Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yavuz Ağıralioğlu

Haberia - Yavuz Ağıralioğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yavuz Ağıralioğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha! Haber

Bursa'da Yeniden Refah’tan Anahtar Parti’ye bir katılım daha!

Yeniden Refah'tay ayrılan il başkan yardımcısı Kemal Cömert, Anahtar Parti'ye katıldı. Cömert'e rozetini Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın takdı. Anahtar Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı ve Kalkınma Politikaları Başkanı İsmail Gökhan Özkul, Cömert’in partiye katılımına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kemal Bey, siyasi olarak bizlerle yürümek istediğini, Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun siyaset anlayışını ve ülke idealini beğendiğini ifade etti. Bizler de kendisinin partimize önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Sedat Yalçın, İl Başkanımız Fikret Aslan ve kendisi ile birlikte bundan sonra aynı çatı altında yol yürüyeceğiz. Bu nedenle hem kendi adıma hem Kemal Bey adına hem de Bursa ve ülkemiz adına son derece mutluyum" ifadelerini kullandı. Anahtar Parti’ye katılan Avukat Kemal Cömert ise yaptığı açıklamada, Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi duruşunu uzun süredir takdirle takip ettiğini söyledi. Cömert, “Öteden beri vatan, millet, ülke ve ülkü sevdalısı olduğunu bildiğim Sayın Yavuz Ağıralioğlu ve kurmuş olduğu Anahtar Parti ekibinin programlarını, konuşmalarını ve çalışmalarını yakından izliyordum. Bursa İl Yönetimi’nde görev alan, geçmişte farklı partilerde birlikte siyaset yaptığımız ve sivil toplum kuruluşlarında çeşitli vesilelerle beraber çalıştığımız birçok arkadaşımızın şehir ve ülke meselelerine çözüm üretmek adına ortaya koyduğu fedakâr çalışmaları da sahada görüyordum” dedi. Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve ahlaki açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Cömert, “Milli ve manevi değerlerle Cumhuriyetimizin çağdaş değerlerini buluşturan, kapsayıcı bir siyasi anlayışa sahip olan Anahtar Parti’nin, bünyesinde her geçen gün çoğalan liyakatli ve donanımlı kadrolarıyla ülkemizin sorunlarına çözüm üreteceğine inandım. Bu düşüncelerle bugün gerçekleştirilen bayramlaşma programında ben de Anahtar Parti ailesine katılmış oldum” şeklinde konuştu.. Cömert ayrıca Anahtar Parti Bursa İl Başkanı Fikret Aslan’a, Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın’a, Bursa teşkilatına ve İl Başkan Yardımcısı İsmail Gökhan Özkul’a teşekkür etti. Katılımlar Devam Ediyor Öte yandan Anahtar Parti’ye son dönemde Yeniden Refah Partisi’nden katılımlar dikkat çekiyor. Daha önce Yeniden Refah Partisi Karacabey İlçe Başkanlığı görevinden ayrılan Aydın Köksal ile il başkan yardımcılığı görevinden istifa eden Bilen Başarır gibi birçok isim Anahtar Parti’ye katılan isimler arasında yer almıştı. Anahtar Parti Bursa Teşkilatı, farklı siyasi geçmişlere sahip isimlerin katılımıyla saha çalışmalarını ve teşkilatlanma faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti.

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz! Haber

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: Razı değiliz!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Niğde halk buluşmasına katıldı. Vatandaşın yaşadığı sorunlara ‘razı değiliz’ diyerek itiraz eden Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Bizler parti değil devlet, oy değil millet demeye karar vermiş bir hareketiz. O yüzden AK Parti’ye düşmana ya da hasıma bakar gibi bakmıyoruz; adeta aynaya bakar gibi bakıyoruz. O aynada neyin iyi, neyin kötü olduğunu; ne yapılınca memleketin abad, ne yapılınca berbat olduğunu görerek, bunun derin muhasebesini yaparak yürüyoruz. Anahtar Parti olarak, geride kalan 24 yılın muhasebesini yapıyor ve gür bir sesle haykırıyoruz: 2026 yılında biz bu emekli ücretine razı değiliz! Biz bu asgari ücrete razı değiliz! Çocuklarımıza reva görülen bu yarım yamalak eğitime, evlatlarımızın işsizliğine ve mesleksiz kalmasına razı değiliz! Tarımdaki bu plansızlığa, çiftçimizin omuzlarına yüklediğiniz ağır yüklere razı değiliz! Bu dağınıklık yüzünden ürünün tarlada çürümesine sebep olan savurganlığınıza, programsızlığınıza razı değiliz! Yüksek faize, bu ağır enflasyona razı değiliz! Adaletin bu denli siyasallaşmasına, mülakat adaletsizliklerine, torpile ve yoksulluğa asla razı değiliz! Bizler bir zamanlar emekli ikramiyemizle bir ev, bir araba alabiliyorduk; şimdi ise o ikramiyeyle bir koltuk takımı dahi alınamıyor. Biz bu düzene razı değiliz! Biz bu memleketi bu hale getiren sizin dağınıklığınızdan, plansızlığınızdan, israfınızdan ve hesapsız harcamalarınızdan bizim hissemize düşen bu fakirliğe razı değiliz! Size bu memleketi yönetin diye vekalet verdik. Biz sizin asiliniz, siz bizim vekilimiz olmanıza rağmen, elinizdeki devlet gücüyle bizleri korkutmaya çalışmanıza razı değiliz! Sizin artık bir patatesi bile yönetemeyecek durumda olduğunuzu görüyoruz ve size razı değiliz! Her gün bir dediğinizin ertesi gün tersini söylüyorsunuz, razı değiliz. Her yaptığınızın mutlak doğru olduğuna inanıyor, insanların dinini, imanını, vatan ve millet sevgisini sorgulama hakkını kendinizde görüyorsunuz; bu saygısızlığınıza razı değiliz! Bir gün Öcalan’a sövüp oy toplamanıza, ertesi gün Öcalan ile yol yürümeye kalkmanıza razı değiliz! Bu kadar varlığı, imkanı olan bir memleketi bu büyük darlığa düşürmenize razı değiliz! Biz bugün doğru soruları soruyoruz. Peki, bu gidişata sadece razı olmamakla mı kalacağız? Elbette hayır. Anahtar Parti, bu düzene razı olmayanların ve ‘tüm bu saydıklarımızı düzeltecek imkân da akıl da bu devlette var’ diyenlerin partisidir. Dolayısıyla biz; eksiklerin yerine halkı aşa ve işe kavuşturan, finansal istikrarı sağlamış, enflasyonsuz ve faizsiz bir ülkeyi inşa edecek olan iradeyiz. Liyakati kurumsallaştıracak, mülakatı tamamen kaldıracak, çocuklarımıza dünya standartlarında bir eğitim verip bu eğitimi istihdamla birleştirecek olan biziz. Tarımı ve tarladaki ürünü planlayacak; çiftçi ekerken maliyetine ortak olup, biçerken harmanda bereketi büyütecek olan kadroyuz. Biz bu memleketi ayağa kaldıracak olan tarafı temsil ediyoruz. Biz, sermayenin korkup kaçtığı değil, güven duyup gelebildiği bir ülkeyi organize edeceğiz. Paranın hangi ülkeye, neden gittiğini sizler de gayet iyi biliyorsunuz; çünkü bu memleketten kazandığınız paraları bizzat kendiniz nerelere götürüyorsanız, hukuk ve güven ortamı tam olarak oralarda yatıyor. Anahtar Parti olarak bizler, Türk siyasetinde nezaketin, mesuliyetin, terbiyenin ve devlet ciddiyetinin adresiyiz. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar karşısına çıkan pek çok rakibi kolayca yendi, hiçbirini dişine göre bulmadı ve bu kadar soruna rağmen o rakipleri yenmenin konforunu yaşadı. İşte Anahtar Parti, Reis Bey’in bu siyasi konforunu bozmak ve siyasete gerçek bir kalite getirmek için kurulmuştur. Tayyip Bey’in dilinden düşürmediği bir söz var: ‘Yahu bu yalan dünyada bir dişimize göre muhalefet bulamadık.’ Sayın Cumhurbaşkanım, biz tam dişinize göre bir hareketiz; siz şimdiden o dişlerinizi bir kontrol ettirin! Bizler sadece kuru bir iktidar koltuğu için değil, bu aziz milleti hak ettiği zenginlikle buluşturmak ve elinizde mağdur olmuş halkımızla kenetlenmek için geliyoruz. Bu yüzden bizim işimiz kolay. Neden mi kolay? Çünkü zor olanı bugüne kadar onlar yaptılar. Bu kadar yetişmiş insan gücü olan, bu kadar birikimi, imkânı ve potansiyeli bulunan muazzam bir memleketi bu darlığa, bu zorluğa düşürmek gerçekten büyük bir beceriksizlik isterdi; onlar işte bu zoru başardılar! Toprağınız olmasa, suyunuz olmasa, ekecek çiftçiniz, üretecek girişimciniz, satacak tüccarınız, projeyi yapacak mühendisiniz ya da dünyanın her yerine koşacak enerjiniz olmasa, dersiniz ki ‘ne yapalım, imkâanımız yok.’ Ama bu kadar varlığı olan bir memleketi siz yokluğa mahkum ettiniz. ANAHTAR PARTİ GELİNCE NE OLACAK? Biz gelince ne mi olacak? Biz gelince şu olacak: Bu partili cumhurbaşkanlığı işi devletimizi de milletimizi de çok yordu. Anahtar Parti iktidarında kesinlikle partili cumhurbaşkanlığı uygulaması olmayacak. Cumhurbaşkanı herkesin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacak. Kendi partisine yaslanıp diğer partilere öfke kusan bir figür yerine; her partiyi, her vatandaşı bu devletin öz evladı gibi gören kapsayıcı bir cumhurbaşkanlığı makamı tesis edilecek. Anahtar Parti iktidara geldiğinde, ilk ve en mühim adalet şemsiyesi bizzat cumhurbaşkanlığı makamından aşağıya doğru açılacak. Devletin başı, milletin de gerçek başı olacak; cumhurun başı, cumhurun tamamını kucaklayacak. Bizim iktidarımızda teröristler asla meclise giremeyecek. Anahtar Parti iş başına geldiğinde, kırk yıldır aziz milletimizin ümit şafaklarına kabus gibi çöken, yüreklere hüzün düşüren bu bölücü terör örgütlerini övenler, devletin tek bir kuruşuna dahi el süremeyecekler. Çocuklarımızın katiline meclis kürsülerinden övgüler dizip, bir de üstüne devletten maaş alma dönemi tamamen son bulacak. Bizim iktidarımızda teröriste terörist, terör örgütüne terör örgütü denir. Teröristlere ‘umut hakkı’ falan tanınmayacak, hainlerin adı dahi anılmayacak. Onların isimleri bir umutla değil, hak ettikleri en ağır cezalarla tarihin kara sayfalarına gömülecek. Kendilerine infaz edilmesi için verilen o cezaları son gününe kadar çekecek ve kirlettikleri bu dünyadan defolup gidecekler. Bizim, teröristlerin isimleriyle kirletilecek bir meclisimiz yoktur. Teröristler bizim devlet iktidarımızda asla ‘kurucu önder’ olarak kabul edilemez, edilmeyecektir. Hainler muhatap alınmayacak, önlerine mikrofonlar konulmayacak, prompter cihazları gönderilmeyecek ve onlarla asla kirli pazarlıklar, hediyeleşmeler yapılmayacaktır. Siyaset her şeyden önce ilkeli ve öngörülebilir olacak; milletimiz nihayet terbiyeli, seviyeli bir siyasete şahitlik edecek. Millet siyasetçilerden korkmayacak; aksine siyasetçiler milletten, milletin sandıktaki iradesinden korkacak. Bizim iktidarımızla birlikte; ‘Milletime verdiğim sözü tutamazsam, ben bir daha halkımın huzuruna çıkamam’ diyen edep sahibi siyasetçilerin dönemi başlayacak. Bugün seçip meclise gönderdiğimiz vekillerin, yarın bize ne yapacaklarını düşünmekten ödümüz patlıyor. Oysa onlar bizim vekilimiz, onları seçen asıl biziz. Bizler kadrolarımızı kurarken asla partili atamayacağız, partili kartviziti aramayacağız; sadece bileni arayacak, işin uzmanını bulacağız. O liyakatli isim bizim partimizden olmasa bile gözümüzü kırpmadan göreve getireceğiz. Çünkü bizim tek şiarımız liyakattir; biz liyakatin yanında, liyakat de bizim yanımızda olacak. Biz bu memleketi gençlerle ve kadınlarla birlikte omuz omuza vererek ayağa kaldıracağız. Bu ülkenin bütün yükünü şimdiye kadar hep birlikte çekmiş olduğumuz için önümüzde duran kalan yük, geçmişte göğüslediklerimizden asla daha fazla değildir. O yüzden inancınız tam olsun, memleketi ayağa kaldırmak çok kolaydır. TOPYEKÛN BİR SEFERBERLİK İLAN EDİLDİ Bugünden itibaren artık net bir şekilde seçim sathına girmiş bulunuyoruz. Anahtar Parti’yi önümüzdeki dönemde iktidar yapacaksak, bugünden tezi yok topyekûn bir seferberlik ilan ediyoruz. Biz sadece kürsülerden konuşan bir hareket değiliz. Türkiye’nin her bir köşesinde açtığımız bu teşkilatları; herkesin kendi helal alın terinden, zamanından, eşinden, işinden ve sevdiklerinden fedakarlık ede ede, gece gündüz emek vererek kurduk. Halısını omuzunda taşıyan, boyasını kendi elleriyle yapan, kirasını cebinden veren, evinde eşine yemeğini yaptırıp kermesine koşan, anasının hayır duasını alıp, babasını o kalabalığa omuz versin diye faaliyetlere çağıran, evlatlarına ‘Biz sizlerin geleceği için çalışıyoruz’ diyerek onları bu kutlu organizasyonlara katan koca bir neferiz biz. Bir milletin omuzlarına yeni bir yük düşmesin diye bunca meşakkati omuzlayıp, sadece bir yıl içinde 800 teşkilatı birden açan bu tertemiz partiye ve kadrolara hiçbir mecrada hakaret ettirmem, nezaketsizlik yapılmasına asla müsaade etmem; bunu herkes böyle bilsin!”

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır Haber

Ağıralioğlu: Hükümet İktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralması anlamına gelen ‘mutlak butlan’ kararı sonrası Cüneyt Özdemir YouTube kanalındaki canlı yayına telefonla bağlanarak önemli açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, gazeteci Kenan Taş’a “Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum” ifadelerini kullanarak, özetle şunları söyledi: BU KARARI KESİNLİKLE MAKUL BULMUYORUZ! “Karar uzun zamandır yargının siyasetin üstünde baskı yaptığının söylendiği bir zamanda çıktı. Yüksek Seçim Kurulu’nu ve kurallarını titizlikle korumamız lazım. Eğer bugün bu yapılanı, yani mahkemeler vasıtasıyla siyasete bu tarz müdahaleleri makul ve meşru görürsek, Türkiye’de artık demokrasiyi de sandığı da konuşabilme imkânımız kalmaz. Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları mahkeme denetimine kapalı kararlardır; seçme iradesini tam anlamıyla korumak için sistem böyle dizayn edilmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun kurumsal varlığının iradesini boşa düşüren ve geriye dönük yürütülen bu tarz kararlar, geçmişteki pek çok kararı da boşa düşürüp büyük bir kaosa sebep olur. Böyle bir şeye meşruiyet tanımak, o anlamda bundan sonra yapılacak bütün seçimleri şaibeli ve özürlü hale getirir. Dolayısıyla biz bu kararı; demokrasiye, millet iradesine ve devletin kurumsal varlığına yapılmış açık bir müdahale gibi algıladık. Bu yüzden kesinlikle makul bulmuyoruz. YARGI SİYASETİN GÖLGESİNDE KALIYOR! Bu durum uzunca bir zamandır zaten konuşuluyor: Türk siyasetinde yargının siyasetin gölgesinde kaldığı, özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlı olarak siyasetin tesiri ve etkisi altında kalan bu mekanizmanın, iktidara siyasi avantajlar sağladığı sıklıkla dile getiriliyordu. Bu tip bir karar, beraberinde Cumhuriyet Halk Partisi’nde de bir takım ciddi komplikasyonlara sebep olacaktır. Hükümet bu süreci uzunca bir zamandır şöyle yönetiyor; ‘Ben yapabilirim’ diyerek değil, ‘Muhalefet yapamaz’ diyerek; ‘Ben başarabilirim’ üzerinden değil de ‘Muhalefet başaramaz’ söylemi üzerine bir propaganda aksı oluşturmaya çalışıyor. Parçalı bir muhalefet yapısı, bütünüyle dağılmış bir muhalefet her zaman hükümetin avantajınadır. Dolayısıyla hükümet, buradaki tüm ekonomik dezavantajlarına rağmen süreci yönetebileceği bir avantaj görürse, erken seçimi anında gündeme getirebilir. Ben bu gelişmeyi açıkçası bir erken seçim işareti gibi görürüm. Yani bunu bir erken seçim avantajına dönüştürmek isteyeceklerini düşünüyorum. Bugün basın toplantısında da açıkça ifade ettim; Türkiye’de tertip ettikleri her şey, bu ‘terörsüz Türkiye’ meselesi de dahil olmak üzere, hükümetin geçen dönem milletten yetki almadığı, yetkisinin olmadığını düşündüğü gündemleridir. Geçen seçimde milletin karşısına çıkıp ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye seçildiler. Geçen seçimde ‘Biz bu memleketin bölücülere teslim edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz, bu Altılı Masa memleketi şöyle yapacak, böyle parçalayacak’ dediler. Ama bugün geldikleri noktada, meydanlarda halka söylediklerinin tam hilafına davranıp, bunu tamamen bir seçim avantajına tahvil etmeye çalışıyorlar. Geçen seçim masanın altında DEM var diyorlardı; şimdi ise bizzat DEM ile beraber yürümeyi tercih ettiler. Dolayısıyla biz bu popülizmden çok net şöyle bir sonuç çıkarıyoruz: Hükümet, iktidarda kalabilmek için her şeyi ama her şeyi yapacaktır.”

Anahtar Parti'den Ümit Özdağ'a sert cevap: "Cüce Parti" Haber

Anahtar Parti'den Ümit Özdağ'a sert cevap: "Cüce Parti"

Geçen, Sayın Özdağ’ın bir medya kuruluşuna yaptığı açıklamalarda gerçekleri çarpıttığını öne sürerek, Anahtar Parti’ye ve Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’na yönelik siyasi istikamet tanımlaması yapılmasının nezaket ve etik sınırlarını zorlayan talihsiz bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Açıklamada, son günlerde parti aleyhine yürütülen dezenformasyon kampanyalarının dikkat çektiği belirtilirken, geçmiş seçim dönemlerinde farklı siyasi kadrolardan siyasi çıkar sağlamaya çalışan çevrelerin kamuoyunun hafızasında yer ettiği vurgulandı. Anahtar Parti’nin Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, milli ve manevi hassasiyetlere bağlılığının hiçbir kişi ya da siyasi çevrenin onayına tabi olmadığı kaydedilen açıklamada, “Bu bağlılığın tayini Sayın Özdağ’ın da onayına bağlı değildir” denildi. Partinin hiçbir siyasi oluşumun “B planı” olmayacağı belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Partimiz hiçbir siyasi partinin yandaşı ve paydaşı olmayacak; milletimizin A planı olmaya devam edecektir. Partimizin gündeminde cephe siyaseti yoktur ve asla olmayacaktır.” Fuat Geçen, Anahtar Parti’ye yönelik eleştirilerin arkasında bazı çevrelerin siyaseten irtifa kaybetmesinin bulunduğunu savunarak, yürütülen kampanyaların partiyi etkilemeyeceğini dile getirdi. Açıklamanın sonunda ise Anahtar Parti’nin polemiklerle vakit kaybetmeyeceği vurgulanırken, tüm enerjisini milletle buluşmaya, vatandaşın sorunlarını tespit etmeye ve çözüm üretmeye ayırdığı ifade edildi.

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti Haber

Yavuz Ağıralioğlu: Kararsızların kararı Anahtar Parti

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Kastamonu programı kapsamındaki halk buluşmasında vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Anneler Günü nedeniyle de çok sayıda kadın katıldı. Kadınların Anneler Günü’nü kutlayan Ağıralioğlu, “Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir” dedi. Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Anahtar Parti, bir muhasebenin partisidir. Herkes susarken konuşan, herkes korkarken cesaretle ayağa kalkanlarız. Milletin hissesine bu kadar kudretli bir iktidar karşısında sessizlik düşmüşken, milletin dertlerini dert edinen ve haykırabilenleriz. Kavga etmeden eleştirebilen, çözümü içinde barındıran bir iradeyle yürüyebilen, memleketi kavgayla değil sevgiyle, parmak sallamayla değil kucaklaşarak, bölerek değil birleştirerek ayağa kalksın diye iktidarla rekabet hattını bir bayrak yarışına dönüştürenleriz. GÜZEL KONUŞMAK SİZE, GÜZEL YAPMAK BİZE DÜŞSÜN… Artık konuşarak cebimizin dolmadığı, konuşarak adaletin hızlanmadığı, konuşarak siftah yapamadığımız, aileyi koruyamadığımız ve toplumu ayağa kaldıramadığımız zamanlardayız. Hikmetli sözler söyleyerek çocuklarımızın hayallerine kavuşamadığı, sokakların güvenli hale gelmediği ve sadece güzel konuşmalar yaparak Türk milletinin zenginleşmediği gerçeği ortaya çıkmıştır. Siz çok güzel konuştunuz, mutluluk vadettiniz; okulun öneminden, eğitimin güvenliğinden ve çocuklarımızın özgürlüğünden bahsettiniz. Fakat bizim hissemize, 23 Nisan bayramında çocuklarımıza taziye vermek düştü. Siz güzel güzel konuşmalar yaptınız ama bizim evlatlarımız vuruldu. Sözlerinizi tükettiniz. Eskiden kalbinizle konuşuyordunuz, yolun başında kalbiniz vardı; sonra kalbiniz size güzel sözler söyletemeyecek hale geldi çünkü sözünüzü kirlettiniz. Güzel sözler söyleyemeyen kalbinizin önüne ‘prompter’ cihazı yetiştirdiniz. Cama bakıp konuştuğunuz için milletinizi göremediniz. Cama yazılanları okuyunca milletinizi zengin ve huzurlu zannettiniz; oraya her sorunu çözdüğünüzü yazdılar. Siz de muhasebe etmeden o sözleri oraya bakarak söyleyebildiniz. Sonra Anahtar Parti karşınıza geldi. Size dedim ki: ‘Milletinizle aranızdaki o camı kaldırın.’ Anahtar Parti sizin baktığınız camdan değil, unuttuğunuz ‘can’dan konuşuyor. Güzel konuşmak size; güzel yapmak bize düşsün… ANAHTAR PARTİ KİRLİ SÖZLERİNİZLE LEKELENMEZ… Ben, cumhurbaşkanlığı makamı bölücülerin şantajına maruz kalmasın, bölücülüğün gölgesi o makama düşmesin diye altılı masadan kalktım. Şimdi de ben, teröristin ‘kurucu önder’ olarak kabul edilmeye çalışıldığı bir iradeye karşı duruyorum. Anahtar Parti, milletten başka hiçbir gölgenin altına sığınmasın diye kuruldu; ay yıldızlı al bayrağın gölgesinden başka bir gölge tanımadığı için yola koyuldu. Böylesine hassasiyetli bir partiyi ikbal hesaplarıyla töhmet altında bırakmaya çalışanların özür dileyeceği zamanlar gelecektir. Anahtar Parti, kirli sözlerle lekeleyebileceğiniz bir parti değildir. TUTARSIZLIK KARŞISINDA DİMDİK DURUYORUZ Anahtar Parti; devletini bilenlerin, vatanını koruyanların, milletinden başka hiç kimseye eyvallah etmeyenlerin ve ay yıldızlı bayraktan başka bayrak tanımayanların partisidir. Şimdi Öcalan’a statü tartışmalarının yapıldığı, İmralı’da cezasını çekmekte olan PKK elebaşının ‘kurucu önder’ gibi laflarla anıldığı zamanlardayız. Eskiden Cumhur İttifakı tarafında en ağır küfürlerin konusu olanların, şimdi iktidar ortakları tarafından özgürlük vaat edilen insanlar haline geldiğini görüyoruz. Sanki geçen seçimde ‘bizi seçerseniz Öcalan'a hürriyet vereceğiz, PKK ile masaya oturup bu işi çözeceğiz’ demişler gibi konuşuyorlar. Biz bu tutarsızlıkların karşısında dimdik duruyoruz. HER ŞEYİ YAPAMAYIZ AMA… Siyaseti doğru yere çekiyoruz. Biz ne yapacağını bilenleriz. Bu kadar yıldır iktidarı elinde bulunduran kadronun elinden memleketi, 2002’deki aynı dertlerle geri almaya çalışıyoruz. Vaadimiz şudur: Her şeyi yapamayız, elimizde sihirli değnek yok; ama memleketi bu ‘partili cumhurbaşkanlığı’ sisteminden kurtarırız. Bakanların Meclis’e karşı sorumlu olduğu bir sistem kurarız. Meclis’e bütçe denkliği getirebiliriz. İsrafı ve yolsuzluğu engelleyecek adımları atarak her bir kuruşun hesabını verebiliriz. Sayıştay raporlarını yargıya açarız. Kamu İhale Kanunu’nu değiştiririz. Her şeyi yapamayız ama Devlet Planlama Teşkilatını kurarız. Sizin gibi sekiz yıldır ‘enflasyonu düşüreceğiz’ diye konuşmayız. Biz her şeyi yapamayız ama mülakat adaletsizliğine son veririz, mülakatı kaldırırız. Devlette nepotizme son veririz mesela. Siyasi Partiler Kanunu’nu değiştiririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama ceza davalarını iki yıl, hukuk davalarını bir yılda sonlandıracak bir liyakat kurarız mesela. ENFLASYON İLE MÜCADELEDE TÜİK’E TALİMAT VERMEYİZ MESELA… Faize verdiğiniz 760 milyar doları vermenize sebep olan savurganlığın önüne geçip, bu harcadığınız paraları millete veririz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama 20 bin lira verdiğiniz emeklilere biz 40 bin lira veririz mesela. Yurt dışına gitmiş 165 bin evladımızın her birini dönmeyi bekler gibi; bayrağı tutar gibi, vatanı tutar gibi tutar ve memleketlerinde hayal kurabilecekleri imkânlarla buluştururuz. Memlekette misafir ettiklerimizi de vatanlarında huzurla buluştururuz. Biz her şeyi yapamayız ama çocuklarımıza gıda yardımı veririz mesela. Üç yaşındaki çocuklar açlık yüzünden zeka geriliği yaşıyorsa onun önüne geçeriz mesela. Biz her şeyi yapamayız ama devlet olarak mafyaların canına okuruz. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye TÜİK’e talimat vermeyiz mesela. Dünyanın en güvenli istatistik kurumunu kurarız; enflasyonu doğru hesaplarız ki, alım gücü ne kadar bozulmuşsa yürütme bunun telafisini doğru yapabilsin diye doğru ölçeriz mesela. Bu yapabileceklerimizi yaptığımızda, memleketin tek sorununun siz olduğu ortaya çıkacak mesela. Şimdi verileri yan yana ekliyorum; ne çıkıyor biliyor musunuz? Büyük bir illüzyon var, memlekette adeta büyük bir siyasi sihirbazlık var. TEKRARLAYAN BAŞARISIZLIK VE TEMBELLEŞME… Cumhuriyet Halk Partisi de iktidarın tahterevallisi olmuş; CHP’nin varlığı, AK Parti’nin bunca maharetsizliğine rağmen iktidarda kalabilme imkânı haline getirilmiş. Hep aynı şeyi tekrarlayan başarısızlık beraberinde AK Parti’yi tembelleştirmiş; nasıl olsa seçimi kazanıyorum diye ne adaylara özenmiş, ne programa özenmiş ne de yaptığının hesabını vermiş. Üstüne de Devlet Bey eklenmiş, Devlet Bey de hudutsuz ve sınırsız destek vermiş. Nasıl olsa iktidardayız diye millet unutulmuş; iktidarda kalmanın, memleketin sorunlarını çözme fırsatı olduğu unutulmuş ve iktidarda kalmak sadece devlet olmak zannedilmiş. “PARTİLENMİŞ VE PARSELLENMİŞ SİYASİ ALANI ALTÜST EDECEĞİZ” Artık memlekette AK Parti’nin galibiyetine ihtiyacımız yok. Sizin derdiniz seçimden galip çıkmak; bizim derdimiz ise ciddiyetle iş yapmak, planlı programlı çalışmak, konulan hedeflere ulaşmak ve yapamadıklarımızın hesabını verme mesuliyetini taşımaktır. Anahtar Parti; devleti milletle, milleti hakikatle, hakikati adaletle, adaleti merhametle buluşturacak olan yönetim maharetinin tecellisidir. O yüzden bu parti; Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren, cumhuriyeti çocukları için nimet görenlerin de partisidir. Milliyetçiliği bir mahcubiyet değil gurur sayan ülkücülerin de partisidir. Yarım asrı bulan muhafazakârlığın ve dindarlığın yirmi dört yıllık iktidarında; bu kadar sorun bizim ahlakımıza yakışmaz, bu kadar yara bize gelmez diyen ve bu kavgadan yorulmuş muhafazakârların da adresi Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti; partilenmiş ve parsellenmiş siyasi alanı altüst edecek partidir. Ay yıldızlı al bayrağı bağrına basan herkesin rahatlıkla geleceği ve oy vereceği parti Anahtar Parti’dir. Anahtar Parti, her rengiyle 86 milyonun, yani milletin partisidir. Kürt’ün, Türkmen’in, Alevi’nin, Sünninin, dindarın, sağcının ve solcunun; yani bu topraklara kalbiyle bağlı olan, ‘burası vatanım’ diyen ve her karışını kutsal sayan herkesin partisidir. NE CUMHUR NE DE MİLLET İTTİFAKI KALDI! Bugün ittifaklar ve yüzde 50+1 sistemiyle ilgili çok soru soruluyor. ‘Hangi ittifakta olacaksınız?’ diyorlar. Millet İttifakı dağıldı; Cumhur İttifakı’nın ise millet nezdindeki meşruiyet kolonları yıkıldı. Geçen seçimi ‘Öcalan’ın canına okuyacağız’ diye kazandılar, bu seçimde ise Öcalan ile yol yürümeye karar verdiler. Dolayısıyla artık ne Cumhur ne de Millet İttifakı vardır; sadece millet vardır, biz varız. En büyük parti ‘kararsızlar’dır ve biz kararsızların kararının Anahtar Parti olması için yürüyoruz. İktidardan memnun olmayıp kararsız hale gelen seçmen, Anahtar Parti ile birleşerek bizi iktidar yapabilecek güce ulaştırabilir. İttifak yapmaya çok hevesliyseniz; Anahtar Parti lokomotif olarak yoluna devam edecek ve size koordinat çizecektir. O koordinatları tutturanlar gelsin bizimle ittifak yapsın. ANAHTAR PARTİ’NİN İTTİFAK KOORDİNATLARI… Anahtar Parti ile ittifak yapma koordinatlarından bahsedelim, herkes hizaya girsin. Devletini devlet bilenler, vatanını vatan bilenler, teröriste terörist diyebilenler, resmi dili, üniter yapıyı koruyabilenler, Anayasa’dan taviz vermeyenler, memlekette devleti kendi malı zannetmeyenler, haram yemeyenler, yalan demeyenler, bölücülere selam vermeyenler, bölücüleri ağırlayıp uğurlamayanlar, devletin imkânlarına namusu gibi bakabilenler, kamunun kaynaklarını koruyabilenler, sınırlarımızı bekleyebilenler, sınırlarımızı kevgire çeviren, sonra da çocuklarımızın hayatlarını kabusa çeviren bu uyuşturucu trafiğine engel olabilenler, demografimizi yönetebilenler, aileyi koruyabilenler, adaleti tecelli ettirebilenler… ‘ÇIKACAK’ İLE ‘KALACAK’ ARASINDA FARK YOK! Şimdi ima şu, ‘Sen acaba Cumhur İttifakı’yla beraber olur musun?’ Hayır; adamlar Öcalan ile yürüyor, nasıl beraber olacağız? Altılı Masa zamanında Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Selahattin Demirtaş ben gelince çıkacak’ diyordu. Ben de diyordum ki; siyasetçiler adalete emreder gibi konuşamaz, adalet tecelli eder. ‘Ben gelince çıkacak’ demek ile ‘ben burada olduğum müddetçe kalacak’ demek arasında hukuk devleti açısından bir fark yoktur. Şimdi Cumhur İttifakı; Meclis’te siyasi temsil, Öcalan’a ‘kurucu önder’lik ve statü konuşuyor. Siyasetin liyakat ve adalet dengesinin bozulduğu bu berbat iklimde Anahtar Parti, milletle ittifak yapacaktır. Bizim tek bakacağımız şey ay yıldızlı al bayrağımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığıdır.” Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, halk buluşmasının ardından Kastamonu sokaklarında esnafla sohbet etti; kadınların Anneler Günü’nü çiçeklerle kutladı. Ağıralioğlu, program kapsamında partisinin Kastamonu İl Başkanlığı açılışını da gerçekleştirdi.

Yavuz Ağıralioğlu: Eğitimsiz başaramayız, üretimsiz kalkınamayız! Haber

Yavuz Ağıralioğlu: Eğitimsiz başaramayız, üretimsiz kalkınamayız!

Afyonkarahisar İl Başkanlığı açılışı ve halk buluşması yoğun katılımla gerçekleşti. Programda genel başkan yardımcıları , MYK ve Kurucular Kurulu üyeleri, il başkanları yer alırken Bursa İl Başkanı Fikret Aslan ve Bursa teşkilatı da katılım sağladı. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Afyonkarahisar’da düzenlenen basın toplantısında, “Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum” diye konuştu. MEMLEKETTE KAVGAYA İHTİYAÇ YOK Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Anahtar Parti, bir parti hevesinin, ‘bir tane de bizim olsun’ duygusunun değil; bizim olan milletin olsun, milletin olan bizim olsun, 86 milyon partilimiz, partilimiz 86 milyonun mesuliyetini duyabilsin diye yeni bir siyasi merkez inşa etmeye karar verdik ve öyle kurulduk. Bu kadar parti varken bir parti niye olsun diye bir soruya muhatap olacağımızı biliyorduk. Bu partiyi partiden daha fazla bir şeye tekabül etsin diye çok ciddi bir siyasi muhasebeden sonra milletin teveccühüne takdim edebildik. Dolayısıyla memlekete parti lazım mı? ‘Değil; plan lazım’. Memlekette partilerin birbirini yenmesine ihtiyaç var mı? ‘Hayır’. Memlekette memleketin sorunlarını yenecek bir yönetim maharetine ihtiyaç var. Memlekette bir mezhep, meşrep, aidiyet, değerler etrafında bir kavgaya ihtiyaç var mı? ‘Hayır.’ ANAYASA İÇİN HÜKÜM ÖNERİSİ… 6 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmekten bahsetmektedir. O yüzden baktık ki düşmüyor. Bu kadar başarısızlığa rağmen seçimde de başarılı olunamıyorsa, birtakım müeyyideler konulmalıdır. Lüzumsuz lakırdıya gerek yoktur. 8 çeyrekte enflasyonu tek haneli rakamlara düşüremeyen hükümet, 90 gün içinde seçime gider diye bir madde anayasaya yazılmalıdır. Başarısız hükümet seçime gider diye bir karineyi biz Anayasaya yazmalıyız. Yani 8 çeyrekte, 2.5 senede Anayasaya bir hüküm yazalım ki başımıza ne geleceğini bilelim! Kuruluşumuzdan bugüne canhıraş sahalardayız. Çok zor olan bir mücadeleyi verdik, başardık. Bütün illerimizle teşkilatlandık. Birkaç ilçemiz tamamlanınca da 900 olacak. Yani Türkiye’nin tamamında teşkilatlandık. 161. parti olarak kurulduk. Şu anda ilk beşteyiz. Baraj problemi olmayan bir partiyiz! Anahtar Parti, Türk milletinin önümüzdeki dönemi için merkez namzedidir. Siyasetin merkezine bir yönetim teklif ediyoruz. Kimlik tartışması, değer tartışması yapmayacağız. Merkezine adaleti koyduğumuz, hesap verilebilirliği önemsediğimiz, öncelediğimiz, şeffaflığı bir sisteme dönüştürdüğümüz, parlamentoyu etkin hâle getireceğimiz, yargıyı tam bağımsız olarak milletin sığınacağı liman hâlinde planlayacağımız, eğitimin kalitesini, üretimin niteliğini, millete nitelikli gıda yedirme hassasiyetini, kendi kendine yeten bir ülke diye bir söz vardı. Sözde kalmasın da Türk milletinin yine övüncü olsun diye kendi kendine yetebilen bir ülkeyi yeniden ayağa kaldıracağız. Eğitimsiz mümkün değil, üretimsiz mümkün değil parolası Anahtar Parti’nin parolasıdır. Eğitimsiz kalkınamayız, üretimsiz başaramayız. SAHADA TEBESSÜM VE GÜVEN VAR… Önümüzdeki dönem herkesin kapısını çalabilecek, herkesten oy isteyebilecek, herkesle omuz omuza, kol kola Türk milletinin geleceğini inşa edebilecek bir partiyiz. Bizdendi değildi demeden 86 milyonun kapısını tek tek çalabilecek, bizim mezhep, sizin meşrep demeden ay yıldızlı al bayrağın altında olan herkesle omuz omuza Türk milletinin yarınlarını inşa edecek en mühim potansiyele sahip partiyiz. Tebessüm görüyoruz sahada, güven duyuluyor bize. Aleviydi, Sünniydi, sağcıydı, solcuydu, Türkmendi, Kürttü diye milletin ayaklarına bağlanmış prangalardan milletin kurtarılmasının yolunun, 86 milyonun aile olarak görülebildiği, ay yıldızlı al bayrağın altında cumhuriyetimizin demokrasi ve hukukla taçlanmış güçlü geleceğine, zengin bir ülke kurabilmeye inanıyorum. SİYASETTE AKRABAYA KONUŞUR GİBİ KONUŞULMALI… Siyasette nezaket bir mecburiyettir. Yani beğenmeyebilirsiniz insanları ama insanların huzurunu kaçıramazsınız. Hususiyetle şöyle davranılmasını çok arzu ederim ben; herkesin evinde, hanesinde, akrabasında her partiden insan vardır. Akrabalarınıza nasıl konuşuyorsanız parti konuşmasını öyle yapmak zorundasınız. CHP’li akrabalarınız varsa, akrabalarınıza küfretmiyorsanız, hakaret etmiyorsanız, akrabalarınızı rencide etmiyorsanız CHP’ye oy verenleri de, CHP’lileri de rencide etmeyeceksiniz. AK Partili akrabalarınız varsa AK Partililere akrabalarınızla konuşur gibi konuşacaksınız. MHP’li akrabalarınız varsa, MHP’liyseniz onlarla nasıl konuşuyorsanız öyle konuşacaksınız. Bu Güneydoğu’da da böyledir. Çokları vardır ki işte kendisi MHP ilçe başkanı, amcasının oğlu diyelim, işte HDP’de yönetici. Böyleleri de vardır. Bölücülük hariç, devlet-millet düşmanlığı hariç partililiğin aileye konuşulur gibi konuşulması gerektiğine çok inanırım. Çünkü kendi ailemizden başka partiye oy veriyorlar diye kimsenin kalbini kırmıyorsanız, milletinizi de aile sayacaksınız. Siyasetin terbiyesi bence bunu mecbur hâle getiriyor. Bence böyle olmak zorunda. Akrabayı korur gibi. Ailenizi korur gibi; Anahtar Parti’nin memleket hizmet parolasında bu duygu çok hâkimdir. O olsun diye arkadaşlarımı da çok tembihliyorum. Biz evini, hanesini toplamak isteyen gurbetten gelmiş evlat gibi olalım. Ailesini toplamak zorunda olan, aileyi ayağa kaldırmak zorunda olan evlat gibi. TÜRKLER KENDİSİ GİBİ OLMADIĞINDAN DÜNYA BU HALDE! Türk milleti yerinde duramadığı için dünyanın dengesinin bozulduğuna inanırım. Türk milletini tarihten çektikleri için çekmeye çalıştıkları için dünyanın muvazenesinin bozulduğuna inanırım. Herkes kendisi gibidir. Türk milleti kendisi gibi olamadığı için dünyanın bu hâlde olduğuna inanırım. Bize karşı üstünlük sağlayamadıkları günlerden itibaren Türk milletini güçlü yapan her şeyi bozmaya kastetmiş bir hesabın Türk milletine bu finali yaşattığına inanırım. İnsanlığa borcumun eşiti bende şu: Türk milletini yerine taşımak. Gazze’ye merhametin eşiti bende şu: Türk milletini eski kudretli zamanlarına taşımak. Doğu Türkistan’a bir şeyler yapabilir miyizin eşiti: Türk devletini kudretli hâle getirmek. Musul’a, Kerkük’e, Karabağ’a, Azerbaycan’a, neremiz varsa, nerede hicrana düşmüşsek, insanlığın ufkunda nerede zulüm varsa, ufuk karardıysa orada aydınlık için Türk milletini insanlığın ufkuna teklif etmek. Dolayısıyla benim Türkçülük Günü vesilesiyle Türklüğüm adına, Müslümanlığım adına, cumhuriyetçiliğim adına muhafaza etmek istediklerimin merkezine Türk milletini koyuyorum. Çünkü Türk milleti yerinde değil diye dünyanın bu hâlde olduğuna inanıyorum ben. KİMSEYE; KÜRTSÜN, ALEVİSİN, SÜNNİSİN DENİLMEZ Cumhuriyeti şöyle bir nimet biliyorum: Ben Trabzon’da doğdum, Yozgat’ta büyüdüm. Cumhurbaşkanlığı dâhil devletin bütün makamlarına hayal kurabiliyorsam bana bunu cumhuriyet veriyor. Hakkâri'den bir cumhurbaşkanı gelir; Kürt de olur, Zaza da olur, Alevi de olur, Sünni de olur, Tunceli'den de gelir, her yerden gelir. Bu toprakların evlatları her makama talip olur, her makama gelir. Kimseye ‘Sen tutmazsın, Kürtsün, Alevisin, Sünnisin’ denilmez. Herkes her istediği yerden gelir. Cumhuriyet de zaten bunun imkânı demektir. Tayyip Erdoğan Rize'den katılmış yarışmaya, devletin en üst makamına gelmiş. Abdullah Bey Kayseri’den katılmış yarışmaya, Demirci Ahmet’in oğlu cumhurbaşkanı olmuş. Binali Bey Erzincan’dan. Kara Kuvvetleri Komutanımız var, Genelkurmay Başkanlarımız var. Hava Kuvvetleri Komutanı Malatya’dan. Cumhurbaşkanı çıkarmışız, Bayburt'tan kuvvet komutanı çıkarmışız. Kürt cumhurbaşkanımız da olmuş. Kimin aklına gelmiş bu Kürt’tür? Kim diyebilir bu Kürt’tür, bu Türkmen’dir? Ne demek yani, ne münasebetsiz laflar bunlar? O yüzden biz 85 milyon bir aileyiz ve bu aile bütünümüz içerisinde kimsenin aidiyetini, ekâliyetini konuşuyor değiliz; hürmetsizlik yok. Ama terör ve terörizme müsamaha asla yok, asla. Böyle bir şeye müsaade edemeyiz.”

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Türkiye'de yaşanan olaylara tepki! Haber

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Türkiye'de yaşanan olaylara tepki!

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, NOW TV’deki Çalar Saat programında İlker Karagöz’ün konuğu oldu. Maaşlarını alamadıkları için Eskişehir’den Ankara’ya yürüdükten sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde gözaltında alınan 110 madenci ile ilgili üzüntülerini dile getiren Genel Başkan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi: “Meselelerle, münasebeti devamlı probleme dönen bir ülke haline geldik. Program başlığınız olan ‘Reva mı’ çok değerli bir başlık. Bu aslında Anahtar Parti'nin siyasi mesuliyet trampleni. Biz aslında bu kelimenin karşılığına kurulduk. Bu memlekette yaşadıklarımız bu millete reva mı? Çocuklarımızın okulda çektikleri onlara reva mı, madenler açılıyor. Madenler açılırken civarda bozulan ekosistem, o bölgede yaşayan insanlara bunlar reva mı? Emeklilerin yaşadıkları onlara reva mı? Çocuklarımız eğitim görmek istiyorlar. Eğitimde yaşadığımız sorunlar çocuklarımıza reva mı? SANAYİCİLERE SORUN; ‘BU FAİZ BİZE REVA MI’ DER! Madenlerimiz çıkarılırken çıkarana kadar çatışma çıkıyor. Çıktıktan sonra memleketin kaynaklarını zenginlik sebebi yapacağız diye bir hassasiyet gelişiyor ama memleketin toplumsal beraberliği zayıflıyor, tartışmaya başlıyor. Biz işimizi dört başı mamur yapamıyoruz. Aslında bu kadar güzel bir memleketin, bu kadar imkânı bol bir memleketin, bu kadar insanı güzel bir memleketin, meselelerini doğru yönetebilse dünyanın en saygın, en zengin, en müreffeh ülkelerinden biri olacak memleketin bu halde olması millete reva mı, devlete reva mı, bize revamı yahu? Emekliyi yakalıyorsunuz bu bize reva mı diyor. Dar gelirli, asgari ücretli bu bize reva mı diyor. Sanayiciye sorun. Bu kadar faiz bize reva mı diyor, esnafa sorun bu kadar enflasyon bize reva mı diyor. Bu şartları öğretmenlere sorun. Öğretmenler ‘bu kadar elimizin kolumuzun bağlı hale gelmesi ve çocukları eğitmek zorunda kaldığımız bu süreçte yaşadığımız şartlar bize reva mı’ diyor. Herkes bize reva mı diyor. Bu yaşadığımız şeyler bize reva mı? SESLERİNİ DUYURMAK İÇİN GELİP FİNALİ KODESTE YAPIYORLAR! İnsanların çalışıp yıllarca emek ettikleri yerden elleri iki yanlarına düşmüş çaresiz bir şekilde ‘sesimizi devletimize duyurmak istiyoruz’ diye gelip finali kodeste yapmaları! Bu mesela Türkiye'nin yönetim fotoğrafına reva mı? Görüntümüze bakın; çocuklarımız öldürülüyor, madencilerimiz tutuklanıyor, öbür tarafta eylemler var. Altın, insan ticareti, kara para aklamaları, mafyalar, çeteler, uyuşturucu operasyonları dışarıda bir görüntü var. Türkiye'yi büyük bir fotoğrafın üstüne koysanız bir jenerik aksa o jenerikte olanlar bu ülkeye reva mı? Bu görüntü biz miyiz? Koca Türk milletinin dışarıya verdiği görüntü bu mu? Her gün uyuşturucu operasyonuyla uyanıyoruz. Her gün sansasyonel, dehşetli bir şey yaşıyoruz. Her gün büyük acılar yaşıyoruz. Her gün bir konkordato duyuyoruz. İntihar duyuyoruz. Kaçakçılık duyuyoruz. Mafyalaşma duyuyoruz. Çocuklarımızın katlini duyuyoruz. Eylem duyuyoruz. TÜRKİYE’DE YAŞANANLAR YÖNETİM TÜRBÜLANSIDIR! Bu nedir? Bu yönetim türbülansıdır. Bu Türkiye'de yaşadığımız şey bir türbülanstır. Bir dağınıklıktır. Plansızlık, programsızlık, strateji geliştirememek, doğru okuyamamak, dünyayı doğru okuyamamak, durumu doğru okuyamamak. Her şeye bakacaksınız, tedbir alacaksınız. Biz şimdi ne görüyoruz genelde? Karşılaştığımız her sorundan sonra dehşet yaşıyoruz. Yaşadığımız şeyin dehşetinden sonra tedbir konuşuyoruz. Tedbir önceden konuşabilen, önceden önlem alabilen, önceden başa bela gelmeden, başa acı gelmeden, büyük acılar ve yıkım yaşanmadan tedbir alabilen devlet kapasitesi konuşamıyoruz. Heyelan oluyor, tedbir konuşuyoruz. Sel oluyor, tedbir konuşuyoruz. Deprem oluyor, tedbir konuşuyoruz. Katliam oluyor, tedbir konuşuyoruz. Arsızlık, hırsızlık, yolsuzluk tedbir konuşuyoruz. İsraf olup hep tedbiri sonradan konuşuyoruz. Tedbir, adı üstünde tedbir önceden alınana deniyor. Sonradan alınan şey tedbir değildir, o mecburiyettir. O mecburiyet de gideni getirmez. SORUNLAR NE ZAMAN ÇÖZÜLECEK; 2053’TE Mİ? Biz evlatlarımıza memleket bırakacağız. Cumhurbaşkanı'nın bir tweetini gördüm. ‘Çocuklarımıza huzurla yaşayacakları bir memleket kuracağız inşallah.’ 24 yıldır iktidarda sayın Cumhurbaşkanı. Söylediği söz bu. İnşallah kuracağız dediğinize göre bunu ne zaman planladığınızı da söylerseniz memnun olacağız. 24 yıldır icranın başındasınız. Sizin iktidara geldiğiniz zaman doğan çocuklar 24 yaşında. O dönem ilkokul çağındakileri de katarsanız 30-35 bandında yaşı olanlar sizinle hayatı tanıdı. Şimdi bu kadar büyük bir imkânı nasıl kullanmış ya da kullanamamış olmalısınız ki siz ‘çocuklarımıza huzurla yaşanacak bir memleket kurmak zorundayız’ diyorsunuz. İktidara yeni geliyormuşsunuz gibi konuşmaya başlıyorsunuz. Çözmeyi vaat ettiğiniz programlar ve sorunların hepsi duruyor. Sonra siz hepsiyle ilgili muazzam bir toplumsal yükle karşılaşınca arzı endam ediyorsunuz milletin karşısında ki; ‘biz bunları çözeceğiz evelallah.’ Ne zaman 2053'te mi? ÇOCUKLAR OKULA AÇ GİDİYOR! Çocukların aç olduğu, okula aç gittiği bir ülkede siyaset vazifesini yapmıyor demektir. Onu bilecek. Bunu planlayacak. Çocuklara okulda yemek verilecek. Kreşler konuşuluyor, kreş açılacak. Güvenlik yok, güvenliği sağlayacaksınız. Bunun için evlatlarımızın katledilmesini beklemeyeceksiniz. Daha önce duyacaksınız. Akran zorbalığı var. Engelleyeceksiniz. Bunu engelleyecek mekanizmaları kuracaksınız. Bütün bunlar bizim siyasi olarak hükümet rekabetinden söylediğimiz değil, devletin, milletin istikbaline söylediğimiz şeyler. Buna kapasitesi olan bir memleketiz. 19 milyar dolar faiz ödedik 2026’nın ilk 3 ayında. Faiz, ana para değil! Faiz ödemesi böyle olan bir memlekette 86 milyonun alın terini faiz lobilerine öderken para buluyorsunuz. Çocuklarınıza yemek parası bulamıyorsunuz. Buna kimseyi inandıramazsınız. Bu faize sebep olan israf sarmalını, yönetim zafiyetini ortadan kaldırırsınız.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.