Seçimle gelen son Başbakan Ahmet Davutoğlu dün Bursa’daydı. Ramazan ayı olması hasebiyle iftar programında partililerle bir araya geldi. Bursa’da bir türlü göremediğimiz Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, Eski Bursa Valisi/ Yeni Yol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük ve Davutoğlu’nun eşi Sare hanım iftar sofrasında yerini aldı.
Davutoğlu’nu dinleyemeyeceğiz sandım
Organizasyon ise Allah’a emanet başladı ve bitti. İftardan önce basın toplantısı gerçekleştirileceği duyurulan programda, son dakika bilgisiyle toplantı iptal edildi. Gazeteciler verilen programa saatinde gelmesine karşın, Davutoğlu iftara 5 kala salona teşrif etti. Basın mensubunun en değerli şeyi, zamanıdır. Bu denli uzun bir rötara daha önce ben şahit olmadım. Davutoğlu’nu iftardan sonra dinlemek nasip oldu. Nereden baksan 2 saat kayıp olarak gazetecinin hanesine yazıldı. Ama organizasyon skandalı daha bitmedi…
Kürsü yerine küçük bir masa tercih edildi
Rötarın ardından kürsüye koyulan mikrofonlar, oradan indirilip, Eski Başbakanın salona hitap edeceği bir masaya dizildi. Masa sahneye kurulmadığı ve iftar masaları ile aynı hizada yer aldığı için Davutoğlu salona oturarak değil ayakta hitap etmek zorunda kaldı. Tabi ayağa kalkmasa, protokol iftar masasında oturanların kafalarını kadraja alacaktı kameramanlar…
Görevli teşkilat mensubu yoktu, işi organizasyon şirketine vermişler
Genel merkez ekibi bile masaya anlam veremediği için en az 15 dakika neden böyle bir düzen alındığını sorguladılar. Asıl skandal ise; basın mensuplarına ayrılan masaydı. Salonun en uç köşesinde iki masa ayrılmış fakat kameralarla arada o kadar mesafe vardı ki; oruç açmak ve çekim yapmak arasında tercihe zorlanıldı resmen… Konuşmalardan şahit olduk ki bu işi teşkilatı olmadığı için organizasyon firmasına vermişler. Onlar da ne anlasın siyasi programdan…
Neyse dahası var…
Masanın kameralara yakın olmasını rica eden basın mensuplarına (oruç olmalarına veriyorum) ‘tamam bari burada oturun’ dendi. Birkaç üst perdeli dialogdan sonra arkadaşlarımız yemek yemeyeceklerini, işlerini yapıp gideceklerini belirtti. Akabinde en büyük skandal meydana geldi. Ezan okunduktan hemen sonra basın mensuplarının masasında bulunan soğuk başlangıç tabakları, protokol masasında eksik var diye alınıp, taşındı. Bu da ‘Yemiyorsanız yemeyin’ demek olmuyor mu?
İlk kez gazeteci dayanışmasına şahit oldum
Bunu yapan salon görevlisi mi, parti görevlisi mi bilemiyorum fakat arkadaşlarımız da birbirine sahip çıkarak masadan kalktı. Bir nevi birbirini kollayıp, üslup ve beceriksizliği boykot etti. Devreye Vali İzzettin Küçük girdi. Mütevazı kişiliği ile arkadaşlarımızı ‘valilik hatrını koyarak’ yatıştırdı ve salona geri getirdi. Yeni bir masa açılsa da ekip çorbanın tadına dahi bakmadı. Hatta tepkisini, Davutoğlu’nun konuşmasının ardından, ‘basın mensuplarının sorusunu alalım’ dedikten sonra tek soru bile sormamakla devam ettirdi.
250 kişilik iftarda bunlar yaşandı maalesef…
Bu arada iftar programı 250 kişilikti. Evet maliyetler çok yüksek, evet teşkilat yok, büyük salon tutulsa boş görüntü verilecek fakat 250 kişiye para harcayarak iftar vermekle olmuyor bu işler demek ki. Salon hakimiyetini organizasyon firmasına vererek düzen sağlanamıyormuş. Tüm bunlar Ahmet Davutoğlu’nun gözleri önünde yaşandı…
Yazık…
Çünkü bunca kelamı ederken Davutoğlu’nun verdiği mesajlara hala gelemedik…
Parti ile il teşkilatının iftar programına bakış açısı farklıydı
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, tüm bu olumsuzluklara rağmen, alçakta kalan masadan görüntü alınamayacağını anladığı için ayağa kalkmayı teklif ederek konuşmasına başladı. "Parti olarak lüks bir yerde iftar yapmama kararı aldık" dedi fakat Bursa'nın en lüks mekanlarından biri olan Podyum Davet'te iftar programı düzenlendi. Sanırım Bursa teşkilatının, Parti'nin aldığı bu karardan haberi yoktu.
Bursa teşkilatı sınıfta kaldı
Dar kapsamlı bir programı dahi düzenleyemeyen Bursa teşkilatı, basın mensuplarının orucunu açamadığı bir iftar programını hayata geçirdi. Bu durum, muhtemelen programdan sonra İl Başkanı Fuat Kadıoğlu'nun başını ağrıtmıştır.
"Gazze'de Filistinlinin olmadığı masada ne işimiz var"
Davutoğlu, Emekli ve KHK'lıların halinden dert yandı. Programa katılan bir şehit yakınını takdim etti. İsrail'in soykırımcı olduğunu yineledi. Siyasi amacının; siyasi ahlâk olduğunu vurguladı. Gazze'de yaşananları midesinin kaldırmadığını söyledi ve Filistin'in olmadığı masada Türkiye'nin nasıl yer aldığını sordu. Davutoğlu'nun bu sözü salondan alkış aldı.
"Gazze'de şehit sayısı 250-300 bin"
Açıklanan rakamlarda Gazze'de şehit olan Filistinli sayısının 70 bin olduğunu fakat İngiliz tıp dergilerinde 250-300 binlere vardığını belirtti. Gazze’de olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimlediği şu anıyla tarif etti:
"Bombalar altında Şifa Hastanesi'nden ayrılmadık"
Eşi Sare hanımla bombaların altında Şifa Hastanesi'nden ayrılmadığını hatırlatan Davutoğlu, Trump'ın uluslararası tüm normları ortadan kaldırdığına işaret etti.
"3. Dünya Savaşı başladı"
Uluslararası bir makalede üçüncü dünya savaşının başladığını yazmış Davutoğlu. Hem de Trump'ın ikinci dönemi başladığında yazdığını açıkladı. İsrail ve ABD'nin başlattığı savaşta asıl nedenin İran'ın nükleer silahı olmadığını belirtti. Tüm bunlar ve öncesindeki saldırgan tutumların, birinci ve ikinci dünya savaşı öncesi dönemleri hatırlattığını vurguladı.
Bir önceki yazımda, Davutoğlu’nun bu tahliline paralel görüşlere yer vermiştim. Trump dönemi ve Hitler döneminin benzerliğini kaleme almıştım. Okumayanlar için linki buraya bırakıyorum.
"Masadan kalkarsanız vururlar"
Dönemin İran liderine müzakere masasından ayrılmaması tavsiyesinde bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, aksi takdirde saldırıya uğrayacaklarını söylediğini belirtti. Uluslararası basında İran'dan Türkiye'ye füze atıldığı haberleri servis ediliyorken Davutoğlu, 500 yıldır iki ülkenin savaşmadığını vurguladı. Haberlerin asıl amacını ise 'komşu ülkeleri savaş haline sokmak' olarak yorumladı.
Bursa hakkında da birkaç şey söyledi
Hasanağa Sanayi Bölgesi'ne gittiğini ve yollarından utandığını iletti. Bursa'nın güncel durumu hakkında biraz da olsa bilgilendirilmiş olduğu belliydi. Unutmadan, 'Ulu Şehir' ismini Bursa'ya ilk olarak kendisinin verdiğini de ekledi. Mekke ve Medine’den sonra en kutsal mekanın Bursa Ulu Cami olduğunu da iletti.
Sonuç olarak hitabında; Ekonominin bozulan tüm çarklarını tek tek anlatan Eski Başbakan, Türkiye'nin askeri, siyasi ve ekonomik gücünü tekrar toparlayacaklarını vurguladı.
Şahsi olarak izlenimlerim
Eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasında bir devlet adamı nidası vardı. Dışişleri bakanlığı da yaptığı için bölgenin yapısını gayet iyi bildiği ve getirdiği tezler ile sözlerine itimat edilmesi gerektiğini akıllara soktu.
Bir yandan siyasetçi diğer yandan öğretim üyesi olduğu da uluslararası makalelerde halen daha kalem sahibi olmasından ve stratejik konulara getirdiği bakış açısından belli oldu.
Devlet adamlığı kimliği baki kalmış olan Davutoğlu, mütevazı görünen yapısının altında devlet idaresinde düşük profil çizmediğini ortaya koymuş oldu. Kendisinden faydalanılması gerektiğini düşünüyorum fakat teşkilatçılık anlamında ne kendisinden ne de teşkilatından ülkeyi yönetecek ışığı, gelecek tasavvurunu maalesef alamadık.
Kendisi bir lider olamasa da çok kalifiye bir devlet, görev adamı olduğunu ispatladı. Siyasette lider önemlidir. Teşkilat da önemlidir. Gelecek Partisi’nde bu iki ana omurga maalesef yok. Ahmet Davutoğlu gibi siyasetçiler devlete lazımdır ancak liderlik başka bir mesele…
Muhtemeldir ki; kendisi de bunu net olarak idrak etmiş ve seçim ittifakları kurmak için seçilmiş olmaktan dahi vazgeçtiğini sürekli deklare etmiş.
Son sözüm Bursa’da göremediğimiz Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun’a… Kendisine hayatta başarılar diliyorum. Şehrimizde CHP listesinden seçilen Torun, artık torun bakabilir. Zira, bu şansı bir daha bulamayacağına eminim…
Bir de programa Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alparslan Yıldız katılmadı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ercan Çalışır
Davutoğlu tek başına! Teşkilatta ‘Gelecek’ yok
Seçimle gelen son Başbakan Ahmet Davutoğlu dün Bursa’daydı. Ramazan ayı olması hasebiyle iftar programında partililerle bir araya geldi. Bursa’da bir türlü göremediğimiz Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, Eski Bursa Valisi/ Yeni Yol Partisi Genel Başkanı İzzettin Küçük ve Davutoğlu’nun eşi Sare hanım iftar sofrasında yerini aldı.
Davutoğlu’nu dinleyemeyeceğiz sandım
Organizasyon ise Allah’a emanet başladı ve bitti. İftardan önce basın toplantısı gerçekleştirileceği duyurulan programda, son dakika bilgisiyle toplantı iptal edildi. Gazeteciler verilen programa saatinde gelmesine karşın, Davutoğlu iftara 5 kala salona teşrif etti. Basın mensubunun en değerli şeyi, zamanıdır. Bu denli uzun bir rötara daha önce ben şahit olmadım. Davutoğlu’nu iftardan sonra dinlemek nasip oldu. Nereden baksan 2 saat kayıp olarak gazetecinin hanesine yazıldı. Ama organizasyon skandalı daha bitmedi…
Kürsü yerine küçük bir masa tercih edildi
Rötarın ardından kürsüye koyulan mikrofonlar, oradan indirilip, Eski Başbakanın salona hitap edeceği bir masaya dizildi. Masa sahneye kurulmadığı ve iftar masaları ile aynı hizada yer aldığı için Davutoğlu salona oturarak değil ayakta hitap etmek zorunda kaldı. Tabi ayağa kalkmasa, protokol iftar masasında oturanların kafalarını kadraja alacaktı kameramanlar…
Görevli teşkilat mensubu yoktu, işi organizasyon şirketine vermişler
Genel merkez ekibi bile masaya anlam veremediği için en az 15 dakika neden böyle bir düzen alındığını sorguladılar. Asıl skandal ise; basın mensuplarına ayrılan masaydı. Salonun en uç köşesinde iki masa ayrılmış fakat kameralarla arada o kadar mesafe vardı ki; oruç açmak ve çekim yapmak arasında tercihe zorlanıldı resmen… Konuşmalardan şahit olduk ki bu işi teşkilatı olmadığı için organizasyon firmasına vermişler. Onlar da ne anlasın siyasi programdan…
Neyse dahası var…
Masanın kameralara yakın olmasını rica eden basın mensuplarına (oruç olmalarına veriyorum) ‘tamam bari burada oturun’ dendi. Birkaç üst perdeli dialogdan sonra arkadaşlarımız yemek yemeyeceklerini, işlerini yapıp gideceklerini belirtti. Akabinde en büyük skandal meydana geldi. Ezan okunduktan hemen sonra basın mensuplarının masasında bulunan soğuk başlangıç tabakları, protokol masasında eksik var diye alınıp, taşındı. Bu da ‘Yemiyorsanız yemeyin’ demek olmuyor mu?
İlk kez gazeteci dayanışmasına şahit oldum
Bunu yapan salon görevlisi mi, parti görevlisi mi bilemiyorum fakat arkadaşlarımız da birbirine sahip çıkarak masadan kalktı. Bir nevi birbirini kollayıp, üslup ve beceriksizliği boykot etti. Devreye Vali İzzettin Küçük girdi. Mütevazı kişiliği ile arkadaşlarımızı ‘valilik hatrını koyarak’ yatıştırdı ve salona geri getirdi. Yeni bir masa açılsa da ekip çorbanın tadına dahi bakmadı. Hatta tepkisini, Davutoğlu’nun konuşmasının ardından, ‘basın mensuplarının sorusunu alalım’ dedikten sonra tek soru bile sormamakla devam ettirdi.
250 kişilik iftarda bunlar yaşandı maalesef…
Bu arada iftar programı 250 kişilikti. Evet maliyetler çok yüksek, evet teşkilat yok, büyük salon tutulsa boş görüntü verilecek fakat 250 kişiye para harcayarak iftar vermekle olmuyor bu işler demek ki. Salon hakimiyetini organizasyon firmasına vererek düzen sağlanamıyormuş. Tüm bunlar Ahmet Davutoğlu’nun gözleri önünde yaşandı…
Yazık…
Çünkü bunca kelamı ederken Davutoğlu’nun verdiği mesajlara hala gelemedik…
Parti ile il teşkilatının iftar programına bakış açısı farklıydı
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, tüm bu olumsuzluklara rağmen, alçakta kalan masadan görüntü alınamayacağını anladığı için ayağa kalkmayı teklif ederek konuşmasına başladı. "Parti olarak lüks bir yerde iftar yapmama kararı aldık" dedi fakat Bursa'nın en lüks mekanlarından biri olan Podyum Davet'te iftar programı düzenlendi. Sanırım Bursa teşkilatının, Parti'nin aldığı bu karardan haberi yoktu.
Bursa teşkilatı sınıfta kaldı
Dar kapsamlı bir programı dahi düzenleyemeyen Bursa teşkilatı, basın mensuplarının orucunu açamadığı bir iftar programını hayata geçirdi. Bu durum, muhtemelen programdan sonra İl Başkanı Fuat Kadıoğlu'nun başını ağrıtmıştır.
"Gazze'de Filistinlinin olmadığı masada ne işimiz var"
Davutoğlu, Emekli ve KHK'lıların halinden dert yandı. Programa katılan bir şehit yakınını takdim etti. İsrail'in soykırımcı olduğunu yineledi. Siyasi amacının; siyasi ahlâk olduğunu vurguladı. Gazze'de yaşananları midesinin kaldırmadığını söyledi ve Filistin'in olmadığı masada Türkiye'nin nasıl yer aldığını sordu. Davutoğlu'nun bu sözü salondan alkış aldı.
"Gazze'de şehit sayısı 250-300 bin"
Açıklanan rakamlarda Gazze'de şehit olan Filistinli sayısının 70 bin olduğunu fakat İngiliz tıp dergilerinde 250-300 binlere vardığını belirtti. Gazze’de olmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimlediği şu anıyla tarif etti:
"Bombalar altında Şifa Hastanesi'nden ayrılmadık"
Eşi Sare hanımla bombaların altında Şifa Hastanesi'nden ayrılmadığını hatırlatan Davutoğlu, Trump'ın uluslararası tüm normları ortadan kaldırdığına işaret etti.
"3. Dünya Savaşı başladı"
Uluslararası bir makalede üçüncü dünya savaşının başladığını yazmış Davutoğlu. Hem de Trump'ın ikinci dönemi başladığında yazdığını açıkladı. İsrail ve ABD'nin başlattığı savaşta asıl nedenin İran'ın nükleer silahı olmadığını belirtti. Tüm bunlar ve öncesindeki saldırgan tutumların, birinci ve ikinci dünya savaşı öncesi dönemleri hatırlattığını vurguladı.
Bir önceki yazımda, Davutoğlu’nun bu tahliline paralel görüşlere yer vermiştim. Trump dönemi ve Hitler döneminin benzerliğini kaleme almıştım. Okumayanlar için linki buraya bırakıyorum.
"Masadan kalkarsanız vururlar"
Dönemin İran liderine müzakere masasından ayrılmaması tavsiyesinde bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, aksi takdirde saldırıya uğrayacaklarını söylediğini belirtti. Uluslararası basında İran'dan Türkiye'ye füze atıldığı haberleri servis ediliyorken Davutoğlu, 500 yıldır iki ülkenin savaşmadığını vurguladı. Haberlerin asıl amacını ise 'komşu ülkeleri savaş haline sokmak' olarak yorumladı.
Bursa hakkında da birkaç şey söyledi
Hasanağa Sanayi Bölgesi'ne gittiğini ve yollarından utandığını iletti. Bursa'nın güncel durumu hakkında biraz da olsa bilgilendirilmiş olduğu belliydi. Unutmadan, 'Ulu Şehir' ismini Bursa'ya ilk olarak kendisinin verdiğini de ekledi. Mekke ve Medine’den sonra en kutsal mekanın Bursa Ulu Cami olduğunu da iletti.
Sonuç olarak hitabında; Ekonominin bozulan tüm çarklarını tek tek anlatan Eski Başbakan, Türkiye'nin askeri, siyasi ve ekonomik gücünü tekrar toparlayacaklarını vurguladı.
Şahsi olarak izlenimlerim
Eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasında bir devlet adamı nidası vardı. Dışişleri bakanlığı da yaptığı için bölgenin yapısını gayet iyi bildiği ve getirdiği tezler ile sözlerine itimat edilmesi gerektiğini akıllara soktu.
Bir yandan siyasetçi diğer yandan öğretim üyesi olduğu da uluslararası makalelerde halen daha kalem sahibi olmasından ve stratejik konulara getirdiği bakış açısından belli oldu.
Devlet adamlığı kimliği baki kalmış olan Davutoğlu, mütevazı görünen yapısının altında devlet idaresinde düşük profil çizmediğini ortaya koymuş oldu. Kendisinden faydalanılması gerektiğini düşünüyorum fakat teşkilatçılık anlamında ne kendisinden ne de teşkilatından ülkeyi yönetecek ışığı, gelecek tasavvurunu maalesef alamadık.
Kendisi bir lider olamasa da çok kalifiye bir devlet, görev adamı olduğunu ispatladı. Siyasette lider önemlidir. Teşkilat da önemlidir. Gelecek Partisi’nde bu iki ana omurga maalesef yok. Ahmet Davutoğlu gibi siyasetçiler devlete lazımdır ancak liderlik başka bir mesele…
Muhtemeldir ki; kendisi de bunu net olarak idrak etmiş ve seçim ittifakları kurmak için seçilmiş olmaktan dahi vazgeçtiğini sürekli deklare etmiş.
Son sözüm Bursa’da göremediğimiz Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun’a… Kendisine hayatta başarılar diliyorum. Şehrimizde CHP listesinden seçilen Torun, artık torun bakabilir. Zira, bu şansı bir daha bulamayacağına eminim…
Bir de programa Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Alparslan Yıldız katılmadı.