Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vatan

Haberia - Vatan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vatan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti Haber

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kastamonu programı kapsamındaki halk buluşmasında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Anneler Günü nedeniyle de çok sayıda kadın katıldı. Kadınların Anneler Günü’nü kutlayan Ağıralioğlu, “Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Anahtar Parti, bir muhasebenin partisidir. Herkes susarken konuşan, herkes korkarken cesaretle ayağa kalkanlarız. Milletin hissesine bu kadar kudretli bir iktidar karşısında sessizlik düşmüşken, milletin dertlerini dert edinen ve haykırabilenleriz. Kavga etmeden eleştirebilen, çözümü içinde barındıran bir iradeyle yürüyebilen, memleketi kavgayla değil sevgiyle, parmak sallamayla değil kucaklaşarak, bölerek değil birleştirerek ayağa kalksın diye iktidarla rekabet hattını bir bayrak yarışına dönüştürenleriz. GÜZEL KONUŞMAK SİZE, GÜZEL YAPMAK BİZE DÜŞSÜN… Artık konuşarak cebimizin dolmadığı, konuşarak adaletin hızlanmadığı, konuşarak siftah yapamadığımız, aileyi koruyamadığımız ve toplumu ayağa kaldıramadığımız zamanlardayız. Hikmetli sözler söyleyerek çocuklarımızın hayallerine kavuşamadığı, sokakların güvenli hale gelmediği ve sadece güzel konuşmalar yaparak Türk milletinin zenginleşmediği gerçeği ortaya çıkmıştır. Siz çok güzel konuştunuz, mutluluk vadettiniz; okulun öneminden, eğitimin güvenliğinden ve çocuklarımızın özgürlüğünden bahsettiniz. Fakat bizim hissemize, 23 Nisan bayramında çocuklarımıza taziye vermek düştü. Siz güzel güzel konuşmalar yaptınız ama bizim evlatlarımız vuruldu. Sözlerinizi tükettiniz. Eskiden kalbinizle konuşuyordunuz, yolun başında kalbiniz vardı; sonra kalbiniz size güzel sözler söyletemeyecek hale geldi çünkü sözünüzü kirlettiniz. Güzel sözler söyleyemeyen kalbinizin önüne ‘prompter’ cihazı yetiştirdiniz. Cama bakıp konuştuğunuz için milletinizi göremediniz. Cama yazılanları okuyunca milletinizi zengin ve huzurlu zannettiniz; oraya her sorunu çözdüğünüzü yazdılar. Siz de muhasebe etmeden o sözleri oraya bakarak söyleyebildiniz. Sonra Anahtar Parti karşınıza geldi. Size dedim ki: ‘Milletinizle aranızdaki o camı kaldırın.’ Anahtar Parti sizin baktığınız camdan değil, unuttuğunuz ‘can’dan konuşuyor. Güzel konuşmak size; güzel yapmak bize düşsün… ANAHTAR PARTİ KİRLİ SÖZLERİNİZLE LEKELENMEZ… Ben, cumhurbaşkanlığı makamı bölücülerin şantajına maruz kalmasın, bölücülüğün gölgesi o makama düşmesin diye altılı masadan kalktım. Şimdi de ben, teröristin ‘kurucu önder’ olarak kabul edilmeye çalışıldığı bir iradeye karşı duruyorum. Anahtar Parti, milletten başka hiçbir gölgenin altına sığınmasın diye kuruldu; ay yıldızlı al bayrağın gölgesinden başka bir gölge tanımadığı için yola koyuldu. Böylesine hassasiyetli bir partiyi ikbal hesaplarıyla töhmet altında bırakmaya çalışanların özür dileyeceği zamanlar gelecektir. Anahtar Parti, kirli sözlerle lekeleyebileceğiniz bir parti değildir. TUTARSIZLIK KARŞISINDA DİMDİK DURUYORUZ Anahtar Parti; devletini bilenlerin, vatanını koruyanların, milletinden başka hiç kimseye eyvallah etmeyenlerin ve ay yıldızlı bayraktan başka bayrak tanımayanların partisidir. Şimdi Öcalan’a statü tartışmalarının yapıldığı, İmralı’da cezasını çekmekte olan PKK elebaşının ‘kurucu önder’ gibi laflarla anıldığı zamanlardayız. Eskiden Cumhur İttifakı tarafında en ağır küfürlerin konusu olanların, şimdi iktidar ortakları tarafından özgürlük vaat edilen insanlar haline geldiğini görüyoruz. Sanki geçen seçimde ‘bizi seçerseniz Öcalan'a hürriyet vereceğiz, PKK ile masaya oturup bu işi çözeceğiz’ demişler gibi konuşuyorlar. Biz bu tutarsızlıkların karşısında dimdik duruyoruz. HER ŞEYİ YAPAMAYIZ AMA… Siyaseti doğru yere çekiyoruz. Biz ne yapacağını bilenleriz. Bu kadar yıldır iktidarı elinde bulunduran kadronun elinden memleketi, 2002’deki aynı dertlerle geri almaya çalışıyoruz. Vaadimiz şudur: Her şeyi yapamayız, elimizde sihirli değnek yok; ama memleketi bu ‘partili cumhurbaşkanlığı’ sisteminden kurtarırız. Bakanların Meclis’e karşı sorumlu olduğu bir sistem kurarız. Meclis’e bütçe denkliği getirebiliriz. İsrafı ve yolsuzluğu engelleyecek adımları atarak her bir kuruşun hesabını verebiliriz. Sayıştay raporlarını yargıya açarız. Kamu İhale Kanunu’nu değiştiririz. Her şeyi yapamayız ama Devlet Planlama Teşkilatını kurarız. Sizin gibi sekiz yıldır ‘enflasyonu düşüreceğiz’ diye konuşmayız. Biz her şeyi yapamayız ama mülakat adaletsizliğine son veririz, mülakatı kaldırırız. Devlette nepotizme son veririz mesela. Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştiririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama ceza davalarını iki yıl, hukuk davalarını bir yılda sonlandıracak bir liyakat kurarız mesela. ENFLASYON İLE MÜCADELEDE TÜİK’E TALİMAT VERMEYİZ MESELA… Faize verdiğiniz 760 milyar doları vermenize sebep olan savurganlığın önüne geçip, bu harcadığınız paraları millete veririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama 20 bin lira verdiğiniz emeklilere biz 40 bin lira veririz mesela. Yurt dışına gitmiş 165 bin evladımızın her birini dönmeyi bekler gibi; bayrağı tutar gibi, vatanı tutar gibi tutar ve memleketlerinde hayal kurabilecekleri imkânlarla buluştururuz. Memlekette misafir ettiklerimizi de vatanlarında huzurla buluştururuz. Biz her şeyi yapamayız ama çocuklarımıza gıda yardımı veririz mesela. Üç yaşındaki çocuklar açlık yüzünden zeka geriliği yaşıyorsa onun önüne geçeriz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama devlet olarak mafyaların canına okuruz. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye TÜİK’e talimat vermeyiz mesela. Dünyanın en güvenli istatistik kurumunu kurarız; enflasyonu doğru hesaplarız ki, alım gücü ne kadar bozulmuşsa yürütme bunun telafisini doğru yapabilsin diye doğru ölçeriz mesela. Bu yapabileceklerimizi yaptığımızda, memleketin tek sorununun siz olduğu ortaya çıkacak mesela. Şimdi verileri yan yana ekliyorum; ne çıkıyor biliyor musunuz? Büyük bir illüzyon var, memlekette adeta büyük bir siyasi sihirbazlık var. TEKRARLAYAN BAŞARISIZLIK VE TEMBELLEŞME… Cumhuriyet Halk Partisi de iktidarın tahterevallisi olmuş; CHP’nin varlığı, AK Parti’nin bunca maharetsizliğine rağmen iktidarda kalabilme imkânı haline getirilmiş. Hep aynı şeyi tekrarlayan başarısızlık beraberinde AK Parti’yi tembelleştirmiş; nasıl olsa seçimi kazanıyorum diye ne adaylara özenmiş, ne programa özenmiş ne de yaptığının hesabını vermiş. Üstüne de Devlet Bey eklenmiş, Devlet Bey de hudutsuz ve sınırsız destek vermiş. Nasıl olsa iktidardayız diye millet unutulmuş; iktidarda kalmanın, memleketin sorunlarını çözme fırsatı olduğu unutulmuş ve iktidarda kalmak sadece devlet olmak zannedilmiş. “PARTİLENMİŞ VE PARSELLENMİŞ SİYASİ ALANI ALTÜST EDECEĞİZ” Artık memlekette AK Parti’nin galibiyetine ihtiyacımız yok. Sizin derdiniz seçimden galip çıkmak; bizim derdimiz ise ciddiyetle iş yapmak, planlı programlı çalışmak, konulan hedeflere ulaşmak ve yapamadıklarımızın hesabını verme mesuliyetini taşımaktır. Anahtar Parti; devleti milletle, milleti hakikatle, hakikati adaletle, adaleti merhametle buluşturacak olan yönetim maharetinin tecellisidir. O yüzden bu parti; Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren, cumhuriyeti çocukları için nimet görenlerin de partisidir. Milliyetçiliği bir mahcubiyet değil gurur sayan ülkücülerin de partisidir. Yarım asrı bulan muhafazakârlığın ve dindarlığın yirmi dört yıllık iktidarında; bu kadar sorun bizim ahlakımıza yakışmaz, bu kadar yara bize gelmez diyen ve bu kavgadan yorulmuş muhafazakârların da adresi Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti; partilenmiş ve parsellenmiş siyasi alanı altüst edecek partidir. Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir. Kürt’ün, Türkmen’in, Alevi’nin, Sünninin, dindarın, sağcının ve solcunun; yani bu topraklara kalbiyle bağlı olan, ‘burası vatanım’ diyen ve her karışını kutsal sayan herkesin partisidir. NE CUMHUR NE DE MİLLET İTTİFAKI KALDI! Bugün ittifaklar ve yüzde 50+1 sistemiyle ilgili çok soru soruluyor. ‘Hangi ittifakta olacaksınız?’ diyorlar. Millet İttifakı dağıldı; Cumhur İttifakı’nın ise millet nezdindeki meşruiyet kolonları yıkıldı. Geçen seçimi ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye kazandılar, bu seçimde ise Öcalan ile yol yürümeye karar verdiler. Dolayısıyla artık ne Cumhur ne de Millet İttifakı vardır; sadece millet vardır, biz varız. En büyük parti ‘kararsızlar’dır ve biz kararsızların kararının Anahtar Parti olması için yürüyoruz. İktidardan memnun olmayıp kararsız hale gelen seçmen, Anahtar Parti ile birleşerek bizi iktidar yapabilecek güce ulaştırabilir. İttifak yapmaya çok hevesliyseniz; Anahtar Parti lokomotif olarak yoluna devam edecek ve size koordinat çizecektir. O koordinatları tutturanlar gelsin bizimle ittifak yapsın. ANAHTAR PARTİ’NİN İTTİFAK KOORDİNATLARI… Anahtar Parti ile ittifak yapma koordinatlarından bahsedelim, herkes hizaya girsin. Devletini devlet bilenler, vatanını vatan bilenler, teröriste terörist diyebilenler, resmi dili, üniter yapıyı koruyabilenler, Anayasa’dan taviz vermeyenler, memlekette devleti kendi malı zannetmeyenler, haram yemeyenler, yalan demeyenler, bölücülere selam vermeyenler, bölücüleri ağırlayıp uğurlamayanlar, devletin imkânlarına namusu gibi bakabilenler, kamunun kaynaklarını koruyabilenler, sınırlarımızı bekleyebilenler, sınırlarımızı kevgire çeviren, sonra da çocuklarımızın hayatlarını kabusa çeviren bu uyuşturucu trafiğine engel olabilenler, demografimizi yönetebilenler, aileyi koruyabilenler, adaleti tecelli ettirebilenler… ‘ÇIKACAK’ İLE ‘KALACAK’ ARASINDA FARK YOK! Şimdi ima şu, ‘Sen acaba Cumhur İttifakı’yla beraber olur musun?’ Hayır; adamlar Öcalan ile yürüyor, nasıl beraber olacağız? Altılı Masa zamanında Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Selahattin Demirtaş ben gelince çıkacak’ diyordu. Ben de diyordum ki; siyasetçiler adalete emreder gibi konuşamaz, adalet tecelli eder. ‘Ben gelince çıkacak’ demek ile ‘ben burada olduğum müddetçe kalacak’ demek arasında hukuk devleti açısından bir fark yoktur. Şimdi Cumhur İttifakı; Meclis’te siyasi temsil, Öcalan’a ‘kurucu önder’lik ve statü konuşuyor. Siyasetin liyakat ve adalet dengesinin bozulduğu bu berbat iklimde Anahtar Parti, milletle ittifak yapacaktır. Bizim tek bakacağımız şey ay yıldızlı al bayrağımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığıdır.” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, halk buluşmasının ardından Kastamonu sokaklarında esnafla sohbet etti; kadınların Anneler Günü’nü çiçeklerle kutladı. Ağıralioğlu, program kapsamında partisinin Kastamonu İl Başkanlığı açılışını da gerçekleştirdi.

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey Haber

Halkı ayaklandıran idam! Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey

Tarih, 10 Nisan 1919… İstanbul, Beyazıt Meydanı… Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, idam sehpasında son kez konuştu. Çevresindeki kalabalığa ve dönemin baskıcı yönetimine meydan okurcasına haykırdı: “Ben görevimi yaptım. Aldığım emirleri uyguladım. Bugün burada beni idam edenler, yabancı devletlere yaranmak için bir masumu kurban ediyor.” Bu sözler, sadece bir idamın değil, bir dönemin vicdan muhasebesinin de başlangıcı oldu. İşgal İstanbulu’nda Halk Ayağa Kalktı İdamın ardından Mehmed Kemal Bey’in cenazesi, işgal altındaki İstanbul’da adeta bir direniş sembolüne dönüştü. Yüzlerce İstanbullu, işgal kuvvetlerinin ve Damat Ferit Paşa hükümetinin baskılarına rağmen cenaze töreninde toplandı. O gün, bir kaymakamın naaşı etrafında kenetlenen halk, aslında işbirlikçi yönetime ve yabancı devletlere karşı büyük bir protesto dalgası başlattı. Gözyaşları ve tekbirler arasında yükselen ses, “Vatan sağ olsun, şehit ölmez!” diye haykırıyordu. İade-i İtibar: Millî Şehit İlanı Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanıp işgal sona erdikten sonra, Mehmed Kemal Bey’in dosyası yeniden ele alındı. TBMM, 14 Ekim 1922 tarihinde özel bir kanun çıkararak çarpıcı bir karara imza attı: Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal Bey, “millî şehit” ilan edildi. İdam kararı bütün hukuki sonuçlarıyla geçersiz sayıldı. Bu kararın arkasında, dönemin en yetkili ismi Mustafa Kemal Atatürk de vardı. Atatürk, Mehmed Kemal Bey’in bir devlet görevlisi olarak emirleri uyguladığına ve haksız yere kurban edildiğine dikkat çekti. Onun “millî şehit” ilan edilmesi, yalnızca bir bürokratın itibarının iade edilmesi değil, aynı zamanda işgal zihniyetine ve yabancı dayatmalara karşı verilen mücadelenin de tescili oldu. Bugün, 10 Nisan 2026… İdamın üzerinden 107 yıl geçti. Ama Mehmed Kemal Bey’in idam sehpasındaki o son sözleri hâlâ yankılanıyor: “Bir masumu kurban ediyorlar.” Tarih, onu idam edenleri unuttu. Ama onu, bir şehit olarak bağrına bastı.

MHP'li İsmet Büyükataman'dan çarpıcı açıklamalar... Haber

MHP'li İsmet Büyükataman'dan çarpıcı açıklamalar...

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Bursa İl Başkanlığı, Ramazan ayının bereketini aynı sofrada paylaşmak üzere Merinos AKKM'de iftar programı düzenledi. MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, "Bin aydan hayırlı olan bu gecede Müslümanların birbirlerine dua etmelerini diliyorum. Türk dünyasının, İslam âleminin ve mazlum milletlerin kurtuluşuna ve uyanışına vesile olmasını temenni ediyorum. Ayrıca bayramın ikinci günü, saat 14.00'te Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Yıldırım Salonu'nda bayramlaşma programımız olacak. Şimdiden herkesin bayramını tebrik ediyor, Kadir Gecenizi kutluyorum. Çanakkale Zaferi'ni de hep birlikte anıyor ve kutluyoruz" ifadelerini kullanarak tüm katılımcılara hayırlı iftarlar dileyerek sözü MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman'a bıraktı. "DEVLET BEKASI NEYİ GEREKTİRİYORSA ONA BAKIYORUZ" MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, konuşmasına katılımcıların Ramazan ayını kutlayarak başladı. Büyükataman, "Bizim için siyaset demek; Cenab-ı Allah'ın rızasını kazanmak, aziz milletimizin memnun kalacağı ve ülkemize her anlamda katkı sağlayacak adımlar atmak demektir. Milliyetçi Hareket Partisi, siyasetinin merkezine her zaman Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletini koymaktadır. Partimiz, hiçbir zaman siyasi ve şahsi menfaat peşinde koşmamış, koltuk kaygısıyla siyaset yapmamıştır. Bizler, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin "Önce Ülkem Ve Milletim" duruşuyla siyaset yapıyoruz. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyor ve aziz milletimizin menfaati, devletimizin bekası neyi gerektiriyorsa ona bakıyoruz. Biliyoruz ki; vatan olmazsa yapılan siyasetin, alınan oyun, hiçbir anlamı kalmaz. Biliyoruz ki; bağımsızlığımız ve güvenliğimiz olmadan gelecek olmaz. Biz muhalefet partileri gibi sorumsuz davranamayız, sözde milliyetçiler gibi koltuk hesabıyla uğraşamayız" ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE YOL GEÇEN HANI DEĞİLDİR" Gündeme dair açıklamalarda bulunan Büyükataman, "28 Şubat 2026 tarihinde, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ilebaşlayan savaş bölgemiz için ciddi riskleri zirveye çıkarmıştır. ABD, Siyonizm'in tahriklerine kapılarak haksız ve hukuksuz bir savaşa girişmiştir. Enerji dengeleri, ticaret rotaları, ekonomik sistemler, siyasi ve diplomatik ağlar tehlikeli bir noktadadır. Coğrafyamız diken üzerindedir, adeta 3.Dünya Savaşı'nın taşları döşenmektedir. Hem bölgemiz hem de ülkemiz tehlikeli kışkırtmalarla karşı karşıyadır. Sünni ile Şii, Türk ile Kürt arasına nifak tohumları ekilmeye ve coğrafyamız kanlı çatışmalara sürüklenmek istenmektedir. Siyonist- Emperyalist şebeke, Kürt kardeşlerimizi paralı asker yaparak savaşa dâhil etmeye çalışmaktadır. Şii de Müslüman'dır, Sünni de Müslüman'dır. Hiçbir Müslüman bu kirli plana ayak uydurmayacaktır. Türk-Kürt kardeşliği arasına hiçbir Siyonist emel giremeyecektir. Türk, Kürt'ün kardeşi; Kürt, Türk'ün alın yazısı, kader ortağıdır. Bildiğiniz üzere 4 Mart ve 9 Mart tarihinde İran'dan Türkiye yönünde ateşlenen füzeler etkisiz hale getirilmiştir. Şunu herkesin çok iyi bilmesini istiyoruz; Türkiye yolgeçen hanı değildir, Türkiye üzerinde hesap yapanlar kendi kazdıkları kuyuya acı bir şekilde düşeceklerdir. Çok şükür Türkiye Cumhuriyeti kendisine yönelen tüm tehditleri bertaraf edecek kudrettedir" şeklinde konuştu. "MHP VE CUMHUR İTTİFAKI TÜRKİYE'YE SAHİP ÇIKACAKTIR" Büyükataman son olarak, "Aziz milletimiz müsterih olsun; Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türkiye'ye sahip çıkacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inanç ve irfanla inşa edecektir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin de ifade ettiği gibi; "Türk ve Türkiye Yüzyılı, kabuğunu kıran, kamburlarını atan, dar kalıplarını yaran, karanlık kampanyaları yıkan, kadife eldiveniyle dosta güven, düşmana korku salan büyük Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır." Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın sancağı elbirliğiyle açılmış, süper güç Türkiye'nin muktedir adımları duyulmaya başlamıştır. Cenab-ı Allah'ın izni ve milletimizin desteği ile ülkemizi bu kutlu yoldan döndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir" ifadelerini kullandı.

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı Haber

Bursa Valisi Ayyıldız'dan "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" mesajı

Bursa Valisi Erol Ayyıldız, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" dolayısıyla mesaj yayımladı. Ayyıldız mesajında şu ifadeleri kullandı: Kadınlarımız, tarih boyunca toplum hayatının her aşamasında önemli sorumluluklar üstlenmiş; aileyi ayakta tutan, toplumu şekillendiren ve hayatın her alanına değer katan en güçlü unsurlardan biri olmuştur. Kültürümüzde kadın; yetiştirdiği nesillerle, emeği ve üretkenliğiyle hayatın her alanında varlığıyla topluma katkı sunan önemli bir değerdir. Bu yönüyle kadınlarımız, “Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum” anlayışının en önemli temsilcileridir. Tarihimizin her döneminde kadınlarımızın azmi, cesareti ve fedakârlığı milletimizin kaderine yön vermiştir. Bacıyan-ı Rum’dan Hayme Ana’ya, Nene Hatun’dan Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarına kadar kadınlarımız, bu toprakların vatan olmasında ve milletimizin birlik ve beraberliğinin güçlenmesinde önemli roller üstlenmiştir. Kadınlarımıza verilen her destek ailelerimizi; güçlü aileler ise toplumumuzu daha sağlam temeller üzerinde yükseltmektedir. Devletimizin yürüttüğü sosyal politikaların temel amacı da kadınların sosyal, ekonomik ve kültürel hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak, aile yapımızı koruyarak daha müreffeh bir toplum inşa etmektir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Cennet annelerin ayakları altındadır.” müjdesi, kadınlarımızın toplumumuzdaki kıymetli yerini en güzel şekilde ifade etmektedir. Bu anlayışla, kadınlarımızın hak ettiği değeri görmesi ve her alanda desteklenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu anlamlı gün vesilesiyle, başta şehit ve gazi kadınlarımız ile tüm şehit ve gazilerimizin anneleri ve eşleri olmak üzere, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.