Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, deprem beklediği yeri açıkladı!
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, deprem beklediği yeri açıkladı!
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yedisu Fayı ve Kuzey Anadolu hattına ilişkin deprem senaryolarını eleştirdi. Risk analizlerinin güncel verilerle yeniden yapılması gerektiğini söyledi.
Haber Giriş Tarihi: 03.05.2026 15:45
Haber Güncellenme Tarihi: 03.05.2026 16:02
Kaynak:
Yeniçağ
Yeniçağ haberine göre, deprem uzmanı Şener Üşümezsoy, Türkiye'de yeniden gündeme gelen Yedisu Fayı tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. YouTube kanalında konuşan Üşümezsoy, mevcut deprem senaryolarının önemli bölümünün eski modellere dayandığını savundu
Özellikle Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yapılan değerlendirmelere değinen Üşümezsoy, Bingöl, Erzincan ve Karlıova hattındaki risk analizlerinin güncel fay segmentleri ve stres transfer modelleriyle yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Yedisu Fayı 1784'ten beri kırılmadı" söyleminin tek başına yeterli olmadığını belirterek, deprem riskinin doğru değerlendirilebilmesi için güncel verilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
1939 Erzincan depremi sonrası oluşan stres yüklenmelerinin farklı fay segmentlerinde etkili olduğunu dile getirdi.
2012 yılında yaptığı değerlendirmelere de değinen Üşümezsoy, o dönemde dikkat çektiği bölgelerden Sivrice Fayı ve Silivri hattında meydana gelen depremleri hatırlatarak bazı öngörülerinin gerçekleştiğini savundu.
Yedisu Fayı için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirten Üşümezsoy, özellikle 1949 Karlıova kırığı ile 1992 Erzincan depremi arasında kalan segmentlerin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Kırılmamış fay uzunluğu net olarak ortaya konmadan olası deprem büyüklüğü hakkında kesin değerlendirme yapılamayacağını ifade etti.
Açıklamasında, deprem analizlerinin büyük bölümünün geçmişte geliştirilen stres transfer modellerine dayandığını belirten Üşümezsoy, bu modellerin yıllardır tekrar edildiğini ancak yeni segment analizlerinin yeterince yapılmadığını dile getirdi.
Kuzey Anadolu Fayı'nın Erzincan'dan başlayarak Tokat, Bolu, Sakarya ve Marmara'ya uzanan kırılma zincirine dikkat çeken Üşümezsoy, Ovacık ve Yedisu hattındaki stres birikiminin yeniden hesaplanması gerektiğini söyledi.
Marmara Denizi içindeki fay hatlarına da değinen Üşümezsoy, Marmara Denizi'nde yer alan Adalar Fayı ile ilgili bazı yaygın görüşlere katılmadığını belirtti. 1894 depremi nedeniyle bölgede önemli ölçüde stres boşalımı yaşandığını ifade etti.
Üşümezsoy, deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde genel söylemler yerine somut ve güncel segment analizlerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, deprem beklediği yeri açıkladı!
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yedisu Fayı ve Kuzey Anadolu hattına ilişkin deprem senaryolarını eleştirdi. Risk analizlerinin güncel verilerle yeniden yapılması gerektiğini söyledi.
Yeniçağ haberine göre, deprem uzmanı Şener Üşümezsoy, Türkiye'de yeniden gündeme gelen Yedisu Fayı tartışmalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. YouTube kanalında konuşan Üşümezsoy, mevcut deprem senaryolarının önemli bölümünün eski modellere dayandığını savundu
Özellikle Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yapılan değerlendirmelere değinen Üşümezsoy, Bingöl, Erzincan ve Karlıova hattındaki risk analizlerinin güncel fay segmentleri ve stres transfer modelleriyle yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Üşümezsoy, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Yedisu Fayı 1784'ten beri kırılmadı" söyleminin tek başına yeterli olmadığını belirterek, deprem riskinin doğru değerlendirilebilmesi için güncel verilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
1939 Erzincan depremi sonrası oluşan stres yüklenmelerinin farklı fay segmentlerinde etkili olduğunu dile getirdi.
2012 yılında yaptığı değerlendirmelere de değinen Üşümezsoy, o dönemde dikkat çektiği bölgelerden Sivrice Fayı ve Silivri hattında meydana gelen depremleri hatırlatarak bazı öngörülerinin gerçekleştiğini savundu.
Yedisu Fayı için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğunu belirten Üşümezsoy, özellikle 1949 Karlıova kırığı ile 1992 Erzincan depremi arasında kalan segmentlerin ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Kırılmamış fay uzunluğu net olarak ortaya konmadan olası deprem büyüklüğü hakkında kesin değerlendirme yapılamayacağını ifade etti.
Açıklamasında, deprem analizlerinin büyük bölümünün geçmişte geliştirilen stres transfer modellerine dayandığını belirten Üşümezsoy, bu modellerin yıllardır tekrar edildiğini ancak yeni segment analizlerinin yeterince yapılmadığını dile getirdi.
Kuzey Anadolu Fayı'nın Erzincan'dan başlayarak Tokat, Bolu, Sakarya ve Marmara'ya uzanan kırılma zincirine dikkat çeken Üşümezsoy, Ovacık ve Yedisu hattındaki stres birikiminin yeniden hesaplanması gerektiğini söyledi.
Marmara Denizi içindeki fay hatlarına da değinen Üşümezsoy, Marmara Denizi'nde yer alan Adalar Fayı ile ilgili bazı yaygın görüşlere katılmadığını belirtti. 1894 depremi nedeniyle bölgede önemli ölçüde stres boşalımı yaşandığını ifade etti.
Üşümezsoy, deprem riskine ilişkin değerlendirmelerde genel söylemler yerine somut ve güncel segment analizlerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Yeniçağ
En Çok Okunan Haberler