Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Petrol

Haberia - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gabar’da çifte keşif! Petrolün yanında 7 katlı 'Apartman Mağara' dikkat çekiyor (Özel Haber) Haber

Gabar’da çifte keşif! Petrolün yanında 7 katlı 'Apartman Mağara' dikkat çekiyor (Özel Haber)

Şehmus EDİS / MARDİN (İGFA) - Bölgede yaşanan huzur ve istikrar ardından Gabar adeta saklı cenneti gün yüzüne çıkmaya başladı. Bir yandan petrol bir yandan binlerce yıllık tarih ve doğal güzellikler 50 yıl sonra Gabar’ın saklı cennetini ortaya çıkardı. Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyü Kırkağaç mevkiinde, Gabar Dağı eteklerinde yer alan çok katlı mağara yerleşimleri, adeta “mağara apartmanları” gibi dikkat çekiyor. Halk arasında “Ulya Şeyhan”, “Olya Şexa” veya “Uluye Seğa” gibi yerel isimlerle anılan bu yapılar, bölgenin zengin tarihine ışık tutarken aynı zamanda doğa turizmi için yeni bir potansiyel oluşturuyor. 7 KATLI “APARTMAN MAĞARA” VE BÖLGEDEKİ DİĞER YAPILAR Bölgenin en dikkat çeken yapısı, 7 katlı apartman mağara olarak bilinen tarihi kaya yerleşimi. Sarp kayalıklara insan eliyle oyulmuş bu kompleks, birbirine bağlı odalar, yaşam alanları, ibadet ve eğitim mekanlarından oluşuyor. Araştırmalara göre kökeni Tunç Çağı’na, yaklaşık MÖ 2500’lü yıllara uzanan bu mağaraların, yüzyıllar boyunca farklı amaçlarla kullanıldığı değerlendiriliyor. Mağara, katlar arası geçişler ve doğal savunma avantajıyla görenleri hayran bırakıyor. Gabar Dağı eteklerinde yalnızca bu yapı değil, farklı büyüklük ve katlarda yaklaşık 360 mağaranın bulunduğu ifade ediliyor. Bunların bir kısmı ev görünümünde, bazıları ise daha karmaşık yerleşimler halinde. Bazıları 3-4 katlı, bazıları ise daha mütevazı odalardan oluşuyor. Yerel araştırmacılar ve doğa gezginleri, bu mağaraların insanlık tarihinin bölgede “büyük işler” başardığını gösterdiğini söylüyor. Kim tarafından ve tam olarak ne zaman yapıldığı kesin bilinmese de Mezopotamya’nın kadim uygarlıklarıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. “ŞIRNAK’IN SAKLI CENNETİ” Son yıllarda Gabar Dağı’ndaki güvenlik ortamının iyileşmesiyle birlikte bu mağaralar doğaseverler, tarih meraklıları ve trekking grupları tarafından daha sık ziyaret ediliyor. Bazı videolarda ve paylaşımlarda mağaraların iç mekanları, katlar arası merdivenler ve muhteşem manzaralar görülüyor. Bölge, “Şırnak’ın saklı cenneti” olarak nitelendiriliyor. Gabar Dağı aynı zamanda Türkiye’nin önemli petrol keşiflerine sahne oluyor. 2022’den itibaren TPAO’nun çalışmalarıyla Şehit Aybüke Yalçın sahası başta olmak üzere yüksek kaliteli petrol rezervleri bulundu. Rezervin 150 milyon varil civarında olduğu ve toplam ekonomik değerinin milyarlarca dolara ulaştığı ifade ediliyor. Günlük üretimle bölge ekonomisine katkı sağlıyor, istihdam yaratıyor ve yerel yaşamı dönüştürüyor. Petrolün “fışkırdığı” bu dağda, aynı anda binlerce yıllık mağaralar da keşfedilmeyi bekliyor. Bir yandan modern enerji üretimi, bir yandan da antik yaşam izleri… Bu ikili tablo, Gabar’ı hem ekonomik hem kültürel açıdan önemli kılıyor. Güvenlik ve altyapı iyileştikçe turizm potansiyeli de artıyor; mağaralar doğa yürüyüşü rotalarına dahil ediliyor. KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN MİRAS Bu mağaralar henüz tam olarak arkeolojik kazı veya detaylı bilimsel incelemeye tabi tutulmamış görünüyor. Yerel isimler (Ulya Şeyhan gibi) ve halk anlatıları dışında yazılı tarih kaynakları sınırlı. Ancak uzmanlar, bölgenin Mezopotamya’nın erken dönemleriyle bağlantılı olabileceğini ve daha fazla araştırmaya değer olduğunu vurguluyor. Gabar Dağı, artık sadece petrolüyle değil, yeşil vadileri, kanyonları ve bu gizemli mağara apartmanlarıyla da konuşuluyor. Tarihe meraklıysanız veya doğa gezisi planlıyorsanız, Akdizgin köyü civarındaki bu yapılar rotanıza eklenebilir. Gabar Dağı’nda bir yanda modern enerji üretimi, diğer yanda binlerce yıllık yaşam izleri bir arada bulunurken, bölgenin hem ekonomik hem de kültürel açıdan öneminin giderek artması umut veriyor.

Trump'ın hedefinde bu sefer Çin var: "Eğer öyle bir şeylerini yakalarsak..." Haber

Trump'ın hedefinde bu sefer Çin var: "Eğer öyle bir şeylerini yakalarsak..."

ABD ile İran arasındaki savaşa ateşkes arası veirlmişken ABD Başkanı Donald Trump'tan Çin'e yönelik yeni tehditler geldi. Çin'in İran'a silah sevkiyatı girişimleriyle ilgili soruyu yanıtlayan Trump, böyle bir şey olması halinde gümrük vergilerini yüzde 50 oranında arıtararak yaptırım uygulayacağını söyledi. ABD'DEN ÇİN'E İRAN TEHDİTİ ABD-İran savaşı bir yandan devam ederken Trump'tan Çin'e gözdağı geldi. İran'a silah sevkiyatı ihtimalini değerlendiren Trump, Çin'in böyle bir şey yapması ihtimaline karşı yine gümrük vergisi kartını oynadı. Trump, diğer yandan Çin'e seslenerek "Gemilerinizi bize gönderin bizde daha çok petrol var. ABD ve Venezuela petrolünü size daha ucuza satarız" dedi. "EĞER SİLAH SEVKİYATI OLURSA..." Trump, şu ifadeleri kullandı; "Eğer Çin'in İran'a silah sevkiyatı yapmaya hazırlandığını yakalarsak, onlara %50 gümrük vergisi uygularız. "ÇİN GEMİLERİNİ BİZE GÖNDERSİN DAHA UCUZA PETROL SATARIZ ONLARA" Çin gemilerini bize yollasın, Venezuela'ya yollasın Bizde fazla petrol var, daha ucuza bile satarız. "TÜM ÜLKEYİ YOK ETTİK" İran görüşmelere sanki bütün kartlar onların elindeymiş gibi geldi. Ama değil. Tüm ülkeyi yok ettik. Tam bir abluka devreye sokuyoruz. İran'ın, sevdiği insanlara petrol satarak para kazanmasına ve sevmedikleri kişilere satmamasına ya da her neyse buna izin vermeyeceğiz. Ya hep ya hiç olacak. İRAN'A TEHDİT: "TAMAMI YOK OLACAK" Trump, "Bir medeniyetin tamamının yok olacağını söylediğiniz için eleştirildiniz" sorusuna şöyle yanıt verdi; "Bunda sakınca görmüyorum çünkü bu onları masaya getirdi. Yıllarca onların "Amerika'ya ölüm" demelerini duymak zorunda kaldım. "İSTESEM İRAN'I BİR GÜNDE YOK EDERİM" Kimse elinde hiç koz yokken nükleer silahlara sahip olmak istediğimizi söyleyecek kadar aptal olamaz. Şayet bundan vazgeçmezlerse, İran'ı yerle bir etmeye devam edeceğiz. İstesem İran'ı bir günde yok ederim. NETANYAHU HAKKINDA "BİZ ABİYİZ ONLAR KÜÇÜK KARDEŞ! ÇOK ETKİLİ BİR EKİBİZ" DEDİ ABD-İran ateşkesine rağmen Lübnan'ı bombalayan ve yüzlerce sivilin ölümüne neden olan İsrail Başbakanı binaymin Netanyahu konusunda ise Trump, "Netenyahu'un dediği gibi biz abiyiz onlar da küçük kardeş. Çok etkili bir ekibiz." dedi.

Trump'ın mesajıyla piyasalar alev aldı! Petrol 116 doların üzerine çıktı Haber

Trump'ın mesajıyla piyasalar alev aldı! Petrol 116 doların üzerine çıktı

Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün geçtiği, İran petrolünün yüzde 90’ının sevk edildiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksama, küresel enerji arzını doğrudan etkiledi. Boğazın neredeyse tamamen kapanmasıyla milyonlarca varillik arz kaybı oluşurken, piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşandı. Babülmendep de risk altında Yemen’in savaşa dahil olmasıyla birlikte, dünya ticaretinin kritik geçiş noktalarından Babülmendep Boğazı da risk altına girdi. Bu durum yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel ticaret akışını da tehdit eder hale geldi. Trump’tan kritik açıklama ABD Başkanı Donald Trump’ın “Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmeye başladık” açıklaması ve olası kara harekâtı ihtimalinin güçlenmesi, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Washington’un sahadaki askeri varlığını artırması, çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği endişesini beraberinde getirdi. Petrol fiyatları fırladı Gelişmelerin ardından Brent petrol fiyatları varil başına 116 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, Hürmüz’deki belirsizliğin devam etmesi halinde fiyatların daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Asya-Pasifik’te yakıt krizi Hürmüz’deki tıkanma başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere birçok bölgeyi doğrudan etkiledi. Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi ABD müttefikleri yakıt kıtlığıyla karşı karşıya kalırken, bazı tankerlerin İran koruması altında sınırlı geçiş yaptığı bildirildi. Gerilim küresel krize dönüşüyor Enerji hatlarındaki daralma, askeri hareketlilik ve sert açıklamalar, İran Savaşı’nın yalnızca bölgesel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel ekonomik krize dönüşebileceği endişelerini artırıyor.

İran: Adalarımızı işgale kalkışanın altyapısını vururuz Haber

İran: Adalarımızı işgale kalkışanın altyapısını vururuz

İran Meclis Başkanı Muhammed Galibaf, istihbarat verilerine dayandırdığı açıklamasında, İran’ın düşmanlarının bölgesel bir ülkenin desteğiyle Körfez’deki adalarından birini işgal etmeye hazırlandığını iddia etti. Galibaf, tüm hareketliliğin yakından takip edildiğini belirterek, olası bir girişime karşı hazırlıklı oldukları mesajını verdi. “Hayati altyapıları sınırsız saldırı altında kalacak” Galibaf, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bazı istihbarat bilgilerine göre, İran’ın düşmanları, bölgesel bir ülke tarafından desteklenerek adalarımızdan birini işgal etmeye hazırlanıyor. Tüm düşman hareketleri gözetimimiz altında. Eğer harekete geçerlerse, o ülkenin hayati altyapısı sınırsız ve amansız bir saldırı altında kalacaktır.” Açıklamalar, Basra Körfezi’ndeki stratejik adalar üzerinde süregelen egemenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Hark Adası’na mayın döşendi CNN’de yer alan habere göre ise İran, olası bir ABD kara harekâtına hazırlık olarak stratejik Hark Adası’nı asker, hava savunma sistemleri ve mayınlarla güçlendirdi. ABD yetkilileri, İran’ın bölgede konuşlandırdığı katmanlı savunma sistemleri, MANPAD’ler ve tanksavar mayınları nedeniyle olası bir operasyonun yüksek risk taşıdığı konusunda uyarıda bulunuyor. Riyad’dan ABD’ye kara harekâtı önerisi iddiası Bu gelişmeler yaşanırken Suudi Arabistan’ın ABD’ye İran’a yönelik kara harekâtı yapılmasını önerdiği yönündeki iddialar basına yansımış, ancak Riyad yönetimi söz konusu iddiaları yalanlamıştı. Trump: “Selman bizimle birlikte savaşıyor” ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te düzenlediği basın toplantısında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, “O bir savaşçı. Bu arada bizimle birlikte savaşıyor. Suudi Arabistan mükemmel bir performans sergiledi” ifadelerini kullandı. Trump’ın sözleri, ABD ile İran arasında tırmanan tansiyon ve bölgesel müttefiklerin pozisyonunun kritikleştiği bir dönemde geldi. Petrol piyasalarında dalgalanma Son haftalarda İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne yönelik sert mesajları ve enerji sevkiyatına ilişkin risklerin artması, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Enerji arzının devamlılığı açısından kilit rol oynayan Suudi Arabistan, ABD ile yakın koordinasyon içinde hareket ediyor. Uzmanlar, İran’ın bu son çıkışının Körfez’deki gerilimi daha da derinleştirebileceği ve bölgesel güç dengelerinde yeni bir kırılma noktası oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.

İran, Suudi Arabistan'a saldırdı! Haber

İran, Suudi Arabistan'a saldırdı!

ABD ve İsrail, İran'ın Buşehr eyaletindeki petrol rafinelerini vurdu. Saldırıların ardından açıklama yapan İran, misilleme olarak Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'da ABD ile bağlantılı petrol tesislerini vuracağını açıkladı. İRAN'DAN RİYAD'A İHA SALDIRISI İran ilk misilleme saldırılarını gerçekleştirdi. İran, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a çok sayıda insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenledi. Suudi hava savunma sistemleri İHA'ların bir kısmını havada imha ederken, saldırılar bölgedeki askeri üslerde ve kritik enerji hatlarında yoğun hareketliliğe neden oldu. SUUDİ ARABİSTAN'DAN AÇIKLAMA GELDİ Suudi Arabistan Savunma Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan yazılı açıklamada, ülkenin doğu bölgesine fırlatılan 2 balistik füzenin hava savunma sistemlerince engellenerek imha edildiği belirtildi. Gerilimin artmasıyla birlikte İran; Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'daki stratejik rafinerilerin de hedef listesinde olduğunu duyurdu. Bölge ülkelerini ABD'ye destek vermemeleri konusunda uyaran Tahran, misillemelerin süreceği mesajını iletti. Yaşanan bu karşılıklı eylemler, Orta Doğu'da enerji güvenliğini riske atarken küresel petrol piyasalarında da tedirginliğe neden oldu. ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında diplomatik görüşmeler devam ederken 28 Şubat'ta İran'a askeri operasyon başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD birliklerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybetti. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında ölü sayısı 1348'i, yaralı sayısı ise 17 bini aştı.

Ümit Özdağ: PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmeli Haber

Ümit Özdağ: PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmeli

Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Değerli basın mensupları, sevgili Zafer Partililer, bugün mübarek Ramazan'da iftar sofrasında bir araya gelmek için Malatya'dayız ve sizlerle birlikte iftarı yapacağız. İstişarelerde bulunacağız. Buraya Kayseri'den geldim. Kayseri'ye de Eskişehir'den gelmiştim. Ramazan'da ziyaret ettiğim 17. kent. Buradan da Ankara'ya döneceğiz ve bayramı karşılayacağız inşallah. Tabii hem Türkiye'nin gündemi hem çevre ülkelerin ve dünyanın gündeminin çok yoğun olduğu bir süreci yaşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist İsrail'in İran'a saldırısı bölgesel bir savaşa dönüşürken Hürmüz'ün kapatılması bütün dünya ekonomisini köklü bir şekilde etkileyecek bir süreci tetikledi ve dünya petrol rezervlerinin yüzde 20'sinin nakledildiği bir kanal kapanınca bunun bütün ülkelerde ciddi bir enflasyonist etki yarattığını görüyoruz. Bu arada Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'ı yanlış değerlendirdikleri de artık Batı basınında itiraf edilen bir gerçek haline geldi. İran Amerikan ve İsrail saldırılarına karşı direnirken İran halkı da Batı'nın, Amerika'nın, İsrail'in yapmış olduğu ayaklanma çağrılarına olumlu bir cevap vermeden İran'ın birliği için direnmeye devam ediyor. “PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmesi gerekiyor” Ancak bu arada PKK ve PJAK'ın Batıda, Batı İran'da hareket halinde olduğu bazı köylere, kasabalara saldırdığı haberlerini alıyoruz. Özellikle Batı İran'da Amerikan ve İsrail savaş uşaklarının bombardımanıyla İran ordusunun ve devrim muhafızlarının karargahları tahrip edilerek adeta PKK, PJAK'a Kuzey'e doğru, Urmiye'ye doğru çıkmaları için yol açılmaya çalışılıyor. PKK ve PJAK'ın da şimdi bu yolu kullandıklarını görüyoruz. Bu noktada hükümetin çok dikkatli olması ve gereken sert girişimlerde ve müdahalelerde olaylar Güney Azerbaycan'a yayılmadan, PKK terörü Güney Azerbaycan'a yayılmadan müdahale edilmesi gerekiyor. Bu çağrıda bulunurken ama ne yazık ki evvelsi gün Barzani'nin yayın organı Rudaw'a demeç veren Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının bu açıklamasında çok ciddi ve utanç verici ifadeler kullandığını görüyoruz. PKK terör örgütünün kurucu kadrosu arasında yer alan Sakine Cansız'ın Paris'te öldürülmesini bir provokasyon olarak gösterip ‘FETÖ'cüler bundan sorumlu’ diyor. Bu inanılır gibi değil. Türk devlet protokolünde ikinci sırada oturan Meclis Başkanının kendi devletini kendi istihbarat servisini zan altında bırakması ve bir terörle mücadele sürecini provokasyon olarak nitelendirmesi açık bir akıl tutulmasıdır. Bu süreçte Meclis Başkanının yine ‘eğer süreç gerçekleşmezse siyaset bunun altında kalır’ dediğini de okuduk. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sürecin altında kalmasın da sizin kötü siyasetiniz bırakın kalsın” Biz de buradan kendisine diyoruz ki Zafer Partisi olarak: Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sürecin altında kalmasın da sizin kötü siyasetiniz bırakın kalsın. Öcalan komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne vermiş olduğu Anayasayı ve yasaları Öcalan'ın ve PKK'nın istediği şekilde değiştirme hamlesini zaten Türk milleti sandıkta başarısızlığa muhakkak uğratacaktır. Biz de terörle müzakere değil, mücadele edilir ve terör yok edilir diyerek bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla Anadolu'yu adım adım dolaşarak Ankara'da Türkiye Büyük Net Meclisi'nde neler yapılmak istendiğini bütün açıklığıyla ortaya koyacağız. Öte yandan Bugün Malatya'da depremin üzerinden üç sene geçmiş olmasına rağmen hala Hatay'da olduğu gibi şehrin üzerindeki deprem yükünün kaldırılmadığını üzüntüyle gördük. Üç koca sene doğru kullanılmamış ve Malatya hala depremin ağır sonuçlarını yaşamaya devam ediyor. Rezerv alan yasası çıktığı zaman ilk açıklamayı ve ilk müdahaleyi rezerv alan yasasına Zafer Partisi olarak biz yapmıştık. Bu yasanın tapuyu deldiğini milletin tapulu malını elinden almaya uygun bir yasa olduğunu söylemiştik. Bazıları ‘iyi niyetle kullanılırsa olmaz, kötü niyetle kullanılırsa olur’ diyerek itirazlarımızı etkisizleştirmeye çalışmıştı. Biz de o zaman ‘hiç kimsenin malı mülkü bir iktidarın iyi niyetine veya kötü niyetine bağlanamaz, tapu tapudur. Tapunun delindiği yerde devlet delinir’ demiştik. Şimdi ne yazık ki bunu yaşıyoruz. Hatay'da olduğu gibi. Evet, rezerv alan yasasıyla Malatya'da milletin tapusu deliniyor. Binalar hala yetişmiş değil. İnsanlar hala konteynırlarda yaşamaya devam ediyor. Bu hem depreme hazırlık konusunda büyük bir hata içerisinde olan iktidar ki bu depremin olacağı biliniyordu. Depremden üç sene önce Kahramanmaraş'ta Çevre Şehircilik Bakanlığı'yla AFAD bu depremle ilgili çalıştay yapmıştı. Peki o çalıştayda ‘Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyecek 7,4 şiddetinde bir deprem olursa?’ sorusuna cevap aradınız da olunca ne yapacağınız olmadan önce neler yapacağınız konusunda ne yaptınız? Koskocaman bir hiç. Depreme hazırlık konusunda başarısız olan iktidarın deprem sırasında da kurtarma sürecinde başarısız olduğunu ve şimdi yeniden inşa sürecinde de üçüncü sene dolmuş olmasına rağmen başarısızlığı istikrarla sürdürdüğünü görüyoruz. “Zafer Partisi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ağır sorunları çözebilecek yegâne partidir” Şimdi sevgili Malatyalılar, sevgili Zafer Partililer, Zafer Partisi, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ağır sorunları temsil ettiği devlet aklıyla çözebilecek yegâne partidir. Zafer Partisi Türkiye'nin PKK ile müzakerelerle sürüklendiği felaketi durduracak tek partidir. Dış politikasında yaşanan savrulmalar neticesinde karşımıza çıkan ve gittikçe büyüyen tehditleri aşabilecek devlet aklına ve kadrosuna sahip tek partidir. Bizim meselemiz Türk milletine bu gerçeği tekrar ve tekrar anlatmaktır. Önümüzdeki seçimlere kadar da bunu yapacağız. Söylediklerimizin ne kadar doğru olduğunu olaylar, gelişmeler herkese gösteriyor. Hiç kimse Türk siyasetinde sığınmacılardan bahsetmezken, biz sığınmacı ve kaçak meselesini gündeme getirdik. Bunun Türkiye için bir milli güvenlik tehdidi olduğunu, ekonomik kalkınmamızı engellediğini, demografimizi bozduğunu anlattık. Bakın birinci İsrail-Irak-İran savaşından sonra İran'da İsrail'e MOSSAD’a istihbarat verenlerin yüzde 60’ının Afgan olduğu tespit edildi. Türkiye'de Milli İstihbarat Teşkilatı'nın yan kuruluşu olan Milli İstihbarat Akademisi 1 Ağustos 2025’te yayınlamış olduğu raporda Zafer Partisi'nin sığınmacılarla ilgili yapmış olduğu tespitlerin tamamının doğruluğunu ifade eden açıklamalar yaptı. Sadece bu mu? Türkiye'nin başında çok büyük bir organize suç, uyuşturucu ve sanal kumar belası var. Zafer Partisi dışında hiçbir partinin gündeminde Türkiye'yi içeriden adeta çürüten Türkiye'yi işgal etmek isteyen işgal ordularının keşif gücü olan baronlarla ve uyuşturucu çeteleriyle sanal kumar çeteleriyle mücadele yok. Zafer Partisi'nin hem gündemi hem programı. Keza ülkemizin Çin'in büyük bir ekonomik kalkınmayla 21. Yüzyılı fethetmeye hazırlandığı bir dönemde günü birlik ekonomik kararlarla bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmesi mümkün değil. Bu adaletle ve bu eğitimle ekonomik kalkınma mümkün değil. Zafer Partisi dışında hiçbir siyasi partinin adalet, eğitim ve ekonomiyi bir arada değerlendiren ve Türkiye'yi karma ekonomik modelle tekrar üretim hattına sokmayı planlayan bir çalışması yok. Bizim de meselelerimiz bu çalışmalarımızı Türk halkına seçimlere kadar anlatmak olacak. Bugün de burada Malatya'da sizlerle birlikte iftar sonrasında yapacağımız sohbette bütün bu hususları kapsamlı bir şekilde ele alacağız.”

Suudi Aramco tutuştu: 5 yılın en kötüsü... Haber

Suudi Aramco tutuştu: 5 yılın en kötüsü...

İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerji piyasalarında endişeleri artırdı. Dünyanın en büyük petrol üreticilerinden Suudi Arabistan'ın Aramco şirketinin CEO'su Amin Nasser, petrol stoklarının son 5 yılın en düşük seviyesine gerilediğini belirterek küresel ekonomi için ciddi risk uyarısında bulundu. PETROL FİYATLARI ZİRVEYE YÜKSELDİ İran ile yaşanan savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması petrol piyasalarında sert dalgalanmalara neden oldu. Petrol fiyatları kısa süre önce varil başına 114 dolara çıkarak son iki yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Suudi Aramco CEO'su Amin Nasser düzenlediği basın toplantısında mevcut krizin petrol arzı üzerinde büyük baskı oluşturduğunu söyledi. HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK NOKTA Körfez petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılmasında kilit rol oynayan Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasının büyük risk oluşturduğunu vurgulayan Nasser, deniz taşımacılığının yeniden başlamasının hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Nasser, “Yedek petrol üretim kapasitesinin büyük kısmı bu bölgede bulunuyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nda deniz taşımacılığının yeniden başlaması kesinlikle kritik öneme sahip” dedi. Bölgeden gelen toplam petrol arzının yaklaşık yüzde 17'sinin Hürmüz Boğazı üzerinden taşındığını belirten Nasser, yaşanan kesintinin şu ana kadar yaklaşık 180 milyon varil petrolü etkilediğini ifade etti. STOKLAR SON 5 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE Nasser, küresel petrol stoklarının zaten son beş yılın en düşük seviyesinde olduğunu belirterek kriz nedeniyle stokların daha hızlı tükenebileceği uyarısında bulundu. Enerji arzındaki aksamanın yalnızca petrol taşımacılığını değil, havacılık, tarım ve otomotiv gibi birçok sektörü de zincirleme şekilde etkilediğini dile getirdi. “DÜNYA İÇİN FELAKET OLABİLİR” Krizin uzun sürmesi halinde küresel ekonomi üzerinde ciddi sonuçlar doğabileceğini belirten Nasser, “Kesintinin uzaması durumunda dünya petrol piyasaları için felaket niteliğinde sonuçlar doğabilir ve küresel ekonomi açısından etkiler çok daha ağır olabilir” dedi. ŞU AN KULLANILAN TEK HAT Aramco'nun şu anda sevkiyat için yalnızca Doğu-Batı boru hattını kullanabildiğini belirten Nasser, bu hattın günlük yaklaşık 7 milyon varil kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Nasser ayrıca hem yurt içinde hem de yurt dışında petrol depolama kapasitesi açısından herhangi bir sorun bulunmadığını ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.