Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekonomi

Haberia - Ekonomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekonomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ünlü ekonomistten uyarı: Bayram öncesi gram altında deprem olacak Haber

Ünlü ekonomistten uyarı: Bayram öncesi gram altında deprem olacak

Altın piyasasında dalgalı seyir devam ederken, Prof. Dr. Murat Ferman’dan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Ferman, bayram öncesi artan nakit ihtiyacının altın fiyatları üzerinde kısa vadeli baskı oluşturabileceğini belirterek gram altında 200-300 TL civarında geri çekilme yaşanabileceğini söyledi. “BAYRAM DÖNEMİNDE NAKİT İHTİYACI ARTIYOR” Prof. Dr. Murat Ferman, uzatılmış bayram tatillerinin ekonomik davranışları doğrudan etkilediğini ifade etti. Bayram dönemlerinde vatandaşların nakde yöneldiğini ve özellikle Kurban Bayramı öncesinde TL ihtiyacının arttığını belirten Ferman, bunun altın fiyatları üzerinde kısa süreli satış baskısı oluşturabileceğini söyledi. “GRAM ALTINDA 200-300 TL GERİ ÇEKİLME GÖRÜLEBİLİR” Altın fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ferman, bayram etkisiyle gram altında aşağı yönlü hareketlerin görülebileceğini ifade etti. Ferman, “Gram altında 200-300 TL civarında geri çekilme görülebilir” dedi. Son dönemde gram altının 7 bin TL seviyelerinde kalıcı olmakta zorlandığını belirten Ferman, fiyat hareketlerinin arkasında küresel ekonomik gelişmelerin bulunduğunu vurguladı. “ORTA VE UZUN VADEDE YÜKSELİŞ DEVAM EDECEK” Kısa vadeli dalgalanmalara rağmen altının orta ve uzun vadede yükseliş eğilimini sürdüreceğini söyleyen Ferman, altının geçmişte yatırımcısına önemli kazanç sağladığını hatırlattı. Ferman, “Altında yön orta ve uzun vadede yukarıdır” ifadelerini kullandı. FED VE DOLAR VURGUSU Faiz politikalarının altın fiyatları üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Ferman, faiz artışlarının altını baskıladığını, faiz indirimi beklentilerinin ise altına destek verdiğini söyledi. ABD Merkez Bankası’nın faiz politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ferman, FED tutanaklarında faiz indirimlerinin ertelenebileceğine yönelik sinyaller bulunduğunu ifade etti. Doların güçlenmesinin de altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. PETROL FİYATLARI DA ETKİLİ OLUYOR Altın ile petrol fiyatları arasında güçlü ilişki bulunduğunu belirten Ferman, petrol fiyatlarındaki yükselişin altını baskıladığını, düşüşlerin ise altına alan açtığını söyledi. Küresel gelişmelerin finansal piyasaları doğrudan etkilediğini ifade eden Ferman, belirsizlik dönemlerinde tüm varlık sınıflarının birbirine bağlı hareket ettiğini vurguladı. “STAGFLASYON RİSKİ ARTIYOR” Dünya ekonomisinde büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiğini belirten Ferman, aynı anda enflasyonun yükselmeye devam ettiğini söyledi. Bu durumun “stagflasyon” riskini artırdığına dikkat çeken Ferman, hem Türkiye hem de küresel ekonomi açısından zorlu bir tablo oluştuğunu ifade etti. “ALTIN SPEKÜLATİF DEĞİL, DEĞER KORUMA ARACI” Altının kısa vadeli kazanç aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ferman, yatırımcıların kişisel ihtiyaç ve risk profiline göre hareket etmesi gerektiğini söyledi. Ferman, altının tüketim değil, uzun vadeli değer koruma amacı taşıyan bir yatırım aracı olduğunu belirtti. * BU BİR YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLDİR

UTİYAP sektörlerin raporunu yayınladı! Haber

UTİYAP sektörlerin raporunu yayınladı!

İnşaat çalışmalarının Türk ekonomisinde lokomotif yapısıyla sektör olmanın ötesinde birçok alt dalı bulunan dev bir endüstri haline geldiğine vurgu yapan UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi Cemil İleri: “İnşaat endüstrisinin alt dallarından birisi olan alüminyum cephe sektörü, hafiflik, dayanıklılık ve yüksek geri dönüştürülebilirlik özellikleriyle inşaat sektörünün en hızlı gelişen ve ihracat odaklı alanlarından biridir. Özellikle Bursa Nilüfer bölgesi, güçlü sanayi altyapısı ve konum avantajı ile Türkiye'nin cephe sistemleri, üretim ve tasarım merkezlerinden biri konumundadır. 1988 yılından bu yana faaliyet gösterdiğimiz bu alanda bizleri en çok zorlayan konu alüminyum cevherinde gözlemlenen fiyat artışları. İçinde bulunduğumuz 2026 Ocak ayından bu yana alüminyum fiyatlarında yaşanan yüzde 30’a yakın yükseliş ihracatta bizleri zorluyor. Artan enerji fiyatları direkt olarak sektörümüzün ana girdi maliyetini oluşturuyor. Son yıllarda tasarım odaklı proje bazlı üretim sebebiyle bir noktaya kadar maliyetleri sübvanse edebiliyoruz. Beklentimiz, tasarım odaklı kreatif iş üreten sektörlerin ihracatta rekabetçiliğini arttırmaya yönelik kararların alınmasıdır” şeklinde konuştu. MALİYET ARTIŞLARINI DÜĞÜN SEZONUNDA YANSITMADIK Mobilya sektöründe ham madde artışlarının her türlü izahatı geride bırakan bir noktaya geldiğini kaydeden UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Çakar şunları aktardı: “Geride kalan son 3 ayda sadece süngere yüzde 106 zam geldi. Dolayısıyla bu maliyet artışını fiyatlara yansıtmamak için direnç halindeyiz. Zira yeni evlenen gençlerimizin mobilya ihtiyaçlarının arttığı bir dönemin içindeyiz. Bunun yerine stok eritmeye ve kampanyalarla tüketicilerimizi çekmeye çalışıyoruz. Böylece gelecek döneme stok maliyetinin yıkıcı hale gelen etkisinden en az yara almayı hedefliyoruz. Devletimizin yeni evlenenlere yönelik teşvikleri sektöre ve yeni evleneceklere biraz olsun fayda sağlıyor.” MOBİLYADA TASARIM VE MARKALAŞMAYA VURGU Mobilya sektöründe genel itibarı ile üretim kalitesi sorununu aştıklarını kaydeden Çakar şunları aktardı: “Ancak bizlerin dünyada kendimizi ispatlamamız gereken en önemli sınav markalaşma ve tasarımda yenilikçilik. ‘Markalaşma için stabil ve kriz ortamlarından arındırılmış bir ekonomi gerekli’ klişesine UTİYAP olarak katılmıyoruz. Zira ülkemiz mevcut olduğu konum ve tarihi geçmişinden ötürü her zaman sorun yaşayabilecek bir potansiyelde. Ancak mevcut tarihi geçmişimiz kaliteli ürünlerimiz olduğu takdirde bize ihracatta ayrıcalık yaşayacağımız çok geniş bir coğrafya da sunuyor. Bizim gibi iç piyasası canlı olan bir sektörün geleceğe planlı marka odaklı bakması gerekli.” KURGAN EĞİTİMİ İŞLETMELER İÇİN KRİTİK ÖNEMDE Kurgan’ın, Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından devreye alınan yapay zekâ destekli bir risk analiz ve denetim sistemi olduğunu aktaran UTİYAP Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Danışmanı Osman Öziş Kurgan’la ilgili şu bilgileri verdi: “Türkiye ekonomisinde 1 Ekim 2025 tarihi, vergi denetimi ve sahte belge ile mücadelede sadece bir takvim yaprağı değişimi değil; topyekûn bir stratejik dönüşümün miladıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından hayata geçirilen yeni nesil denetim modeli, sahte belgeyle mücadeleyi yıllar süren hantal süreçlerden çıkarıp, saniyelerle ölçülen dijital bir takibe dönüştürüyor. İş dünyasını yakından ilgilendiren bu "Dijital Devrim"in merkezinde ise iki devasa sütun yükseliyor: KURGAN sistemi Cezalandıran Değil, Uyaran "Dijital Göz" Kısa adı KURGAN olan Kuruluş Gözetimli Analiz sistemi, sıradan bir risk analiz aracı değil; ticari hayatın "sıfırıncı gününde" devreye giren bir erken uyarı mekanizmasıdır. İşlem Odaklı Takip: Sistem sizi peşinen "riskli" ilan etmez; tarafların verilerini kullanarak her bir ticari işleme risk puanı atar. Sinyalleme Mekanizması: Bir işlem riskli bulunduğunda, Maliye hemen ceza kesmek yerine mükellefe bir "bilgi isteme yazısı" gönderir. Dostane Uyarı: Bu yazılar aslında mükellefe; "İşlemlerinde bir tutarsızlık var, gel incelemeye girmeden bu durumu gözden geçir ve gerekiyorsa düzeltme beyannamesi ver" diyen bir can simididir. Kurgan’la ilgili olarak UTİYAP üyelerimize eğitimlerimizi hız kesmeden devam ettiriyoruz.”

Bursa Ticaret Borsası’ndan yeni etiket düzenlemesine destek Haber

Bursa Ticaret Borsası’ndan yeni etiket düzenlemesine destek

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu’ndaki kapsamlı revizyonu değerlendirdi. Bakanlığın güvenli ve sağlıklı gıdaya erişim vizyonuna tam destek verdiklerini vurgulayan Başkan Matlı, hayata geçirilen yeni uygulamaların, sektörde şeffaflık ve güveni güçlendireceğini söyledi. Düzenlemeyle bilgi kirliliği son buluyor Yeni düzenlemeyle birlikte gıda ambalajlarında kullanılan yanıltıcı ifade ve görsellere son verildiğini belirten Başkan Özer Matlı, “Artık etiketlerde ‘günlük’ ifadesine 24 saat sınırı getirilmesi, aroma kullanılan ürünlerde gerçek meyve görseli kullanımının yasaklanması, ‘doğal’, ‘hakiki’ gibi ispatı olmayan ve tüketiciyi yanıltan ifadelerin suistimal edilmesinin önlenmesi, ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’ gibi ifadelerin kaldırılması tüketicinin doğru ürüne ulaşmasını sağlayacaktır” dedi. Özellikle sanayi tipi üretimlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin yasaklanmasının ve işletme isimlerinin tüketiciyi yanıltacak şekilde ön plana çıkarılmamasının haksız rekabeti ortadan kaldıracağını kaydeden Matlı, “Bu durum, sadece vatandaşımızı korumakla kalmayacak, aynı zamanda işini doğru yapan, etik kurallara uygun üretim gerçekleştiren gıda işletmecilerimiz için de adil bir pazar ortamı oluşturacaktır” diye konuştu. Restoran ve kafelerde şeffaflık dönemi Toplu tüketim yerlerine getirilen bilgilendirme zorunluluğuna dikkat çeken Başkan Matlı, vatandaşların sadece market raflarında değil, restoran, kafe ve kantin gibi alanlarda da ne tükettiğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Matlı, “Menülerde gıdanın bileşenlerinin ve kalori değerlerinin sunulacak olması, tüketici bilincini en üst seviyeye taşıyacaktır” dedi. Düzenlemenin sosyal sorumluluk boyutuna da değinen Matlı, ambalajlarda çocukların gelişimini etkileyebilecek figürlerin yasaklanmasının çok yerinde bir adım olduğunu ifade ederek, “Gelecek nesillerimizin fiziksel ve psikolojik sağlığını koruyan her türlü düzenlemenin yanındayız” diye konuştu. Bilinçli toplumun temeli: Gıda okuryazarlığı Bakanlığın attığı bu adımların toplumsal bir kazanıma dönüşmesi için tüketici farkındalığının da artması gerektiğini belirten Özer Matlı, “Düzenlemeler ne kadar güçlü olursa olsun, gıda okuryazarlığı ve etiket okuma alışkanlığı bilinçli toplumun temelidir. Toplumumuzun doğru bilgilendirilmesi ve tarımsal ticaretin güvenli bir zeminde yürütülmesi için atılan bu adımlar dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Güvenli gıda arzını stratejik bir mesele olarak görüyor ve bu vizyonu her platformda destekliyoruz’ dedi.”

Sedat Yalçın: Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli Haber

Sedat Yalçın: Türkiye’nin sorunu yanlış üretim modeli

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kalkınma Politikaları Başkanı Yeminli Mali Müşavir Sedat Yalçın, para politikalarının enflasyonu başlatan ve şiddetlendiren unsurları kontrol edebileceğini ancak kalıcı çözümün üretim sisteminin yeniden yapılandırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası’nın faiz, döviz kuru, kredi genişlemesi ve tasarruf–yatırım dengesi üzerinden enflasyonu yönetebileceğini ifade eden Yalçın, buna rağmen sorunun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğini söyledi. “Yapısal sorunlar ekonomiyi kilitliyor” Türkiye’de üretim sisteminin uzun yıllardır biriken yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Yalçın, eğitim sistemi ile iş gücü verimliliği arasındaki kopukluğun üretim kalitesini düşürdüğünü dile getirdi. Mesleki eğitim ile mühendislik alanları arasındaki uyumsuzluk da ekonominin rekabet gücünü zayıflatan faktörler arasında gösterildi. Enerji ve ara malında dışa bağımlılığın Türkiye ekonomisini kırılgan hale getirdiğini belirten Yalçın, bu durumun cari açık riskini artırdığı gibi maliyet enflasyonunu da tetiklediğini ifade etti. Sanayi ve tarımda verimlilik sorunu Sanayi ve tarımda küçük ölçekli ve parçalı işletme yapısının verimliliği sınırladığını belirten Yalçın, sanayinin uzun vadeli finansman bulmakta zorlandığını söyledi. Kalkınma ölçeğinde planlama eksikliğine de dikkat çeken Yalçın, organize sanayi bölgelerinin demiryolu ve liman bağlantılarındaki yetersizliğin lojistik maliyetlerini artırdığını ifade etti. “Yüksek teknoloji üretimine geçmek zorundayız” Yalçın, Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için yüksek teknolojiye dayalı üretim modeline geçmesi gerektiğini vurgulayarak, dijital ve yeşil dönüşümünü tamamlamış bir üretim ekosisteminin oluşturulmasının şart olduğunu söyledi. Güçlü lojistik altyapı, mekânsal entegrasyon ve ihracatta yüksek teknoloji payının artırılmasının kalkınma politikalarının temel hedefleri arasında yer aldığını belirten Yalçın, “Türkiye’nin üretim sistemi kapsamlı bir reformdan geçmeden ekonomik sorunların kalıcı şekilde çözülmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya Haber

Zafer Partisi: Türkiye demografik beka meselesiyle karşı karşıya

Karamahmutoğlu, yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin dünyada en fazla sığınmacı barındıran ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Yasadışı, kaçak nüfus olarak adlandırdığımız bu tablo, demografik bir işgal altında olduğumuzu göstermektedir. Demografik göçe ‘hoş geldin’ diyen AKP hükümetini bu tanımlama hep rahatsız etmiştir” ifadelerini kullandı. “27 yılda 90 yıllık nüfus düşüşü yaşandı” Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın açıklamalarına dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Bakan Göktaş, bazı ülkelerin 90 yılda yaşadığı nüfus düşüşünü Türkiye’nin 27 yılda yaşadığını itiraf etti. Bu 27 yılın 23 yılında AKP iktidardaydı. Çoban bulamadığınız için ülkemizi kaçak göçmen cennetine çevirdiniz, şimdi ilkokul çağında çocuk bulamayınca kaçak göçmen çocukları mı ithal edeceksiniz?” diye sordu. Demografik bozulmayı düzeltebilecek ve düzensiz göçü tersine çevirebilecek tek siyasi partinin Zafer Partisi olduğunu savunan Karamahmutoğlu, bu sorunun bir milli güvenlik meselesi olarak ele alınması gerektiğini belirtti. “Gerçek işsiz sayısı 10 milyonun üzerinde” Ekonomiye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30 seviyelerine çıktığını, gerçek işsiz sayısının ise 10 milyonun üzerinde olduğunu öne sürdü. “Vatandaşlarımız artan kira fiyatları, yükselen gıda fiyatları ve azalan alım gücüyle karşı karşıyadır. AKP’nin ekonomi programı, sistematik bir yoksullaştırma ve sefaleti toplumun geneline yayma programı haline gelmiştir” dedi. Gençlerin yurt dışına gitme eğilimine de dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Nitelikli iş gücü Türkiye’den ayrılmaktadır. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gelecek kaygısı yaşamaktadır. Bu beyin göçü Türkiye’nin geleceğini tehdit etmektedir” ifadelerini kullandı. “Çözüm süreci ihanettir” Terör örgütüyle yürütülen sürece de sert sözlerle yüklenen Karamahmutoğlu, “Narko terör örgütüyle kurulan pazarlık masasını kurduran Devlet Bahçeli ve AKP hükümetidir. Başlattıkları ikinci çözüm ihanet süreciyle son 1,5 yıldır Türk Devleti’nin ve milletinin gururuyla oynanmıştır” dedi. Devlet Bahçeli’nin “Süreci boğmanın âlemi yok, hukuki düzenlemeler adım adım yerine getirilecek” sözlerini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Zafer Partisi’ne ‘pazarlık yok’ diyenler, şimdi adım adım yerine getirilecek diyor. Baş teröriste umut hakkı tartışmaları sürerken İmralı’da bir malikane inşa edildiği haberlerini okuyoruz” ifadelerini kullandı. “Çok uluslu yabancı askeri güç Türkiye’de konuşlanıyor” Dış politikadaki gelişmelere de değinen Karamahmutoğlu, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle petrol fiyatlarının yüzde 50 artarak 119 dolara yükseldiğini, küresel piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşandığını söyledi. Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşıma dikkat çeken Karamahmutoğlu, “Ukrayna operasyonu için teşkil edilen çok uluslu deniz unsur komutanlığının İstanbul Beykoz’daki Anadolu Kavağı’nda konuşlanacağı duyuruldu. Bu kuvvetin NATO komuta yapısı içinde olup olmadığı anlaşılamamaktadır” dedi. Anayasa’nın 92. maddesini hatırlatan Karamahmutoğlu, “Türkiye’de yabancı bir askeri gücün bulunmasına izin verme yetkisi TBMM’ye aittir. Bu çok uluslu yabancı güç için Meclis’te bir oylama yapılmış mıdır? Tezkere çıkmış mıdır?” sorularını yöneltti. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 19. maddesinin uygulanmasından vazgeçilip geçilmediğini sorgulayan Karamahmutoğlu, “Bu uygulamanın Türkiye’yi savaşta taraf yapacağının farkında mısınız? Türkiye, çok uluslu bu yabancı askeri güce destek vererek Rusya ile karşı karşıya mı getirilmek isteniyor?” diye konuştu. “BlackRock başkanıyla ne görüşüldü?” Karamahmutoğlu, son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock şirketinin başkanı Laurence Fink ile İstanbul’da gerçekleştirdiği görüşmeye dikkat çekerek, “Bu ziyaretin amacının ne olduğunu Türk kamuoyu merak etmektedir. Vatandaşların bu sorusunu muhatabına yöneltmeyi bir görev biliyoruz” ifadelerini kullandı. Karamahmutoğlu, AKP hükümetine Meclis’i özel gündemle toplayarak kamuoyunu bilgilendirme çağrısında bulundu.

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez" Haber

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk: "Bu düzen değişmeden refah gelmez"

DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, partisinin il başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, ülke gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Toplumun her kesiminin ağır bir ekonomik baskı altında olduğunu vurgulayan Öztürk, emekliden işçiye, esnaftan çiftçiye, sanayiciden gence kadar her kesimin sorunlarına dikkat çekti. "Bir gün sabah olacak" Öztürk, konuşmasına Türkiye'nin içinde bulunduğu tabloyu betimleyerek başladı: "Emeklimizin, işçimizin, esnafımızın, çiftçimizin, sanayicimizin, gençlerimizin ve kadınlarımızın yüzü bugün gülmüyorsa, burada ciddi bir yönetim sorunu vardır. Ama biz biliyoruz ki bir gün sabah olacak ve bu tablo değişecek." "Sorun parada değil, adalette" Ekonomik krizin temel nedenine ilişkin önemli bir tespitte bulunan Öztürk, sorunun kaynak yetersizliğinden kaynaklanmadığını belirtti: "Bu ülkede sorun para değil. Sorun; adaletin, liyakatin ve aklın doğru kullanılmamasıdır. Kaynak var ama doğru yönetilmiyor. Üreten var ama hakkını alamıyor." "Millet kazanıyor, devlet alıyor" Vergi politikaları ve ekonomik sistem üzerinden sert eleştiriler yönelten Öztürk, mevcut düzeni özetleyen şu ifadeleri kullandı: "Millet kazanıyor, devlet alıyor. Millet harcıyor, devlet yine alıyor. Peki kazanan kim?" Bu sözlerle sistemin vatandaş üzerindeki yüküne işaret eden Öztürk, gelir dağılımındaki adaletsizliğin görmezden gelinemez boyutlara ulaştığını söyledi. "Ayrımlar bitecek, adalet kazanacak" Toplumsal kutuplaşmaya da değinen Öztürk, "öteki-beriki" ayrımının sona ermesi gerektiğini vurguladı: "BirGünSabahOlacak ve bu ülkede kimse kimliğinden, düşüncesinden, yaşam tarzından dolayı ayrıştırılmayacak. Adalet herkes için eşit işleyecek." "Teşkilat varsa umut vardır" Parti teşkilatlarının önemine dikkat çeken Öztürk, sahada örgütlenmenin değişimin anahtarı olduğunu belirtti: "Teşkilat varsa hareket vardır. Teşkilat varsa umut vardır. Teşkilat varsa Türkiye'nin yarını vardır. Biz bu umudu büyütmeye kararlıyız." Ekonomi için somut taahhütler DEVA Partisi'nin ekonomi vizyonunu da aktaran Öztürk, üretim odaklı ve adil paylaşımı esas alan bir modelle yola çıktıklarını söyledi. Sanayiciye nefes aldıracak politikalar hayata geçirileceğini, ihracatçının yeniden rekabetçi hale getirileceğini, üretim artırılarak ekonomik büyümenin sağlanacağını ve elde edilen refahın adil şekilde paylaşılacağını ifade etti. "Türkiye üretmediği için değil, adil yönetilmediği için kaybediyor" diyen Öztürk, mevcut anlayışın değişmemesi halinde ekonomik sorunların daha da derinleşeceği uyarısında bulundu. "Bu düzen değişecek" Açıklamasının sonunda kararlı bir duruş sergileyen Tayfun Öztürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Bu düzen değişmeden refah gelmez. Biz hazırız. Hem üretmeye hem büyütmeye hem de hakça paylaşmaya hazırız. Türkiye'nin kaybedecek bir günü daha yok." DEVA Partisi Bursa İl Başkanlığı'nın bu çıkışı, önümüzdeki süreçte hem ekonomik politikalar hem de toplumsal adalet tartışmaları açısından siyasi gündemin yoğunlaşacağının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.