Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Millet

Haberia - Millet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Millet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Devlet Su İşleri tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54'ü baraj ve gölet. 109'u sulama tesisi. 18'i içme suyu tesisi. 11'i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri. 371'i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. Aynı şekilde yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlıyor ve içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301.000 metreküp artırıyoruz. Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskûn mahali ve 52.400 dekar araziyi de taşkının yol açtığı zararlardan inşallah koruyacağız. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme faaliyetlerimiz kapsamında 2 milyon 20 bin dekar alanın tescilini yaptık. Tamamladığımız bu tesisler, günümüz rakamlarıyla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacak. Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum. "BU TOPRAKLAR BİR SU MEDENİYETİDİR" Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim. Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, âlimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar her veçesiyle bir su medeniyetidir. Bin yıl önce dergâhlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur. İnancına dört elle sarılan ve su gibi aziz ol diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su, temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir. Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca su cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükâfatla karşılık bulacağını müjdelemiştir. Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız Allah'ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen fi sebilillah kavramını kısaltıp çeşmelerine sebil ismini vermiştir. Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller bizim nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir. Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir. Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir. Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz, bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir. Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir. "ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SU ÇATIŞMALARI ÇIKACAK" Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca %2,5'i tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Dünya Su Kalkınma Raporu'na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor. Biz Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz. Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119'a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz. "TÜRKİYE SU STRESİ ÇEKEN ÜLKELER GRUBUNDA" Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye'de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035'te %60'a, 2053'te ise inşallah %60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum. Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz. Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık. Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002'den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve benti, 1890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6.234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Rakamlarla toplam dört trilyon yedi yüz milyar lira değerinde olan on bin dokuz yüz seksen dört tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle iki buçuk milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık dört yüz on altı milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık. "ÇİFTÇİLERİMİZİN BU YIL YÜZÜ GÜLÜYOR" Değerli kardeşlerim, Allah'a hamdolsun, 2026 yılına yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da özellikle ifade etmek isterim. İster tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkûm eden beceriksiz zihniyetle, biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz. Bahane bulanlardan değil, bir yolunu bulup iş yapanlardan, taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için, şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle birazdan hizmete alacağımız 563 tesisimizin bir kez daha milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

Alfatlı: Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa vasiyetini gerçekleştireceğiz! Haber

Alfatlı: Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa vasiyetini gerçekleştireceğiz!

Ekrem Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türk siyasetinde “ilkeli duruşun, tavizsiz mücadelenin ve millet merkezli anlayışın sembol isimlerinden biri” olduğunu belirterek, onun hayatı boyunca hiçbir şartta inandığı değerlerden geri adım atmadığını ifade etti. Yazıcıoğlu’nun siyaset anlayışının makam, mevki ya da güç odaklı değil; doğrudan milletin inancı, kültürü ve geleceği üzerine kurulu olduğunu dile getiren Alfatlı, “O, siyaseti bir kariyer alanı değil, bir dava ve adanmışlık meselesi olarak görüyordu” dedi. Açıklamasında Yazıcıoğlu’nun şehirler üzerinden kurduğu stratejik ve kültürel bakış açısına da değinen Alfatlı, Bursa’nın bu perspektifte özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa’yı yalnızca bir sanayi kenti olarak değil, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan, Türk-İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olarak değerlendirdiğini belirten Alfatlı, “Bursa, onun nazarında sıradan bir şehir değil; milli kimliğin güçlendiği, tarihi ve manevi mirasın canlı tutulduğu bir merkezdi” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu’nun Bursa’ya bakışını üç temel başlık altında değerlendiren Alfatlı, ilk olarak şehrin tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. “Merhum liderimiz, Bursa’yı Osmanlı’nın mayalandığı, bir cihan devletinin temellerinin atıldığı kutlu bir şehir olarak görürdü. Bu yüzden Bursa’nın her sokağında, her eserinde bir medeniyet idrakinin yaşatılması gerektiğine inanırdı” dedi. İkinci olarak “milli duruş” vurgusuna değinen Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun Bursa’daki milliyetçi-ülkücü hareketi son derece önemsediğini belirtti. “Onun için Bursa, yalnızca geçmişin hatıralarını taşıyan bir şehir değil, aynı zamanda geleceğin inşa edileceği stratejik bir merkezdi. Türk-İslam dünyası açısından güçlü bir duruşun sergilendiği bir kale olarak görürdü” şeklinde konuştu. Üçüncü olarak ise Bursa’nın kültürel ve sosyal yapısına dikkat çeken Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun şehirdeki hemşehri dayanışmasına ve sivil toplum yapılanmalarına özel önem verdiğini ifade etti. “Bursa’daki Sivaslılar başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızın oluşturduğu dernekler, onun gözünde birlik ve beraberliğin en somut örnekleriydi. Bu yapıların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirirdi” dedi. Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun “koca reis” olarak anılmasının da yalnızca bir hitap biçimi olmadığını, bunun onun liderlik anlayışının ve millet nezdindeki karşılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. “O, milletin içinden çıkan, milletle yürüyen ve millet için mücadele eden bir liderdi. Bu yüzden bıraktığı iz hâlâ silinmemiştir ve silinmeyecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Alfatlı, BBP kadrolarının Yazıcıoğlu’nun emanetine sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bizler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları olarak onun bize bıraktığı kutlu davayı sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz; yaşayacak ve yaşatacağız. Onun ilkelerini, onun duruşunu, onun ahlakını siyasetimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz. Bursa başta olmak üzere ülkemizin her köşesinde bu anlayışı diri tutacak, milli ve manevi değerlerimizi aynı kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz.”

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez" Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez"

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, ülke gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Toplumun her kesiminin ağır bir ekonomik baskı altında olduğunu vurgulayan Öztürk, emekliden işçiye, esnaftan çiftçiye, sanayiciden gence kadar her kesimin sorunlarına dikkat çekti. "Bir gün sabah olacak" Öztürk, konuşmasına Türkiye'nin içinde bulunduğu tabloyu betimleyerek başladı: "Emeklimizin, işçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, gençlerimizin ve kadınlarımızın yüzü bugün gülmüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Ama biz biliyoruz ki bir gün sabah olacak ve bu tablo değişecek." "Sorun parada değil, adalette" Ekonomik krizin temel nedenine ilişkin önemli bir tespitte bulunan Öztürk, sorunun kaynak yetersizliğinden kaynaklanmadığını belirtti: "Bu ülkede sorun para değil. Sorun; adaletin, liyakatin ve aklın doğru kullanılmamasıdır. Kaynak var ama doğru yönetilmiyor. Üreten var ama hakkını alamıyor." "Millet kazanıyor, devlet alıyor" Vergi politikaları ve ekonomik sistem üzerinden sert eleştiriler yönelten Öztürk, mevcut düzeni özetleyen şu ifadeleri kullandı: "Millet kazanıyor, devlet alıyor. Millet harcıyor, devlet yine alıyor. Peki kazanan kim?" Bu sözlerle sistemin vatandaş üzerindeki yüküne işaret eden Öztürk, gelir dağılımındaki adaletsizliğin görmezden gelinemez boyutlara ulaştığını söyledi. "Ayrımlar bitecek, adalet kazanacak" Toplumsal kutuplaşmaya da değinen Öztürk, "öteki-beriki" ayrımının sona ermesi gerektiğini vurguladı: "BirGünSabahOlacak ve bu ülkede kimse kimliğinden, düşüncesinden, yaşam tarzından dolayı ayrıştırılmayacak. Adalet herkes için eşit işleyecek." "Teşkilat varsa umut vardır" Parti teşkilatlarının önemine dikkat çeken Öztürk, sahada örgütlenmenin değişimin anahtarı olduğunu belirtti: "Teşkilat varsa hareket vardır. Teşkilat varsa umut vardır. Teşkilat varsa Türkiye'nin yarını vardır. Biz bu umudu büyütmeye kararlıyız." Ekonomi için somut taahhütler DEVA Partisi'nin ekonomi vizyonunu da aktaran Öztürk, üretim odaklı ve adil paylaşımı esas alan bir modelle yola çıktıklarını söyledi. Sanayiciye nefes aldıracak politikalar hayata geçirileceğini, ihracatçının yeniden rekabetçi hale getirileceğini, üretim artırılarak ekonomik büyümenin sağlanacağını ve elde edilen refahın adil şekilde paylaşılacağını ifade etti. "Türkiye üretmediği için değil, adil yönetilmediği için kaybediyor" diyen Öztürk, mevcut anlayışın değişmemesi halinde ekonomik sorunların daha da derinleşeceği uyarısında bulundu. "Bu düzen değişecek" Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Tayfun Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bu düzen değişmeden refah gelmez. Biz hazırız. Hem üretmeye hem büyütmeye hem de hakça paylaşmaya hazırız. Türkiye'nin kaybedecek bir günü daha yok." DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı'nın bu çıkışı, önümüzdeki süreçte hem ekonomik politikalar hem de toplumsal adalet tartışmaları açısından siyasi gündemin yoğunlaşacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

AK Parti Bursa'dan STK'larla iftar programı! Haber

AK Parti Bursa'dan STK'larla iftar programı!

AK Parti Bursa İl Başkanlığı tarafından Ramazan ayı kapsamında düzenlenen "Bursa STK Buluşmaları İftar Programı" Nilüfer Davet'te gerçekleştirildi. Ramazan'ın birlik ve dayanışma ruhunu pekiştirmek amacıyla düzenlenen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Belgin Uygur, AK Parti Bursa Milletvekilleri, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Partili Belediye Başkanları ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. İftar programında Bursa'daki dernek ve vakıf temsilcileri aynı sofrada bir araya gelerek Ramazan'ın bereketini paylaştı. "STK'LAR TOPLUMUN EN GÜÇLÜ DİNAMİĞİ" Programda konuşan AK Parti Bursa Milletvekili ve AK Parti Genel Merkez Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Emine Yavuz Gözgeç, sivil toplum kuruluşlarının toplumsal hayatta önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Gözgeç, STK'ların gönüllülük esasıyla büyük sorumluluk aldığını belirterek, "Yardımlaşma ve dayanışmadan ekonomiye, kültürümüzü ve değerlerimizi yaşatmaktan toplumun sorunlarına çözüm üretmeye kadar çok önemli görevler üstleniyorsunuz. Sivil toplum kuruluşlarında görev almak taşın altına elini koymak demektir. Sorumluluk almak demektir. Biz demektir. Şikâyetin değil çözümün bir parçası olmak demektir" dedi. AK Parti'nin siyaset anlayışının temelinde devlet ve millet kaynaşmasının bulunduğunu vurgulayan Gözgeç, sivil toplum kuruluşlarının bu bağın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti. "BURSA'NIN EN BÜYÜK GÜCÜ BİRLİK RUHUDUR" AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan da konuşmasında Ramazan ayının birlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini belirtti. Bursa'nın tarih boyunca farklı kültürleri bir araya getiren kadim bir şehir olduğunu ifade eden Gürkan, kentte 4 bin 292 sivil toplum kuruluşunun faaliyet gösterdiğini söyledi. Gürkan konuşmasında, "Bursa sıradan bir şehir değil. Osmanlı'ya başkentlik yapmış, medeniyetin temellerinin atıldığı kadim bir şehir. Bu şehirde Balkanlardan, Kafkaslardan ve Anadolu'nun dört bir yanından gelen hemşehrilerimiz var. Bu çeşitliliğin en önemli aktörleri ise sivil toplum kuruluşlarımızdır. Bursa'nın en büyük gücü birlik ruhudur" ifadelerini kullandı. "SİVİL TOPLUM ŞEHİR HAYATINA YÖN VERİYOR" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Belgin Uygur ise konuşmasında sivil toplum kuruluşlarının şehir hayatına önemli katkılar sunduğunu belirtti. Uygur, siyasetin milletle birlikte yürütülen bir hizmet anlayışı olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulunarak, "Sivil toplum kuruluşlarımızın yaptığı çalışmalar şehir hayatına yön veriyor ve toplumsal hayata değer katıyor. Sahadan gelen sesi duymak, toplumun beklentilerini doğrudan dinlemek ve karar süreçlerini bu birikimle şekillendirmek bizim için büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "DÜNYADA BARIŞ VE İNSAN ONURU ÖN PLANDA OLMALI" Uygur konuşmasında dünya gündemine de değinerek özellikle bölgede yaşanan çatışmaların sivilleri etkilediğine dikkat çekerek, "Bugün dünyanın birçok yerinde savaşların en ağır yükünü siviller, kadınlar ve çocuklar taşıyor. Bizler gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve insan onurunun hakim olduğu bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. He

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Fatma öğretmen cinayetiyle ilgili ilk sözler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Ev Sahibi Türkiye - Ankara 31 bin 73 Konut Kura Çekim Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Çekmeköy'de öğrencisinin bıçaklı saldırısında hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik cinayetine değinen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında dün İstanbul Çekmeköy'de bir lisede uğradığı menfur saldırıda vefat eden Fatma Nur Çelik öğretmenimize Rabbimden gani gani rahmet diliyorum. Merhum öğretmenimizin ailesi ve yakınlarına sabır, büyük bir fedakârlıkla ülkemize hizmet eden eğitim camiamıza başsağlığı temenni ediyorum. Elleri öpülesi öğretmenlerimize yapılanın hiç bir gerekçesi olamaz. Şiddeti bir kenara bırakın, Hazreti Ali efendimizin bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum buyurduğu öğretmene, hocaya yönelik saygısızlık etmek bile inancımızdan ve kültürümüzde kabul edilmez. Başsavcılığımız, Adalet Bakanlığımız idari soruşturmayı başlatmıştır. Milletçe hepimizi hüzne boğan bu olayın üzerine kararlılıkla gidilecek, failin hak ettiği cezayı alması için gereken mutlaka yapılacaktır. Aynı saldırıda yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize de yüce Allah'tan acil şifalar diliyorum. Rabbim Fatma Nur öğretmenimizin mekânını inşallah cennet eylesin." dedi. "31 BİN KONUT HAYIRLI OLSUN" Değerli misafirler, ev sahibi Türkiye olarak Ankara kura çekimi töreni münasebetiyle sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, bu gazi mekâna hepiniz hoş geldiniz. Ekranları başından, sosyal medya platformlarından ve çeşitli iletişim vasıtalarından şu anda bizleri takip eden, gözü gönlü ve kulağı burada olan tüm kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum. Bu anlamlı merasimi tertiplemek suretiyle bir araya gelmemize vesile olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. 500 bin sosyal konut projemiz kapsamında birazdan kuralarını çekeceğimiz 31.073 konutun Ankara'mız ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. "SİYONİST TAHRİKLE İRAN'A SALDIRILDI" "Değerli dostlar, bu anlamlı törenimizi aynı zamanda on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'in manevi lezzetini milletçe tattığımız bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Sizlerle birlikte milletimizin ve tüm İslam âleminin Ramazan'ını tebrik ediyor, kalplerimize huzur veren bu ruh ikliminin hem kuvvetimizin hem de muhabbetimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. İnanıyorum ki sizler de çok yakinen takip ediyorsunuz. Gazze'de, Batı Şeria'da ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarında yaşayan kardeşlerimiz Ramazan'ı yine mahzun bir şekilde karşıladı. İsrail hükümeti insani yardım girişlerini kasten engelleyerek Ekim ayındaki mutabakatı açıkça ihlal ediyor. Ateşkese rağmen son beş ayda 620'nin üzerinde Gazzeli kardeşimiz İsrail saldırılarında şehit oldu. Somali'de, Sudan'da, Arakan'da ve daha pek çok yerde mazlumlar Ramazan'ı ne yazık ki buruk bir kalple geçiriyor. Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor." "GERİLİM DALGASI GÜNDEN GÜNE YAYILMA EĞİLİMİNDE" "Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Afganistan'la Pakistan arasında patlak veren çatışmalara, Siyonist lobinin tahrikleriyle İran'a karşı düzenlenen hava harekâtı eklendi. Siyonist tahrikle İran'a saldırıldı. Körfez'deki kardeş ülkelere yönelik füze ve kamikaze drone saldırıları ise istikrarsızlık ortamını daha da derinleştirdi. Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşıyla ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken Türkiye olarak barış, huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizi ve milletimizi bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldık ve alıyoruz. Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında diyalog ve müzakere yoluyla adil ve hakkaniyetli bir biçimde çözümü için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş daha fazla yayılmadan, kardeş ülkeler arasına daha fazla husumet girmeden bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Sizlerden, dayanışma mevsimi olan Ramazan-ı Şerif'te gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi unutmamanızı bilhassa istirham ediyorum. Hem edeceğiniz dualarla hem de yapacağınız yardımlarla mazlum ve mağdurların yanında olacağınıza yürekten inanıyorum." "740 BİN SOSYAL KONUTU MİLLETİMİZİN HİZMETİNE SUNDUK" "Değerli kardeşim biz millete hizmet yoluna erdemliler hareketi olarak çıkmış bir kadroyuz. Bu milletin hizmetkarı olmayı milletin emanetine sahip çıkmayı kendimiz için şeref ve haysiyet meselesi olarak görüyoruz. Bugüne kadar ne yaptıysak Cenabı Allahın yardımı aziz milletimizin de desteğiyle yaptık. Önümüze konulan tüm engelleri aziz milletimizin basiretiyle ferasetiyle dirayetiyle aştık. Dar gelirli vatandaşlarımızı yeni yuvalar ile buluşturduk. Şehirlerimizi parklarıyla millet bahçeleri ile yürüyüş ve bisiklet yollarıyla gençlik merkezleri ve sosyal yaşam alanlarıyla donattık ve güzelleştirdik. Altyapısı hazır olan arsaları vatandaşlarımızın kullanımına tahsis ettik. Bu süreçte TOKİ'miz güzel bir performans ortaya koydu ve böylelikle bir milyon 740 bin sosyal konutu milletimizin hizmetine sunduk. Alt gelir grubundaki 5 milyona aşkın vatandaşımızın depreme dayanıklı ve emniyetli yaşam alanlarında ikamet etmesini sağladık. Kardeşlerim şehircilik de en büyük başarı hikayesini deprem bölgemizde yazdık milletimize verdiğimiz sözü tutarak üç yıl içinde tam 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.