Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Su Kaynakları

Haberia - Su Kaynakları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Kaynakları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan "işaretler görülüyor" deyip yeni tehlikeye dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde, Devlet Su İşleri tarafından tamamlanan 563 tesisin toplu açılış töreninde konuştu. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları: Aziz milletim, Tarım ve Orman Bakanlığımızın kıymetli mensupları, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz tarafından yapımı tamamlanan 563 tesisin toplu açılışını gerçekleştireceğimiz bu anlamlı tören vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Birazdan hizmete alacağımız önemli yatırımların ülkemiz, milletimiz ve şehirlerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 54'ü baraj ve gölet. 109'u sulama tesisi. 18'i içme suyu tesisi. 11'i arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri. 371'i taşkın kontrol tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış oluyoruz. Aynı şekilde yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlıyor ve içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301.000 metreküp artırıyoruz. Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskûn mahali ve 52.400 dekar araziyi de taşkının yol açtığı zararlardan inşallah koruyacağız. Toplulaştırma ve tarla içi geliştirme faaliyetlerimiz kapsamında 2 milyon 20 bin dekar alanın tescilini yaptık. Tamamladığımız bu tesisler, günümüz rakamlarıyla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacak. Az sonra canlı bağlantılarla açılışını gerçekleştireceğimiz 563 eserin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüze, yüklenici firmalarımıza, proje aşamasından inşa sürecine kadar bu eserlerin yapımında emeği geçen her bir kardeşime teşekkür ediyorum. "BU TOPRAKLAR BİR SU MEDENİYETİDİR" Kıymetli misafirler, şunu evvel emirde ifade etmek isterim. Hamuru şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla yoğrulan, âlimlerimizin, ariflerimizin ve gönül erlerimizin ilim ve hikmet pınarlarıyla çağlayan bu topraklar her veçesiyle bir su medeniyetidir. Bin yıl önce dergâhlarını su kıyılarına kurarak kalplere ve zihinlere iyilik tohumları eken, diyarı ruhunu adım adım medeniyet bahçesine dönüştüren erenlerin yurdudur. İnancına dört elle sarılan ve su gibi aziz ol diye dua eden bu milletin ruh köklerinde su, temizliğin, saflığın, güzellik ve bereketin simgesidir. Hangi sadakanın verilmesi daha çok hoşunuza gider diye sorulunca su cevabını veren Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam, suya erişmekte zorlananlara su temin etmenin onlara bir hayat bağışlamak anlamına geldiğini belirtmiş, güzel ve tatlı suyu insanlara takdim etmenin Allah katında mükâfatla karşılık bulacağını müjdelemiştir. Bizler öyle bir su medeniyetinin mensuplarıyız ki ecdadımız Allah'ın rızasından başka hiçbir çıkar gözetmemek anlamına gelen fi sebilillah kavramını kısaltıp çeşmelerine sebil ismini vermiştir. Kuşların bile unutulmadığı bu sebiller bizim nice zamanlar ruhumuzun, yüksek seciyemizin, şefkat ve merhametimizin ete kemiğe büründüğü eserlerdir. Su vakıflarını, su sebillerini bir sadaka-i cariye olarak gören ecdat, hastalarını bile su sesiyle tedavi etmiştir. Hayratlarıyla, şadırvanlarıyla ve su yollarıyla atalarımız adeta sıfırdan bir ümran inşa etmiştir. Su saatlerimiz, su terazilerimiz ve su kemerlerimiz, bunların tamamı birer sanat ve mühendislik şaheseridir. Hülasa, medeniyetimizde, kültürümüzde, sanat ve mimarimizde hatta mühendislik faaliyetlerimizde çok önemli bir yere sahip olan su, hayatımızı idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz temel bir kaynak olmanın çok çok ötesine geçmiştir. "ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE SU ÇATIŞMALARI ÇIKACAK" Değerli dostlar, güç rekabetinin her alanda giderek kızıştığı bir yüzyılda en stratejik ve en değerli kaynak, üretim ve enerjinin de ana unsuru olan sudur. Geçtiğimiz asırda petrol ve karbon yakıtlar için yapılan mücadele, önümüzdeki dönemde su alanında yapılacaktır. Çevremizde yaşanan sıcak çatışmalara baktığımızda bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus artışı, aşırı kentleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin yol açtığı sorunlar, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle şu rakamlar karşı karşıya olduğumuz tehlikenin büyüklüğünü daha net ortaya koyuyor. Bakınız, dünya genelindeki 1,4 milyar kilometreküp toplam suyun yalnızca %2,5'i tatlı sulardan oluşuyor. 1960 yılında 3 milyar olan dünya nüfusunun bugün 8 milyarı aşmasına karşın, aynı dönemde yeryüzüne düşen yağış miktarına baktığımızda hiçbir değişiklik olmamıştır. Temiz su kaynaklarına duyulan ihtiyaç artarken, hızlı tüketim ve kirliliğin etkisiyle kullanılabilir su kaynakları maalesef hızla azalıyor. Bugün dünyadaki 2,2 milyar insan sağlıklı içme suyuna erişemiyor. Dünya Su Kalkınma Raporu'na göre 2050 yılında yaklaşık 6 milyar insanın yeterli temiz suya ulaşamayacağı öngörülüyor. Tüm bunlara ilave olarak iklim krizi en fazla suyumuzu, yani hayat kaynağımızı tehdit ediyor. Biz Akdeniz kuşağında yer aldığımız için bu tehditlerle en sert şekilde yüzleşen ülkelerden biriyiz. Son yıllarda orman yangınlarından sel felaketlerine kadar yaşadığımız olaylarla iklim değişikliği sebebiyle birçok sorunla mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Sadece geçtiğimiz sene 2334 orman yangınına müdahale ettik. Bu yangınlardan 81 bin hektar ormanlık alanımız etkilendi. Yangınlara karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119'a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2766 ilk müdahale aracımız, 1953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz. "TÜRKİYE SU STRESİ ÇEKEN ÜLKELER GRUBUNDA" Kıymetli misafirler, Türkiye kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile su stresi çeken ülkeler grubundadır. Şurası da son derece çarpıcıdır. Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetreyken Türkiye'de bu rakam yıllık 574 milimetredir. Bu manzara bize şunu gösteriyor. Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz. Sularımızı daha bilinçli kullanmamız gerektiğinin altını burada bir kez daha çiziyor, tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum. Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz. Eşim Emine Erdoğan'ın öncülüğünde başlatılan ve bugün küresel bir çevre projesine dönüşen Sıfır Atık Hareketimiz 9 seneyi geride bıraktı. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığı geri kazandık. Ülkemiz ekonomisine 365 milyar lira katkı yaptık. Geri kazanım oranımızı 2035'te %60'a, 2053'te ise inşallah %60 seviyesine yükselteceğiz. Bu noktada farklı vesilelerle dile getirdiğim bir hakikati bugün tekrar ifade etmek istiyorum. Kıymetli dostlar, biz canlı ve cansız tüm varlıkları eskilerin tabiriyle cümle tekebbünatı Rabbimizin bizlere emaneti olarak görüyoruz. Bu emaneti de en güzel şekilde, daha da zenginleştirerek gelecek nesillere aktarmak için son 23 yılda bilhassa su yatırımlarımızı zirveye çıkardık. Medeniyetimizin mihenk taşı olan suyu iktisatlı kullanan, doğru yöneten ve milletimizi suyla en güvenli şekilde buluşturan politika ve yatırımlara ağırlık verdik. 2002'den bugüne 805 barajı, 522 gölet ve benti, 1890 sulama tesisini, 365 toplulaştırma projesini, 378 içme suyu ve atık su tesisini hizmete sunduk. Bu arada 6.234 taşkın kontrol tesisini, 637 hidroelektrik santralini, 148 yer altı depolama ve suni besleme tesisini ülkemize kazandırdık. Rakamlarla toplam dört trilyon yedi yüz milyar lira değerinde olan on bin dokuz yüz seksen dört tesisi tamamlayarak milletimizin emrine verdik. Bu tesislerle iki buçuk milyon hektarlık alanı sulamaya açtık. Türkiye ekonomisine yıllık dört yüz on altı milyar lira katkı sağladık. Toplam 2,2 milyon insanımıza tarımsal istihdam oluşturduk. 7 milyon 400 bin hektar alanda toplulaştırma çalışması yaptık. Böylece 20 bin 300 megavat kurulu güce ve yıllık 67 milyar kilovatsaat enerji üretim kapasitesine ulaştık. "ÇİFTÇİLERİMİZİN BU YIL YÜZÜ GÜLÜYOR" Değerli kardeşlerim, Allah'a hamdolsun, 2026 yılına yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor. Geçen yıl zirai kuraklık ve zirai don sebebiyle sıkıntılar yaşayan çiftçilerimizin bu yıl yüzü gülüyor. İnşallah umutlarımızı artıran bu bereketi tarımda, enerjide ve sanayide en güçlü şekilde üretime yansıtmayı hedefliyoruz. Bu yıl içerisinde 300 yeni su ve sulama tesisini tamamlayacağız. Tabii burada şunu da özellikle ifade etmek isterim. İster tarımda, ister sulamada, ister ulaştırmada, isterse başka bir alanda olsun esas mesele vizyon ve irade sahibi olmaktır. Ülkenin ve milletin derdiyle dertlenen hizmet eder. Hizmet eden ise hak ve halk nezdinde izzet bulur. Kış mevsiminin ortasında başkent halkını günlerce susuzluğa ve ellerinde bidonlarla su kuyruklarına mahkûm eden beceriksiz zihniyetle, biraz önce kısa videosunu seyrettiğimiz yatırımları ülkemize kazandıran anlayış arasındaki en temel fark azimdir, aşktır, millete hizmet sevdasıdır. Biz. Bahane bulanlardan değil, bir yolunu bulup iş yapanlardan, taş üstüne taş koyanlardan olduk. Vatandaşımızın boğazından keserek devletine verdiği kaynakları yine halkımıza hizmet ve eser üretmek için kullandık. İnşallah bundan sonra da bir bardak suda fırtına koparmaya, su akarken testiyi doldurmaya çalışan fırsatçılara rağmen biz taşı sıkıp suyunu çıkarmaya, bu aziz millet için, şüheda emaneti bu mübarek topraklar için çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle birazdan hizmete alacağımız 563 tesisimizin bir kez daha milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Emeği geçen herkesi, tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyor, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.

Türk Kadınlar Birliği Bursa: Bugünün suyu, yarının yaşamı Haber

Türk Kadınlar Birliği Bursa: Bugünün suyu, yarının yaşamı

Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde düzenlenen programa kamu kurumları, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarından geniş katılım sağlandı. Etkinliğe BUSKİ Genel Müdürü Ercihan Subaşıoğlu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Nilüfer Belediyesi Başkan Vekili Zerrin Güleç, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, BUIKAD Başkanı Şeyda Şençayır, Çevre Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Mehmet Şen, iş insanı Sami Erol ile çok sayıda sivil toplum ve siyasi parti temsilcisi katıldı. “Su, yalnızca çevresel değil toplumsal bir sorumluluk” Programın açılış konuşmasını yapan Türk Kadınlar Birliği Bursa Şube Başkanı Tijen Sözeri, suyun korunmasının yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Sözeri, suyun aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, kadınların yaşamı ve geleceği koruma bilinciyle bu alandaki farkındalık çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Su krizi artık bugünün gerçeği Etkinliğin öne çıkan konuşmacılarından çevre mühendisi ve Envira Mühendislik Kurucusu Yasemin Akpınar ise su krizinin artık geleceğe dair bir tehdit olmaktan çıkıp günümüzün en somut gerçeklerinden biri haline geldiğini belirtti. Akpınar, suyun yalnızca çevresel değil; aynı zamanda yaşam hakkı, kamu yararı ve ekolojik dengeyle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizdi. Konuşmasında “görünmeyen su” kavramına dikkat çeken Akpınar, günlük hayatta tüketilen birçok ürünün üretiminde binlerce litre su kullanıldığını ifade etti. Özellikle et, tekstil ve teknoloji ürünlerinde bu tüketimin çarpıcı boyutlara ulaştığını belirten Akpınar, küresel ölçekte erişilebilir tatlı su oranının yüzde 1’in altında olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin de su stresi yaşayan ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Akpınar, bireysel farkındalığın artırılması gerektiğini söyledi. Bursa için kritik uyarılar Programda söz alan BUSKİ Çevre Mühendisi Cem Mamati ise Bursa’nın su geleceğine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Mamati, artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimi, azalan yeraltı su kaynakları ve Uludağ’daki kar rezervlerinde yaşanan düşüşün kent için ciddi riskler oluşturduğunu dile getirdi. Ortak çözüm vurgusu Etkinlik boyunca yapılan konuşmalarda, su krizinin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve toplumsal sonuçları da beraberinde getirdiği vurgulandı. Katılımcılar, çözümün ancak bilimsel yaklaşım, sürdürülebilir politikalar ve toplumsal bilinçle mümkün olabileceği konusunda görüş birliğine vardı. Program, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona ererken, etkinliğin ana mesajı güçlü bir çağrıyla özetlendi: “Bugünün suyunu koruyamazsak, yarının yaşamını kuramayız.”

Uludağ Milli Parkı için ayaklandılar! Haber

Uludağ Milli Parkı için ayaklandılar!

Bursa Barosu, Bursa Kent Konseyi, Bursa Tabip Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Nilüfer Kent Konseyi, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Tarım Orkam-Sen, Türkiye Ormancılar Derneği ve DOĞADER üye ve yöneticileri, TBMM'de görüşülen ve Milli Parklar Kanunu'nda değişiklikler öngören yasa teklifine karşı Uludağ Milli Parkı girişinde ortak bir basın açıklaması yaptı. DOĞADER adına Sedat Güler tarafından yapılan ortak basın açıklamasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan yasa teklifinin doğal koruma alanlarını madencilik, enerji, su ve turizm yatırımlarının kullanımına açabilecek nitelikte olduğu belirtildi. "ULUDAĞ ŞİRKETLERİN İNSAFINA BIRAKILACAKTIR" Milli parkların yalnızca ağaç toplulukları değil, ekosistem bütünlüğü olan su havzalarını, yaban hayatını, endemik türleri, toprak ve iklim dengesini koruyan; gelecek kuşaklara aktarılması gereken kamusal varlıklar olduğunu hatırlatan Güler, "Milli parklar, ekonomik rant alanı değil; ekolojik güvenlik alanıdır. Bugün Meclis’te görüşülen değişiklik; koruma önceliğini zayıflatmakta, kullanım ve kiralama modelini güçlendirmektedir. Bu yaklaşımın en somut ve en kritik sonucu ise Bursa’nın ve Güney Marmara’nın yaşam kaynağı olan Uludağ Milli Parkı üzerinde görülecektir. Uludağ Milli Parkı sadece Bursa’nın değil; 2.543 metre zirvesiyle Marmara Bölgesi’nin en yüksek dağıdır. Su kaynakları, ormanları ve yaşayan tüm canlı türleriyle bölgenin yaşam kaynağıdır.1961 yılında çıkarılan yasa ile Milli Park ilan edilen Uludağ; şu anda TBMM’de görüşülen Milli Park Yasası’ndaki değişikliklerle maden, enerji, su ve turizm şirketlerinin kullanımına, talanına ve insafına bırakılacaktır" ifadelerini kullandı. ULUDAĞ'IN SUYU, BİTKİ ÖRTÜSÜ YOK OLABİLİR! Yıllardır Uludağ Milli Parkı’nın bir kısmının su ve maden şirketlerinin talanına,zirveye yakın kısmının oteller ve benzeri yapılaşmalarla turizm sermayesinin kullanımına, bir kısmının Bursa şehir merkezinin büyüme baskısıyla yapılaşma saldırısına, bir kısmının ise yerel yönetimler de dâhil olmak üzere kaçak ve yasal su şirketlerinin insafına bırakıldığını belirten Güler, Uludağ Milli Parkı’na zarar veren en büyük etmenlerden birinin turizm baskısı olduğunu söyledi. Yapılan ortak açıklamaya göre, yasa değişikliği ile 99 yıllığına yeni otel, restoran ve kafe gibi turizm tesisleri inşa edilebilecek; bu tesislere ulaşım için yeni asfalt yollar yapılabilecek. Böylece artan insan yoğunluğu ve faaliyetler sonucunda Uludağ Milli Parkı’nın ormanları, bitki örtüsü ve su kaynakları zaman içinde geri döndürülemez biçimde yok olacak. Ayrıca yasa değişikliğinde, kaçak yapılar yıkılmak yerine 'yeniden değerlendirme' adı altında yasallaştırılabilecek. Bursa'nın artık kuraklık tehlikesi yaşayan ve su sıkıntısı çeken şehirler arasında olduğu vurgulanan açıklamada, buna rağmen su kaynaklarının daha doğduğu yerde kirletildiği ifade edildi. Yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı’nın doğal ve temiz su kaynaklarının 99 yıllığına su şirketlerine kiralanabilecek ve kontrolsüz biçimde şişelenebileceği uyarısında bulunulan açıklamada, "Bursa su sıkıntısı yaşarken, Uludağ’ın dereleri su şirketlerinin insafına bırakılacaktır" denildi. MADENCİLİK TEHLİKESİ! Ortak açıklamada, defalarca değiştirilen madencilik yasalarıyla Uludağ Milli Parkı sınırlarına kadar madencilik faaliyetlerine izin verildiğini belirten Sedat Güler, "Yeni yasa değişikliğiyle Uludağ Milli Parkı içinde de madencilik ve enerji şirketlerinin faaliyetleri mümkün hâle getirilecektir. İnşa edilebilecek enerji nakil hatları, özellikle yaz aylarında büyük bir yangın riski oluşturacaktır. Zaten Uludağ’ın güneyindeki Orhaneli, Büyükorhan, Harmancık ve Keles ilçelerinin ormanları ve doğal alanları mermer, maden cevheri ve taş ocaklarına dönüşmüştür. Madencilik faaliyetleri Uludağ köylerinin tarım alanlarını, meyve bahçelerini, hayvancılığını ve su kaynaklarını bitme noktasına getirmiştir. Vahşi madenciliğin en ağır uygulamaları yıllardır Uludağ’da yaşanmaktadır. Yeni yasa değişikliği ile 'av ve doğa koruma memuru birimi' adı altında bir yapılanma öngörülmekte; bugüne kadar milli parklarda yasak olan avlanma fiilen meşrulaştırılmaktadır. Yapılacak değişiklikle milli parklarda av ve yaban hayatının korunması, yönetimi ve işletilmesi özel şirketlere devredilebilecektir" uyarılarında bulundu. Son 20 yıl içinde Uludağ Milli Parkı sınırlarının defalarca değiştirildiğini, en son 2023 yılında çıkarılan Alan Başkanlığı Yasası ile Uludağ Milli Parkı’nın büyük bir bölümünün koparılarak Alan Başkanlığı yönetimine, yani turizm sermayesinin kontrolüne bırakıldığını hatırlatan Güler, Alan Başkanlığı yasa çalışmaları başladığında TMMOB, Bursa Barosu, Tarım Orkam-Sen, Türkiye Ormancılar Derneği ve DOĞADER olarak Bursa ve ülke kamuoyuna bu yasanın karşısında olduklarını duyurduklarını ve eylemsel ve hukuksal mücadele başlattıklarını ifade etti. "ULUDAĞ MİLLİ PARKI YOKSA BURSA DA YOK OLUR" Bursa’nın dört milyona yaklaşan nüfusunun, tarımının ve sanayisinin su ihtiyacının yaklaşık %90’ını Uludağ'ın karşıladığı belirtilen açıklama, "Bursa yoğun sanayi ve nüfus baskısı altında hâlâ nefes alabiliyorsa, sellerle boğuşmuyorsa, çeşmelerinden su akıyorsa; bunu Uludağ Milli Parkı’na borçludur. Milli Parklar Yasası’ndaki değişiklikler, Uludağ Milli Parkı’nı yok oluşa sürükleyecektir. Bursalıya sormadan, Bursa’nın yaşam kaynağı Uludağ Milli Parkı’nı şirketlere peşkeş çekemezsiniz! Uludağ Milli Parkı ile Bursa var olur. Uludağ Milli Parkı yoksa Bursa yok olur"ifadeleri ile sna erdi. "ULUDAĞ'A SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN SRUMLULUĞU" Açıklamada ayrıca söz alan Bursa Kent Koneyi Başanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Uludağ’ın Bursa için yalnızca bir doğal alan değil, aynı zamanda kentin yaşam güvencesi olduğunu söyledi. Kent Konseylerinin temel görevinin kentin ortak değerlerini korumak ve halkın söz hakkını savunmak olduğunu belirten Aksoy, “Uludağ, Bursa’nın suyu, havası ve geleceğidir. Bursalıya rağmen, Bursa’nın yaşam kaynağı üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Kentimizin ortak mirasını korumak hepimizin sorumluluğudur” dedi.

Bursa'nın baraj doluluk oranları açıklandı! Tablo beklenenden düşük... Haber

Bursa'nın baraj doluluk oranları açıklandı! Tablo beklenenden düşük...

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şubat Ayı Değerlendirme Toplantısı, Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası'nda Başkan Mustafa Bozbey başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda belediye faaliyetlerini kamuoyuyla paylaşan Başkan Bozbey, özellikle su kaynakları ve baraj doluluk oranlarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. BARAJLARDA SON DURUM: ORTALAMA YÜZDE 67,3 Başkan Bozbey, 28 Şubat itibarıyla barajlardaki doluluk oranlarını kamuoyuna açıkladı: Doğancı Barajı: %56, Nilüfer Barajı: %78,52, genel ortalama: %67,3. Bozbey, son üç yılın Şubat sonu verilerini de paylaşarak tabloyu net şekilde ortaya koydu. 2024 yılı Şubat sonu: %92, 2025 yılı Şubat sonu: %35, 2026 yılı Şubat sonu: %66. "2024 yılının halen yüzde 30 altındayız" diyen Bozbey, mevcut yağışlara rağmen Bursa'nın su konusunda rahat bir şehir olmadığını vurguladı. "BURSA ARTIK SU ZENGİNİ BİR ŞEHİR DEĞİL" Su tasarrufu çağrısını yineleyen Bozbey, "İsrafı önlememiz gerekiyor. Su çok kıymetli. Bakmayın yağmurlar yağıyor, mutlu oluyoruz ama tablo ortada. Bursa artık su zengini bir şehir değil" ifadelerini kullandı. Derin su kaynaklarının şu an için durdurulduğunu belirten Bozbey, suyun tamamının barajlardan sağlanmaya çalışıldığını söyledi. Alternatif su kaynaklarından da faydalanıldığını ifade eden Bozbey, özellikle uzun vadeli planlamaya dikkat çekti. ÇINARCIK BARAJI MÜJDESİ: MAYISTAN ÖNCE SU VERİLECEK Göreve geldikleri günden bu yana Çınarcık Barajı suyunun sisteme kazandırılması için yoğun çaba harcadıklarını söyleyen Başkan Bozbey, önemli bir gelişmeyi de paylaştı. Geçtiğimiz Eylül ayında yaklaşık 100 bin metreküp suyun sisteme alındığını hatırlatan Bozbey, arıtma tesisinin de tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, "Yakın zamanda su vermeye başlayacağız. Mayıs ayı planlamamız var ama Mayıs'tan önce Bursalılara müjde vermeyi hedefliyoruz" dedi. Çınarcık hattının devreye girmesiyle birlikte 300 bin metreküp kapasiteli bir rahatlama sağlanacağını ifade eden Bozbey, "Bu bize nefes aldıracak ama 10-15 yıl sonrasını garanti etmiyor. İsraf etmeden kullanmak zorundayız" dedi. ENERJİ TASARRUFU DA SAĞLANACAK Yer altı su kuyularının kapatılmasıyla birlikte enerji tasarrufu sağlandığını da belirten Bozbey, belediyenin aylık elektrik giderinin yaklaşık 100-110 milyon lira seviyesinde olduğunu açıkladı. "Derin kuyuları kapattığımız için ciddi bir enerji tasarrufu elde ediyoruz" diyen Bozbey, su yönetiminin aynı zamanda ekonomik bir mesele olduğuna da dikkat çekti. 17 İLÇEDE 52 NOKTADA ÇALIŞMA Başkan Bozbey, sadece su projeleri değil, kent genelindeki çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Bursa'nın 17 ilçesinde 52 noktada çalışmalar yürütüldüğünü belirten Bozbey, ulaşım ve hizmet kapasitesini artırmak amacıyla toplam 29 yeni aracın belediye envanterine kazandırıldığını söyledi. Araç alımlarının devam edeceğini de ekledi. "SUYUN KIYMETİNİ BİLMELİYİZ" Bilim insanlarının 2026 yılı için buharlaşma oranlarına dikkat çektiğini hatırlatan Başkan Bozbey, önümüzdeki yıllarda su yönetiminin daha da kritik hale geleceğini ifade ederek, "Önümüzdeki yıllara hazırlıklı olmak zorundayız. Bursa'nın su geleceğini bugünden planlamalıyız. Suyun kıymetini bilmeliyiz" dedi.

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi! Haber

Bursa Su Kolektifi ve Genç Çevrecilerden Milli Parklar Kanunu tepkisi!

Bursa Su Kolektifi üyeleri, Milli Parklar Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklerin milli parkların doğal yapısını tehdit ettiğini belirtti. Açıklamada, teklif ile ulaşım, enerji, maden, turizm ve altyapı projelerinin milli parklarda uygulanmasının önünün açılabileceği ifade edilerek, bu durumun ekosistemlere ciddi zarar vereceği kaydedildi. Kolektif, özellikle Uludağ Milli Parkı’nda daha önce yapılan düzenlemelerin yapılaşma ve turizm baskısını artırdığını hatırlatarak, yeni teklifin doğa koruma anlayışını zayıflatacağını savundu. Milli parkların gelecek kuşakların ortak mirası olduğu vurgulanarak, yasa teklifinin geri çekilmesi çağrısında bulunuldu. Z Doğa Derneği Bursa Temsilcisi Zeynep Göksu İnayet Genç çevrecilerden Uludağ uyarısı Kanun değişikliğine bir tepki de Z Doğa Derneği Bursa temsilciliğinden geldi. Dernek adına açıklama yapan Zeynep Göksu İnayet, milli parkların yalnızca doğal alanlar değil, aynı zamanda su kaynakları ve biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. İnayet, özellikle Uludağ Milli Parkı’nın Marmara Bölgesi’nin en önemli su havzalarından biri olduğunu belirterek, “Koruma statüsünde yapılacak her gevşeme habitat kaybına, su krizlerine ve iklim risklerinin artmasına neden olabilir” dedi. “Koruma değil, kullanım baskısı artacak” Çevreciler, yasa teklifinin koruma yerine kullanım odaklı bir yaklaşım getirdiğini savunarak, milli parkların ekonomik projelere açılmasının uzun vadede doğa tahribatına yol açacağı uyarısında bulundu. Açıklamada, karar süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve katılımcı şekilde yürütülmesi gerektiği vurgulanırken, kamuoyuna milli parkların korunması için duyarlılık çağrısı yapıldı.

Türkiye'de kuraklık riski bitti! Bursa ne durumda? Haber

Türkiye'de kuraklık riski bitti! Bursa ne durumda?

2025'in yağışsız geçen yaz aylarının ardından, kış mevsimiyle ve yeni yılının ilk ayı ile birlikte yurdun her kesimde yağışlarda artış görüldü. Ülkenin özellikle iç ve doğu kesimlerinde olmak üzere, birçok bölgesinde yağışlar kar şeklinde görüldü. Kuruyan ve alarm veren su kaynakları, barajlar doldu; risk büyük ölçüde ortadan kalktı. ÜLKEDE KURAKLIK RİSKİ 'YOK' Bu kapsamda Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Normalin Yüzdesi Metodu ile hazırladığı 2026 Ocak ayı meteorolojik kuraklık haritasını yayımladı. Haritaya göre, ülkenin tamamı 'normal ve üzeri' yağış kategorisinde yer alıyor. Bu kategori ülke genelinde 'risk yok' anlamına geliyor. OCAK VERİLERİ 'YÜZDE 75 NORMAL' DİYOR Veriler yeni yılın Ocak ayında, Türkiye genelinde yağışların uzun dönem ortalamalarının yüzde 75 ve üzeri seviyesinde veya daha yüksek gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Özellikle son dönemlerdeki yağışlı havanın da etkisiyle, ülke çapında meteorolojik kuraklık riski bulunmuyor. Hafif kuraklık 65-75 arası, orta şiddetli kuraklık yüzde 55-65 veya şiddetli kuraklık yüzde 55 altı gibi olumsuz kategorilere giren herhangi bir bölge gözlenmiyor. SINIFLANDIRMA ŞU ŞEKİLDE YAPILIYOR: MGM'nin PNI metodunda kullanılan sınıflandırma şu şekilde: Normal ve üzeri: Risk yok (yeşil renk ile gösterilir) Hafif kurak: İzlemeye başla (sarı renk ile gösterilir) Orta şiddetli kurak: Uyarı (kahverengi renk ile gösterilir) Şiddetli kurak: Acil durum (koyu kahverengi ile gösterilir) SU KAYNAKLARI VE TARIMSAL ÜRETİM OLUMLU SEYREDİYOR 2026 yılı Ocak ayı verileri, önceki yılların bazı dönemlerinde görülen kuraklığın aksine, yağışın arttığını ve su kaynakları ile tarımsal üretim açısından olumlu bir seyir izlediğini gösteriyor. Özellikle yoğun kar ve yağış geçen bölgelerde bu durum toprak nemini artırarak olumlu bir etki yarattı. OLASI DEĞİŞİME KARŞI SU 'TASARRUFU' UYARISI Uzmanlar, bu kısa vadeli iyileşmenin sevindirici olduğunu belirtirken, iklim değişikliğinin sebep olduğu uzun vadeli değişimlere karşı su tasarrufu önlemlerinin alınması gerektiğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.