruz. Yakın zamanda faaliyetlerimizi 'Cemka Savunma Poliüretan Metal' ismiyle sürdüreceğiz ve savunma sanayisindeki hedeflerimize daha güçlü adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz." dedi. Hedef, kadın voleybolunu yeniden ayağa kaldırmak Artvinspor yönetimi ise kadın voleybol takımının yeniden liglerde mücadele edebilmesi için yürütülen sponsorluk görüşmelerinin olumlu ilerlediğini belirtti. Kulüp yetkilileri, iş dünyasının desteğiyle güçlü ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini ifade ederek, Artvin'de kadın voleybolunun yeniden hak ettiği konuma ulaşması için katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür etti.

CHP Bursa: Esnaf baskı altında Haber

CHP Bursa: Esnaf baskı altında

Heyet, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda başkanlarıyla bir araya gelerek esnafın giderek ağırlaşan ekonomik şartlar altında verdiği ayakta kalma mücadelesini dinledi. Toplantıda özellikle küçük esnafın artan maliyetler, yüksek kira giderleri, enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, krediye erişim sorunları ve düşen alım gücü nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı vurgulandı. Gerçekleştirilen görüşmede Bursa’daki birçok sektörde faaliyet gösteren esnaf temsilcileri, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmaların işletmeler üzerindeki baskıyı her geçen gün artırdığını ifade etti. Artan akaryakıt fiyatlarının lojistik maliyetlerini yükselttiği, elektrik ve doğalgaz faturalarının işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiği, yüksek faiz politikalarının ise esnafın finansmana ulaşmasını neredeyse imkânsız hale getirdiği dile getirildi. Özellikle küçük işletmelerin zincir marketler ve büyük sermaye karşısında korunmasız bırakıldığına dikkat çekilen toplantıda, mahalle esnafının birer birer kepenk kapattığı yönündeki kaygılar öne çıktı. Esnaf temsilcileri, geçmişte aile geçindirebilen ve istihdam sağlayabilen işletmelerin bugün yalnızca ayakta kalabilmek için mücadele verdiğini ifade ederek, ekonomik sistemin üretenden ve emekçiden uzaklaştığını savundu. CHP heyeti ise esnafın yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, üretimi, emeği ve küçük işletmeleri önceleyen bir ekonomik anlayışın zorunlu hale geldiğini ifade etti. Görüşmede, gençlerin artık iş kurmaya cesaret edemediği, sanatkarların mesleklerini sürdürebilmek için ciddi fedakârlıklar yapmak zorunda kaldığı ve ekonomik belirsizliğin toplumun tüm kesimlerine yayıldığı vurgulandı. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, esnafın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal anlamda da ciddi bir baskı altında olduğunu belirterek, “Esnafın nefes alabildiği, gençlerin umutla iş kurabildiği, sanatkarın emeğinin karşılığını alabildiği adil bir ekonomik düzen için mücadelemizi sürdürüyoruz” mesajını verdi. Türkiye ekonomisinin temel taşı olan küçük işletmelerin güçlendirilmeden ekonomik kalkınmanın mümkün olmayacağını ifade eden Yeşiltaş, esnafın yaşadığı sorunların siyasi polemiklerin ötesinde milli bir mesele olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Toplantıda ayrıca sosyal güvenlik yükleri, Bağ-Kur primleri, vergi sistemi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele konuları da ele alındı. Oda başkanları, özellikle prim ve vergi yüklerinin küçük esnaf üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, birçok işletmenin yalnızca ayakta kalabilmek adına borçlanmak zorunda kaldığını belirtti. Genç girişimcilerin ise yüksek maliyetler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırım yapmaktan çekindiği ifade edildi. BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ve oda temsilcileri, esnafın yaşadığı sorunların çözümü için siyasi partilerle diyalog içinde olunmasının önemine dikkat çekerken, yerel ekonominin korunmasının toplumsal istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Ziyaret sonunda CHP heyeti, Bursa esnafının taleplerini ve çözüm önerilerini ilgili platformlarda gündeme taşımaya devam edeceklerini belirtirken, nazik ev sahipliği dolayısıyla BESOB yönetimine ve oda başkanlarına teşekkür etti. Gerçekleşen buluşma, yalnızca bir nezaket ziyareti değil; ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde esnafın yaşadığı sorunların doğrudan sahadan dinlendiği önemli bir temas olarak değerlendirildi.

Gabar’da çifte keşif! Petrolün yanında 7 katlı 'Apartman Mağara' dikkat çekiyor (Özel Haber) Haber

Gabar’da çifte keşif! Petrolün yanında 7 katlı 'Apartman Mağara' dikkat çekiyor (Özel Haber)

Şehmus EDİS / MARDİN (İGFA) - Bölgede yaşanan huzur ve istikrar ardından Gabar adeta saklı cenneti gün yüzüne çıkmaya başladı. Bir yandan petrol bir yandan binlerce yıllık tarih ve doğal güzellikler 50 yıl sonra Gabar’ın saklı cennetini ortaya çıkardı. Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyü Kırkağaç mevkiinde, Gabar Dağı eteklerinde yer alan çok katlı mağara yerleşimleri, adeta “mağara apartmanları” gibi dikkat çekiyor. Halk arasında “Ulya Şeyhan”, “Olya Şexa” veya “Uluye Seğa” gibi yerel isimlerle anılan bu yapılar, bölgenin zengin tarihine ışık tutarken aynı zamanda doğa turizmi için yeni bir potansiyel oluşturuyor. 7 KATLI “APARTMAN MAĞARA” VE BÖLGEDEKİ DİĞER YAPILAR Bölgenin en dikkat çeken yapısı, 7 katlı apartman mağara olarak bilinen tarihi kaya yerleşimi. Sarp kayalıklara insan eliyle oyulmuş bu kompleks, birbirine bağlı odalar, yaşam alanları, ibadet ve eğitim mekanlarından oluşuyor. Araştırmalara göre kökeni Tunç Çağı’na, yaklaşık MÖ 2500’lü yıllara uzanan bu mağaraların, yüzyıllar boyunca farklı amaçlarla kullanıldığı değerlendiriliyor. Mağara, katlar arası geçişler ve doğal savunma avantajıyla görenleri hayran bırakıyor. Gabar Dağı eteklerinde yalnızca bu yapı değil, farklı büyüklük ve katlarda yaklaşık 360 mağaranın bulunduğu ifade ediliyor. Bunların bir kısmı ev görünümünde, bazıları ise daha karmaşık yerleşimler halinde. Bazıları 3-4 katlı, bazıları ise daha mütevazı odalardan oluşuyor. Yerel araştırmacılar ve doğa gezginleri, bu mağaraların insanlık tarihinin bölgede “büyük işler” başardığını gösterdiğini söylüyor. Kim tarafından ve tam olarak ne zaman yapıldığı kesin bilinmese de Mezopotamya’nın kadim uygarlıklarıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. “ŞIRNAK’IN SAKLI CENNETİ” Son yıllarda Gabar Dağı’ndaki güvenlik ortamının iyileşmesiyle birlikte bu mağaralar doğaseverler, tarih meraklıları ve trekking grupları tarafından daha sık ziyaret ediliyor. Bazı videolarda ve paylaşımlarda mağaraların iç mekanları, katlar arası merdivenler ve muhteşem manzaralar görülüyor. Bölge, “Şırnak’ın saklı cenneti” olarak nitelendiriliyor. Gabar Dağı aynı zamanda Türkiye’nin önemli petrol keşiflerine sahne oluyor. 2022’den itibaren TPAO’nun çalışmalarıyla Şehit Aybüke Yalçın sahası başta olmak üzere yüksek kaliteli petrol rezervleri bulundu. Rezervin 150 milyon varil civarında olduğu ve toplam ekonomik değerinin milyarlarca dolara ulaştığı ifade ediliyor. Günlük üretimle bölge ekonomisine katkı sağlıyor, istihdam yaratıyor ve yerel yaşamı dönüştürüyor. Petrolün “fışkırdığı” bu dağda, aynı anda binlerce yıllık mağaralar da keşfedilmeyi bekliyor. Bir yandan modern enerji üretimi, bir yandan da antik yaşam izleri… Bu ikili tablo, Gabar’ı hem ekonomik hem kültürel açıdan önemli kılıyor. Güvenlik ve altyapı iyileştikçe turizm potansiyeli de artıyor; mağaralar doğa yürüyüşü rotalarına dahil ediliyor. KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN MİRAS Bu mağaralar henüz tam olarak arkeolojik kazı veya detaylı bilimsel incelemeye tabi tutulmamış görünüyor. Yerel isimler (Ulya Şeyhan gibi) ve halk anlatıları dışında yazılı tarih kaynakları sınırlı. Ancak uzmanlar, bölgenin Mezopotamya’nın erken dönemleriyle bağlantılı olabileceğini ve daha fazla araştırmaya değer olduğunu vurguluyor. Gabar Dağı, artık sadece petrolüyle değil, yeşil vadileri, kanyonları ve bu gizemli mağara apartmanlarıyla da konuşuluyor. Tarihe meraklıysanız veya doğa gezisi planlıyorsanız, Akdizgin köyü civarındaki bu yapılar rotanıza eklenebilir. Gabar Dağı’nda bir yanda modern enerji üretimi, diğer yanda binlerce yıllık yaşam izleri bir arada bulunurken, bölgenin hem ekonomik hem de kültürel açıdan öneminin giderek artması umut veriyor.

Merkez'de 'Finansal Hizmetler Güveni' Nisan’da güçlendi Haber

Merkez'de 'Finansal Hizmetler Güveni' Nisan’da güçlendi

ANKARA (İGFA) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı Finansal Hizmetler İstatistikleri kapsamında, Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) 2026 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre 8,2 puan artarak 167,3 seviyesine yükseldi. 146 kuruluşun katılımıyla gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, son üç aya ilişkin iş durumu ve hizmetlere olan talepteki artış, endeksi yukarı yönlü etkileyen başlıca unsurlar oldu. Buna karşın, gelecek üç aya yönelik hizmet talebi beklentilerindeki zayıflama, artışı sınırlayan faktör olarak öne çıktı. İş durumu değerlendirmelerinde, son üç ayda iyileşme olduğunu belirtenlerin sayısında artış gözlenirken, hizmet talebinde de benzer şekilde güçlenme kaydedildi. Ancak önümüzdeki döneme ilişkin talep beklentilerinin bir miktar zayıfladığı görüldü. İstihdam tarafında ise son üç ayda artış bildirenler lehine görünüm sınırlı ölçüde zayıflarken, gelecek üç ayda istihdamın artacağı yönündeki beklentilerde hafif bir güçlenme dikkat çekti. Kârlılık değerlendirmelerinde hem son üç aya ilişkin gerçekleşmeler hem de önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerde önceki döneme kıyasla zayıflama yaşandı. 1-15 Nisan 2026 tarihleri arasında uygulanan anket sonuçları, finansal sektörde mevcut durumun görece iyileştiğine ancak geleceğe yönelik beklentilerde temkinli bir yaklaşımın sürdüğüne işaret etti.

Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye için hedeflerini paylaştı! Haber

Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye için hedeflerini paylaştı!

Salonu hıncahınç dolduran partililer ve vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılanan Ağıralioğlu, konuşmasına Antalya'nın siyasi ve kültürel önemine vurgu yaparak başladı. "Bu salonu dolduran coşku, umutlarımızı büyüttü" diyen Ağıralioğlu, "Memleketimizin geleceği için inancımız ve kararlılığımız tamdır. Anahtar Parti olarak Türkiye'ye yeni bir soluk getirmeye geldik" ifadelerini kullandı. Coşkulu kalabalığa umut dolu mesajlar Ağıralioğlu, konuşmasında ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, yerel yönetimlerin şeffaflığı ve hesap verebilirliğinin önemine dikkat çekti. Partisinin kuruluş felsefesini anlatan lider, "Anahtar Parti, çözüm üreten, kucaklayıcı ve milletten yana bir siyaset anlayışını temsil ediyor" dedi. Antalya'nın stratejik önemi vurgulandı Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya'nın siyasi arenada da kritik bir role sahip olduğunu belirten Ağıralioğlu, kentin sorunlarına da değindi. Turizm, tarım, istihdam ve altyapı konularında çözüm önerilerini sıralayan parti lideri, Antalya'nın hak ettiği hizmetleri alması için çalışacaklarını söyledi. 2024 yerel seçimlerinde Antalya genelinde 19 ilçenin 16'sında CHP'nin belediye başkanlığını kazandığı kentte, Anahtar Parti'nin teşkilatlanma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Teşkilatlanmada yeni dönem Anahtar Parti Antalya İl Başkanı Mustafa Güneş liderliğinde yürütülen çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını belirten Ağıralioğlu, partisinin şubat ayında yoğun katılımla gerçekleştirdiği il kongresine dikkat çekti. "Antalya'daki teşkilatlanma çabalarımız tüm hızıyla sürüyor. Her geçen gün yeni arkadaşlarımız aramıza katılıyor" diye konuştu. 30 Ekim 2024'te kurulan Anahtar Parti'nin büyükşehirlerdeki varlığını güçlendirme hedefi doğrultusunda Antalya çalışmalarına özel önem verdiği öğrenildi. Katılımcılardan tam destek Buluşmaya katılan vatandaşlar, Ağıralioğlu'na ve partisine desteklerini çeşitli tezahüratlarla gösterdi. Etkinlik sonunda partililerle tek tek selamlaşan Ağıralioğlu, Antalya'dan umutlu ve motive ayrıldığını ifade etti. Anahtar Parti'nin önümüzdeki dönemde Antalya başta olmak üzere birçok ilde halk buluşmalarına devam edeceği ve yerel yönetimler için hazırlıklarını sürdüreceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Devlet Su İşleri tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54'ü baraj ve gölet. 109'u sulama tesisi. 18'i içme suyu tesisi. 11'i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri. 371'i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. Aynı şekilde yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlıyor ve içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301.000 metreküp artırıyoruz. Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskûn mahali ve 52.400 dekar araziyi de taşkının yol açtığı zararlardan inşallah koruyacağız. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme faaliyetlerimiz kapsamında 2 milyon 20 bin dekar alanın tescilini yaptık. Tamamladığımız bu tesisler, günümüz rakamlarıyla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacak. Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum. "BU TOPRAKLAR BİR SU MEDENİYETİDİR" Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim. Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, âlimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar her veçesiyle bir su medeniyetidir. Bin yıl önce dergâhlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur. İnancına dört elle sarılan ve su gibi aziz ol diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su, temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir. Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca su cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükâfatla karşılık bulacağını müjdelemiştir. Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız Allah'ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen fi sebilillah kavramını kısaltıp çeşmelerine sebil ismini vermiştir. Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller bizim nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir. Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir. Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir. Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz, bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir. Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir. "ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SU ÇATIŞMALARI ÇIKACAK" Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca %2,5'i tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Dünya Su Kalkınma Raporu'na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor. Biz Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz. Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119'a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz. "TÜRKİYE SU STRESİ ÇEKEN ÜLKELER GRUBUNDA" Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye'de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035'te %60'a, 2053'te ise inşallah %60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum. Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz. Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık. Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002'den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve benti, 1890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6.234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Rakamlarla toplam dört trilyon yedi yüz milyar lira değerinde olan on bin dokuz yüz seksen dört tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle iki buçuk milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık dört yüz on altı milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık. "ÇİFTÇİLERİMİZİN BU YIL YÜZÜ GÜLÜYOR" Değerli kardeşlerim, Allah'a hamdolsun, 2026 yılına yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da özellikle ifade etmek isterim. İster tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkûm eden beceriksiz zihniyetle, biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz. Bahane bulanlardan değil, bir yolunu bulup iş yapanlardan, taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için, şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle birazdan hizmete alacağımız 563 tesisimizin bir kez daha milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.