Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

Haberia - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkoğlu, Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasını TBMM'ye taşıdı Haber

Türkoğlu, Bilgi Üniversitesi'nin kapatılmasını TBMM'ye taşıdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararla, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet lisansı iptal edilmiş ve üniversite kapatılmıştı . Karar, holdingin sahibi Can Holding hakkında yürütülen kara para aklama ve vergi kaçakçılığı soruşturması kapsamında Eylül 2025’de TMSF’ye devredilmesinin ardından geldi . “BEN YAPTIM OLDU!” MANTIĞI Türkoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: *“İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin, eğitim yılının tamamlanmasına çok kısa bir süre kala gerekçesiz biçimde kaldırılması; binlerce öğrenciyi, akademisyeni ve çalışanı büyük bir belirsizliğe sürükledi. ‘Ben yaptım oldu!’ mantığıyla hiçbir gerekçe dahi göstermeye ihtiyaç duymadan bir üniversite nasıl kapatılır? Oradaki binlerce öğrencinin eğitim hakkı, akademik kadronun geleceği ne olacak?”* Milletvekili Türkoğlu, kamuoyunun bilgi edinme hakkı adına TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde şu başlıkların yanıtlanmasını talep etti: 1. **Kapatma kararının gerekçesi nedir?** – Resmî Gazete’de kararın dayanağı olarak “eğitim ve öğretim düzeyinin yetersizliği” gösterilse de, öğrenci ve akademisyenler bu gerekçeyi yetersiz ve keyfi buluyor . 2. **Öğrenci mağduriyetleri nasıl giderilecek?** – 20 binden fazla öğrenci, özellikle mezuniyetine haftalar kala ne olacağını bilmiyor . 3. **Akademisyen ve çalışanların geleceği ne olacak?** – Yaklaşık 1000 akademisyenin iş durumu belirsizliğini koruyor. 4. **Garantör üniversite süreci nasıl işleyecek?** – Öğrencilerin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne (MSGSÜ) aktarılması planlanıyor ancak bu üniversitenin mühendislik fakültesinin bulunmaması ve altyapı yetersizliği ciddi soru işaretleri yaratıyor . ÖĞRENCİLERDEN TEPKİ Bilgi Üniversitesi öğrencileri kararı öğrendikleri gece yarısından itibaren kampüste toplanarak eylem düzenledi. Öğrenciler, kararın “hazırlıksız ve keyfi” olduğunu belirterek mağduriyetlerini dile getirdi . Meşhur ‘hayat için değil, okul için öğreniyoruz’ sloganıyla bilinen üniversitenin kapatılmasına yönelik tepkiler sosyal medyada da geniş yankı buldu . Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, *“30 yıllık emekle inşa edilmiş bir kurum bir gecede etkisiz hale getirildi”* ifadelerini kullandı . YÖK ise konuyla ilgili henüz somut bir açıklama yapmazken, “öğrencilerin zarar görmemesi için gerekli önlemlerin alınacağını” belirten kısa bir açıklama yayımlamakla yetindi .

CHP’li Türeli: “Kayıt dışı çocuk kazalarının üzeri örtülüyor Haber

CHP’li Türeli: “Kayıt dışı çocuk kazalarının üzeri örtülüyor

Türeli, konuya ilişkin hazırladığı soru önergelerini Milli Eğitim Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na sunarak TBMM gündemine taşıdı. Yazılı bir basın açıklaması yapan Türeli, 2016’daki yasal düzenlemenin kâğıt üzerinde bir eğitim reformu vaat ettiğini ancak uygulamada MESEM’in pedagojik bir model olmaktan çıkarak “denetimsizliğin, yapısal ihmallerin ve çocuk işçiliğinin kurumsal kimlik kazandığı bir alan” haline geldiğini vurguladı. Şeffaflık ilkesi ihlal ediliyor Milletvekili Türeli, 2024 ve 2025 yıllarında en az 18 çocuğun MESEM kapsamında çalışırken yaşamını yitirmesinin sistemdeki güvenlik açıklarını gözler önüne serdiğini belirtti. Bakanlıkların hastane kayıtları, acil servis girişleri ve SGK verilerini kendi istatistikleriyle karşılaştırmaktan kaçındığını ifade eden Türeli, “Bu tutum, yaralanma ve sakatlık vakalarının üzerini örtmektedir. Kamu yönetiminin en temel gereği olan şeffaflık ilkesi açık ihlal ediliyor” dedi. Uzuv kaybı ve kalıcı iş göremezlik verilerinin sektörel bazda açıklanmamasının, yüksek riskli iş kollarında önleyici politikaların geliştirilmesini bilinçli bir tercihle engellediğini söyleyen Türeli, denetim mekanizmasının bürokratik bir işleme dönüştürüldüğünü savundu. Eğitim, ucuz işgücü projesine dönüştü Türeli açıklamasında şu ifadelere yer verdi: MESEM uygulaması, sanayinin ‘ara eleman’ ihtiyacını karşılamak adı altında, çocukları kamusal eğitim ortamından kopararak sermaye için düşük maliyetli işgücü haline getirme projesidir. İşletmelere sağlanan hazine teşvikleri, çocukların güvenliği ve gelişimsel ihtiyaçları için ayrılması gereken denetim bütçelerinden daha öncelikli tutulmaktadır.”* Cezasızlık kültürünün kurumsallaştığına dikkat çeken Türeli, ölümlü iş kazalarında sorumluluğun yalnızca işletme sahiplerine yüklenmesinin, denetim görevini ihmal eden kamu bürokrasisini ve okul yönetimlerini koruma altına aldığını belirtti. İhmali bulunan tek bir kamu görevlisi hakkında dahi yürütülen idari veya cezai soruşturmaların şeffaflıkla paylaşılmadığını vurguladı. Okul idareleri öğrencileri MESEM’e yönlendiriyor Sahadan gelen eleştirileri de aktaran Türeli, örgün eğitim sistemi içindeki öğrencilerin bizzat okul idareleri ve rehberlik birimleri eliyle MESEM’e yönlendirilmesinin ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Eğitim kurumlarının pedagojik bir gelecek inşa etmek yerine “sanayi ve piyasa için iş gücü devşirme merkezi” gibi hareket ettiğini ifade etti. En vahim bildirimlerin, iş yerlerinde yaşanan mobbing, hakaret ve fiziksel yaralanmaların sıradanlaşmış olması olduğunu belirten CHP’li vekil, iş kazalarının “küçük vakalar” olarak nitelendirilip resmi kayıtlara geçirilmemesinin çocukları hem bedensel hem de ruhsal olarak korumasız bıraktığını söyledi. MESEM uygulaması sonlandırılmalı Türeli, sonuç olarak MESEM’in denetim mekanizmalarının işlemediği, çocukların yaşam hakkı ve gelişim süreçlerinin piyasa dinamiklerine kurban edildiği bir yapı olduğunu belirterek, “Eğitim sendikaları ve hak savunucuları, zorunlu eğitim çağındaki çocukların geleceğinin sermayenin ihtiyaçlarına göre değil, pedagojik ve insani değerlere göre şekillendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu haliyle MESEM uygulamasının sonlandırılması gerekmektedir” dedi.

Polislerin maaşları değişiyor! İşte ünvanlara göre yeni tablo Haber

Polislerin maaşları değişiyor! İşte ünvanlara göre yeni tablo

Polis Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerle birlikte polislerin çalışma sistemi ve ek ödeme düzeninde köklü değişiklikler gündeme geldi. BAKAN ÇİFTÇİ: “ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR” İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TBMM’de düzenlenen 23 Nisan resepsiyonunda yaptığı açıklamada, Polis Meslek Kanunu’na ilişkin taslak çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çiftçi, “Çalışmalar henüz son halini almadı, biraz daha zamana ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. SAATLİK MESAİ ÜCRETİ GELİYOR Yeni düzenlemeyle birlikte polislerin fazla mesai sistemi değişecek. Mevcut sistemde aylık sabit ödeme alan polisler, yeni modelde yalnızca yaptıkları fazla çalışma kadar saatlik ücret alacak. Böylece fazla mesai yapan personelin geliri artarken, mesai yapmayanlara ek ödeme yapılmayacak. ÜST SINIR 17 BİN TL OLACAK Mesai ödemelerinde üst sınırın 17 bin TL olması planlanıyor. Ödemeler, haftalık 40 saat ve aylık 160 saatlik çalışma süresinin üzerindeki mesailer için saat başı hesaplanacak. YENİ VARDİYA SİSTEMİ Taslak düzenlemeye göre polislerde 12 saat görev, 36 saat dinlenme esasına dayalı yeni bir vardiya sistemi uygulanacak. Bu sistemle haftalık çalışma süresinin 42 ila 45 saat arasında olması hedefleniyor. EŞİT ÜCRET TARTIŞMASI SONA ERECEK Yeni modelle birlikte farklı sürelerde çalışan polislerin aynı ek ödemeyi alması uygulaması sona erecek. Fazla mesai yapanlar daha fazla kazanırken, çalışmayanlar daha düşük ek gelir elde edecek. ÖZLÜK HAKLARDA DA DEĞİŞİKLİK Hazırlanan taslak sadece mesai sistemiyle sınırlı kalmayacak; polislerin statüsü ve özlük haklarını kapsayan daha geniş bir düzenleme de hayata geçirilecek. Polis memurlarının unvanlarına göre net görev aylıkları, aylık gelir aralıkları ve fazla mesaiyle birlikte oluşan toplam maaşları şu şekilde sıralanıyor: Polis Memuru (8/1) için net görev aylığı 81.617 TL olarak belirtilirken, aylık gelir 81.617 TL ile 90.000 TL arasında değişiyor. Fazla mesai dahil toplam maaş ise 98.617 TL ile 107.000 TL arasında hesaplanıyor. Yeni başlayan polislerde (derece/kademe bazlı) net görev aylığı 77.000 TL ile 85.000 TL arasında yer alıyor. Aylık gelir de aynı aralıkta olurken, fazla mesai ile toplam maaş 94.000 TL ile 102.000 TL seviyesine çıkıyor. Komiserlerde (derece/kademe bazlı) net görev aylığı 86.000 TL ile 95.000 TL arasında değişiyor. Aylık gelir de bu aralıkta olurken, mesaiyle birlikte toplam maaş 103.000 TL ile 112.000 TL arasında hesaplanıyor. Başkomiser (3/1) için net görev aylığı 89.214 TL olarak belirtiliyor. Aylık gelir 89.214 TL ile 100.000 TL arasında değişirken, mesai dahil toplam maaş 106.214 TL ile 117.000 TL seviyesine ulaşıyor.Emniyet Müdürü için net görev aylığı 95.000 TL ile 115.000 TL arasında değişiyor. Aylık gelir aynı aralıkta olurken, fazla mesaiyle birlikte toplam maaş 112.000 TL ile 132.000 TL arasında hesaplanıyor. Trafik Polisi için net görev aylığı 85.000 TL ile 95.000 TL arasında belirtiliyor. Aylık gelir de aynı seviyede olurken, mesai ile toplam maaş 102.000 TL ile 112.000 TL arasında değişiyor. Yunus Polisi için de net görev aylığı 85.000 TL ile 95.000 TL arasında yer alıyor. Aylık gelir aynı aralıkta olurken, fazla mesaiyle birlikte toplam maaş 102.000 TL ile 112.000 TL seviyesine çıkıyor.

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey Haber

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey

Tarih, 10 Nisan 1919… İstanbul, Beyazıt Meydanı… Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, idam sehpasında son kez konuştu. Çevresindeki kalabalığa ve dönemin baskıcı yönetimine meydan okurcasına haykırdı: “Ben görevimi yaptım. Aldığım emirleri uyguladım. Bugün burada beni idam edenler, yabancı devletlere yaranmak için bir masumu kurban ediyor.” Bu sözler, sadece bir idamın değil, bir dönemin vicdan muhasebesinin de başlangıcı oldu. İşgal İstanbulu’nda Halk Ayağa Kalktı İdamın ardından Mehmed Kemal Bey’in cenazesi, işgal altındaki İstanbul’da adeta bir direniş sembolüne dönüştü. Yüzlerce İstanbullu, işgal kuvvetlerinin ve Damat Ferit Paşa hükümetinin baskılarına rağmen cenaze töreninde toplandı. O gün, bir kaymakamın naaşı etrafında kenetlenen halk, aslında işbirlikçi yönetime ve yabancı devletlere karşı büyük bir protesto dalgası başlattı. Gözyaşları ve tekbirler arasında yükselen ses, “Vatan sağ olsun, şehit ölmez!” diye haykırıyordu. İade-i İtibar: Millî Şehit İlanı Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp işgal sona erdikten sonra, Mehmed Kemal Bey’in dosyası yeniden ele alındı. TBMM, 14 Ekim 1922 tarihinde özel bir kanun çıkararak çarpıcı bir karara imza attı: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, “millî şehit” ilan edildi. İdam kararı bütün hukuki sonuçlarıyla geçersiz sayıldı. Bu kararın arkasında, dönemin en yetkili ismi Mustafa Kemal Atatürk de vardı. Atatürk, Mehmed Kemal Bey’in bir devlet görevlisi olarak emirleri uyguladığına ve haksız yere kurban edildiğine dikkat çekti. Onun “millî şehit” ilan edilmesi, yalnızca bir bürokratın itibarının iade edilmesi değil, aynı zamanda işgal zihniyetine ve yabancı dayatmalara karşı verilen mücadelenin de tescili oldu. Bugün, 10 Nisan 2026… İdamın üzerinden 107 yıl geçti. Ama Mehmed Kemal Bey’in idam sehpasındaki o son sözleri hâlâ yankılanıyor: “Bir masumu kurban ediyorlar.” Tarih, onu idam edenleri unuttu. Ama onu, bir şehit olarak bağrına bastı.

Bedelli askerlik fiyatı belli oldu! Torbada ÖTV'siz araç hakkı da var... Haber

Bedelli askerlik fiyatı belli oldu! Torbada ÖTV'siz araç hakkı da var...

ürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda görüşülen ve kamuoyunda "torba kanun" olarak bilinen teklif, bedelli askerlik ücretinde önemli bir artış öngören düzenlemeyi içeriyordu. Yapılan oylama sonucunda kabul edilen teklifle birlikte, bedelli askerlik tutarı yüzde 25 oranında artırılarak 335 bin liradan 417 bin liraya çıkarıldı. Kabul edilen düzenleme, uzun süredir kamuoyunda tartışılan askerlik maliyetlerine ilişkin önemli bir değişikliği beraberinde getirdi. Edinilen bilgiye göre, yeni tutarın memur maaş katsayısına bağlı olarak ilerleyen dönemlerde yeniden güncellenebileceği ifade ediliyor. Bu düzenleme ile bedelli askerlik ücretinin dinamik bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Torba kanun teklifinde sadece bedelli askerlik düzenlemesi yer almadı. Farklı alanlara yönelik çeşitli maddelerin de bulunduğu teklifle, ortopedik engel oranı yüzde 40'ın üzerinde olan kişilerin Özel Tüketim Vergisi'siz (ÖTV) araç almasının da önü açıldı. Bu düzenleme, engelli bireylerin araç sahibi olma koşullarını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, bedelli askerlik başvurularında belirlenen yeni ücret tarifesi esas alınacak. Bedelli askerlik uygulaması kapsamında tahsil edilen tutarlar Milli Savunma Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacak. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilecek, kalan kısmı ise Savunma Sanayii Destekleme Fonu'na aktarılacak. Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar ise genel bütçeye gelir olarak kaydedilecek.

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya Haber

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya

Karamahmutoğlu, yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Yasadışı, kaçak nüfus olarak adlandırdığımız bu tablo, demografik bir işgal altında olduğumuzu göstermektedir. Demografik göçe ‘hoş geldin’ diyen AKP hükümetini bu tanımlama hep rahatsız etmiştir” ifadelerini kullandı. “27 yılda 90 yıllık nüfus düşüşü yaşandı” Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın açıklamalarına dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Bakan Göktaş, bazı ülkelerin 90 yılda yaşadığı nüfus düşüşünü Türkiye’nin 27 yılda yaşadığını itiraf etti. Bu 27 yılın 23 yılında AKP iktidardaydı. Çoban bulamadığınız için ülkemizi kaçak göçmen cennetine çevirdiniz, şimdi ilkokul çağında çocuk bulamayınca kaçak göçmen çocukları mı ithal edeceksiniz?” diye sordu. Demografik bozulmayı düzeltebilecek ve düzensiz göçü tersine çevirebilecek tek siyasi partinin Zafer Partisi olduğunu savunan Karamahmutoğlu, bu sorunun bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. “Gerçek işsiz sayısı 10 milyonun üzerinde” Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30 seviyelerine çıktığını, gerçek işsiz sayısının ise 10 milyonun üzerinde olduğunu öne sürdü. “Vatandaşlarımız artan kira fiyatları, yükselen gıda fiyatları ve azalan alım gücüyle karşı karşıyadır. AKP’nin ekonomi programı, sistematik bir yoksullaştırma ve sefaleti toplumun geneline yayma programı haline gelmiştir” dedi. Gençlerin yurt dışına gitme eğilimine de dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Nitelikli iş gücü Türkiye’den ayrılmaktadır. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Bu beyin göçü Türkiye’nin geleceğini tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. “Çözüm süreci ihanettir” Terör örgütüyle yürütülen sürece de sert sözlerle yüklenen Karamahmutoğlu, “Narko terör örgütüyle kurulan pazarlık masasını kurduran Devlet Bahçeli ve AKP hükümetidir. Başlattıkları ikinci çözüm ihanet süreciyle son 1,5 yıldır Türk Devleti’nin ve milletinin gururuyla oynanmıştır” dedi. Devlet Bahçeli’nin “Süreci boğmanın âlemi yok, hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecek” sözlerini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Zafer Partisi’ne ‘pazarlık yok’ diyenler, şimdi adım adım yerine getirilecek diyor. Baş teröriste umut hakkı tartışmaları sürerken İmralı’da bir malikane inşa edildiği haberlerini okuyoruz” ifadelerini kullandı. “Çok uluslu yabancı askeri güç Türkiye’de konuşlanıyor” Dış politikadaki gelişmelere de değinen Karamahmutoğlu, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle petrol fiyatlarının yüzde 50 artarak 119 dolara yükseldiğini, küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Ukrayna operasyonu için teşkil edilen çok uluslu deniz unsur komutanlığının İstanbul Beykoz’daki Anadolu Kavağı’nda konuşlanacağı duyuruldu. Bu kuvvetin NATO komuta yapısı içinde olup olmadığı anlaşılamamaktadır” dedi. Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Türkiye’de yabancı bir askeri gücün bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’ye aittir. Bu çok uluslu yabancı güç için Meclis’te bir oylama yapılmış mıdır? Tezkere çıkmış mıdır?” sorularını yöneltti. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesinin uygulanmasından vazgeçilip geçilmediğini sorgulayan Karamahmutoğlu, “Bu uygulamanın Türkiye’yi savaşta taraf yapacağının farkında mısınız? Türkiye, çok uluslu bu yabancı askeri güce destek vererek Rusya ile karşı karşıya mı getirilmek isteniyor?” diye konuştu. “BlackRock başkanıyla ne görüşüldü?” Karamahmutoğlu, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock şirketinin başkanı Laurence Fink ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye dikkat çekerek, “Bu ziyaretin amacının ne olduğunu Türk kamuoyu merak etmektedir. Vatandaşların bu sorusunu muhatabına yöneltmeyi bir görev biliyoruz” ifadelerini kullandı. Karamahmutoğlu, AKP hükümetine Meclis’i özel gündemle toplayarak kamuoyunu bilgilendirme çağrısında bulundu.

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı Haber

'Yusuf Yüzlüler' Muhsin Yazıcıoğlu'nu dualarla andı

Dernek merkezinde gerçekleşen programa Yusuf Yüzlüler Derneği Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ile yönetim kurulu üyeleri, ANDA Arama Kurtarma gönüllüleri ve Şehit Yazıcıoğlu'nun siyasi yol arkadaşları ve gönül bağı bulunan çok sayıda vatandaş katıldı. "DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI" Orhan Camii Emekli İmamı Orhan Demiraslan'ın ağzından Kur'an-ı Kerim tilaveti gerçekleşirken Dernek Başkanı ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun avukatı Veysel Aşkın, Yazıcıoğlu'nun, 'Barajı geçeceğime sıratı geçerim' sözlerini hatırlattı. Akabinde hayatından önemli kesitler paylaştı. Bu sırada salonu dolduran kalabalık duygu dolu anlar yaşadı. "TBMM SİGORTASINI KAYBETTİ" Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazası ile ilgili herhangi gerçek bir dava açılmadığını vurgulayan Aşkın, şehadetinden sonra rakip siyasilerin, 'TBMM sigortasını kaybetti' sözlerine atıfta bulunarak acı kaybın ülke genelinde yaşattığı boşluğa dikkat çekti. Daha sonra söz alan Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan, Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte siyaset yaptığı dönemlerden anılar paylaştı. "SIRA BİZE GELİRSE DİZLERİNİN ÜSTÜNDE OTURAMAYACAKLAR" Yazıcıoğlu'nun, 'Seçim kazanamasakta doğruları söylemekle mükellef bir hareketiz' sözlerini hatırlatan Aslan, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu'nun, 'Devleti yönetme yetkisi kendilerine geçerse, bu davada ismi geçen kimse dizlerinin üzerinde rahat oturamayacak' sözlerini dile getirdi. "YUTKUNARAK SABREDİYORUZ" Şu anda parti olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun davasına yutkunarak sabrettiklerini söyleyen Aslan, bir gün muhakkak davadaki perdeyi kaldıracaklarını vurguladı. "17 YILDIR NEYİ SAKLIYORSUNUZ?" İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, "TBMM'de 17 yıldır neyi saklıyorsunuz?" diyerek davanın sürüncemede kalmasını eleştirmişti. Burada yaptığı konuşmada Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet dileyen Türkoğlu, ABD- İsrail'i kınamayam hükümetin, İran'ı körfez devletleriyle bir bildiriyle hedef göstermiş olmasının akıl tutulması olduğu iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı

Erdoğan, mesajında tüm İslam aleminin bayramını kutlayarak, Ramazan ayının huzur ve bereketinin ardından bayrama kavuşmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Ancak İslam coğrafyasının zor günler geçirdiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, özellikle Gazze'de ateşkes ihlalleri ve insani yardım engelleri nedeniyle İsrail saldırıları altında bayram geçiren Filistinli kardeşlerinin durumuna vurgu yaptı. Bölgedeki artan gerilime de değinen Erdoğan, İsrail'in tahrikleriyle başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan saldırıların endişe verici olduğunu belirtti. Türkiye'nin 86 milyonluk sorumluluk bilinciyle temkini elden bırakmadığını, hava sahası ihlallerine karşı kararlı tutum sergilediklerini ve milletin huzur ile güvenliğini güçlendirecek adımları atmaya devam ettiklerini söyledi. "Terörsüz Türkiye'de Kritik Eşikler Aşıldı" Mesajında 'Terörsüz Türkiye' sürecine geniş yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 ay önce başlatılan bu süreçte birçok kritik eşiğin başarıyla aşıldığını ifade etti. Devletin ilgili birimlerinin en küçük bir güvenlik açığına izin vermemek için hassasiyetle çalıştığını belirten Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki sorunun uzlaşıyla çözülmesinin hem güvenlik endişelerini hafiflettiğini hem de Suriye'nin toprak bütünlüğüne katkı sağladığını kaydetti. TBMM çatısı altında kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun rapor

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.