Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sosyal Devlet

- Sosyal Devlet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Devlet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Pars: Bayram emekliye zehir olacak Haber

TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Pars: Bayram emekliye zehir olacak

AK Parti Grup Başkanvekili Abdullah Güler’in “Emekli aylığı artışlarında çok ciddi kesintilerle beraber kaynak üretmede zorlandık. Hem Ramazan, hem Kurban Bayramı ikramiyelerinin ödenebilmesi için 150 milyar lira kaynak aktarıyoruz. Özel bir kaynak oluşturmak gerekiyor, zorluklarımız da ortada. Kanun teklifimizde emekli bayram ikramiyesine yönelik bir düzenleme bulunmuyor.” açıklaması, emekliler cephesinde tepkiyle karşılandı. Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars; ikramiyenin, en düşük emekli aylığına endekslenmesi çağrısı yaptı. ‘Emeklilerin Bekleyecek Gücü Yok’ Emeklilerin artan hayat pahalılığı karşısında ciddi geçim sıkıntısı yaşadığını belirten TÜED Uludağ Şubesi Başkanı Kenan Pars, “Özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki yükseliş, sabit gelirli vatandaşları zorluyor. Şubat ayında kira artış oranı yüzde 34’ü bulmuşken insanların barınma sorunu giderek derinleşiyor. Bayram ikramiyesi ise emekliler için yalnızca sembolik bir ödeme değil. Bayram öncesinde torununa harçlık verebilmek, evine rahatça alışveriş yapabilmek, emekliler için büyük bir moral kaynağıdır. İkramiyede artış yapılmaması, emeklilerde hayal kırıklığı yaratmıştır.” dedi. Ekonomik koşulların zorluğuna dikkati çeken Başkan Kenan Pars, “Mevcut şartlar herkes için zor olabilir; ancak bu süreci en ağır hisseden kesim, sabit gelirli emeklilerdir. Tasarruf ve denge arayışlarının bedeli sürekli emekliye ödetilmemelidir. Bugün en düşük emekli aylığı, TÜFE kaybı ve dolaylı vergiler düşüldüğünde fiilen 15 bin 500 TL seviyesine kadar gerilemiş durumda. Emeklilerin bekleyecek gücü yok. Ertelemeyin, oyalamayın! Ek ödeme oranını en az yüzde 10’a çıkarın.” ifadelerini kullandı. En Düşük Aylık, Yoksulluk Sınırının Yüzde 19’u! En düşük emekli aylığının 20 bin TL seviyesinde belirlendiğini de hatırlatan Kenan Pars, “TÜRK-İŞ’in son açıklamasına göre; açlık sınırı 32 bin 365 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 105 bin 424 TL’ye ulaştı. Bu rakamlar, emeklilerimizin gerçek yaşam koşullarını yansıtmaktadır. En düşük emekli aylığı, açlık sınırının yalnızca yüzde 61,8’ini karşılayabilmektedir. Yoksulluk sınırına baktığımızda ise durum daha da vahim. Bu aylık, yoksulluk sınırının sadece yüzde 19’unu karşılıyor.” değerlendirmesini yaptı. Şubat enflasyon rakamlarına da değinen Pars, “TÜİK’e göre; Şubat ayında enflasyon yüzde 2,96 oranında, yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 oranında oldu. Ocak 2026'da TÜFE aylık 4,84 yıllık enflasyon yüzde 30,65 olmuştu. Enflasyon Araştırmaları Grubu ENAG’a göre ise şubatta aylık enflasyon 4,01 oranında, yıllık bazda ise yüzde 54,14 olarak açıklandı. Enflasyon, rakamlarda düşüyormuş gibi görünse de buna kimsenin inanması mümkün değil. Bu rakamları açıklayanlar, sokağa bir çıksın da acı gerçeklerle yüzleşsin. Sokağın enflasyonu yüzde 120’nin üzerinde hala.” diye konuştu. ‘İkramiye, En Düşük Emekli Aylığına Endekslenmeli’ Emeklilerin yıllarca ülkeye hizmet etmiş, üretmiş ve vergi vermiş bireyler olduğunu hatırlatan Kenan Pars; taleplerinin ayrıcalık değil, insanca yaşam hakkı olduğunu dile getirdi. Bayram ikramiyesinde yapılacak makul bir artışın sosyal devlet anlayışının gereği olduğunu belirten Pars, hükümeti ve ilgili kurumları kararı yeniden değerlendirmeye davet etti. Emeklilerin alım gücünü artıracak kalıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Pars, “Emekli ikramiyesi, en düşük emekli aylığına endekslenmeli. Mevcut durumda bu, 20 bin TL’ye denk geliyor. Emeklinin huzuru, toplumun huzurudur. Emekliye yapılacak artış, emeklinin ve ailesinin yüzünü güldürecektir. Emekli, bu parayı yastık altına koymayacak ve bu sayede ekonomide de yüzler gülecektir. Sosyal devlet, en kırılgan kesimini koruyabildiği ölçüde güçlüdür. Unutulmamalıdır ki; emeklinin yüzü gülerse, toplumun vicdanı rahat eder. Biz TÜED Uludağ Şubesi olarak emeklimizin yaşadığı sıkıntıları her türlü platformda en yüksek sesle dile getirmeye, kapıları aşındırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” dedi.

Memur emeklilerinde derinleşen eşitsizlik tartışması Haber

Memur emeklilerinde derinleşen eşitsizlik tartışması

Tartışmanın merkezinde ise şu soru yer alıyor: Aynı kamu hizmetini sunmuş, aynı kanuni çerçeveye tabi olmuş memur ile memur emeklisi arasında neden farklı artış mekanizmaları işletiliyor? ZAM ORANLARI: DENGE Mİ, DALGALANMA MI? Açıklanan resmi veriler, 2024 ve 2025 yıllarında memur emeklileri ile SSK ve Bağ-Kur emeklileri arasında dönemsel olarak değişen ancak son üç periyotta memur emeklileri aleyhine oluşan bir farkı ortaya koyuyor. 2024 Ocak SSK & Bağ-Kur: %37,57 Memur Emeklisi: %49,25 Fark: +11,68 puan (Memur emeklisi lehine) Bu dönemde kamuoyuna “eşitleme” mesajı verilmiş, farkın kapatıldığı ifade edilmişti. 2024 Temmuz SSK & Bağ-Kur: %24,73 Memur Emeklisi: %19,31 Fark: -5,42 puan 2025 Ocak SSK & Bağ-Kur: %15,74 Memur Emeklisi: %11,54 Fark: -4,2 puan 2025 Temmuz SSK & Bağ-Kur: %16,67 Memur Emeklisi: %15,57 Fark: -1,1 puan Rakamlar, 2024 Ocak’ta memur emeklisi lehine oluşan farkın sonraki üç dönemde sistematik biçimde tersine döndüğünü gösteriyor. Eleştiriler, bunun geçici bir dengeleme değil, kalıcı bir mekanizma eksikliği olduğunu savunuyor. SEYYANEN ARTIŞ KRİZİ: KIRILMA NOKTASI Tartışmaların en kritik başlığı ise 2023 Temmuz ayında devreye alınan seyyanen artış uygulaması. En düşük memur maaşının 22.000 TL seviyesine çıkarılacağı açıklanmış, kamuoyuna yapılan duyurularda artışların memur emeklilerine de yansıtılacağı ifade edilmişti. Ancak görevdeki memura verilen 8.077 TL’lik seyyanen artış, ilerleyen katsayı güncellemeleriyle birlikte 2026 Ocak itibarıyla 22.150 TL seviyesine ulaşmasına rağmen memur emekli aylıklarına dahil edilmedi. Memur emeklilerinin temel itirazı burada yoğunlaşıyor: Görevdeki memur ile emekli memur aynı 5434 sayılı kanuna (2008 öncesi) tabi ise, artış neden farklı uygulandı? Eğer artış maaşın bir parçasıysa, neden emekli aylığına yansımadı? Eğer maaş unsuru değilse, neden katsayı artışlarıyla büyüyor? Bu sorular, ekonomik tartışmayı hukuki zemine taşıyor. 2008 KIRILMASI: 5434 VE 5510 AYRIMI Sistem içindeki ikinci büyük eşitsizlik tartışması, 2008 reformu sonrası oluşan yapısal farklılıktan kaynaklanıyor. 2008 öncesi memurlar: 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 2008 sonrası memurlar: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2008 sonrası göreve başlayan memurların emeklilik hesaplaması, prime esas kazanç sistemi üzerinden yürütülüyor. Ancak memurların görev süresince aldığı fazla mesai, ek ödeme, tazminat gibi gelir kalemlerinin önemli bölümü prime tam olarak yansımıyor. Bu durum şu tabloyu ortaya çıkarıyor: Özel sektörde çalışan işçinin prime esas kazancı daha geniş bir gelir tabanına dayanabiliyor. Memur ise aktif dönemde aldığı toplam gelirin önemli bir kısmını emeklilik matrahında göremiyor. Uzmanlara göre bu yapı, “aynı SGK çatısı altında farklı emeklilik matematiği” anlamına geliyor. SOKAKTAN YÜKSELEN MESAJ: “YASAL HAKKIMIZI İSTİYORUZ” Kent merkezlerinde düzenlenen eylemlerde emekli memurlar, taşıdıkları pankartlarla taleplerini duyurdu. Bir pankartta şu ifadeler yer aldı: “Bayram ikramiyesi sizin olsun, bol bol harcayın! Emekli memur sadece yasal hakkını istiyor.” Eylemlere katılanlar, taleplerinin ek imtiyaz değil, mevcut hakların korunması olduğunu belirtti. Görev yaptıkları dönemde sağlık, güvenlik, eğitim gibi temel kamu hizmetlerini yürüttüklerini hatırlatan emekliler, bugün gelirlerinin asgari ücret seviyesinin gerisine düşmesini sosyal devlet ilkesiyle bağdaştırmadıklarını ifade ediyor. ASGARİ ÜCRET ALTINA DÜŞME İDDİASI Bazı temsilciler, en düşük memur emekli aylığının asgari ücretin altına gerilediğini öne sürerek bunun sistem açısından alarm verici olduğunu savunuyor. Ekonomistler ise maaş hesaplamalarının enflasyon farkı, toplu sözleşme artışı ve taban aylık mekanizması üzerinden şekillendiğini; ancak refah payı uygulamasının kalıcı olmamasının gelir erozyonunu hızlandırdığını belirtiyor. HUKUKİ BOYUT: EŞİTLİK VE MÜLKİYET HAKKI TARTIŞMASI Memur emeklileri ve bazı hukukçular, süreci yalnızca ekonomik değil, anayasal bir mesele olarak değerlendiriyor. İddialar şu başlıklarda yoğunlaşıyor: Sosyal devlet ilkesinin zedelenmesi Eşitlik ilkesine aykırı uygulama Mülkiyet hakkının ihlali Aynı statüdeki kişiler arasında fiili ayrımcılık Bu çerçevede dava hazırlıkları ve yasal girişimlerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor. TALEPLER NET Memur emeklilerinin öne çıkan talepleri şöyle sıralanıyor: Seyyanen artışın emekli aylıklarına kalıcı biçimde yansıtılması Ek ödeme ve tazminatların emeklilik hesabına dahil edilmesi 2008 sonrası memurlar için adil prim-matrah sistemi Zam oranlarında şeffaf ve kalıcı dengeleme mekanizması En düşük emekli memur maaşının asgari ücretin üzerinde sabitlenmesi SİSTEMSEL BİR SORU Gelinen noktada mesele yalnızca birkaç puanlık zam farkı değil. Memur emeklileri, konuyu “emeğin karşılığının adil biçimde teslim edilmesi” olarak tanımlıyor. Ekonomik daralmanın ve yüksek enflasyonun etkisiyle alım gücünün zayıfladığı bir dönemde sorulan soru giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor: “Aynı ülkeye hizmet eden, aynı kanuna tabi olan emekli neden ikinci sınıf uygulamayla karşılaşıyor?” Bu soru, yalnızca bir kesimin değil, Türkiye’nin sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ve adalet algısı açısından da yanıt bekliyor.

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor! Haber

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor!

Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 35 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.