Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kardeşlik

Haberia - Kardeşlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardeşlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj! Haber

Anahtar Parti'den Batı Trakya ve Kerkük cephesinde net mesaj!

Prof. Dr. Yel, Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türklerine tanınan dinî liderlerini seçme hakkının Yunanistan tarafından yok sayıldığını belirtti. “Batı Trakya’da 41 yıllık açık ihlal” 1991 yılında çıkarılan yasa ile müftülerin devlet kontrolünde atanmaya başlandığını hatırlatan Yel, seçilmiş müftülerin tanınmamasının 41 yıldır süren açık bir hukuk ihlali olduğunu vurguladı. Nisan 2026’da yeniden gündeme gelen gelişmelerin, Yunanistan’ın bu politikayı sürdürdüğünü gösterdiğini ifade eden Yel, Avrupa Birliği’nin ise bu konuda sessiz kaldığını belirterek çifte standart eleştirisinde bulundu. “Ekümenik sıfatı tartışması dikkat çekiyor” Türkiye’nin Lozan çerçevesinde Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığını tanımaya devam ettiğini belirten Yel, patrik tarafından kullanılan “ekümenik” sıfatına uzun süredir seyirci kalınmasının da bir çelişki oluşturduğunu ifade etti. YUNANİSTAN BATI TRAKYA’DA LOZAN’I 41 YILDIR İHLAL EDEREK TÜRKLERİN HAKKINI GASP EDERKEN TÜRKİYE’DE EKÜMENİK SIFATININ KULLANIMINA SEYİRCİ KALINIYOR Batı Trakya Türklerinin Lozan’la güvence altına alınan kendi dinî liderini seçme hakkı, Yunanistan tarafından uzun süredir yok… — Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026 Kerkük’te 100 yıl sonra tarihi gelişme Yel, Kerkük’te Türkmen siyasetçi Muhammed Seman Ağa’nın 16 Nisan 2026’da vali seçilmesini ise “tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirdi. Kerkük’ün yaklaşık 900 yıl Türk hâkimiyetinde kaldığını hatırlatan Yel, Mondros Mütarekesi ve ardından imzalanan Ankara Antlaşması ile bölgenin Türkiye dışında bırakıldığını dile getirdi. Bu gelişmenin yalnızca idari bir değişiklik olmadığını vurgulayan Yel, “100 yıl sonra tarihsel hafızanın, kimliğin ve adaletin yeniden tecellisi anlamına gelmektedir” dedi. “Türkmenlerin yanındayız, mücadele sürecek” Anahtar Parti olarak Kerkük’teki gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirten Yel, Türkmenlere destek mesajı vererek, Türk dünyasının her köşesinde adalet, eşitlik ve kardeşlik için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. “Küresel dengelere dikkat” Açıklamasında bölgesel güçlere de değinen Yel, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’nin bölgedeki hedeflerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek sürecin sağduyulu şekilde takip edilmesi çağrısında bulundu. Yel’in açıklamaları, Batı Trakya’dan Kerkük’e uzanan geniş bir coğrafyada Türklerin hakları ve Türkiye’nin uluslararası duruşuna ilişkin yeni bir tartışma başlattı. Kerkük’te Tarihi Dönüm NoktasıKerkük, yaklaşık 900 yıl boyunca Türk hâkimiyetinde bulunmuştur. Mondros Mütarekesi ile haksız bir şekilde İngiliz işgaline uğramış ve müteakiben Misak-ı Millî sınırları içinde yer almasına rağmen 1926’da Ankara Antlaşması ile İngiliz mandası…— Prof.Dr. Selma Yel (@yel_selma) April 17, 2026

Efkan Ala’dan Bursa’da birlik ve beraberlik vurgusu Haber

Efkan Ala’dan Bursa’da birlik ve beraberlik vurgusu

Ziyaret sırasında konuşan Efkan Ala, Türkiye’nin güçlü yarınlara ulaşmasının yolunun toplumsal dayanışmadan geçtiğini ifade etti. Bursa’da yaşayan Erzurumluların şehre kattığı değerlerin altını çizen Ala, “Bursa, farklı kültürlerin kardeşlik içinde yaşadığı örnek bir şehir. Erzurumlu hemşehrilerimizin burada oluşturduğu birliktelik, Türkiye’nin özeti niteliğindedir. Bizler, bu birlik ve beraberliği daha da güçlendirmek zorundayız” dedi. Federasyon Başkanı Savaş Albayrak ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Erzurumluların Bursa’da her zaman dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Albayrak, “Sayın Efkan Ala’nın ziyareti bizler için büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olmuştur. Hemşehri kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak adına çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada, Bursa’daki sivil toplum faaliyetleri, hemşehri derneklerinin çalışmaları ve şehirdeki sosyal dayanışma konuları ele alındı. Efkan Ala, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal birlikteliğin güçlenmesinde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, bu tür yapıların desteklenmeye devam edeceğini ifade etti. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi. Efkan Ala’nın Bursa’daki temaslarının önümüzdeki günlerde de çeşitli programlarla devam edeceği öğrenildi.

Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram'dan Kadir Gecesi mesajı Haber

Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram'dan Kadir Gecesi mesajı

Bursa Gümüşhane Dernekleri Federasyonu (Bursa GÜDEF) Başkanı Adem Bayram, Ramazan ayının manevi ikliminde idrak edilen Kadir Gecesi münasebetiyle bir mesaj yayımladı. Sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak hemşehrileri ve tüm Müslümanlar için dualarını iletti. Başkan Bayram mesajında, Kadir Gecesi'nin önemine vurgu yaparak, bu gecenin affedilme, dua ve manevi huzurun zirveye ulaştığı müstesna bir zaman dilimi olduğunu belirtti. Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen bu gecenin, birlik ve beraberlik duygularının pekişmesine vesile olmasını diledi. Bayram mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nin milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa rahmet, huzur ve bereket getirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Bu mübarek gecede yapılan duaların, başta Bursa'da yaşayan Gümüşhaneli hemşehrilerimiz olmak üzere tüm kardeşlerimizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ramazan ayının manevi iklimini taçlandıran bu gecenin, ülkemize ve insanlığa barış ve huzur getirmesini diliyorum." Bursa GÜDEF Başkanı Adem Bayram, Kadir Gecesi'nin İslam alemi için önemine dikkat çekerek, bu tür mübarek günlerin toplumsal dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini ifade etti. Bayram, mesajının sonunda tüm hemşehrileri ve İslam âlemini Kadir Gecesi dolayısıyla tebrik etti. Bu gönderiyi Instagram'da gör Bursa Gümüşhaneliler Derneği Resmi Hesabı (@bursagumushanelilerdernegi)'in paylaştığı bir gönderi

• Bursa Ticaret Borsası, geleneksel sahur sofrasında şehrin dinamiklerini buluşturdu Haber

• Bursa Ticaret Borsası, geleneksel sahur sofrasında şehrin dinamiklerini buluşturdu

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) tarafından Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen sahur programı bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Bu yıl 10’uncusu düzenlenen programda aynı sofrada buluşan kent protokolü birlik ve beraberlik mesajı verdi. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ile Meclis ve Yönetim Kurulu üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen programa, Bursa Vali Yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları, adli yargı temsilcileri, rektörler, ilçe kaymakamları, siyasi parti il başkanları, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, STK temsilcileri, Bursaspor Kulübü Başkanı ile Yönetim Kurulu Üyeleri, Bursa TB Yüksek İstişare Kurulu Üyeleri ile Bursa iş dünyası temsilcileri, Oda ve Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis Başkanları, TOBB Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Üyeleri ile basın mensupları katıldı. Başkan Matlı’dan Dayanışma ve Kardeşlik Mesajı Programda konuşan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve gönül birliği açısından özel bir zaman olduğuna dikkat çekti. Bursa Ticaret Borsası olarak böylesine anlamlı bir ayda şehrin farklı kesimlerini aynı sofrada buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Bu gece bir arada olmak, Ramazan’ın getirdiği kardeşlik ve birlik duygusunu hep birlikte hissetmemize vesile oluyor. Aynı sofrada paylaşmak, şehir olarak sahip olduğumuz dayanışma kültürünü de güçlendiriyor. Davetimize katılarak bizleri onurlandırdığınız için her birinize içtenlikle teşekkür ediyorum. Tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız duaların kabul olmasını diliyorum. Yaklaşmakta olan mübarek Kadir Gecesi’nin ve ardından idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı’nın başta ülkemiz olmak üzere tüm İslâm alemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini temenni ederim.” Sahur programı, Bursa iş dünyası ile kent protokolünün Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirdiği samimi sohbetlerin ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi!

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "HODRİ MEYDAN DEMEKTEN ÇEKİNMEYİZ" "Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız" diyen Erdoğan, "Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; "Sizlerin ve kıymetli misafirlerimizin şahsında 81 vilayetimizin her karışında her şey Türkiye için şiarıyla gece gündüz demeden fedakarca çalışan teşkilatımızın tüm mensuplarını 11 milyon 550 bin üyemizin her birini saygıyla selamlıyor, Cenabı Allah kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Değerli milletvekili arkadaşlarım yarın milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan milli mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını devrin marif vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız nasıl anlatıyor; 'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı.' Vatan topraklarını hızla kara bulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Tekrar tekrar okunmuş, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde genel kurulun ekseriyeti azimesiyle milli marşımız olarak kabul edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele kahraman ordumuza hitap edilen İstiklal Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. "TÜRK'ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ" İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz. Millet olarak hiçbir zaman korkmadık. Korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız.Ben de bugün Cenabı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar gözlemlesin diyorum. "CEDDİMİZE SIRTIMIZI ASLA DÖNMEYİZ" Değerli kardeşlerim burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Evet, milli mücadeleyi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezan'dır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İlahi Kelimetullah davasıdır. Asya'dan Afrika'ya Kafkaslardan Balkanlara kadar Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı red mi edelim? Kimse kusura bakmasın. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da, ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin. Kim hangi bildiri yayınlarsa yayınlasın. Bizi biz yapan hasretlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedbahın hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine inancımızı ve irademizi kırmasına bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna, canımız pahasına sahip çıkacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak, İstiklal Marşımıza da İstiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum. Bu vesileyle istiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin de tapu senede olan İstiklal Marşı gibi nadide bir hediyeyi bizlere armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle iade ediyorum. "DOST VE KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNEN BİR ÜLKE DEĞİLİZ" Çok değerli yol ve dava arkadaşlarım bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan savaş hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken yanlış hesaplar yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2000'e ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin su ve enerji altyapısının ulaştırma altyapısının vurulduğuna insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız. Kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz. Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. "BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR" Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. "DİPLOMASİYE ŞANS TANINIRSA BUNU DURDURMAK MÜMKÜN" Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi. "IRK AYRIMINI, MEZHEP AYRIMINI, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ" Aziz milletim, milletvekillerimiz, burada şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek istiyorum. Biz bölgemizin tamamında olduğu gibi kardeş İran halkına da bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil sadece insan vardır. İster yanı başımızda, ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim. Bugün üzerine basarak tekrar ediyorum. Bizim Sünnilik Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim. Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim. Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim. Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini ister siyasi ister tarihi olsun bugün bize faydası olmayan aksine nefreti körüklemesi fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şunu lütfen unutmayalım. Şiiler Sünniler olarak Araplar Türkler Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşamaya aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağdur olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. "BİZ BU OYUNA DÜŞMEYİZ" Değerli milletvekillerimiz İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim. Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilenlerin amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetinde gayet farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale zaferimize baksın. En son15 Temmuz'da sadece içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da milletin gücüyle, milletin azmiyle rezil, rüsva edip bozguna uğrattık. Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir. Üstelik bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye Terörsüz Türkiye projesi ile gücüne güç katmıştır. Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış bölgesinde denklem kurucu oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR VURGUSU Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden, ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz. Değerli kardeşlerim bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlarda boyut ve biçim değiştirmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri sivil ve askeri olmak üzere iki yönlü kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretleri yükselmekte şüpheler artmakta dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme gelmekte ve alınmaktadır. Şurası bir gerçek ki eğitimden ulaşıma sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz. Bununla birlikte ekranda geçirilen süreler uzadıkça ders başarısından aile ilişkilerine sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocuklarımız bundan olumsuz etkileniyor. Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarda bir şekilde temas halinde olduğu 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. "YASALAŞACAĞINA İNANIYORUM" Türkiye'deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı nasıl etkilediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. TÜİK'in araştırmasına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların %66,1'i aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Çocukların yüzde 32,6'sı her yarım saatte bir cep telefonunu kontrol ediyor. Yüzde 74 ise en az bir dijital oyun oynuyor. Bu evlatlarımıza ekran başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yol açtığı sorulduğunda yüzde 34,4'ü daha az kitap okuduğunu %33,3'ü daha az ders çalıştığını, %25,5'i ailesiyle daha az zaman geçirdiğini, %18,6'sı arkadaşlarıyla daha az yüz yüze görüştüğünü, %17,2'si ise daha az uyuduğunu belirtiyor. Değerli arkadaşlar, çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan çocuğun üstün yararını esas alan önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenleme ile sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum. EMEKLİYE MÜJDE Son olarak emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum."

Anahtar Parti Gürsu teşkilatı aynı sofrada buluştu Haber

Anahtar Parti Gürsu teşkilatı aynı sofrada buluştu

Anahtar Parti Gürsu İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programı, teşkilat üyeleri ve ailelerini aynı sofrada buluşturdu. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. İftar programına İl Başkanı Fikret Aslan, İl Teşkilat Başkanı Murat Çayır İl Sekreteri Yavuz Arıcıoğlu , İl Kadınkolları Başkanı Nilüfer Önal , İlçe Başkanı Süleyman Ağırman ve yöneticileri, teşkilat mensupları ve aileleri katıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen programda teşkilat üyeleri aileleriyle birlikte bir araya gelerek samimi bir ortamda sohbet etme ve kaynaşma fırsatı buldu. Programda konuşan İl Başkanı Fikret Aslan, Ramazan ayının manevi ikliminin toplumsal dayanışmayı ve kardeşliği güçlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Ramazan ayı sadece oruç tutmak değil, aynı zamanda gönülleri birleştirmek, kırgınlıkları geride bırakmak ve kardeşlik duygularını pekiştirmek için önemli bir fırsattır. Bu akşam burada sadece bir iftar sofrasını değil, aynı zamanda büyük bir ailenin birlik ve beraberliğini paylaşıyoruz. Anahtar Parti teşkilatları olarak bizler yalnızca siyasi bir hareket değil, aynı zamanda güçlü bir gönül bağıyla birbirine bağlı büyük bir aileyiz. Bugün burada teşkilat mensuplarımızın kıymetli aileleriyle birlikte aynı sofrada buluşması bizler için çok değerli. Çünkü güçlü bir teşkilatın temelinde sadece siyasi çalışmalar değil, aynı zamanda samimiyet, güven ve dayanışma vardır. Birbirine inanan, birbirine güvenen ve aynı hedefe yürüyen kadrolar başarıyı da beraberinde getirir. Bizler milletimizin derdiyle dertlenen, memleketimizin geleceği için çalışan bir anlayışla yol yürüyoruz. Bu yolda birlik ve beraberliğimizi ne kadar güçlü tutarsak, hedeflerimize ulaşmamız da o kadar kolay olacaktır. Ramazan ayı bu anlamda bizlere dayanışmanın, paylaşmanın ve kardeşliğin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.” Programda ayrıca teşkilat mensuplarıyla sohbet eden İl Başkanı Fikret Aslan, yapılan çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunarak teşkilatın sahadaki gayretlerinden dolayı teşekkür etti.

Bursa Şoförler Odası: Yolcular bize emanet candır Haber

Bursa Şoförler Odası: Yolcular bize emanet candır

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (BESOB) Başkanı Fahrettin Bilgit, BESOB’a bağlı odaların başkanları, ilçe şoförler ve otomobilciler odası başkanları, meslek örgütleri ve siyasi partilerin temsilcileri ile kalabalık davetli topluluğunun katıldığı iftar etkinliği, ramazan ayının hûşû ve huzurunu yansıtan manevi bir atmosferde gerçekleşti. İftar etkinliğinin açılışında konuşan Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çakır, ramazan ayının bereketini, huzurunu ve kardeşlik iklimini hep birlikte paylaşıyor olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Esnafın dayanışmasını pekiştiren iftar sofrası Aynı sofrada buluşmanın sadece iftar yapmak anlamına gelmediğini belirten Çakır, “Aynı sofrada buluşmak; gönüllerimizi birleştirmek, dayanışmamızı pekiştirmek ve birlik ruhumuzu güçlendirmektir. Şoför ve otomobilci esnafı olarak gece gündüz demeden, yaz kış demeden direksiyon başında Bursa’mıza hizmet ediyoruz. Her gün binlerce insanımızı güvenle gidecekleri yere ulaştırmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bu meslek sabır ister, fedakârlık ister. En önemlisi de büyük bir emanet bilinci ister. Çünkü taşıdığımız her yolcumuz, bizlere emanet edilen bir candır” diye konuştu. Oda olarak her zaman esnafın yanında olmaya, sorunlarına çözüm üretmeye ve birlik beraberliği güçlendirmeye gayret ettiklerine işaret eden Çakır; yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve basınla kurdukları güçlü iletişimin, esnafın geleceği açısından çok kıymetli olduğuna inandıklarını dile getirdi. Büyükşehir esnafın yanında Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız da ramazanın manevi ikliminde bir arada olmanın huzurunu yaşadıklarını vurguladı. Büyükşehir Belediyesi’nin her zaman ve her koşulda esnafın yanında olduğuna işaret eden Saldız, “Toplumsal kültürümüzün ayrılmaz parçası olan esnafımız, sosyal ve ekonomik yaşamın vazgeçilmez unsurudur. Büyükşehir Belediyesi olarak gerek şoför esnafımızın, gerekse diğer esnaf gruplarının yanındayız. Sorunların çözümünde, üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye hazırız” dedi. İftar etkinliği dolayısıyla oluşan birlik beraberlik görüntüsünden duyduğu memnuniyeti ifade eden Saldız, etkinliğin ev sahibi Bursa Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ahmet Çakır’a teşekkür etti. Şoför esnafı BESOB’a güç katıyor BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit ise Bursa’nın sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamını karakterize eden en önemli unsurlardan birinin de esnaf topluluğu olduğunu vurguladı. Yüreklerinin her zaman ve her yerde bir attığını ifade eden Bilgit, “Ramazan ayı birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının yoğun yaşandığı kutsal bir aydır. Bizi ramazanın manevi ikliminde bir araya getiren Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanımız Ahmet Çakır’a yürekten teşekkür ediyorum. Şoför esnafımız, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin gücüne güç katmaktadır” ifadelerinde bulundu. İftarın ardından etkinliğe katılan BESOB’a bağlı odaların başkanları, ilçe şoförler ve otomobilciler odası başkanları ile diğer konuklar, hatıra fotoğrafında bir araya geldi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.