Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mücadele

Haberia - Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp krizi, sanıldı: “Ters İlişki” cinayeti çıktı! Haber

Kalp krizi, sanıldı: “Ters İlişki” cinayeti çıktı!

Olay, İstanbul Beyoğlu Kulaksız Mahallesi’nde 24 Mart’ı 25 Mart’a bağlayan gece yarısından sonra meydana geldi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, Fesif Deneri’nin cansız bedeniyle karşılaştı. Evde bulunan Bilge D., ilk ifadesinde ikili arasında cinsel birliktelik yaşandığını ancak Deneri’yi yerde yatarken bulduğunu belirterek “Kalp krizi geçirmiş olabilir” dedi. İlk değerlendirmede şüpheli görülmeyen Bilge D., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Ancak Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi, olayın göründüğü gibi olmadığını ortaya koydu. Raporda Deneri’nin boğularak öldürüldüğü tespit edilince, soruşturmanın seyri tamamen değişti. Bunun üzerine Bilge D., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yeniden gözaltına alındı. Emniyette sorgulanan Bilge D., suçlamaları önce reddetti ancak ardından cinayeti itiraf etti. Zanlının ifadesinde şu ifadelere yer verildiği öğrenildi: “O gün alkollüydük. Cinsel birliktelik yaşadık. Sanırım cinsel uyarıcı hap almıştı. Ters ilişki istedi. Ben istemeyince aramızda kavga çıktı. Onu ittim, yere düştü. Bayıldığını sandım. Sonra bir anda kalkıp bana vurmaya, boğmaya çalıştı. Onunla mücadele ettim, onu boğarak öldürdüm.” Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Bilge D., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, cinsel taleplerin şiddetle sonuçlanması ve ilk anda “doğal ölüm” görünümü verilmeye çalışılmasıyla dikkat çekerken, adli tıp incelemesinin olayın aydınlatılmasındaki belirleyici rolü bir kez daha gözler önüne serildi.

Alfatlı: Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa vasiyetini gerçekleştireceğiz! Haber

Alfatlı: Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa vasiyetini gerçekleştireceğiz!

Ekrem Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun Türk siyasetinde “ilkeli duruşun, tavizsiz mücadelenin ve millet merkezli anlayışın sembol isimlerinden biri” olduğunu belirterek, onun hayatı boyunca hiçbir şartta inandığı değerlerden geri adım atmadığını ifade etti. Yazıcıoğlu’nun siyaset anlayışının makam, mevki ya da güç odaklı değil; doğrudan milletin inancı, kültürü ve geleceği üzerine kurulu olduğunu dile getiren Alfatlı, “O, siyaseti bir kariyer alanı değil, bir dava ve adanmışlık meselesi olarak görüyordu” dedi. Açıklamasında Yazıcıoğlu’nun şehirler üzerinden kurduğu stratejik ve kültürel bakış açısına da değinen Alfatlı, Bursa’nın bu perspektifte özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun Bursa’yı yalnızca bir sanayi kenti olarak değil, aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş ruhunu taşıyan, Türk-İslam medeniyetinin temel taşlarından biri olarak değerlendirdiğini belirten Alfatlı, “Bursa, onun nazarında sıradan bir şehir değil; milli kimliğin güçlendiği, tarihi ve manevi mirasın canlı tutulduğu bir merkezdi” ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu’nun Bursa’ya bakışını üç temel başlık altında değerlendiren Alfatlı, ilk olarak şehrin tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. “Merhum liderimiz, Bursa’yı Osmanlı’nın mayalandığı, bir cihan devletinin temellerinin atıldığı kutlu bir şehir olarak görürdü. Bu yüzden Bursa’nın her sokağında, her eserinde bir medeniyet idrakinin yaşatılması gerektiğine inanırdı” dedi. İkinci olarak “milli duruş” vurgusuna değinen Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun Bursa’daki milliyetçi-ülkücü hareketi son derece önemsediğini belirtti. “Onun için Bursa, yalnızca geçmişin hatıralarını taşıyan bir şehir değil, aynı zamanda geleceğin inşa edileceği stratejik bir merkezdi. Türk-İslam dünyası açısından güçlü bir duruşun sergilendiği bir kale olarak görürdü” şeklinde konuştu. Üçüncü olarak ise Bursa’nın kültürel ve sosyal yapısına dikkat çeken Alfatlı, Yazıcıoğlu’nun şehirdeki hemşehri dayanışmasına ve sivil toplum yapılanmalarına özel önem verdiğini ifade etti. “Bursa’daki Sivaslılar başta olmak üzere farklı şehirlerden gelen vatandaşlarımızın oluşturduğu dernekler, onun gözünde birlik ve beraberliğin en somut örnekleriydi. Bu yapıların korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirirdi” dedi. Alfatlı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun “koca reis” olarak anılmasının da yalnızca bir hitap biçimi olmadığını, bunun onun liderlik anlayışının ve millet nezdindeki karşılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. “O, milletin içinden çıkan, milletle yürüyen ve millet için mücadele eden bir liderdi. Bu yüzden bıraktığı iz hâlâ silinmemiştir ve silinmeyecektir” ifadelerini kullandı. Açıklamasının sonunda güçlü bir mesaj veren Alfatlı, BBP kadrolarının Yazıcıoğlu’nun emanetine sahip çıkmaya devam edeceğini belirterek şunları söyledi: “Bizler, Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşları olarak onun bize bıraktığı kutlu davayı sadece hatırlamakla yetinmeyeceğiz; yaşayacak ve yaşatacağız. Onun ilkelerini, onun duruşunu, onun ahlakını siyasetimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz. Bursa başta olmak üzere ülkemizin her köşesinde bu anlayışı diri tutacak, milli ve manevi değerlerimizi aynı kararlılıkla savunmayı sürdüreceğiz.”

Emek Cephesinden güçlü mesaj: Ortak mücadele kaçınılmaz Haber

Emek Cephesinden güçlü mesaj: Ortak mücadele kaçınılmaz

Bayramlaşma vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik ve sosyal süreçler başta olmak üzere işçilerin, emeklilerin ve memurların karşı karşıya kaldığı sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmelerde, emek kesimlerinin yaşadığı zorlukların giderek derinleştiğine dikkat çekilirken, çözümün ortak mücadele ve dayanışmadan geçtiği vurgulandı. “Sendikal Mücadele Yeni Bir Eşiğe Geldi” Toplantıda söz alan Kazım Sarnık, sendikal hareketin geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü kapsamlı bir perspektifle değerlendirerek, emek mücadelesinin artık yeni bir eşiğe geldiğini ifade etti. Sarnık, işçi, memur ve emekli kesimlerin ayrı ayrı değil, ortak bir zeminde buluşmasının zorunlu hale geldiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Ülkemizin mevcut koşulları, emek kesimlerinin birlikte hareket etmesini bir tercih olmaktan çıkarıp zorunluluk haline getirmiştir. Artık ortak bir ses, ortak bir irade ortaya koyulmadan kalıcı çözümler üretmek mümkün değildir.” Sarnık ayrıca, nazik ev sahiplikleri dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkür etti. “Emekçinin Birliği Kaçınılmaz” Ersin Ayar da konuşmasında, temsil ettikleri kitlenin yalnızca işçilerle sınırlı olmadığını; köylü, emekli ve memurların da bu mücadelenin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Ayar, emek eksenli örgütlenmenin geniş bir toplumsal tabana dayandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Üyelerimiz işçi, köylü, emekli ve memurlardan oluşuyor. Bu geniş kesimlere hizmet etmek ve haklarını korumak için birlikte mücadele etmekten başka bir yol yoktur.” Ayar da ev sahipliği dolayısıyla İŞÇİDER yönetimine teşekkürlerini iletti. “Sorunları Biliyoruz, Çözüm İçin Mücadele Ediyoruz” Toplantının ev sahibi İsmail Doru ise konuşmasına misafirlerine teşekkür ederek başladı. İşçi hakları konusunda yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Doru, mevcut sorunların farkında olduklarını ve çözüm yollarını kararlılıkla gündeme taşıdıklarını ifade etti. Doru, açıklamasında şu vurguları yaptı: “Yaşanan sorunları biliyoruz. Bu sorunların çözüm yollarını da en güçlü şekilde siyasi otoriteye duyurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Görmeyen gözlere göstermek, duymayan kulaklara duyurmak için mücadelemizi sürdürüyoruz. Amacımız bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek; yani yapıcı ve sonuç odaklı bir anlayışla hareket ediyoruz.” Ortak Payda: Dayanışma ve Mücadele Gerçekleştirilen buluşma, farklı emek örgütlerinin ortak bir zeminde buluşarak sorunlara birlikte çözüm arama iradesini ortaya koyması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Toplantıda verilen mesajlar, Türkiye’de emek kesimlerinin önümüzdeki süreçte daha güçlü bir dayanışma ve koordinasyon içinde hareket edebileceğine işaret etti. Emek dünyasının önde gelen temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşması, yalnızca mevcut sorunların tespiti açısından değil, aynı zamanda ortak bir mücadele hattının inşası bakımından da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıktı.

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek Haber

CHP Bursa: Milletten korkanlar kaybedecek

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci “millet iradesini savunma mücadelesi” olarak nitelendirdi. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, “Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir” dedi. Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde: "Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!

EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu 3 Mart'a dikkat çekti Haber

EMADDER Başkanı Mihriban Uğurlu 3 Mart'a dikkat çekti

Uğurlu açıklamasında, “Tagımız zirvede, burada yazan sıradan bir kelime değil. Bu tagın içinde üç yıllık acı, gözyaşı, fedakarlık, emek, alınteri ve gece gündüz edilen mücadele var. Ancak bu haksızlığı yaşayan bilir ne kadar acıttığını, kırdığını, yıktığını, paramparça ettiğini” ifadelerini kullandı. “EYT Verildi, Ama Adalet Tam Olamadı” Başkan, 3 Mart 2023’te kademesiz olarak çıkan EYT düzenlemesinin bazı vatandaşları sevindirirken, diğer bir kesimi hâlâ 17-20 yıl daha çalışmaya mahkûm ettiğini söyledi: “3 Mart 2023, ateşi söndürürken diğer odanın yakıldığı gün oldu. Daha fazla emek, daha fazla prim ödedik ama farklı kaderlere mahkûm edildik.” Uğurlu, EYT düzenlemesinin kademeli bir sistemle tamamlanması gerektiğini belirterek, “Bize kademesiz bir yük, bitmeyen bir bekleyiş dayattılar. Ömrümüzün dörtte biri bir yasa ile gasp edildi. Susmadık, susmayacağız. Bu adaletsizliği unutturmayacağız” dedi. Kademeli Emeklilik Talebi EMADDER Başkanı, 1999-2008 yılları arasında SGK’ya giriş yapan vatandaşların aynı yasaya tabi olduğunu, fakat 3 Mart 2023’te çıkarılan düzenlemenin tam adaleti sağlayamadığını ifade etti. Uğurlu, kademeli emeklilik yasasının bir an önce yasalaşması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Kademe, 1999-2008 SGK girişliler için EYT’nin bittiği 43 yaştan başlar. Bugün hâlâ aynı şartlarda çalışmış, aynı emeği vermiş ama farklı kaderlere mahkûm edilmiş vatandaşlarımız vardır. EYT düzenlemesinin eksik kalan kısmı kademeli geçiş ile tamamlanmalıdır. Adalet; yarım bırakılmaz, geciktirilmez. Emek veren herkes için hakkın tam teslim edildiği bir düzenleme artık ertelenmemelidir.” Mihriban Uğurlu’nun açıklaması, EYT mağdurlarının taleplerinin hâlâ güncel olduğunu ve çözümün geciktirilmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Bursa'da göçmen kaçakçılığına büyük darbe! 3 Bin 858 kişi sorgulandı, 1 organizatör gözaltında Haber

Bursa'da göçmen kaçakçılığına büyük darbe! 3 Bin 858 kişi sorgulandı, 1 organizatör gözaltında

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında il genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Yapılan uygulamalarda toplam 3 bin 858 kişi sorgulanırken, 8’i Türk vatandaşı ve 26’sı yabancı uyruklu olmak üzere toplam 34 kişi hakkında işlem yapıldı. 805 araç denetlendi, 206 bin TL ceza kesildi Denetimler kapsamında 805 araç kontrol edilirken, çeşitli ihlaller nedeniyle 34 araca toplam 206 bin 796 TL idari para cezası uygulandı. Yapılan kontrollerde: 1 kişinin kimliksiz olduğu ve Türkiye’ye yasa dışı giriş yaptığı, 2 kişinin vize ihlali yaptığı ve yasal kalış hakkının bulunmadığı, 5 kişinin Bursa’ya kayıtlı geçici koruma kimlik belgesine sahip olduğu, Bazı yabancı uyruklu şahısların ise çalışma izni olmadan kaçak çalıştırıldığı belirlendi. Kimliksiz ve vize ihlali bulunan yabancı uyruklu şahıslar, sınır dışı işlemleri için İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Kaçak işçilere aylık 27 bin TL ödeme Polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, kaçak olarak çalıştırılan yabancı uyruklu şahıslara kişi başı aylık 27 bin TL ücret ödendiği ortaya çıktı. Bu kişileri temin eden ve çalıştıran organizatör konumundaki 1 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edildi. Yetkililer, göçmen kaçakçılığıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla denetimlerin aralıksız devam edeceğini bildirdi.

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor! Haber

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor!

Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 35 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.