Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tepki

Haberia - Tepki haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tepki haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi! Haber

Narin Güran davasında Nevzat Bahtiyar gelişmesi!

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savcı, Nevzat Bahtiyar için 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu.Nevzat Bahtiyar, 8 yaşındaki Narin Güran'ın cansız bedenini dere yatağına taşıyıp gizlediğini savunuyor. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozmasının ardından tutuklu sanık Nevzat Bahtiyar yeniden yargılanıyor. DURUŞMA SALONUNA GETİRİLDİ Nevzat Bahtiyar'ın, Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanmasına başlandı. Adana Suluca 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Bahtiyar, duruşma salonuna getirildi. Duruşmaya Bahtiyar'ın avukatları Adnan Ataş ve Ali Eryılmaz, Güran ailesi ve avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları katıldı. "SALİM'İN DEDİĞİNİ YAPSAYDIM, CESET AÇIĞA ÇIKMAZDI" Duruşmada yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar'ın ifadesi alındı. Mahkeme başkanının, 'Bozma kararına itirazın var mı?' sorusuna Nevzat Bahtiyar, 'Yok' diye cevap verdi. İfadesinde olay gününün anlatan Nevzat Bahtiyar, "Ben o gün işteyim. Sabah 06.30'da Çarıklı'daki evime gittim. Ondan sonra eve geldim. Saat kaç olduğunu hatırlamıyorum ama öğlendi. Geldim eve, eşim 'Suyumuz gelmiyor' dedi. Saat 15.00 civarıydı. Ondan sonra Salim Güran'ı aradım, 'Tamam, su için yetkilileri arayacağım' dedi. Ondan sonra Salim 50-70 metre uzaklıkta beni çağırdı. Ben yukarıya Arif'in evine doğru çıktım. Tepeye çıktım. Ondan sona gittim, cesedi yerde gördüm. Arif'in evine girdiğimde, girişte sol tarafta Narin'in cesedini gördüm. Salim bana, 'Cesedi götüreceksin' dedi. Ben reddettim. Ondan sonra silahı çekti benle oğlumu tehdit etti. 'İlk önce oğlunu öldürürüm sonra seni' dediği için mecbur kaldım, cesedi götürdüm. Battaniyenin içine cesedi ikimiz koyduk. Kapıya kadar, balkona kadar benimle birlikte cesedi battaniyeyle sardı. Sonra ben tek cesedi ahıra götürdüm. Orada torbaya koydum. Arabaya koyduktan sonra Yüksel'in (Narin'in annesi) evinin önünde ağladığını gördüm. Ben arabayla binmeden Salim benden battaniyeyi aldıktan sonra, 'Bu cesedi götür parça parça et, kimse görmesin' dedi. Ben cesedi açığa çıkardım. Eğer Salim'in dediğini yapsaydım bu ceset ortaya çıkmazdı. Ben iyilik yaptım. Eve gittiğimde kimseyi görmedim. Sadece Salim'i evde gördüm. Ama cesedi aldıktan sonra Yüksel'in evimizin yukarısında ağladığını gördüm" dedi. GÜRAN AİLESİ MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILDI 'Hangi ifadeniz doğru' sorusu üzerine Bahtiyar, "Ben ilk ifademde, ailem güvence altına alınmadığı için öyle dedim. Ama şimdi ailem güvence altında. Şu anda verdiğim ifade doğrudur. Salim Güran bana pusu kurdu. Beni yukarı çektiler. Ben mecbur kaldığım için cesedi götürdüm, pişmanım. Ben cesedi almaya gittiğimde kız ölmüştü. Ben Salim'in dediğini yapsam parça parça ederdim" diye konuştu. Bu ifadelerinin ardından Arif Güran ve ailesi, Nevzat Bahtiyar'a tepki gösterdi. Gerilimin artması üzerine mahkeme başkanı, aile bireylerinin salondan çıkarılmasını istedi. Salondan çıkarılan aile bireyleri, Bahtiyar'a yönelik "Pedofili katil" diye bağırdı. "TEHDİT ETTİĞİ İÇİN CESEDİ ALDIM" Ardından Nevzat Bahtiyar ifadesine devam edildi. Bahtiyar, savcının Salim Güran'ın kendisini çağırdığı zaman tam olarak nerede olduğu sorusuna, "Bizim evin tam üzerinde Salim beni çağırdı. 'Nevzat, gel yukarıya senle işim var dedi'" diye cevapladı. 'Koşarak mı gittin' sorusuna ise, 'Hayır normal yürüdüm. Benim elimde su hortumu vardı. Bıraktım gittim. Salim önümdeydi, 10-15 metre kadar. Oraya gittim. Ben ona yetişmeden Salim, Arif'in evine girdi. Ben de takip ettim. Onun arkasından girdim. Ben ceset olduğunu bilsem içeri girmezdim. Bana dedi ki 'Cesedi götür'. Oğlumu tehdit etti. Ben de onun tehdit etmesi sonucu cesedi aldım" ifadelerini kullandı. "8 KEZ YALAN SÖYLEYEN BİRİNE NASIL İNANILIYOR" Mahkeme salonundan çıkarılan Narin'in ağabeyi Baran Güran, "Bu adama daha da inanılıyor mu? 8 kez ifade değiştiriyor, herkes bu adama inanıyor. Bütün aile bireylerinin tek ifadesi var, bu adam 8'inci ifadesini veriyor. 8 kez yalan söyleyen birine nasıl inanılıyor? Her defasında başka bir şey söylüyor. Böyle bir şey var mı? Aile bireylerini şeytanlaştırdılar" diye tepki gösterdi. ARİF GÜRAN: ADALET İSTİYORUM Nevzat Bahtiyar’ın ifadesinin ardından, Narin Güran’ın babası Arif Güran söz aldı. Baba Güran, “Kusura bakmayın, kızımdan bahsedildiği zaman kendimi kaybediyorum. Bu hareket size saygısızlık olarak anlaşılmasın. Bu cani az konuştu. ‘Salim beni çağırdı’ demiş. Ben iddia ediyorum, benim evimden onun evi görülmüyor, ses de oraya gitmiyor. Dosya boyunca Dara-2 kamerasına bakılması unutuldu. Eğer o kamera Yüksel’in ağladığını gösterseydi, bugün Arif Güran ona teşekkür ederdi. ‘Kızımın katilerini ortaya çıkardın’ diye. Bugün Tavşantepe’de çeşitli açılardan kameralar var. Bu katil çok kez ifade değiştirdi. Bu kişinin ifadesi neticesinde ailem linç edildi. Salim, Yüksel ve Enes daraltılmış baz dışında somut delil olmadığı için onunla yargılandı. Başka delil yok. 7 yaşındaki oğlum, 7 saat ifade verdi ancak onun oğlu ifade vermedi. Ben bu kararı kabul etmiyorum. Adalet istiyorum” dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatları da Nevzat Bahtiyar’ın ‘İştirak halinde öldürme’ şeklinde cezalandırılmasını istedi. "POLİS EŞLİĞİNDE KEŞİF İSTİYORUM" Nevzat Bahtiyar’ın birçok kez ifade değiştirdiğini belirten Arif Güran, “Jandarmayla değil, polisle bir keşif istiyorum. 1700 personel vardı. Salim Güran onlardan daha mı büyük? Madem Salim seni tehdit etti, gitseydin devlete. O kadar jandarma vardı, devlete gideydin. Eğer gitmiş olsa, ben burada bu adamdan hak talep etmezdim. Ancak bu adam 19 gün boyunca benimle namaz kıldı, aramalara katıldı. Bu adam polisle bir keşfe çıksın. Bu adamın ve Salim’in telefonu kollukta fabrika ayarlarına döndü. Deliller silindi. Nahit Eren burada şov yaptı. Nahit Eren burada Yüksel’in namusunu sorgulamazdı. Ben keşif istiyorum. Benim ailem yok oldu. Benim çekirdek ailem yok oldu. Benim kızımın hakkı yerde kalmasın, ben ailece yok olmaya razıyım. Niye bunun aile bireylerinden kimsenin ifadesi alınmıyor? Onun dediği dakikada Narin tepeye tırmanıyor. Benim kızımın geçtiği yerle Nevzat’ın evi arasında 10 metre var. Bu adam hayalet mi? Bu adamın konuşmalarına inanmıyorum, keşif istiyorum. Eğer keşif yapılsa ve dediği çıksa bir daha buraya gelmem ve cezaevindekileri de silerim. Benim kızım eve yetişseydi çantası, terliği, eşyası evde olacaktı. Ama gel gör ki benim kızımın eşyaları çantasında çıktı” diye konuştu. "DİĞER ÇOCUKLARIM OKULU BIRAKTI" Güran, kızının ölümünde parmağı olanların ortaya çıkarılmasını isteyerek, şöyle konuştu: “İstinaf bu dosyayı bozdu ama birileri müdahale etti. Bu yargılama, bu zulüm nereye kadar gidecek? Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel ve Salim yaptıysa onlar da cezasını çeksin. Benim ilk kızım da öldü ancak sosyal medyada ‘Arif kendi kızını öldürdü’ dediler. Burada Nevzat’ın avukatı dar bazı inkar ediyor ancak bu insanlar bundan ceza yedi. Köyde saat kavramı yoktur. Dar bazla ailem ceza aldı. Delil yoktur. Narin’den daha küçük çocuklarım var. Çocuklarım okulu bıraktı. Diğer heyetin hiçbir şey araştırmadan karar vermesiyle çocuklarım okulu bıraktı. Yalanlarla Narin gibi diğer 5 çocuğumun da hayatı karardı. Önce Allah’tan sonra da sizden adalet istiyorum. Havaalanını koruyan tüm kameralar köyümü görüyor. Ben keşif istiyorum. Bu dava ancak bu şekilde kapanır yoksa kapanmaz. Bir baba olarak, ağabey, kardeş olarak, Müslüman, Yahudi, Hıristiyan neye inanıyorsanız inanın, ben keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet ortaya çıkarsın.” "İSTİSMAR EDİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ KANAATİNDEYİM" Arif Güran’ın avukatı Ezgi İpek ise soruşturmanın kötü yürütüldüğü kanaatinde olduğunu belirterek, “Bir buçuk senedir bu dava sürüyor. Dosyada birçok delilin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital deliller başta olmak üzere. Tuncay Beşikçi raporu vardı. PSA meselesi çok kıymetli. Çocuğun yüzde 99 istismar edildikten sonra öldürüldüğü kanaatindeyim. İstismar sonrası cinayet olma ihtimali yüksek. Bununla ilgili Adli Tıp Raporu alınması gerekirdi ama alınmamış. Soruşturma kötü yürütülmüş. Alakasız saatlere bakılmış netice itibari ile geldiğimiz aşama bu. Bu çocuğun bir buçuk senedir kemikleri sızlıyor. Bozma kararına uyulsun. Bu dosyayı aydınlatmak sizin elinizde. Keşif yapılsın” dedi. DURUŞMAYA ARA VERİLDİ Narin Güran cinayetinde yeniden yargılanmasına başlanan Nevzat Bahtiyar’ın duruşmasında mahkeme başkanı, katılanların keşif ve diğer taleplerini reddederek, duruşmaya 2 saat ara verdi. BAHTİYAR'A AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Savcı mütalaasını açıkladı. Yargıtay'ın bozma ilamına uymadıklarını belirten Savcı, bozma ilamında her ne kadar "kasten öldürmeye yardım" suçundan cezalandırılması belirtişmişse de Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını talep ettiklerini bildirdi. Mütalaada, sanık Bahtiyar'ın, "yaklaşık 19 gün boyunca sessiz kalmasının, delillerin olumlu şekilde toplanması önünde engel olduğu, Bahtiyar'ın, cesedi gömdükten sonra hiçbir şey olmamış gibi baldızının evine giderek hayatına devam ettiği" belirtildi. Savcının mütalaasında, Nevzat Bahtiyar'ın, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" suçundan değil, "nitelikli kasten öldürme" suçundan cezalandırılması talep edildi. DURUŞMA 16 NİSAN'A ERTELENDİ Daha sonra duruşma 16 Nisan Perşembe gününe ertelendi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi. NE OLMUŞTU? Bağlar ilçesi kırsal Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan Narin Güran'ın cansız bedeni, arama çalışmalarının 19'uncu gününde 8 Eylül'de dere yatağında çuvalda, üzeri taşlarla kapatılıp gizlenmiş halde bulundu. Narin'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ile güvenlik kamerası görüntülerinden Narin'in cansız bedenini kırmızı bir araçla dere bölgesine götürdüğü belirlenen komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Amca Salim Güran, anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran hakkında, komşuları Nevzat Bahtiyar ile birlikte 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Nevzat Bahtiyar, gözaltına alındıktan sonraki ifadesinde Narin'i öldürmediğini, yalnızca cansız bedenini dereye taşıyıp gizlediğini savundu. 28 Aralık 2024'te görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme, Salim, Yüksel ve Enes Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4,5 yıl hapis cezası verdi. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun buldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istendi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi adına bozdu. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, Bahtiyar hakkında verilen cezayı bozmasının ardından dosya, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi, mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluğuna ilişkin değerlendirmede bulunarak tensip zaptı hazırladı. Tensip zaptında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre, iddianamede işlediği iddia edilen suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, eyleminin CMK'nin 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyle adli kontrol tedbirinin uygulanmasının yetersiz kalacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gerekçe gösteren mahkeme, Bahtiyar'ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık Bahtiyar'ın tutuklu bulunduğu cezaevine yazı yazılarak duruşmada hazır edilmesini kararlaştıran mahkeme, duruşmanın 6 Nisan'da yapılmasına hükmetti.

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki Haber

Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım’dan hastane arazilerinin satışına tepki

Bursa şehir merkezinde satışa çıkarılan arazilerin geçmişte hastane olarak kullanılan ya da hastane yapılması planlanan noktalar olduğu ortaya çıktı. 152 EVLER’DE YIKILAN HASTANE ARAZİSİ Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi’nde bulunan ve satış listesine giren arazi üzerinde daha önce Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi hizmet veriyordu. SAMANLI’DA PLANLANAN DEVLET HASTANESİ ARAZİSİ Samanlı Mahallesi’nde satışa çıkarılan başka bir arazi ise Bursa’nın doğusunda yapılması planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi için ayrılmıştı. ERTUĞRULGAZİ’DE ARAZİ HASTANEYKEN YIKILIP ÖZEL OKULA KİRALANDI Yine Yıldırım ilçesi Ertuğrulgazi Mahallesi’nde yer alan 1879 ada 6 parseldeki taşınmazda ise uzun yıllar Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi faaliyet göstermişti. Hastane, Bursa Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından kapatılmış, binanın depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılmasının ardından arazi 10 yıllığına özel bir okula tahsis edilmişti. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan Anahtar Parti Yıldırım İlçe Başkanı Tayfun Yıldırım, söz konusu arazilerin satışa çıkarılmasına sert tepki gösterdi. “YILDIRIM’IN GELECEĞİNİ HİÇE SAYMAKTIR” Yıldırım, Bursa’nın en yoğun nüfusuna sahip ilçelerinden biri olan Yıldırım’da sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını belirterek, “Bursa’nın en sıkışık ilçesi olan Yıldırım’da sağlık hizmetine en fazla ihtiyaç duyulan alanların, sırf ekonomideki açığı kapatmak ve bütçeyi denkleştirmek adına satışa çıkarılması kabul edilemez. Çözüm üretmek yerine ‘sat kurtul’ politikası izleniyor. Bu yaklaşım Yıldırım’ın geleceğini hiçe saymaktır” dedi. “YIKILAN VE PLANLANAN HASTANELER YAPILMALI” Yıkılan hastanelerin yerine yeni sağlık yatırımları yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, “Yıkılan Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nin yerlerine yenileri yapılmalı, ayrıca Bursa’nın doğusunda planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi’nin inşaatı başlatılarak hizmete alınmalıdır. Böylece Yıldırım’da yaşayan vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişim standardı yükseltilmelidir” ifadelerini kullandı. “SAT KURTUL’ ANLAYIŞI DEĞİL, ‘PLANLA VE HİZMET ET’ ANLAYIŞI OLMALI” İlçede sağlık yükünün büyük bölümünü çeken Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut yoğunluğu karşılamakta zorlandığını belirten Yıldırım, “Şifa bulmak için hastaneye giden vatandaşlarımız kalabalık ve yoğunluk nedeniyle farklı sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor. Sağlık hizmetleri için tahsis edilmiş arazilerin satışa çıkarılması, vatandaşı hiçe saymaktır” diye konuştu. Yıldırım açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunarak, “Bu yanlıştan derhal geri dönülmelidir. ‘Sat kurtul’ anlayışı değil, ‘planla ve hizmet et’ anlayışı hakim kılınmalıdır. Yıldırım halkı bu arazilerin peşkeş çekilmesine sessiz kalmayacaktır” dedi.

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor! Haber

Emekli memurlar hak arayışına devam ediyor!

Emekli memurlar adına yapılan açıklamalarda, “Seyyanen ilave ödeme emekli memurun müktesep hakkıdır. Anayasaya ve kanunlara aykırı uygulamalarla hukuksuzca el konulamaz” denildi. Açıklamada, söz konusu ödemenin ötelenmesinin ya da görmezden gelinmesinin yalnızca idari bir tasarruf değil, doğrudan kul hakkı ihlali olduğu ifade edildi. “EN BÜYÜK KAMU HABERİ: 35 AYDIR ÖDENMEYEN HAK” Emekli memurların temsilcileri, 35 aydır hak ettikleri ödemeyi alamadıklarını ve bazı emekli memur maaşlarının asgari ücretin altında kaldığını belirterek durumu “vahim ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bu konuyu teğet geçenin ya dünyadan haberi yoktur ya da bir kasıt vardır. Ortası yok” ifadeleriyle kamuoyuna ve yetkililere sert mesaj verildi. Sosyal güvenlik sisteminde 2008 öncesi ve sonrası ayrımına da dikkat çekilen değerlendirmelerde, her iki grubun da haklarının yasalarla belirlendiği, ancak kanun dışı uygulamalarla ortaya çıkan hak kayıplarının kabul edilmeyeceği dile getirildi. “Kanunlar dışındaki hak kayıplarını kabullenmemiz mümkün değildir” denildi. “SSK YARDIM KURULUŞU DEĞİLDİR” Açıklamada, sosyal güvenlik sisteminin temel mantığına da vurgu yapıldı: “SSK bir yardım kuruluşu değildir. Emekli, primleri karşılığı maaş alır.” Emekliliğin bir sosyal yardım değil, yıllarca ödenmiş primlerin karşılığı olduğu hatırlatılarak, seyyanen ilave ödemenin de bu çerçevede yasal bir hak olduğu belirtildi. Emekli memurlar, “En düşük emekli” tanımına da tepki göstererek, her emeklinin bağlı bulunduğu yasa çerçevesinde maaş aldığını, keyfi sınıflandırmalarla haklarının budanamayacağını ifade etti. “En düşük diye bir emekli yoktur” denilen açıklamada, maaşların yetersizliğinin sistemsel bir adaletsizlik olduğu savunuldu. “MÜCADELE DAHA DA BÜYÜYECEK” Emek örgütleri, emekli memurların ayrımcı politikalara kurban edildiğini öne sürerek, bu durum karşısında sessiz kalmayacaklarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yürütülen #MemurEmeklisineAdalet ve #EmekliMemur etiketli kampanyaların büyütüleceği, demokratik ve hukuki tüm yolların sonuna kadar kullanılacağı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, emeklilerin hayatlarının son döneminde geçim derdiyle baş başa bırakılmasının sosyal devlet ilkesine ağır darbe olduğu vurgulanarak, “Yapacak, oyalanacak hiçbir şey bırakmadılar hayatımızın son deminde” sözleriyle yaşanan mağduriyetin boyutu ortaya kondu. Emekli memurların çağrısı net: Seyyanen ilave ödeme derhal ve eksiksiz biçimde hayata geçirilmeli, 35 aylık kayıp telafi edilmeli ve sosyal güvenlikte adalet gecikmeden sağlanmalı. Aksi halde, yükselen tepkinin daha geniş ve daha örgütlü bir hak arama mücadelesine dönüşeceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.