Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Teknoloji

- Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Güneş panelleri, lityum bataryalar ve yapay zekâ çipleri yangın çıkarıyor! Haber

Güneş panelleri, lityum bataryalar ve yapay zekâ çipleri yangın çıkarıyor!

Özellikle enerji depolama sistemlerinde ortaya çıkan ve saniyeler içinde kontrol edilemez boyutlara ulaşabilen “termal kaçak” vakaları ile yüksek yoğunluklu veri merkezlerinde yaşanan aşırı ısınma sorunları, klasik yangın güvenliği anlayışını yetersiz bırakıyor. Artık mesele sadece yangını söndürmek değil; dijital çağın risk haritasını baştan çizmek. Türkiye’nin ilk ve tek endüstriyel yangın itfaiyesi Falckon’un Genel Müdürü Anıl Yamaner, son 10 yılda risk haritalarının dramatik biçimde değiştiğini belirterek ‘’Artık klasik yangın risklerinin yanına enerji depolama sistemleri, lityum bataryalar ve yüksek yoğunluklu elektronik ekipmanlar eklendi. Yeni konut ve ticari sistemlerin çoğu pil depolama özelliği içeriyor. Bu ünitelerin çatı katlarına veya erişimi zor alanlara kurulması, acil müdahaleyi zorlaştırarak yangın riskini büyütüyor. İşletmeler ve konutlar yangın stratejilerini yeniden kurgulamalı’’ dedi. Yangınlar hala en yüksek maliyetli hasar nedeni olmayı sürdürüyor. Küresel risk raporlarına göre son beş yılda hasar sigorta talebinin yüzde 36’sını doğrudan yangınlar oluşturuyor. Ancak artık tehdit yalnızca elektrik kontağı ya da kimyasal reaksiyon gibi bilinen klasik nedenlerden kaynaklanmıyor. Çünkü dijitalleşme ve enerji dönüşümü, hayatı kolaylaştırırken güneş panelleri, lityum-iyon bataryalar ve yüksek yoğunluklu veri merkezleri, klasik yangın güvenliği anlayışını geride bırakacak ölçekte yeni riskler üretiyor. Öyle ki küresel iş kesintileri nedenleri arasında 9. sırada bulunan yangınların kök sebepleri arasında lityum batarya kaynaklı patlamalar dikkat çekmeye başladı. Güneş panelleri ve enerji depolama sistemlerinde risk artışı Enerji depolama sistemlerinde görülen “termal kaçak” mekanizması, kontrolsüz sıcaklık artışı sonucu zincirleme yangınlara yol açabiliyor. Bataryalardaki üretim hataları, yanlış şarj uygulamaları veya fiziksel hasar; söndürülmesi son derece zor ve yoğun toksik gaz salınımı içeren yangınlara neden olabiliyor. Özellikle çatı katlarına kurulan güneş enerjisi sistemlerinde invertörlerin yetersiz havalandırılması veya hatalı montaj uygulamaları yangın riskini artırıyor. Avrupa’daki itfaiye verileri, güneş paneli kaynaklı yangın vakalarında son yıllarda ciddi artış yaşandığını ortaya koyuyor. İngiltere’de ortalama her iki günde bir güneş paneli bağlantılı yangın bildirimi yapılırken, 2025’in ikinci çeyreğinde Hollanda ve Almanya’da güneş paneli kaynaklı olduğu değerlendirilen büyük yangınlar önemli tesislerde ağır hasara yol açtı. Yapay zekâ çipleri veri merkezlerinde ısı baskısı oluşturuyor Yapay zekâ uygulamalarının büyümesi ise veri merkezlerinde güç yoğunluğunu önemli ölçüde artırıyor. Yeni nesil AI çiplerinin yüksek watt değerleri, geleneksel hava soğutma sistemlerini zorluyor. Aşırı ısınma; donanım arızası, operasyonel kesinti ve yangın riskini beraberinde getiriyor. Sıvı soğutma sistemleri çözüm olarak öne çıksa da bu kez elektrik ve sıvı etkileşimine bağlı yeni güvenlik riskleri gündeme geliyor. Uluslararası kuruluşlar, otomasyon ve enerji depolama sistemlerinin geleneksel yangın stratejilerini geçersiz kılabileceği uyarısında bulunuyor. Otomatik depolar ve robotik sistemlerde yangın tehlikesi Lojistik merkezleri ve üretim tesisleri ise hızla tam otomatik depolama sistemlerine geçerken yangın güvenliği açısından yeni ve karmaşık riskler ortaya çıkıyor. Bu tesislerin önemli bir bölümü artık “insanlar için değil, robotlar için” tasarlanıyor; bu durum olası bir yangında itfaiye ekiplerinin fiziksel müdahalesini ciddi ölçüde zorlaştırıyor. Raf sistemleri arasında hareket eden lityum-iyon bataryalı otonom robotlar, yoğun yanıcı stok alanlarının ortasında çalışıyor. Bu robotların bataryaları arıza veya hasar durumunda hareketli bir ateşleme kaynağına dönüşebiliyor. Dar koridorlar ve yüksek raf sistemleri ise manuel müdahaleyi neredeyse imkansız hale getiriyor. Ayrıca hava boşluklu duvar sistemlerinde kullanılan yanıcı yalıtım malzemeleri, yangın sırasında alevlerin bina boyunca dikey olarak hızla yayılmasına neden olabiliyor. Şirketlerin sürdürülebilirliği tehlikede Falckon Genel Müdürü Anıl Yamaner, yangın güvenliğinin artık yalnızca yasal bir zorunluluk olmadığını, şirketlerin sürdürülebilirliği ve piyasa değeri açısından stratejik bir başlık haline geldiğini belirtiyor. Enerji depolama sistemleri bulunan tesislerde ayrı risk analizleri yapılması, erken uyarı ve dijital izleme altyapılarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yamaner; lityum-iyon bataryalar için özel şarj, depolama ve acil müdahale protokollerinin oluşturulmasının kritik önemde olduğunu söyledi. Yamaner ‘’Endüstriyel yangın güvenliği, “eski” risklerle “yeni” teknolojilerin birleştiği hibrit çözüm gerektiriyor. Bu dönüşüme uyum sağlayamayan işletmeler yalnızca yangın tehlikesiyle değil; ağır mali kayıplar, sigorta kapasitesi kayıpları ve kalıcı itibar hasarıyla da karşı karşıya kalabilir. Bu tür yangınlar artık yalnızca teknik bir sorun değil; şirketlerin sürdürülebilirliğini ve piyasa değerini tehdit eden stratejik bir güvenlik meselesi. Türkiye’de de bu yeni risk haritasına uygun, proaktif ve teknoloji temelli yangın güvenliği stratejilerinin hızla hayata geçirilmesi gerekiyor’’ dedi.

BTSO: Tekstilden vazgeçme lüksümüz yok Haber

BTSO: Tekstilden vazgeçme lüksümüz yok

BTSO’nun Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, iş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirildi. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte dengelerin hızla değiştiğini, iş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğunu ifade etti. Bir tarafta teknolojinin üretim modellerini değiştirdiğini, diğer tarafta tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini belirten Başkan Burkay, “Yapay zekâ, veri ekonomisi, yeşil mutabakat, savunma ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler artık gündelik hayatın parçası haline geldi. Böyle bir çağda şirketlerimizi dünün refleksleriyle yönetemeyiz. Bilgiye yatırım yapmadığımız takdirde ağır bedeller ödeyebiliriz. İşletmelerin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetidir.” dedi. “Mekanlar Betonla Değil İçindeki Fikirlerle Büyür” Bu süreçte kentin sanayi ve ticaret hafızasını geleceğin diliyle buluşturan projelerin önemine dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO çatısı altında ortak aklı harekete geçirerek gerçekleştirdikleri TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin bu vizyonun birer parçası olduğunu söyledi. “Biz mekânları betonla değil, içindeki fikirlerle büyütmeyi hedefledik.” diyen İbrahim Burkay, özellikle Bursa Business School’un iş dünyasının strateji geliştirdiği, yöneticilerin küresel trendleri analiz ettiği ve şirketlerin dönüşüm programlarını kurguladığı bir merkez olarak tasarlandığını söyledi. Uludağ’ın dört mevsim yaşayan bir çekim merkezine dönüşmesinin de aynı vizyonun bir parçası olduğunu belirten İbrahim Burkay, eğitim, kongre ve sektör buluşmalarıyla bölgenin 12 ay aktif hale gelmeye başladığını dile getirdi. “Tekstilden Vazgeçme Lüksümüz Yok” Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, kentin üretim kaslarını bir üst lige taşıma kararlılığında olduklarını ifade eden Başkan Burkay, stratejik dönüşümün lokomotif sektörlerdeki etkisine değindi. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun kolların ciddi bir darboğazdan geçtiğini ancak bu alanların ekonominin omurgası olmaya devam ettiğini hatırlatan Burkay, yıllık 30-35 milyar dolarlık ihracat katkısı ve 1 milyona yaklaşan istihdam gücüyle tekstilin ekonominin temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. “‘Bitti, bitiyor’ denilen bu devasa sektör bugün hâlâ dünyanın en güçlü markalarının en güvenilir iş ortağı konumunda. Yüzyıllara dayanan bu birikimi kaybetme lüksümüz yok. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü daha üst bir lige taşımak zorundayız.” ifadelerini kullanan Başkan İbrahim Burkay, şöyle devam etti: “Türkiye ve bilhassa Bursa, dünyanın en köklü üretim merkezleri arasında. Bizim bu kazanımlarımızı kaybetme lüksümüz yok. Yapmamız gereken; yeni iş modellerini hızla sistemimize entegre etmektir. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü çok daha nitelikli, dirençli ve vazgeçilmez bir küresel güce dönüştürmeliyiz. BUTEKOM bünyesindeki Türkiye’nin en büyük mükemmeliyet merkezleri, konvansiyonel üretim yapan firmalarımızın teknik alanlara geçişinde önemli bir itici güçtür. Bu stratejik dönüşümle tekstil başta olmak üzere tüm üretim değerlerimizi çok daha nitelikli, dirençli ve küresel ölçekte vazgeçilmez bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum.” KFA Fuarcılık ile Savunma Sanayinde Küresel Rol BTSO’nun iştirakleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük ticaret platformlarında etkin rol üstlendiğini belirten Burkay, “IDEF, dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri. 3-9 Mayıs 2027 tarihlerinde fuarımızı iştirakimiz KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile iş birliği protokolümüzü imzaladık. Savunma sanayi, ülkelerin stratejik gücünü belirleyen en kritik alanların başında geliyor. Yüksek teknoloji üretme kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve ihracat potansiyeli ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarıdır. KFA organizasyonuyla 2025’te elde ettiğimiz başarıyı 2027’de daha ileri taşımayı hedefliyoruz.” dedi. “Ortak Akıl ve Dayanışma En Büyük Gücümüz” Ekonomide zorlu bir dönemden geçildiğini ancak Bursa iş dünyasının güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Burkay, “Odamızın son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri ortak akıl iradesidir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilme olgunluğumuz var. Bursa iş dünyasının ortak menfaatini kişisel önceliklerin önüne koyabilme iradesine sahibiz. Bu meclis her zaman birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. Bu duruşu koruduğumuz sürece Bursa’mızın potansiyelini daha ileri taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Dağınık duruşlar zayıflık üretir, ortak duruş ise güç üretir. BTSO’nun en büyük sermayesi işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 60 bini aşkın üyemizin yanında olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. Meclis Başkanı Ali Uğur’dan İş Dünyasına Yardım Teşekkürü Toplantıda ayrıca BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Ramazan ayının birlik ve dayanışma duygularını pekiştirmesini temenni ederek, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının manevi iklimini paylaşmanın sorumluluğuyla, ihtiyaç sahiplerine yönelik erzak kolisi desteklerimizi gerçekleştirdik. Katkı sunan, destek veren tüm meclis üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. BTSO olarak 70 meslek komitemizle birlikte ortak akıl, istişare ve iş birliği kültürüyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

Bursa iş dünyası BUSİAD iftarında buluştu! Haber

Bursa iş dünyası BUSİAD iftarında buluştu!

İftar davetinin açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, BUSİAD olarak Ramazan ayının ilk iftarını düzenlemeyi önemsediklerini, bunun bir gelenekten öte, birlik ve beraberliğe verilen önemin somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Hatunoğlu, “48 yıllık geçmişimiz boyunca oluşturduğumuz deneyim, özgüven, güvenilirlik ve kurumsal birikimle sadece bugünü değil, geleceği de konuşuyoruz. Çünkü BUSİAD yalnızca bir gönüllü kuruluş değildir; aynı zamanda bir öngörü kuruluşudur. Kentini, ülkesini ve dünyayı okuyabilen; riskleri ve fırsatları analiz edebilen bir aklın temsilcisidir” dedi. KÖPRÜ OLMAK... “Biz geçmiş ile gelecek arasında köprü olmak istiyoruz” diyen Hatunoğlu, “Doğal kaynaklarımızın, ekonomik değerlerimizin, kurumsal birikimimizin, insan kaynağımızın gelecek kuşaklara sağlıklı biçimde aktarılmasını önemsiyoruz. Bu kaynaklar yalnızca su, toprak, enerji değildir. Aynı zamanda sermaye, bilgi, deneyim ve insan birikimidir” ifadelerini kullandı. Hatunoğlu, şöyle devam etti: “Bursa’nın en büyük gücü yalnızca organize sanayi bölgeleri, lojistik avantajları ya da üretim hacmi değildir. Bursa’nın en büyük gücü insandır. Bu kent, 1960’larda organize sanayi anlayışına öncülük etmiş bir kenttir. Dönüşümün pilot şehri olmuştur. Bugün de yeni bir dönüşümün yeşil, dijital ve toplumsal dönüşümün öncüsü olabilir. Biz BUSİAD Yönetim Kurulu olarak buna inanıyoruz. Üçlü dönüşümde bizim için belki de en kritik başlık toplumsal dönüşümdür. Çünkü teknoloji ancak onu doğru anlayan, doğru kullanan insanla anlam kazanır. Bilimsel aklı rehber edinen, üretimin değerini bilen, yenilikçi, sorumluluk sahibi, empati kurabilen, insan olmanın erdemini kaybetmeyen bir toplum için çalışıyoruz.” YAPAY ZEKA İNSAN İLİŞKİSİ... Kendisinin de 44 yıldır bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanı olduğunu kaydeden Hatunoğlu, “Yapay zekâ insanın yerini almayacak. Aksine, ona uyum sağlayan, onu doğru kullanan insanı daha değerli kılacak” ifadelerini de kullandı. Hatunoğlu, bunun yapay zekâyı, teknolojiyi, dijitalleşmeyi doğru araçlar olarak görüp, asıl merkeze insanı koymakla mümkün olacağını da kaydetti. “Çünkü insanın iyi duyguları, ortak yaşama bilinci, daha iyi bir dünya kurma arzusu galip gelmedikçe hiçbir teknoloji bizi ileriye taşıyamaz” diyen Hatunoğlu, “Ortak akıl üretmeye, Ortak eylem planları oluşturmaya ve yarattığımız değeri toplumsal gelişime dönüştürmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde oluşturacağımız stratejik planımızla, bu çabalarımızı 50. yılımıza güçlü bir şekilde taşımayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. EKONOMİK KONULAR... Hatunoğlu, şunları da kaydetti: “Ayrıca ekonomi ve iş insanlarının sesi olma sorumluluğumuzun da bilincindeyiz. İçinden geçtiğimiz dönemde hepimiz biliyoruz ki iş dünyasının karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca firmaların değil, aynı zamanda kentimizin ve ülkemizin geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Finansman koşulları, maliyet baskıları, küresel rekabet, jeopolitik riskler… Tüm bu başlıklarda iş dünyası adına sahadan gelen gerçek verilerle konuşulması gerekiyor. Bu bağlamda BUSİAD, gerektiğinde yapıcı ama net bir duruş sergileyecektir. Biz eleştirmek için değil, çözüm üretmek için konuşacağız. Gündem oluşturmak için değil, ortak akıl oluşturmak için çalışacağız. Çünkü inanıyoruz ki; iş dünyasının sesi duyulmadan sağlıklı bir ekonomik iklim inşa edilemez.” Hatunoğlu, sözlerini; “Önce insan olduğumuzu unutmadan, ortak iyiliği gözeterek, birlik ve beraberlik içinde, daha adil, daha üretken ve daha yaşanabilir bir Bursa için çalışmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı. ACİL İHTİYAÇ VAKFI... BUSİAD iftar programında konuşan Acil İhtiyaç Projesi Vakfı Kurucu Başkanı Dr. Ebru Nurluoğlu ise, “Geleceği İyilikle Beslemek” başlıklı bir sunum yaptı. Nurluoğlu, farklı coğrafyalarda farklı riskler alarak dünyadaki yetimhaneleri dolaşarak yardımcı olmaya çalıştıklarını kaydetti. Nurluoğlu, sosyal sorumluluktan sosyal zorunluluğa geçilmesi gerektiğini de kaydederek, Edmund Burk’un, “Kötülüğün zaferi için gereken tek şey iyilerin bir şey yapmamasıdır” sözünü kullandı. Nurluoğlu, kendisinin dünyada yardım işlerindeki özel anlarını da dinleyenlere aktardı. -- Bu e-postanın içeriği gizlidir ve yalnızca mesajda belirtilen alıcıya yöneliktir. Bu mesajın herhangi bir bölümünü, gönderenin yazılı onayı olmaksızın herhangi bir üçüncü kişi ile paylaşmak kesinlikle yasaktır. Bu mesajı yanlışlıkla aldıysanız, lütfen bu iletiyi yanıtlayın ve daha sonra silin, böylece gelecekte böyle bir hatanın oluşmamasını sağlayabiliriz. Kişisel verileri korumak ve bu verileri sadece müvekkillerimizin bizden beklediği şekilde kullanmak en büyük önceliğimizdir. Bu kapsamda 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve alt mevzuatlarına uygunluk bizim için önemlidir. The content of this email is confidential and intended for the recipient specified in the message only. It is strictly forbidden to share any part of this message with any third party without the written consent of the sender. If you received this message by mistake, please reply to this message and follow with its deletion, so that we can ensure such a mistake does not occur in the future. It is our highest priority to protect personal data and to only use it the way our contacts would expect us to. Compliance with statutory Turkish Personal Data Protection Law No: 6698 and its regulations is therefore a matter of importance for us.

100 milyar liralık dev paket açıldı! Binlerce işletme nefes alacak Haber

100 milyar liralık dev paket açıldı! Binlerce işletme nefes alacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, imalat sanayi firmaları için 100 milyar liralık yeni finansman programını duyurdu. "İmalat Sanayi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı" kapsamında KOBİ'ler ve büyük ölçekli firmalar, bir aylık istihdam maliyetleriyle orantılı olarak 50 milyon liraya kadar krediye 6 ayı anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vadeli uygun koşullarda erişebilecek. YÜZDE 33'E KADAR DÜŞEN MALİYET KOSGEB Konferans Salonu'nda düzenlenen imza töreninde konuşan Bakan Kacır, program kapsamında finansman maliyetinin yüzde 33'e kadar düşeceğini, emek yoğun sektörler dışındaki imalat KOBİ'lerinde ise maliyetin 10 puanının KOSGEB tarafından karşılanacağını ve yıllık maliyetin yüzde 23'e kadar gerileyebileceğini açıkladı. İşletmeler mart ayı başından itibaren programa başvurabilecek. İSTİHDAMI KORUMA ŞARTI Programda istihdamın korunması temel kriter olacak. 2025 Kasım-Aralık ortalama istihdam düzeyini koruma taahhüdü veren firmalar destekten yararlanabilecek. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde çalışan başına verilen destek 3 bin 500 liraya çıkarılırken, programa büyük ölçekli firmalar da dahil edildi. Hedef 1 milyon 100 bin istihdamın korunması. "TÜRKİYE POZİTİF AYRIŞIYOR" Kacır, Türkiye ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü ve milli gelirin 1,5 trilyon doları aştığını belirtti. Pandemi sonrası dönemde sanayi üretiminin Almanya, Fransa ve İtalya'da gerilerken Türkiye'de yüzde 31,5 arttığını vurgulayan Kacır, "Ülkemiz dünyanın geri kalanından pozitif ayrışıyor" dedi. YATIRIM VE TEŞVİK VURGUSU 2025'te 7 bin 354 yatırım için teşvik belgesi düzenlendiğini, 1,5 trilyon liralık yatırımın ve 157 bin istihdamın önünün açıldığını aktaran Kacır, yeni teşvik sistemiyle teknoloji ve bölgesel kalkınma odaklı projelere verilen desteğin artırıldığını söyledi. 6. bölge illerinde SGK prim desteğinin 14 yıla kadar uzatıldığını da hatırlattı. Kacır, Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda yatırımın, üretimin ve ihracatın sürekliliğini destekleyecek bütüncül uygulamaların süreceğini belirterek, sanayicinin uygun koşullarda finansmana erişimini sağlamaya devam edeceklerini ifade etti.

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır” Haber

Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan: “Bor Türkiye’nin Stratejik Kalkanıdır”

Türkiye’nin bor rezervleri açısından dünyada lider konumda olduğuna dikkat çeken Aslan, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73’ünün Türkiye’de bulunduğunu ifade etti. Borun doğada boraks, üleksit ve kolemanit gibi borat mineralleri halinde bulunduğunu belirten Aslan, Türkiye’de üretimin ağırlıklı olarak Balıkesir Bigadiç, Kütahya Emet, Eskişehir Kırka ve Bursa Kestelek sahalarında gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 2,6 milyon ton bor üretimi yaptığını belirten Aslan, üretimin büyük bölümünün ham veya düşük katma değerli ürün olarak ihraç edildiğini vurguladı. Aslan, “Bor yaklaşık 250 farklı alanda kullanılmasına rağmen üretimin sadece yüzde 5’i yurt içinde değerlendiriliyor, yüzde 95’i ihraç ediliyor. 2022 yılında bor ürünlerinden yaklaşık 1,3 milyar dolar gelir elde edildi. Ancak boru ileri teknoloji ürünlerine dönüştürerek bu geliri katlamak mümkündür” diye konuştu. Borun ferrobor, bor karbür, ileri seramikler ve enerji depolama teknolojileri gibi alanlarda yüksek katma değer oluşturduğunu belirten Aslan, özellikle temiz enerji alanında hidrojen depolama teknolojilerinde borun önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Aslan, “Bor teknolojisine yatırım yapan ülkeler enerji ve savunma alanında stratejik avantaj elde edecektir. Türkiye bu fırsatı kaçırmamalıdır” dedi. Anahtar Parti olarak borun ham madde olarak ihraç edilmesi yerine ileri teknoloji ürünlerine dönüştürülmesi gerektiğini savunduklarını belirten Aslan, madencilikte şeffaf veri sistemi kurulması, rezerv raporlama standartlarının güçlendirilmesi ve bor teknolojilerine yönelik Ar-Ge ve üretim yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Aslan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bor gibi stratejik bir kaynağı yalnızca cevher olarak ihraç etmek yerine, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek zorundayız. Bor teknolojisini erken kazanan ülkeler, küresel rekabette öne çıkacaktır. Türkiye bu avantajını güçlü bir sanayi hamlesine dönüştürmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.