Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

Haberia - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünlü ekonomistten uyarı: Bayram öncesi gram altında deprem olacak Haber

Ünlü ekonomistten uyarı: Bayram öncesi gram altında deprem olacak

Altın piyasasında dalgalı seyir devam ederken, Prof. Dr. Murat Ferman’dan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Ferman, bayram öncesi artan nakit ihtiyacının altın fiyatları üzerinde kısa vadeli baskı oluşturabileceğini belirterek gram altında 200-300 TL civarında geri çekilme yaşanabileceğini söyledi. “BAYRAM DÖNEMİNDE NAKİT İHTİYACI ARTIYOR” Prof. Dr. Murat Ferman, uzatılmış bayram tatillerinin ekonomik davranışları doğrudan etkilediğini ifade etti. Bayram dönemlerinde vatandaşların nakde yöneldiğini ve özellikle Kurban Bayramı öncesinde TL ihtiyacının arttığını belirten Ferman, bunun altın fiyatları üzerinde kısa süreli satış baskısı oluşturabileceğini söyledi. “GRAM ALTINDA 200-300 TL GERİ ÇEKİLME GÖRÜLEBİLİR” Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ferman, bayram etkisiyle gram altında aşağı yönlü hareketlerin görülebileceğini ifade etti. Ferman, “Gram altında 200-300 TL civarında geri çekilme görülebilir” dedi. Son dönemde gram altının 7 bin TL seviyelerinde kalıcı olmakta zorlandığını belirten Ferman, fiyat hareketlerinin arkasında küresel ekonomik gelişmelerin bulunduğunu vurguladı. “ORTA VE UZUN VADEDE YÜKSELİŞ DEVAM EDECEK” Kısa vadeli dalgalanmalara rağmen altının orta ve uzun vadede yükseliş eğilimini sürdüreceğini söyleyen Ferman, altının geçmişte yatırımcısına önemli kazanç sağladığını hatırlattı. Ferman, “Altında yön orta ve uzun vadede yukarıdır” ifadelerini kullandı. FED VE DOLAR VURGUSU Faiz politikalarının altın fiyatları üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Ferman, faiz artışlarının altını baskıladığını, faiz indirimi beklentilerinin ise altına destek verdiğini söyledi. ABD Merkez Bankası’nın faiz politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ferman, FED tutanaklarında faiz indirimlerinin ertelenebileceğine yönelik sinyaller bulunduğunu ifade etti. Doların güçlenmesinin de altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. PETROL FİYATLARI DA ETKİLİ OLUYOR Altın ile petrol fiyatları arasında güçlü ilişki bulunduğunu belirten Ferman, petrol fiyatlarındaki yükselişin altını baskıladığını, düşüşlerin ise altına alan açtığını söyledi. Küresel gelişmelerin finansal piyasaları doğrudan etkilediğini ifade eden Ferman, belirsizlik dönemlerinde tüm varlık sınıflarının birbirine bağlı hareket ettiğini vurguladı. “STAGFLASYON RİSKİ ARTIYOR” Dünya ekonomisinde büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiğini belirten Ferman, aynı anda enflasyonun yükselmeye devam ettiğini söyledi. Bu durumun “stagflasyon” riskini artırdığına dikkat çeken Ferman, hem Türkiye hem de küresel ekonomi açısından zorlu bir tablo oluştuğunu ifade etti. “ALTIN SPEKÜLATİF DEĞİL, DEĞER KORUMA ARACI” Altının kısa vadeli kazanç aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ferman, yatırımcıların kişisel ihtiyaç ve risk profiline göre hareket etmesi gerektiğini söyledi. Ferman, altının tüketim değil, uzun vadeli değer koruma amacı taşıyan bir yatırım aracı olduğunu belirtti. * BU BİR YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR

Anahtar Parti Bursa: Önce arsalarımızı, şimdi hastanelerimizi satıyorlar Haber

Anahtar Parti Bursa: Önce arsalarımızı, şimdi hastanelerimizi satıyorlar

Aslan, sürecin seyrine dikkat çekerek şu çarpıcı tespiti yaptı: “Önce hastane yapılacak arsalar satışa çıkarıldı, itiraz ettik. Şimdi ise üzerinde hastane bulunan taşınmazlar, üstelik SİT alanı olan tarihi binalar satılıyor. Bir ay içinde arsadan binaya evrilen bu vahim süreç, planlı bir hamle olduğunu gösteriyor. Yarın neyi satacaklarını sormak hakkımız: Yoğun bakım ünitelerini mi? Ameliyathaneleri mi?” “MEMLEKET DE ELDEN GİDİYOR” Listede yer alan ve Bursalıların “Memleket Hastanesi” olarak bildiği, 1946’da temeli atılan, halkın imece usulüyle çalışarak 1952’de hizmete açtığı tarihi hastane binasına ilişkin konuşan Aslan, şunları söyledi: “Memleket Hastanesi, Bursa’nın ortak vicdanıdır, emeğidir, alın teridir. Bu şehirde doğup büyüyen herkesin bir anısı vardır o hastanede. Şimdi kalkıp bu binayı satış listesine koymak, Bursa’nın hafızasına saygısızlıktır. AK Parti’li kardeşlerimiz bile yıllardır restorasyonu bitsin yeniden açılsın diye uğraşırken, bir bakanlık bu binanın otel bile yapılmasına göz yumuyorsa, burada bir akıl tutulması var. Memleket satılmaz, satılsa da alınmaz!” “DİŞ HASTANESİ’Nİ SATMAK, HALKIN AĞRISINI SATMAKTIR” Yıldırım’daki Diş Hastanesi’nin satışını da sert sözlerle eleştiren Aslan, kamu hastanelerinde diş tedavisi bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığını vurguladı: “Keşke diş hastanesi fazlalığından satsak da rahatlasak. Ama gerçek tam tersi. İnsanlar aylarca randevu bekliyor. Bu şartlarda mevcut bir diş hastanesini satmak, halkın sağlık hakkına doğrudan müdahaledir. Diş ağrısıyla kıvranan vatandaşımıza ‘hastanen satıldı, özele git’ mi diyeceğiz? Bu satışa diyecek tek bir kelimemiz var: HAYIR.” “KANSER HASTASININ UMUDU TİCARİLEŞİYOR” Uludağ Yolu üzerinde, Bayraktepe eteklerinde bulunan ve bir dönem Onkoloji Hastanesi’ne ek bina olarak hizmet veren yapının da satış listesinde olduğunu hatırlatan Aslan, konuyu şöyle değerlendirdi: “Bu bina, Bursa manzarasıyla yatırımcıların gözünü dikeceği bir konumda olabilir, ama bizim için orası kanser hastalarının tedavi gördüğü, umutlandığı bir yerdi. Kimse kusura bakmasın, bir şehrin en güzel manzarası hastaların yüzündeki tebessümdür. O binayı otel ya da AVM yapmak için satmak, insanlık suçudur. Onkoloji hastalarımızın emanetine sahip çıkacağız.” “SAĞLIK OCAĞI SATILIR MI? BU NASIL BİR VİZYONSUZLUK?” Mustafakemalpaşa Tepecik Mahallesi’ndeki sağlık ocağının da satış listesine dahil edilmesine ayrıca tepki gösteren Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir mahallede sağlık ocağını satıyorsanız, o mahallede yaşayan insanlara ‘sizin sağlığınız bizim için önemli değil’ diyorsunuz demektir. Çoluk çocuk, yaşlı genç herkesin uğradığı, en temel sağlık hizmetini aldığı bir yapıdan bahsediyoruz. Bunu satış listesine koymak, vizyonsuzluğun daniskasıdır. Ocağın közü sönmez, bu kararı söndüreceğiz.” “YENİSİNİ YAPMAYIP ÜSTÜNE SATIYORSUNUZ” Aslan, “Geçen ay FSM Hastane alanı, yıkılan İhtisas Hastanesi alanı, Samanlı, Yenişehir gibi şehrin dört bir yanındaki arsaları satışa çıkardılar. Bunlara da itiraz ettik ve etmeye devam edeceğiz. Sağlık olmazsa hiçbir şey olmaz. Yenisini yapmayıp üstüne satıyorsunuz! Biz insanımızın haklarını sonuna kadar koruyacağız” ifadelerini kullandı. “HAZİNE AÇIĞI MİLLETİN SAĞLIK YUVALARIYLA KAPANMAZ” Aslan, ekonomik gerekçelerle bu satışları savunmanın mümkün olmadığını belirterek, şu çarpıcı ifadeleri kullandı: “Hazine açığı var diye milletin hastanelerini, sağlık ocaklarını, diş hastanelerini, onkoloji ek binalarını satamazsınız. Bu ülkenin varlıkları bu milletindir. Yanlış ekonomi politikalarının faturasını yine halka, yine Bursalıya ödetmeye kimsenin hakkı yok. Önce arsalar satıldı, şimdi hastaneler. Sıradaki ne? Bize sorarlar mı hiç? “ALTERNATİF MODELİMİZ HAZIR” Anahtar Parti olarak sadece itiraz etmekle kalmayıp çözüm de sunduklarını hatırlatan Aslan, önerilerini şöyle sıraladı: - Kamu yararını koruyan işlev güvenceli sözleşmeler yapılmalı, - Gelir paylaşımı modeliyle elde edilen kazançlar, Bursa’ya yatırım olarak dönmeli. - Süreç şeffaf ve katılımcı olmalı; Bursa halkı, STK’lar, meslek odaları ve siyasi partiler karar sürecine dahil edilmeli. “BURSA SAHİPSİZ DEĞİLDİR” Açıklamasının sonunda Bursa halkını ve kentin tüm dinamiklerini itiraza çağıran Fikret Aslan, şu çağrıyı yaptı: “Bursa sahipsiz değildir. Gerekirse hep birlikte ayağa kalkar, bu satışları durdururuz. Memleket Hastanesi’nin satılmasına, Diş Hastanesi’nin, Onkoloji ek binasının, sağlık ocağının, hastane arsalarının elden çıkarılmasına izin vermeyeceğiz. Önce arsalar derken şimdi hastaneler satılıyor. Bu korkunç hızı durduracağız. Bu şehrin evlatları olarak hep birlikte ‘dur’ diyeceğiz.”

Erdoğan: Kalleş saldırıyı lanetliyorum Haber

Erdoğan: Kalleş saldırıyı lanetliyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lalahan'da, ROKETSAN Üretim Tesisleri Açılışı, Seri Üretim Teslimatları ve Temel Atma Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde: Beşiktaş'taki kalleş saldırıyı lanetliyorum. Yaralı polislerimize acil şifalar diliyor, İstanbul emniyeti ve halkına geçmiş olsun diyorum. Terörün her türlüsüyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürecek ve zaman ayarlı provokasyonlarla Türkiye'nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Karada, denizde, havada destan yazan TSK'nın geliştirdiği proje ve başarılarına her gün yenisini ekleyen ROKETSAN ailesinin her bir mensubunu selamlıyorum. Biz şehitleriyle yaşayan ve şehitlerinin de yaşadığına inanan bir milletiz. Bayrağımız gururla dalgalansın diye, vatanımız baki, devletimiz özgür olsun diye tüm şehitlerimizi yad ediyorum. Savunma sanayisinde canını dişine takarak çalışan gövdesini de taşın altına koyarak tüm çalışanlara teşekkür ediyorum. Bugün savunmada tam bağımsız Türkiye yolunda çok önemli bir eşiği daha geride bırakıyoruz. Savunma sanayimizi daha güçlü bir hale getirecek bu yatırımlarla hava savunma sistemimizi güçlendirecek, stratejik gücümüzü artıracak, akıllı mühimmat ailemize ve AR-Ge kapasitemize çok önemli katkılar yapacağız. Yatırım bedeli 1 milyar dolara toplam yatırım ölçeği 3 milyar dolar ulaşan bu yatırımlarla menzile daha da hızlı ulaşacağız. Dijitalleşme ve yapay zeka temelli algoritmaların savunma konseptlerini sil baştan şekillendirdiği bir dönemi yaşıyoruz. Sahada ihtiyaç duyulanların niteliği de değişiyor. Yakın çevremizde patlak veren savaş buna çok yakından şahitlik ediyoruz. Artık teşhis, tespit, karar alma, müdahale ve imha süreçlerinde milisaniyelerin dahi büyük bir fark oluşturduğunu en iyi sizler biliyorsunuz. -nsansız teknolojilerin ve siber uzaydaki konumlandırmaların her şeyi şekillendirdiği bir noktadayız. Bu yeni şekillenen nizamın kurucu aktörlerdeniz. Siper savaşların yerini siber savaşların aldığı bu yeni döneme ayak uydurmakta zorlanmıyoruz. Son 23 yıldır geliştirdiğimiz ürün, sistem, yazılım ve platformlarla ve kurumsal kapasitelerimizle bu alanda norm koyan ülkelerinden biri haline geldik. Türkiye kendi mühimmatını geliştiren bir ülkedir. Talep etmeleri durumunda dostlarımızın yanına koşuyor, küresel barışa katkı sunuyoruz. Bugün savunma sanayi alanında parmakla gösterilen bir ülke olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Etrafımızda dronelar uçuşurken biz kendimizi güvende hissediyoruz. Her şeyden önce kendi bileğimizin gücüne güveniyoruz. Rakiplerimiz ve hasımlarımız da bunu iyi biliyor. Önemi bugünlerde anlaşılan gurur verici seviyelere asla kolay gelmedik. Hak etmediğimiz kısıtlamalara maruz kaldık. Ama hiçbirine boyun eğmedik. Biz Sinop'ta füze testleri yaparken ana muhalefet balıklar ürküyor diyordu. Bu zatın timsah gözyaşlarıyla uyguladığı selefi ise ülkemizin yangın yerine döndüğü bir dönemde bunlara ne gerek var diyordu. İktidara gelince savunma sanayisine dokunacağız diyeninden nice sabotaj girişimiyle karşılaştık. Bunlara kulak verseydik savunma sanayisinde bugün geldiğimiz noktanın yakınından bile geçemezdik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Devlet Su İşleri tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54'ü baraj ve gölet. 109'u sulama tesisi. 18'i içme suyu tesisi. 11'i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri. 371'i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. Aynı şekilde yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlıyor ve içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301.000 metreküp artırıyoruz. Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskûn mahali ve 52.400 dekar araziyi de taşkının yol açtığı zararlardan inşallah koruyacağız. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme faaliyetlerimiz kapsamında 2 milyon 20 bin dekar alanın tescilini yaptık. Tamamladığımız bu tesisler, günümüz rakamlarıyla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacak. Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum. "BU TOPRAKLAR BİR SU MEDENİYETİDİR" Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim. Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, âlimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar her veçesiyle bir su medeniyetidir. Bin yıl önce dergâhlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur. İnancına dört elle sarılan ve su gibi aziz ol diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su, temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir. Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca su cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükâfatla karşılık bulacağını müjdelemiştir. Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız Allah'ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen fi sebilillah kavramını kısaltıp çeşmelerine sebil ismini vermiştir. Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller bizim nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir. Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir. Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir. Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz, bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir. Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir. "ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SU ÇATIŞMALARI ÇIKACAK" Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca %2,5'i tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Dünya Su Kalkınma Raporu'na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor. Biz Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz. Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119'a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz. "TÜRKİYE SU STRESİ ÇEKEN ÜLKELER GRUBUNDA" Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye'de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035'te %60'a, 2053'te ise inşallah %60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum. Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz. Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık. Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002'den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve benti, 1890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6.234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Rakamlarla toplam dört trilyon yedi yüz milyar lira değerinde olan on bin dokuz yüz seksen dört tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle iki buçuk milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık dört yüz on altı milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık. "ÇİFTÇİLERİMİZİN BU YIL YÜZÜ GÜLÜYOR" Değerli kardeşlerim, Allah'a hamdolsun, 2026 yılına yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da özellikle ifade etmek isterim. İster tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkûm eden beceriksiz zihniyetle, biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz. Bahane bulanlardan değil, bir yolunu bulup iş yapanlardan, taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için, şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle birazdan hizmete alacağımız 563 tesisimizin bir kez daha milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

Bursa'da devlete ait hastane alanları satılıyor mu? Haber

Bursa'da devlete ait hastane alanları satılıyor mu?

Listede Bursa'dan Nilüfer, Yıldırım ve Yenişehir ilçelerinde bulunan toplam 6 taşınmaz yer aldı. Söz konusu arazilerin önümüzdeki süreçte satış, kiralama ya da gelir paylaşımı modeliyle değerlendirilmesi bekleniyor. Bursa'daki taşınmazların dikkat çeken en önemli özelliği ise büyük bölümünün geçmişte hastane olarak kullanılmış ya da sağlık alanı olarak planlanmış bölgeler olması. Nilüfer ilçesi Fethiye Mahallesi'nde bulunan 1887 ada 3 parsel numaralı arsa, yaklaşık 37 bin metrekarelik büyüklüğüyle öne çıkarken, uzun süre "hastane alanı" olarak anılmasıyla biliniyor. Merkezi konumu ve çevresindeki yerleşim alanları nedeniyle yüksek yatırım potansiyeli taşıdığı değerlendiriliyor. Yıldırım ilçesinde ise Ertuğrulgazi, Samanlı ve 152 Evler mahallelerinde bulunan toplam 4 ayrı parsel listeye dahil edildi. Bu alanların bir kısmı daha önce sağlık hizmeti verilen ya da hastane yapılması planlanan bölgeler arasında yer alıyor. Yıldırım ilçesi 152 Evler Mahallesi'ndeki arazi üzerinde önceden Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bulunmaktaydı. Samanlı Mahallesi'nde satışa çıkarılan arazi ise Bursa'nın doğusunda yapımı planlanan 600 yataklı Bursa Merkez Devlet Hastanesi'ne aitti. Yenişehir ilçesi Yenigün Mahallesi'nde bulunan taşınmaz da özelleştirme kapsamına alınan alanlar arasında yer alırken, hâlihazırda sağlık hizmetleriyle bağlantılı kullanımıyla dikkat çekiyor. Öte yandan karar kapsamında Bursa'daki bu arazilerin satış sürecinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütüleceği ve işlemlerin 2028 yılı sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı belirtildi.

Otomotiv devi küçülme kararı aldı, yatırım Bursa'ya kaydı Haber

Otomotiv devi küçülme kararı aldı, yatırım Bursa'ya kaydı

Fransız Renault bünyesinde faaliyet gösteren ve uzun yıllardır Romanya'nın Mioveni kentindeki fabrikasında üretim yapan Dacia, personel sayısını azaltma kararı aldı. Plan kapsamında, 2026 sonuna kadar 1200 kişinin işten ayrılması öngörülüyor. Şirket yetkilileri, küçülmenin büyük ölçüde gönüllü ayrılık paketleri ve geçici sözleşmeli personelin kontratlarının yenilenmemesi yoluyla gerçekleşeceğini açıkladı. Çalışan Sayısı 8 Yılda 5 Bin Azaldı Alınan bu karar, Dacia'nın istihdamında uzun süredir devam eden düşüş trendini gözler önüne serdi. 2018-2019 döneminde 14 bin 700'ü aşan çalışan sayısı, 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 10 bin seviyesine kadar gerilemiş durumda. Tepkilerin Odağında Bursa'daki Üretim Kararı Var Sendikaların asıl tepkisi ise istihdam kaybından ziyade, yeni yatırımların Romanya dışına kaymasına yönelik. Dacia'nın bu yıl tanıttığı yeni hibrit crossover modeli Striker'ın Bursa'da, yeni elektrikli A segmenti modelinin ise Slovenya'da üretileceğinin açıklanması bardağı taşıran son damla oldu. Markanın en çok satan modellerinden Sandero Stepway halihazırda Fas'ta, tek elektrikli modeli Spring ise Çin'de üretiliyor. Bu tablo, Romanya'daki fabrikaların geleceği konusunda endişeleri artırırken, ülkenin üretim üssü olma statüsünün zayıfladığı yorumlarına yol açtı. Sendikalardan Hükümete Sert Suçlama: "Yatırım Ortamını Kaybettik" Dacia'daki sendika temsilcileri, yatırımların başka ülkelere kaymasının temel nedeninin Romanya'nın yatırım cazibesini yitirmesi olduğunu savunuyor. Sendika tarafından yapılan açıklamada, hükümetin ekonomi politikalarına yönelik şu eleştiriler sıralandı: Yıllardır tamamlanamayan Piteşti-Sibiu otoyolu başta olmak üzere altyapı projelerindeki kronik gecikmeler Sanayi üretimini zorlayan yüksek enerji maliyetleri Maliye politikalarındaki istikrarsızlık ve öngörülemez ekonomik düzenlemeler Sendikalara göre bu etkenler, uluslararası şirketlerin yeni yatırımlarını Romanya yerine Türkiye, Slovenya, Fas veya Çin gibi alternatif üretim merkezlerine yönlendirmesine neden oluyor. Dacia Yönetiminden "Rekabet Gücü" Vurgusu Dacia yönetimi ise sürecin sektörün rekabet koşullarının bir gereği olduğunu savunuyor. Şirket yetkilileri, küçülme planının "yasalara uygun, geçmişte de uygulanan sorumlu bir yeniden yapılanma" olduğunu belirterek, değişen üretim hacimlerine uyum sağlamak ve rekabet gücünü korumak amacıyla yıl başında gönüllü ayrılık programı başlatıldığını hatırlattı. Dacia CEO'su Katrin Adt ise Striker modelinin Bursa'da üretilecek olmasıyla ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Adt, bu kararın Romanya'ya karşı alınmadığını, aksine Renault grubunun farklı ülkelerdeki mevcut üretim kapasitesini en verimli şekilde kullanma hedefinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Altında dev bankaların yıl sonu hedefi dudak uçuklattı! Haber

Altında dev bankaların yıl sonu hedefi dudak uçuklattı!

Bugün altın ne kadar? (11 Mart 2026 Çarşamba) Serbest piyasada altın fiyatları öğle saatleri itibarıyla şöyle şekillendi : Altın Türü Fiyat (TL) Gram altın 7.360 - 7.398 TL Çeyrek altın 12.034 - 12.257 TL Cumhuriyet altını 47.991 - 49.933 TL Yarım altın 24.301 - 24.499 TL Tam altın 48.372 - 48.416 TL Ons altın ise uluslararası piyasalarda 5.203 - 5.220 dolar aralığında işlem görüyor . Savaş fiyatları uçurdu Batı Asya'da tırmanan savaşın 12. gününde Hürmüz Boğazı'nın kapanma noktasına gelmesi, ons altını 5.200 dolar sınırının üzerine taşıdı. Enerji krizinin tetiklediği enflasyonist endişeler, yatırımcıları güvenli liman altına yöneltiyor . Pentagon, ABD ve İsrail'in İran'a karşı şimdiye kadarki en yoğun saldırı gününü gerçekleştirdiğini açıklarken, Beyaz Saray'dan gelen çelişkili mesajlar piyasalardaki belirsizliği artırıyor . Yıl sonu hedefi 10 bin TL Altın piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, gram altında yıl sonu hedefini 10 bin TL olarak açıkladı. Yıldırımtürk, "Altın fiyatlarının nerede duracağını kestiremiyoruz. 20 gün önce yaptığımız tahminleri bile çöpe attık" dedi . Uluslararası yatırım bankaları da hedeflerini yukarı yönlü revize ediyor: Morgan Stanley: 2026 ikinci yarı için ons altın hedefi 5.700 dolar Societe Generale: Yıl sonu ons hedefi 6.000 dolar Goldman Sachs: Aralık 2026 ons hedefi 5.400 dolar Deutsche Bank: Bu yıl ons altının 6.000 dolara tırmanabileceği öngörüsü Gram altında rekor beklentisi Uzmanlara göre gram altın fiyatı, ons altın × dolar/TL kuru ile hesaplanıyor. Dolar/TL'nin 44 seviyesinde seyrettiği bugünlerde, ons altının 6.000 dolara yükselmesi halinde gram altın 8.800 TL seviyelerini görebilir . Yatırımcı ne yapmalı? Altına yatırım yapmayı düşünenler için uzmanlar şu uyarılarda bulunuyor : "Düzenli aralıklarla birikim yaparak ortalama maliyeti dengeleyin, Portföyünüzü farklı varlık sınıflarına yayarak riski dağıtın, Yatırım hedefinizi ve vadenizi netleştirin, Piyasayı düzenli takip edin..." Altın fiyatlarındaki yükselişin jeopolitik risklerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten uzmanlar, savaşın seyrine göre fiyatlarda sert dalgalanmalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.