Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim: “Siyasetin yarısı eksikse, kararlar da eksiktir”
Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim: “Siyasetin yarısı eksikse, kararlar da eksiktir”
Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim, Türkiye siyasetinin yapısal bir sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek, karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyetinin yetersizliğinin yalnızca sayısal bir eksiklik değil, doğrudan bir yönetim ve vizyon krizi olduğunu vurguladı. Sevim, siyasetin uzun yıllardır “eril bir fanus” içinde şekillendiğini ifade ederek, bu durumun toplumsal uzlaşı kültürünü zayıflattığını söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 03.03.2026 18:21
Haber Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 18:25
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.haberia.com.tr/
Sevim, yaptığı değerlendirmede Türkiye’de siyasi atmosferin dil, üslup ve temsil bakımından tek boyutlu bir görüntü verdiğine dikkat çekti. Meclis sıralarından parti genel merkezlerine, miting meydanlarından televizyon tartışmalarına kadar hâkim olan söylemin çoğunlukla sert, çatışmacı ve güç odaklı olduğunu belirten Sevim, şu ifadeleri kullandı:
“Koyu renkli takım elbiseler, çatık kaşlar ve parmak sallayan bir üslup… Bu tablo artık kimseye umut vermiyor. Siyaset, yıllardır erkek egemen bir dilin sınırları içinde sıkışmış durumda. Oysa eksik olan sadece bir kadın kotası değil; eksik olan, toplumu bir arada tutacak kurucu iradedir.”
“Kadınsız Siyaset, Diyalog Krizidir”
Kadınların siyasette yeterince yer almamasını “diyalog krizi” olarak tanımlayan Sevim, kadınların uzlaşmacı ve çözüm odaklı yaklaşımının sistematik biçimde dışlandığını savundu. Bu dışlanmanın siyasal zemini daralttığını belirten Sevim, siyasetin amacının güç devşirmek değil, yaşamı iyileştirmek olduğunu dile getirdi.
“Kadın bakış açısı dışarıda bırakıldığında siyaset, doğal olarak bir güç savaşına dönüşüyor” diyen Sevim, kadınların gündelik hayatın içinden gelen deneyimleriyle kamu politikalarına daha gerçekçi ve sürdürülebilir çözümler sunabileceğini ifade etti.
“Toplumsal Sorunların Teşhisinde Kadın Aklı”
Sevim, kadınların yalnızca “kadın sorunları” başlığı altında sınırlanmasının da yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, kadınların ekonomi, eğitim, sosyal politika ve adalet alanlarında dönüştürücü bir rol üstlenebileceğini söyledi.
“Mutfağın yangınını, çocuğun okul çantasındaki eksikliği, mahalledeki huzursuzluğu en hızlı ve en doğru biçimde kim teşhis edebilir?” sorusunu yönelten Sevim, siyasetin toplumsal hayatla bağını yeniden kurabilmesi için kadınların aktif ve karar verici pozisyonlarda yer alması gerektiğini vurguladı.
“Adalet Daha Şefkatli, Ekonomi Daha Sürdürülebilir Olur”
Kadınların siyasette artan temsiliyetinin yalnızca niceliksel bir değişim olmayacağını ifade eden Sevim, bunun aynı zamanda siyasal kültürde bir paradigma dönüşümü anlamına geleceğini söyledi.
Kadınların siyaset sahnesinde güçlü biçimde yer almasıyla birlikte:
Adalet sisteminin daha kapsayıcı ve insani bir zemine oturacağını,
Ekonomi politikalarının kısa vadeli kazanç yerine sürdürülebilir kalkınmaya odaklanacağını,
Siyasi dilin daha nezaketli ve yapıcı hale geleceğini dile getirdi.
Sevim, mevcut kutuplaşma ikliminin aşılmasının da ancak bu anlayışla mümkün olabileceğini savundu.
“Yumruk Değil, Buluşturma İradesi”
Türkiye’de son yıllarda artan toplumsal gerilim ve siyasal kutuplaşmaya işaret eden Sevim, çözümün sert söylemlerde değil, kapsayıcı bir liderlik anlayışında olduğunu belirtti.
“Bugün yaşadığımız kutuplaşmanın panzehri, kürsüde yumruğunu masaya vuranlar değil; o masanın etrafında herkesi buluşturabilen kadın aklıdır” diyen Sevim, siyasetin yarısının eksik bırakıldığı bir düzende alınan kararların da eksik ve yarım kalacağını söyledi.
Altay Tuna Partisi’nin kuruluş felsefesinin, kadınların siyasette eşit ve etkin temsilini sağlamak üzerine inşa edildiğini belirten Sevim, Türkiye’de yeni bir siyasal dil ve yeni bir yönetim anlayışı inşa etme hedefinde olduklarını kaydetti.
Sevim açıklamasını, “Siyasetin yarısı eksikse, alınan kararların tam olması mümkün değildir. Türkiye, yarım akılla değil; kadın ve erkek birlikte kurulan tam bir iradeyle yönetilmelidir” sözleriyle tamamladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim: “Siyasetin yarısı eksikse, kararlar da eksiktir”
Altay Tuna Partisi Kurucu Genel Başkanı Ayşenur Sevim, Türkiye siyasetinin yapısal bir sorunla karşı karşıya olduğunu belirterek, karar alma mekanizmalarında kadın temsiliyetinin yetersizliğinin yalnızca sayısal bir eksiklik değil, doğrudan bir yönetim ve vizyon krizi olduğunu vurguladı. Sevim, siyasetin uzun yıllardır “eril bir fanus” içinde şekillendiğini ifade ederek, bu durumun toplumsal uzlaşı kültürünü zayıflattığını söyledi.
Sevim, yaptığı değerlendirmede Türkiye’de siyasi atmosferin dil, üslup ve temsil bakımından tek boyutlu bir görüntü verdiğine dikkat çekti. Meclis sıralarından parti genel merkezlerine, miting meydanlarından televizyon tartışmalarına kadar hâkim olan söylemin çoğunlukla sert, çatışmacı ve güç odaklı olduğunu belirten Sevim, şu ifadeleri kullandı:
“Koyu renkli takım elbiseler, çatık kaşlar ve parmak sallayan bir üslup… Bu tablo artık kimseye umut vermiyor. Siyaset, yıllardır erkek egemen bir dilin sınırları içinde sıkışmış durumda. Oysa eksik olan sadece bir kadın kotası değil; eksik olan, toplumu bir arada tutacak kurucu iradedir.”
“Kadınsız Siyaset, Diyalog Krizidir”
Kadınların siyasette yeterince yer almamasını “diyalog krizi” olarak tanımlayan Sevim, kadınların uzlaşmacı ve çözüm odaklı yaklaşımının sistematik biçimde dışlandığını savundu. Bu dışlanmanın siyasal zemini daralttığını belirten Sevim, siyasetin amacının güç devşirmek değil, yaşamı iyileştirmek olduğunu dile getirdi.
“Kadın bakış açısı dışarıda bırakıldığında siyaset, doğal olarak bir güç savaşına dönüşüyor” diyen Sevim, kadınların gündelik hayatın içinden gelen deneyimleriyle kamu politikalarına daha gerçekçi ve sürdürülebilir çözümler sunabileceğini ifade etti.
“Toplumsal Sorunların Teşhisinde Kadın Aklı”
Sevim, kadınların yalnızca “kadın sorunları” başlığı altında sınırlanmasının da yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, kadınların ekonomi, eğitim, sosyal politika ve adalet alanlarında dönüştürücü bir rol üstlenebileceğini söyledi.
“Mutfağın yangınını, çocuğun okul çantasındaki eksikliği, mahalledeki huzursuzluğu en hızlı ve en doğru biçimde kim teşhis edebilir?” sorusunu yönelten Sevim, siyasetin toplumsal hayatla bağını yeniden kurabilmesi için kadınların aktif ve karar verici pozisyonlarda yer alması gerektiğini vurguladı.
“Adalet Daha Şefkatli, Ekonomi Daha Sürdürülebilir Olur”
Kadınların siyasette artan temsiliyetinin yalnızca niceliksel bir değişim olmayacağını ifade eden Sevim, bunun aynı zamanda siyasal kültürde bir paradigma dönüşümü anlamına geleceğini söyledi.
Kadınların siyaset sahnesinde güçlü biçimde yer almasıyla birlikte:
Adalet sisteminin daha kapsayıcı ve insani bir zemine oturacağını,
Ekonomi politikalarının kısa vadeli kazanç yerine sürdürülebilir kalkınmaya odaklanacağını,
Siyasi dilin daha nezaketli ve yapıcı hale geleceğini dile getirdi.
Sevim, mevcut kutuplaşma ikliminin aşılmasının da ancak bu anlayışla mümkün olabileceğini savundu.
“Yumruk Değil, Buluşturma İradesi”
Türkiye’de son yıllarda artan toplumsal gerilim ve siyasal kutuplaşmaya işaret eden Sevim, çözümün sert söylemlerde değil, kapsayıcı bir liderlik anlayışında olduğunu belirtti.
“Bugün yaşadığımız kutuplaşmanın panzehri, kürsüde yumruğunu masaya vuranlar değil; o masanın etrafında herkesi buluşturabilen kadın aklıdır” diyen Sevim, siyasetin yarısının eksik bırakıldığı bir düzende alınan kararların da eksik ve yarım kalacağını söyledi.
Altay Tuna Partisi’nin kuruluş felsefesinin, kadınların siyasette eşit ve etkin temsilini sağlamak üzerine inşa edildiğini belirten Sevim, Türkiye’de yeni bir siyasal dil ve yeni bir yönetim anlayışı inşa etme hedefinde olduklarını kaydetti.
Sevim açıklamasını, “Siyasetin yarısı eksikse, alınan kararların tam olması mümkün değildir. Türkiye, yarım akılla değil; kadın ve erkek birlikte kurulan tam bir iradeyle yönetilmelidir” sözleriyle tamamladı.
En Çok Okunan Haberler