Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

Haberia - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Polislerin maaşları değişiyor! İşte ünvanlara göre yeni tablo Haber

Polislerin maaşları değişiyor! İşte ünvanlara göre yeni tablo

Polis Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerle birlikte polislerin çalışma sistemi ve ek ödeme düzeninde köklü değişiklikler gündeme geldi. BAKAN ÇİFTÇİ: “ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR” İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM’de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonunda yaptığı açıklamada, Polis Meslek Kanunu’na ilişkin taslak çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çiftçi, “Çalışmalar henüz son halini almadı, biraz daha zamana ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. SAATLİK MESAİ ÜCRETİ GELİYOR Yeni düzenlemeyle birlikte polislerin fazla mesai sistemi değişecek. Mevcut sistemde aylık sabit ödeme alan polisler, yeni modelde yalnızca yaptıkları fazla çalışma kadar saatlik ücret alacak. Böylece fazla mesai yapan personelin geliri artarken, mesai yapmayanlara ek ödeme yapılmayacak. ÜST SINIR 17 BİN TL OLACAK Mesai ödemelerinde üst sınırın 17 bin TL olması planlanıyor. Ödemeler, haftalık 40 saat ve aylık 160 saatlik çalışma süresinin üzerindeki mesailer için saat başı hesaplanacak. YENİ VARDİYA SİSTEMİ Taslak düzenlemeye göre polislerde 12 saat görev, 36 saat dinlenme esasına dayalı yeni bir vardiya sistemi uygulanacak. Bu sistemle haftalık çalışma süresinin 42 ila 45 saat arasında olması hedefleniyor. EŞİT ÜCRET TARTIŞMASI SONA ERECEK Yeni modelle birlikte farklı sürelerde çalışan polislerin aynı ek ödemeyi alması uygulaması sona erecek. Fazla mesai yapanlar daha fazla kazanırken, çalışmayanlar daha düşük ek gelir elde edecek. ÖZLÜK HAKLARDA DA DEĞİŞİKLİK Hazırlanan taslak sadece mesai sistemiyle sınırlı kalmayacak; polislerin statüsü ve özlük haklarını kapsayan daha geniş bir düzenleme de hayata geçirilecek. Polis memurlarının unvanlarına göre net görev aylıkları, aylık gelir aralıkları ve fazla mesaiyle birlikte oluşan toplam maaşları şu şekilde sıralanıyor: Polis Memuru (8/1) için net görev aylığı 81.617 TL olarak belirtilirken, aylık gelir 81.617 TL ile 90.000 TL arasında değişiyor. Fazla mesai dahil toplam maaş ise 98.617 TL ile 107.000 TL arasında hesaplanıyor. Yeni başlayan polislerde (derece/kademe bazlı) net görev aylığı 77.000 TL ile 85.000 TL arasında yer alıyor. Aylık gelir de aynı aralıkta olurken, fazla mesai ile toplam maaş 94.000 TL ile 102.000 TL seviyesine çıkıyor. Komiserlerde (derece/kademe bazlı) net görev aylığı 86.000 TL ile 95.000 TL arasında değişiyor. Aylık gelir de bu aralıkta olurken, mesaiyle birlikte toplam maaş 103.000 TL ile 112.000 TL arasında hesaplanıyor. Başkomiser (3/1) için net görev aylığı 89.214 TL olarak belirtiliyor. Aylık gelir 89.214 TL ile 100.000 TL arasında değişirken, mesai dahil toplam maaş 106.214 TL ile 117.000 TL seviyesine ulaşıyor.Emniyet Müdürü için net görev aylığı 95.000 TL ile 115.000 TL arasında değişiyor. Aylık gelir aynı aralıkta olurken, fazla mesaiyle birlikte toplam maaş 112.000 TL ile 132.000 TL arasında hesaplanıyor. Trafik Polisi için net görev aylığı 85.000 TL ile 95.000 TL arasında belirtiliyor. Aylık gelir de aynı seviyede olurken, mesai ile toplam maaş 102.000 TL ile 112.000 TL arasında değişiyor. Yunus Polisi için de net görev aylığı 85.000 TL ile 95.000 TL arasında yer alıyor. Aylık gelir aynı aralıkta olurken, fazla mesaiyle birlikte toplam maaş 102.000 TL ile 112.000 TL seviyesine çıkıyor.

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey Haber

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey

Tarih, 10 Nisan 1919… İstanbul, Beyazıt Meydanı… Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, idam sehpasında son kez konuştu. Çevresindeki kalabalığa ve dönemin baskıcı yönetimine meydan okurcasına haykırdı: “Ben görevimi yaptım. Aldığım emirleri uyguladım. Bugün burada beni idam edenler, yabancı devletlere yaranmak için bir masumu kurban ediyor.” Bu sözler, sadece bir idamın değil, bir dönemin vicdan muhasebesinin de başlangıcı oldu. İşgal İstanbulu’nda Halk Ayağa Kalktı İdamın ardından Mehmed Kemal Bey’in cenazesi, işgal altındaki İstanbul’da adeta bir direniş sembolüne dönüştü. Yüzlerce İstanbullu, işgal kuvvetlerinin ve Damat Ferit Paşa hükümetinin baskılarına rağmen cenaze töreninde toplandı. O gün, bir kaymakamın naaşı etrafında kenetlenen halk, aslında işbirlikçi yönetime ve yabancı devletlere karşı büyük bir protesto dalgası başlattı. Gözyaşları ve tekbirler arasında yükselen ses, “Vatan sağ olsun, şehit ölmez!” diye haykırıyordu. İade-i İtibar: Millî Şehit İlanı Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp işgal sona erdikten sonra, Mehmed Kemal Bey’in dosyası yeniden ele alındı. TBMM, 14 Ekim 1922 tarihinde özel bir kanun çıkararak çarpıcı bir karara imza attı: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, “millî şehit” ilan edildi. İdam kararı bütün hukuki sonuçlarıyla geçersiz sayıldı. Bu kararın arkasında, dönemin en yetkili ismi Mustafa Kemal Atatürk de vardı. Atatürk, Mehmed Kemal Bey’in bir devlet görevlisi olarak emirleri uyguladığına ve haksız yere kurban edildiğine dikkat çekti. Onun “millî şehit” ilan edilmesi, yalnızca bir bürokratın itibarının iade edilmesi değil, aynı zamanda işgal zihniyetine ve yabancı dayatmalara karşı verilen mücadelenin de tescili oldu. Bugün, 10 Nisan 2026… İdamın üzerinden 107 yıl geçti. Ama Mehmed Kemal Bey’in idam sehpasındaki o son sözleri hâlâ yankılanıyor: “Bir masumu kurban ediyorlar.” Tarih, onu idam edenleri unuttu. Ama onu, bir şehit olarak bağrına bastı.

Bedelli askerlik fiyatı belli oldu! Torbada ÖTV'siz araç hakkı da var... Haber

Bedelli askerlik fiyatı belli oldu! Torbada ÖTV'siz araç hakkı da var...

ürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda görüşülen ve kamuoyunda "torba kanun" olarak bilinen teklif, bedelli askerlik ücretinde önemli bir artış öngören düzenlemeyi içeriyordu. Yapılan oylama sonucunda kabul edilen teklifle birlikte, bedelli askerlik tutarı yüzde 25 oranında artırılarak 335 bin liradan 417 bin liraya çıkarıldı. Kabul edilen düzenleme, uzun süredir kamuoyunda tartışılan askerlik maliyetlerine ilişkin önemli bir değişikliği beraberinde getirdi. Edinilen bilgiye göre, yeni tutarın memur maaş katsayısına bağlı olarak ilerleyen dönemlerde yeniden güncellenebileceği ifade ediliyor. Bu düzenleme ile bedelli askerlik ücretinin dinamik bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Torba kanun teklifinde sadece bedelli askerlik düzenlemesi yer almadı. Farklı alanlara yönelik çeşitli maddelerin de bulunduğu teklifle, ortopedik engel oranı yüzde 40'ın üzerinde olan kişilerin Özel Tüketim Vergisi'siz (ÖTV) araç almasının da önü açıldı. Bu düzenleme, engelli bireylerin araç sahibi olma koşullarını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bedelli askerlik başvurularında belirlenen yeni ücret tarifesi esas alınacak. Bedelli askerlik uygulaması kapsamında tahsil edilen tutarlar Milli Savunma Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacak. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilecek, kalan kısmı ise Savunma Sanayii Destekleme Fonu'na aktarılacak. Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar ise genel bütçeye gelir olarak kaydedilecek.

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya Haber

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya

Karamahmutoğlu, yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Yasadışı, kaçak nüfus olarak adlandırdığımız bu tablo, demografik bir işgal altında olduğumuzu göstermektedir. Demografik göçe ‘hoş geldin’ diyen AKP hükümetini bu tanımlama hep rahatsız etmiştir” ifadelerini kullandı. “27 yılda 90 yıllık nüfus düşüşü yaşandı” Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın açıklamalarına dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Bakan Göktaş, bazı ülkelerin 90 yılda yaşadığı nüfus düşüşünü Türkiye’nin 27 yılda yaşadığını itiraf etti. Bu 27 yılın 23 yılında AKP iktidardaydı. Çoban bulamadığınız için ülkemizi kaçak göçmen cennetine çevirdiniz, şimdi ilkokul çağında çocuk bulamayınca kaçak göçmen çocukları mı ithal edeceksiniz?” diye sordu. Demografik bozulmayı düzeltebilecek ve düzensiz göçü tersine çevirebilecek tek siyasi partinin Zafer Partisi olduğunu savunan Karamahmutoğlu, bu sorunun bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. “Gerçek işsiz sayısı 10 milyonun üzerinde” Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30 seviyelerine çıktığını, gerçek işsiz sayısının ise 10 milyonun üzerinde olduğunu öne sürdü. “Vatandaşlarımız artan kira fiyatları, yükselen gıda fiyatları ve azalan alım gücüyle karşı karşıyadır. AKP’nin ekonomi programı, sistematik bir yoksullaştırma ve sefaleti toplumun geneline yayma programı haline gelmiştir” dedi. Gençlerin yurt dışına gitme eğilimine de dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Nitelikli iş gücü Türkiye’den ayrılmaktadır. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Bu beyin göçü Türkiye’nin geleceğini tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. “Çözüm süreci ihanettir” Terör örgütüyle yürütülen sürece de sert sözlerle yüklenen Karamahmutoğlu, “Narko terör örgütüyle kurulan pazarlık masasını kurduran Devlet Bahçeli ve AKP hükümetidir. Başlattıkları ikinci çözüm ihanet süreciyle son 1,5 yıldır Türk Devleti’nin ve milletinin gururuyla oynanmıştır” dedi. Devlet Bahçeli’nin “Süreci boğmanın âlemi yok, hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecek” sözlerini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Zafer Partisi’ne ‘pazarlık yok’ diyenler, şimdi adım adım yerine getirilecek diyor. Baş teröriste umut hakkı tartışmaları sürerken İmralı’da bir malikane inşa edildiği haberlerini okuyoruz” ifadelerini kullandı. “Çok uluslu yabancı askeri güç Türkiye’de konuşlanıyor” Dış politikadaki gelişmelere de değinen Karamahmutoğlu, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle petrol fiyatlarının yüzde 50 artarak 119 dolara yükseldiğini, küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Ukrayna operasyonu için teşkil edilen çok uluslu deniz unsur komutanlığının İstanbul Beykoz’daki Anadolu Kavağı’nda konuşlanacağı duyuruldu. Bu kuvvetin NATO komuta yapısı içinde olup olmadığı anlaşılamamaktadır” dedi. Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Türkiye’de yabancı bir askeri gücün bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’ye aittir. Bu çok uluslu yabancı güç için Meclis’te bir oylama yapılmış mıdır? Tezkere çıkmış mıdır?” sorularını yöneltti. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesinin uygulanmasından vazgeçilip geçilmediğini sorgulayan Karamahmutoğlu, “Bu uygulamanın Türkiye’yi savaşta taraf yapacağının farkında mısınız? Türkiye, çok uluslu bu yabancı askeri güce destek vererek Rusya ile karşı karşıya mı getirilmek isteniyor?” diye konuştu. “BlackRock başkanıyla ne görüşüldü?” Karamahmutoğlu, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock şirketinin başkanı Laurence Fink ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye dikkat çekerek, “Bu ziyaretin amacının ne olduğunu Türk kamuoyu merak etmektedir. Vatandaşların bu sorusunu muhatabına yöneltmeyi bir görev biliyoruz” ifadelerini kullandı. Karamahmutoğlu, AKP hükümetine Meclis’i özel gündemle toplayarak kamuoyunu bilgilendirme çağrısında bulundu.

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı Haber

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı

Dernek merkezinde gerçekleşen programa Yusuf Yüzlüler Derneği Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile yönetim kurulu üyeleri, ANDA Arama Kurtarma gönüllüleri ve Şehit Yazıcıoğlu'nun siyasi yol arkadaşları ve gönül bağı bulunan çok sayıda vatandaş katıldı. "DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI" Orhan Camii Emekli İmamı Orhan Demiraslan'ın ağzından Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleşirken Dernek Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, Yazıcıoğlu'nun, 'Barajı geçeceğime sıratı geçerim' sözlerini hatırlattı. Akabinde hayatından önemli kesitler paylaştı. Bu sırada salonu dolduran kalabalık duygu dolu anlar yaşadı. "TBMM SİGORTASINI KAYBETTİ" Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazası ile ilgili herhangi gerçek bir dava açılmadığını vurgulayan Aşkın, şehadetinden sonra rakip siyasilerin, 'TBMM sigortasını kaybetti' sözlerine atıfta bulunarak acı kaybın ülke genelinde yaşattığı boşluğa dikkat çekti. Daha sonra söz alan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyaset yaptığı dönemlerden anılar paylaştı. "SIRA BİZE GELİRSE DİZLERİNİN ÜSTÜNDE OTURAMAYACAKLAR" Yazıcıoğlu'nun, 'Seçim kazanamasakta doğruları söylemekle mükellef bir hareketiz' sözlerini hatırlatan Aslan, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu'nun, 'Devleti yönetme yetkisi kendilerine geçerse, bu davada ismi geçen kimse dizlerinin üzerinde rahat oturamayacak' sözlerini dile getirdi. "YUTKUNARAK SABREDİYORUZ" Şu anda parti olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasına yutkunarak sabrettiklerini söyleyen Aslan, bir gün muhakkak davadaki perdeyi kaldıracaklarını vurguladı. "17 YILDIR NEYİ SAKLIYORSUNUZ?" İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "TBMM'de 17 yıldır neyi saklıyorsunuz?" diyerek davanın sürüncemede kalmasını eleştirmişti. Burada yaptığı konuşmada Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet dileyen Türkoğlu, ABD- İsrail'i kınamayam hükümetin, İran'ı körfez devletleriyle bir bildiriyle hedef göstermiş olmasının akıl tutulması olduğu iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı

Erdoğan, mesajında tüm İslam aleminin bayramını kutlayarak, Ramazan ayının huzur ve bereketinin ardından bayrama kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Ancak İslam coğrafyasının zor günler geçirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, özellikle Gazze'de ateşkes ihlalleri ve insani yardım engelleri nedeniyle İsrail saldırıları altında bayram geçiren Filistinli kardeşlerinin durumuna vurgu yaptı. Bölgedeki artan gerilime de değinen Erdoğan, İsrail'in tahrikleriyle başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan saldırıların endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye'nin 86 milyonluk sorumluluk bilinciyle temkini elden bırakmadığını, hava sahası ihlallerine karşı kararlı tutum sergilediklerini ve milletin huzur ile güvenliğini güçlendirecek adımları atmaya devam ettiklerini söyledi. "Terörsüz Türkiye'de Kritik Eşikler Aşıldı" Mesajında 'Terörsüz Türkiye' sürecine geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 ay önce başlatılan bu süreçte birçok kritik eşiğin başarıyla aşıldığını ifade etti. Devletin ilgili birimlerinin en küçük bir güvenlik açığına izin vermemek için hassasiyetle çalıştığını belirten Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki sorunun uzlaşıyla çözülmesinin hem güvenlik endişelerini hafiflettiğini hem de Suriye'nin toprak bütünlüğüne katkı sağladığını kaydetti. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun rapor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi! Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan emeklilere bayram müjdesi!

Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD, İsrail ve İran arasında devam eden savaşa ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "HODRİ MEYDAN DEMEKTEN ÇEKİNMEYİZ" "Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız" diyen Erdoğan, "Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz" ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; "Sizlerin ve kıymetli misafirlerimizin şahsında 81 vilayetimizin her karışında her şey Türkiye için şiarıyla gece gündüz demeden fedakarca çalışan teşkilatımızın tüm mensuplarını 11 milyon 550 bin üyemizin her birini saygıyla selamlıyor, Cenabı Allah kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Değerli milletvekili arkadaşlarım yarın milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan milli mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105. yıl dönümünü kutlayacağız. İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını devrin marif vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız nasıl anlatıyor; 'O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi. Eskişehir'in sükutu hatta Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükümetin Sivas'a kadar çekilmek hesabı vardı. Ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derecede sarsılmıştı.' Vatan topraklarını hızla kara bulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşımız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Tekrar tekrar okunmuş, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde genel kurulun ekseriyeti azimesiyle milli marşımız olarak kabul edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebeden hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen milli mücadele kahraman ordumuza hitap edilen İstiklal Marşımızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur. "TÜRK'ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ" İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı'nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; "Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz. Millet olarak hiçbir zaman korkmadık. Korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız.Ben de bugün Cenabı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar gözlemlesin diyorum. "CEDDİMİZE SIRTIMIZI ASLA DÖNMEYİZ" Değerli kardeşlerim burada özellikle önceki hafta yaşanan süfli ve seviyesiz tartışmalar babında yayınladıkları rezil bildirilerle devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşımızı bir kez daha okumalarını anlayana kadar tekrar tekrar okumalarını kendilerine tavsiye ediyorum. Evet, milli mücadeleyi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır. Ezan'dır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İlahi Kelimetullah davasıdır. Asya'dan Afrika'ya Kafkaslardan Balkanlara kadar Türkiye denilince, Türk milleti denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü inkar mı edelim? Nesli tükenmekte olan üç beş kart yobaz rahatsız oluyor diye bizi biz yapan kurucu değerlerimizi yok mu sayalım? Beyefendiler istemiyor diye Allah Allah nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı red mi edelim? Kimse kusura bakmasın. Biz bunu yapmayız, yapamayız. Biz aslımıza da, ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz. Kim ne derse desin. Kim hangi bildiri yayınlarsa yayınlasın. Bizi biz yapan hasretlere sıkı sıkıya sarılacağız. Hiçbir dahili ve harici bedbahın hiçbir gücün bu hasletlere zarar vermesine inancımızı ve irademizi kırmasına bu milleti sahte ve sanal korkularla esir almasına müsaade etmeyeceğiz. 86 milyon hep birlikte birbirimizin hukukuna ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna, canımız pahasına sahip çıkacağız. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak, AK Parti Genel Başkanı olarak, hepsinden öte bu aziz ve asil milletin bir evladı olarak, İstiklal Marşımıza da İstiklalimize de son nefesimize kadar sahip çıkacağımızı bunları korumak için gerektiğinde göğsümüzü siper edeceğimizi bugün bir kez daha ilan ediyorum. Bu vesileyle istiklalimizin olduğu kadar istikbalimizin de tapu senede olan İstiklal Marşı gibi nadide bir hediyeyi bizlere armağan eden büyük mütefekkir, münevver ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle iade ediyorum. "DOST VE KARDEŞLERİNE SIRTINI DÖNEN BİR ÜLKE DEĞİLİZ" Çok değerli yol ve dava arkadaşlarım bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan savaş hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken yanlış hesaplar yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı 2000'e ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdi de her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor. Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekun bir halka gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin su ve enerji altyapısının ulaştırma altyapısının vurulduğuna insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız. Kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz. Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz, krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükümetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. "BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR" Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular. Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. "DİPLOMASİYE ŞANS TANINIRSA BUNU DURDURMAK MÜMKÜN" Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi. "IRK AYRIMINI, MEZHEP AYRIMINI, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ" Aziz milletim, milletvekillerimiz, burada şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek istiyorum. Biz bölgemizin tamamında olduğu gibi kardeş İran halkına da bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil sadece insan vardır. İster yanı başımızda, ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim. Bugün üzerine basarak tekrar ediyorum. Bizim Sünnilik Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var o da İslam. Bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim. Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim. Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim. Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya çağırıyorum. Menşei bundan 13-14 asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. İster dini ister siyasi ister tarihi olsun bugün bize faydası olmayan aksine nefreti körüklemesi fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Şunu lütfen unutmayalım. Şiiler Sünniler olarak Araplar Türkler Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. İnşallah bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşamaya aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağdur olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına müsaade etmemeliyiz. Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz. "BİZ BU OYUNA DÜŞMEYİZ" Değerli milletvekillerimiz İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isterim. Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilenlerin amacını ve hedefini biz çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetinde gayet farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Sağduyuyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Türkiye ülkelerden bir ülke değildir. Bu millet sıradan bir millet değildir. Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale zaferimize baksın. En son15 Temmuz'da sadece içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da milletin gücüyle, milletin azmiyle rezil, rüsva edip bozguna uğrattık. Bu millet, namahremine uzanacak eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir. Üstelik bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır. Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir. Türkiye Terörsüz Türkiye projesi ile gücüne güç katmıştır. Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış bölgesinde denklem kurucu oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. KALICI BARIŞ VE İSTİKRAR VURGUSU Tekrar söylüyorum. Biz macera peşinde değiliz. Gerilim peşinde asla değiliz. Biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhü sükunun hakim olmasından yanayız. Biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Suriye'nin, geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi, bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz. Bakın, bizim gerek ülkemiz içinde, gerek bölgemizde adaletten, huzurdan, barıştan başka hiçbir gayemiz yok. Kim olursa olsun, hiçbir ülkenin egemenliğinde, topraklarında gözümüz yok. Ama topraklarımıza göz diken, egemenliğimize kast eden, ve dahi macera arayan olursa hodri meydan demekten çekinmeyiz. Değerli kardeşlerim bölgemizdeki çatışmalarda gördüğümüz gibi artık savaşlarda boyut ve biçim değiştirmektedir. Dijital platformlar ve yapay zeka teknolojileri sivil ve askeri olmak üzere iki yönlü kullanılmaktadır. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın birçok yerinde dijital mecralarla ilgili soru işaretleri yükselmekte şüpheler artmakta dijitalleşmenin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi için önlemler gündeme gelmekte ve alınmaktadır. Şurası bir gerçek ki eğitimden ulaşıma sağlıktan haberleşmeye kadar geniş bir yelpazede dijitalleşmenin sağladığı avantajlardan elbette hepimiz istifade ediyoruz. Bununla birlikte ekranda geçirilen süreler uzadıkça ders başarısından aile ilişkilerine sosyal becerilerden ruh sağlığına pek çok alanda çocuklarımız bundan olumsuz etkileniyor. Tüm dünya için endişe verici olan şu rakamları sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz aylarda yayınlanan bir uluslararası araştırmaya göre dünya genelinde internette geçirilen günlük ortalama süre yetişkinlerde 6 saat 38 dakikayı, televizyon izleme süresi ise 3 saat 13 dakikayı bulmuş durumda. Bir başka raporda 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarda bir şekilde temas halinde olduğu 2000 ve sonraki yıllarda doğan çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiği ifade ediliyor. "YASALAŞACAĞINA İNANIYORUM" Türkiye'deki tablo ise üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir başka gerçekliği gözler önüne seriyor. Ülkemizde 4 saat 4 dakikası cep telefonlarından olmak üzere internette geçirilen günlük ortalama süre 7 saat 13 dakika sosyal medyada harcanan haftalık süre ise 25 saat 4 dakikadır. Dijital teknolojilerin çocuklarımızı nasıl etkilediğini, TÜİK'in istatistiklerine baktığımızda çok net görebiliyoruz. TÜİK'in araştırmasına katılan 6-15 yaş grubundaki çocukların %66,1'i aktif olarak sosyal medya kullanıyor. Çocukların yüzde 32,6'sı her yarım saatte bir cep telefonunu kontrol ediyor. Yüzde 74 ise en az bir dijital oyun oynuyor. Bu evlatlarımıza ekran başında geçirdikleri sürenin kendileri için hangi durumlara yol açtığı sorulduğunda yüzde 34,4'ü daha az kitap okuduğunu %33,3'ü daha az ders çalıştığını, %25,5'i ailesiyle daha az zaman geçirdiğini, %18,6'sı arkadaşlarıyla daha az yüz yüze görüştüğünü, %17,2'si ise daha az uyuduğunu belirtiyor. Değerli arkadaşlar, çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan çocuğun üstün yararını esas alan önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz. Geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenleme ile sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum. EMEKLİYE MÜJDE Son olarak emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini her yıl olduğu gibi yine bayram öncesinde hesaplara yatırıyoruz. Ayrıca emeklilerimizin bu ayki emekli maaş ödemelerini de öne çekerek 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum."

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi! Haber

Yeniden Refah'tan 'emekli ikramiyesi 20 bin lira olsun' diye yasa teklifi!

Ramazan Bayramı’nın yaklaşmasıyla milyonlarca emeklinin gözü verilecek bayram ikramiyesinde. Özellikle en düşük maaş alan emekliler rakamın ne olacağını merakla beklerken Meclis’e kanun teklifi sunuldu. TBMM Başkanlığı'na sunulan kanun teklifinde, bayram ikramiyesinin emekliler, sosyal güvenlik sisteminden gelir ve aylık alan hak sahiplerinin yanı sıra, engelli, 65 yaş üstü ve evde bakıma muhtaç vatandaşların da yararlandırılmasını sağlayacak şekilde en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli aylığı olan 20 bin TL'ye çıkarılması öngörülüyor. "ALIM GÜCÜNÜ KAYBETTİ" "Emeklilere bayram ikramiyesi verilmeye başlandığı zaman asgari ücret bin 603 TL sınırında ve emeklilere verilen bayram ikramiyesi ise bin TL olarak belirlenmiştir. O gün için emeklilerimize verilen bayram ikramiyesi asgari ücretin yüzde 62’sine karşılık gelirken bugün verilen ikramiye asgari ücretin sadece yüzde 14’üne karşılık gelmektedir. Geçmiş yıllarda bayram ikramiyesinde yapılan artışlar emeklimizin talebini karşılamadığı gibi artan enflasyon karşısında alım gücünü kaybetmiş olduğu çok açık ortadadır.” “PAHALILIK KARŞISINDA YETERSİZ KALDI” “Ülkemizde günümüz ekonomik koşulları, enflasyon oranları ve yaşam maliyetindeki artışlar, emeklilerimizin alım gücünü olumsuz etkilemektedir. Özellikle bayram dönemlerinde verilen bayram ikramiyeleri, emeklilerimiz için önemli bir destek unsuru oluşturuyordu. Fakat bayram ikramiyesi miktarı, yıllar içerisinde artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmış ve emeklilerin bayram dönemlerinde ekonomik olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri için miktarın güncellenmesi ihtiyacı oluşmaktadır.” Yeniden Refah Partisi tarafından kanun teklifinde “Bu kapsamda bayram ikramiyesinin 2025 yılında en düşük SSK ve BAĞ-KUR emekli maaşı olan 20 bin TL’ye çıkarılması gerekmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Yasak aşk pahalıya mal oldu! Belediye Başkanı için düğmeye basıldı Haber

Yasak aşk pahalıya mal oldu! Belediye Başkanı için düğmeye basıldı

Sakarya Adapazarı Belediyesi'ndeki "yasak aşk" iddiasının perde arkasına ilişkin yeni detaylar kamuoyuna yansıdı. Belediye Başkanı Mutlu Işıksu ile Özel Kalem Müdiresi Elif Saçar arasında geçtiği öne sürülen 6 aylık "müstehcen" yazışmaları, Saçar'ın kızı Ceyda Saçar gündeme taşıdı. KÜRSÜYE ÇIKTI, ANLATTIKLARI ŞOKE ETTİ 22 yaşındaki hukuk fakültesi öğrencisi Ceyda Saçar, Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Mehmet Akarca'nın Sakarya'da katıldığı toplantıda kürsüye çıkarak söz konusu iddiayı dile getirdi. Saçar, Işıksu'nun kendisini tehdit ettiğini ve hakkında 50 milyon TL'lik manevi tazminat davası açtığını açıkladı. OLAY TBMM VE CİMER'E TAŞINDI Genç hukuk öğrencisinin konuyu daha önce TBMM Dilekçe Komisyonu, Kadın ve Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) ile CİMER'e bildirdiği ortaya çıktı. Ceyda Saçar'ın Meclis'e verdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı: "Adapazarı Belediyesi özel kaleminde çalışan Elif Saçar'ın kızıyım. Annem ve Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu arasında geçen 6 aylık bir yazışma ve gece 02.50 sularında Mutlu Işıksı tarafından anneme gönderilen fotoğraf elimdedir, yazışmalar müstehcen olmakla birlikte belediyenin içişleri ile ilgili yazışmalar da vardır. yaptığımı ve şizofren olduğumu öne sürdü. Başkan da şantaj iddiası ile bana dava açtı. Teyzemlerim de olayı en başından biliyor. Annemin Mutlu Işıksu ile buluşmasına yardım ediyorlarmış. Teyzem bu süreçte belediyede işe alınmıştı." IŞIKSU HAKKINDA DİSİPLİN SÜRECİ BAŞLATILDI Olayın yankıları sürerken AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nun Mutlu Işıksu hakkında disiplin sürecini başlattığı öğrenildi. Başlatılan disiplin süreciyle ilgili Adapazarı Belediyesi'ne henüz resmi tebligatın ulaşmadığı öğrenildi. SÜRECİN NASIL SONUÇLANACAĞI MERAK KONUSU AK Parti'de belediye başkanları ve milletvekilleri hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalı gelişmelerde disiplin süreci doğrudan genel merkez tarafından başlatılıyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağı ise yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak. İDDİALARI REDDETTİ Öte yandan Belediye Başkanı Mutlu Işıksu ise iddiaları reddetti. Saçar ailesinin kendisine "şantaj" yaptığını savunan Işıksu, aile hakkında 50 milyon liralık karşı tazminat davası açtı ve savcılığa suç duyurusunda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.